Okunma: 5055 kez
Henüz 35 yıldır hayatımıza girmiş olan ve hiç durmadan gelişen BilgisayarTeknolojisi, önümüzdeki yıllarda artık tahtını Nano Teknolojiye ve SentetikBiyolojiye bırakacak gibi görünüyor. Nano Teknolojiye olan rağbet ile gelişenküçük boyutlardaki teknoloji devrimi, 2003 yılında insan DNA sının çözülmesiyle,bilim insanının hayalini kurduğu canlıları oluşturan temel element olan DNA ya dahadetaylı nasıl ulaşabileceği konusunda büyük kolaylık sağlamaya başladı.
Henüz 35 yıldır
hayatımıza girmiş olan ve hiç durmadan gelişen BilgisayarTeknolojisi,
önümüzdeki yıllarda artık tahtını Nano Teknolojiye ve SentetikBiyolojiye
bırakacak gibi görünüyor. Nano Teknolojiye olan rağbet ile gelişenküçük
boyutlardaki teknoloji devrimi, 2003 yılında insan DNA sının
çözülmesiyle,bilim insanının hayalini kurduğu canlıları oluşturan temel
element olan DNA ya dahadetaylı nasıl ulaşabileceği konusunda büyük
kolaylık sağlamaya başladı. Bilgisayariçerisindeki devrelere benzer
şekilde standart olan genetik yapı, gelişenteknoloji ile birlikte artık
bilim insanları için DNA yı bir “LEGO” ile oynarken
parçalardan ev yapmak kadar kolayhale getirip, yararlı fonksiyonların
kullanılabilmesinin ya da hastalıklarıntedavi edilebilmesinin önünü
açtı. İnsan DNA sının şifresini ilk çözen biliminsanlarından olan Craig
Venter’ın deyişiyle teknoloji insanların istediklerikarakteristik
yapıları değiştirmek için “Sentetik Biyoloji” programını, bir
“Enter”tuşu kadar yakınlaştırdı (2020 Science, 2008).
Sentetik Biyoloji’nin bize sunduğu olanakları, bilim insanlarına tanıtmakamacıyla, Uluslararası bir nitelikte dünyanın en iyi üniversitelerinden olanMassachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nde 2004 yılından itibaren bir yarışmadüzenleniyor. Uluslararası Genetik Mühendisliğiyle Geliştirilmiş Makine(International Genetically Engineered Machine - iGEM) adıyla düzenlenen yarışmaya dünyanın çeşitliyerlerinde bulunan üniversitelerden gelen takımlar, sentetik biyoloji ve mühendislik yaklaşımlarını kullanarak biyolojik çalışmalara yeni birperspektif katıyor. Girişimciakademisyenlerin ve gönüllü araştırmacı öğrencilerin, DNA’yı yenidenyapılandırarak standart biyolojik parçalar oluşturup tüm araştırmacıların kullanımınasunmuş, özgün ve yararlı fonksiyonların herkes tarafından kullanılabilmesiniamaçlamışlardır. Her yarışmanın başında oluşturulan genetik parçaların bulunduğu bir DNA seti ile çalışmaya başlayan biyoteknoloji konusunameraklı yüksek lisans,lisans ve lise seviyelerindeki öğrenciler, günlük yaşamdakarşılaştığımız problemlere çözümler getirebilecek yeni genetik programlaroluşturmaya çalışıyorlar (NatureBiotechnology, 2009). Böylece, bakteri ve diğer bazı organizmaların genetikyapıları, özelleşmişfonksiyonlar kazandırılarak tekrar tasarlanmaya çalışılıyor. Yarışmanınfinalinde ise takım üyeleri, araştırma projelerini içinde akademisyenlerin, endüstri vesosyal bilimler alanında uzman kişilerin bulunduğu bir jüriye ve diğer takımlara sunuyor. Yarışma sonucu üniversitetakımlarına proje fikirlerinin tutarlılığı, deneylerinde ulaştıkları sonuçlarve projelerinin bilim dünyasına katkısı göz önünde bulundurularak Altın, Gümüşve Bronz madalyalar veriliyor. 6 klasmanda geliştirilen projelerden en iyileri tümtakımların önünde, MIT Kresge Center da, açıklanıp ve tekrar yapılandeğerlendirme sonucunda şampiyon olan takım bir yıllığına özel LEGO tasarımlıödülü ülkesine götürme şansını yakalıyor.
