Okunma: 5070 kez
Bir dersimde istenen bir projeyi birazda deyim yerindeyse maskaralık katarak bir hikaye haline dönüştürdüm ve sizinle paylaşmak istedim.
İçinde geçen yöntemler ise şuan NASA dahil olmak üzere birçok bilimadamının Marsta hayatta kalabilmek için oluşturdukları projelerin en ilgi çekici ve gerçekleştirebilecekleri şeyler.
Hikayenin temeli Marsta oksijen yetersizliği yüzünden toprak altında yaşamaya mecbur kalan Marslıların artık bu durumdan sıkılarak Dünyalılarla bir işbirliği yapması ve küresel ısınmadan dolayı mahvolmuş Dünyanın artık terk edilerek Mars ın yeni bir yuva sayılması.
Yıl 2250. Toprak altından çıkışımızın 100. yıl dönümü.
Değerli Marslı kardeşlerim ve siz Dünyalı hemşehrilerim!
Marsın yüzeyinde yaşamaya başladığımız anın 100. yılını büyük sevinçlerle kutluyor
ve bunda emeği geçen tüm Marslı bilimadamlarımızı saygıyla anıyoruz.
Bildiğiniz gibi
"geçmişini bilmeyen geleceğine de güvenle bakamaz".Bu sözü kendimize mihenk taşı kabul edip
her yıl Marsın yeryüzüne çıkışımıza olanak sağlayan değerli bilimadamlarımızın yazdığı
"Toprak altından ilk filiz" çalışmasını sizlere okuyoruz.Bize bu güzelim Marsı nerelerden alıp
bu duruma getirdiklerini anlatarak konuşmamı burada bitirmek istiyorum.
Unutmayın artık yaşayacak tek "Bir" Marsı'mız var.
Yıl 2010.Kendimi bildim bileli Marsın toprağı altında yaşıyorduk.
Ha suyumuz vardı ama bu kadar da olmaz ki millet artık isyan ediyordu.
Bende bu gerçeği gördüm ve bir Marslı olarak tüm hayatımı Marsın yüzeyinde nasıl yaşayabiliriz
sorusuna cevap bulmaya adadım.
Yıl 2025.Artık yeteri kadar atmosferimiz ve teknolojimiz hakkında bilgimiz olmuştu.
Hatta Güneş sisteminde yaşıyan komşumuz Dünyalıları bile teknolojide ve bilimde yüzlerce yıl geride bırakmıştık.
Haberler geliyor dünyalılar o kadar sera gazı üretmeyi başarmışlardı ki artık Küresel Isınma
Dünya nın kutuplarını bitirmiş, şehirlerini yok etmiş ve hepsi açlıktan kıvranıyorlardı.
Bunun içinde belki Marsta yaşayabiliriz diye küçük küçük uydular yollayıp atmosferimizi araştırıyorlardı.
Hatta bir seferinde büyük uğraşlar sonucunda yollanan bir uydudan çıkan küçük,robot bir araba az biraz
ilerledikten sonra bir kayaya çarpıp durmuştu.Bizde araştırmaları kesilmesin diye taşı önünden almıştık.
Birden aklımın derinliklerinde bir ışık yandı(BİNGO!)
Bizim atmosferimiz çok inceydi ve her yıl küçülüyordu.Yüksek oranda CO2, kutuplarda buzul olarak bulunuyordu;
çok az bir miktarda da serbest O2 vardı atmosferde fakat nefes almamıza bile yetmiyordu çünkü hemen yüzeyde
demirle etkileşime girip "pas" oluşturuyordu(zaten onun için Mars kırmızı ya!).Geri kalan miktarlarda zaten
ince olan atmosferden uzaya kaçıyorlardı.Yüzeyde yeterince suyumuzda kalmamıştı.Milyonlarca yıl önce,
atmosferimizinde gittikçe incelmesiyle, denizlerimizin ve okyanuslarımızın bir miktarı buharlaşıp kaçmıştı
geri kalanlarda hem kutuplardaydı hem de toprak altına inmişti(permofrostun etkisiyle yeryüzüne çıkamıyordu).