Sentetik Biyoloji, ülkemizde henüz duyulan bir alan olmasına rağmen; iGEMyarışması Nature ve Science’a bir çok kez konu olmuş ve ÜniversiteOlimpiyatları şeklinde de adlandırılmıştır. Bu yarışmaya hem üniversitemizi hemde ülkemizi temsilen 2007 yılından itibaren katılan ODTÜ iGEM takımlarıküçümsenemeyecek ve artan başarılara imza atmışlardır. İlk kez 2007 yılındaTürkiye’den katılan ve tek üniversite takımı olan ODTU iGEM Takımı, teorikolarak oluşturdukları üç orijinal proje fikirleriyle yarışmaya katıldı veiçlerinde “Işığa duyarlı metal iyonutaşıyan bakteri” projesi ile bronz madalya kazandı. 2008 yılında ise projelerini hayata geçirmek için deneylerini yapmayabaşlayan ODTÜ Takımı, çevrenin zararlı metallerden temizlenebileceğini veya metallerin diğer metallerden ayrıştırılabileceğini göstererek bronz madalya almaya hak kazandı. ODTÜ iGEM 2009 Takımı ise yepyeni bir proje ile yarışmaya katılıpmazisindeki başarı çıtasını bir üst seviyeye çekmeyi başardı. İnsanlardayaraların iyileşmesini uyaran gelişme faktörlerini salgılayan bakterileri dizayn ederek hazırladıkları “Yara bandı” adlıprojesi ile ODTÜ Takımlarının katılımından buyana kazandığı en büyük başarı olan gümüş madalyayı ülkesine götürdü.
ODTU, 2010 yılında ise yarışmaya 2 takım göndermeye hazırlanıyor. BiyolojikBilimler öğrencilerinden oluşturulan METU_TURKEY isimli laboratuar takımı vebilişim sistemleri öğrencilerinin oluşturduğu METU_TURKEY_SOFTWARE isimliBiyoenformatik takımı, Türkiye’yi ABD’de ki iGEM finalinde 2 klasmanda göğüsleyecek. Yrd.Doç.Dr. Can Özendanışmanlığında araştırmalarını sürdüren METU_TURKEY Takımı, yapacaklarıprojede sentetikbiyoloji metod ve araçları kullanarak insan hücrelerinde nanoparçacıklarınzararlı etkilerinin aşamasını ve şiddetini gösteren genetik elementlerin tasarlanması üzerine çalışacaklar. Yrd.Doç.Dr. Tolga Can ve Dr. Yeşim Aydın Sonun danışmanlığında yürütülen METU_TURKEY_SOFTWARE Takımı ise takımlarınçalıştığını göstererek eklemiş oldukları biyolojik devreleri, grafik teorisinintemel prensiplerini kullanarak, devreler arasındaki bağlantıyı amaca en uygunşekilde sistem içerisinde tasarlayıp,verilen fiziksel yada kimyasal bir girdinin sistem içerisinde takip edebileceğiyolları “en uygun yol bulma algoritmalarını” kullanarak en etkili ve amaca enuygun olanlarını görsel bir şekilde araştırmacıya sunabilen bir yazılımgeliştirmektir. Takımlarımızın projelerini geliştirmeleri sırasında yaşadığısorunlar bazen projeden bağımsız maddi kaynaklı sorunlarda olabiliyor.Dolayısıyla Türkiye’nin şartları göz önüne alındığında takımlarımızın şimdiyekadar gösterdiği başarı daha önem kazanmaktadır. Yarışma süresince takımlarımızbazen projeleri ile kalmayıp maddi zorluklarla da yarışabilmektedir.Takımlarımız, laboratuar ortamında geliştirilen projelerde giderlerin de çokfazla olması nedeniyle, sponsorluk arayışlarının proje fikri bulma gibi zor biryol olduğunu söylemekten edemiyorlar. Herşeye rağmen, bu yolda gösterdiklerikararlılıkla çok daha başarılı, finalist takımlardan biri olacaklarını hattahiç durmadan çalışarak şampiyon dahi olacaklarını sözlerinin sonuna eklemeyiunutmadılar.
Dünya üzerinde artan nüfus yoğunluğu, besin kıtlığı ve bunları takip edengenetik hastalıkların gelecekteki tek çaresi olarak görülen GenetikMühendisliği konusunda baş aktör olan Sentetik Biyoloji konsepti hiç durmadantüm dünyada hızla gelişiyor. Ve sentetik biyoloji ile ilgilenen ülkelerin ağırlığı,akademik çalışmalarında ve şirketlerin çalışma alanlarında hissediliyor. Yenigelişen bu alanda ülkece treni kaçırmamak ve faydalarından yararlanmak içinsentetik biyolojiyi, ülkemizde önder olan bir üniversite olarak desteklemek vegeliştirmek en önemli görevlerimizden biri olmalıdır.
Bilgiiçin: http://2010.igem.org/Main_Page
2009 Türkiye iGEM Takımı: http://2009.igem.org/Team:METU-Gene
Etiketler:
Bilimler
Genetik
DüNyA artık DNA!
|
| 1 | özge özgüç 2010-05-19 14:47:51 etkileyici fikirler bulmuşlar ülke olarak dahada yüksek başarılara imza atarız umarım
| | 2 | Felsefi mühendislik... 
Erdost Yüksel 2010-06-10 07:50:50 Öncelikle emeğiniz için teşekkür ederim. Son yıllarda mühendislik alanındaki gelişmeleri takip etmenin bir hayli zevkli olmasının yanında sadece takipçiliğin getirisiyle kendimce de hayıflanıyordum. Bizlerin de klasik ya da geleneksel yöntemlerin dışında ar-ge ya da proje üretimlerinde bulunduğunu bilmek gerçekten huzur verici... Bunun mühendisliğin felsefesinden ileri geldiğini de yine kendimce düşünmekteyim. Yeni, kolay ve işe yarar olanın eski, hantal ve miladını tamamlamış olanların yerlerini almaya başlaması bu felsefenin temelini oluşturuyor kanaatindeyim. Ancak AR-GE'nin öneminin yer etmediği bizim gibi ülkelerde çoğu konuda geleneksel yöntemler devam ediyor ne yazıkki. Fikir bazında "kafi gelecek" fikirlere takılı kalıyoruz ve modernleşmemiz sadece şekilsel alanlarda yaşanıyor ve postmodern dünyanın hizmetinde kalınıyor... daha açık ifade etmek gerekirse üzerlerimizdeki giysileri dünyayla eşitlerken fikirsel ve düşünsel gelişmelerde katılımcıdan çok seyirci olarak kalıyoruz. Yine de bu çabanın oldukça olumlu olmasına karşın, deve de saç teli kadar bir yer tuttuğunu da söylemek gerekiyor ki bu durum onu bulunmaz hint kumaşı saymamızı gerektirir de tam tersi olarak sizin de sözünü ettiğiniz üzere sponsor sıkıntıları baş gösteriyor. Gelişmeye yönelik proje ve fikir üretimler, İnovatif ürünlerle iş fikirlerini geliştirmek, sürdürülebilir kalkınmaya yol açacağı için, dünya ekonomisinde ayakta kalabilmenin tek yöntemidir. Ekonomiyi çeşitlendirmenin de kolay görünen tek yöntemidir. AR-GE'ye yatırılacak paraların karşılığının hemen alınamayabilecek olması ithal etmenin geçici ferahlığına kendimizi bırakmamızı sağlıyor. Bu da tam manasıyla ve dolaysız olarak dışarıya