Diğer karasal olan komşularımızı araştırmaya başladım.Merkürde yaşayamazdık.Mars oradan çok daha iyiydi,
atmosfer diye birşey yoktu;Güneşe çok yakındı;zaten su da hiç yoktu.Dünyanın uydusu Ay a çok benziyordu.
İkiside artık iyice aktifliklerini yitirmişlerdi ve bizim için pek yardımı olmazdı Merkürün.
Hemen sonra Venüs geliyordu.Hemen hemen Dünya kadardı.Zaten yeryüzü olarakta Dünyaya çok benziyordu.
Ama ne varki, atmosferine bakınca çok kalın olduğunu gördüm, çok büyük miktarda CO2 içeriyordu ve
bu da büyük bir sera etkisi oluşturuyordu.Bundan dolayıda gece-gündüz sıcaklık farkları öyle büyüktü ki
orada yaşamamız imkansızdı.Ve en yakın komşumuz Dünya kalıyordu. En azından canlılıkları vardı ve
biz bundan yararlanıp Marsımızı yaşanılası bir yer kıla bilirdik.
Bundan dolayı Dünyalılarla bir anlaşma yapıp;onların, (kullanıpta Dünyalarını Küresel Isınmayla mahvettikleri)
sera gazlarını kullanabilirdik(özellikle CO2 gazı ki elektrik,ulaşım ve benzeri amaçlar için yaktıkları
fosil yakıtlardan çıkıyordu ve ayrıca perfülorakarbonlar(PFC) ve klöroflorokarbonlar(CFC) çünkü bu iki gaz
hem daha az uçuculuğa sahipti hemde biyolojik hayatımıza zarar vermiyordu).Zaten CO2 kutuplarımızda bir hayli
buz olarak bulunuyordu.Ondan faydalanmak için atmosferi ısıtmamız ve basıncı azaltmamız gerekiyordu.
Bu nedenle Marsın atmosferine pompalayacağımız holo karbon gazları (PFC ve CFC) kalkan görevi üstlenerek
Mars’ın Güneşten aldığı sıcaklığın ve iç sıcaklığının uzaya dağılmasını engelleyecek ve yapay olarak
harekete geçirilen bir sera etkisi oluşturacaktı.Isınan ve kalınlaşan atmosferin yardımıyla hem
yer altında ki suyumuzu yer üstüne çıkarıp hem de Mars;ın donmuş sularını eriterek pek ala bir denge
sağlayabilirdik.Bir tek sorunumuz daha kalmıştı:atmosferdeki O2 miktarını nasıl arttıracaktık?
Bunun içinde yine Dünyayı kullanacaktık.Dünya da O2 nin %70 lik kısmını alg ler üretiyordu ve
geri kalanınıda bitkiler.
Kısacası, bitkilerin ve alglerin büyümesini arttıracak ve böylece gezegenin
oksijen desteğini arttıracaktık. Ve eğer biz Marsta da bu canlıları yetiştirebilirsek yaklaşık 100 yıl
içinde hem bizim hemde Dünya da hayatta kalan komşularımız için yeni güzel bir Mars inşaa edebilirdik.
Yıl 2050.İşe koyulduk.
Dünyalılarla anlaşıp bizim uzay gemilerimizle hemen süper sera gazlarını (PFC ve CFC)
Marsa getirip atmosfere pompalamaya başladık.
Yıl 2150. 100 yıl boyunca araştırmayı başka Marslılar
sürdürüp; gazları pompalayarak bir kalkan oluşturmayı başardılar.Bununla birlikte 100 yıl boyunca kültür ortamında
özel bir şekilde Dünyadan getirilen ve atmosferin kalınlaşmasıyla birlikte çoğaltılmaya başlanan
algler ve bitkiler ortama O2 salınımına başladılar.
Ve böylece bilim ve teknolojimizin en son noktalarını kullanıp Marsın yüzeyini artık yeni yurdumuz yapmıştık.
Bununla birlikte Marsa sanki ilk gelişimizmiş gibi yüzeye ayak bastık. İlk adım bir Marslı için küçük bir adımdı
ancak Marslılar ve Dünyalılar için büyük bir adım oldu.
Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
Ya Marsta Yaşamaya Mecbur Kalırsak!
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |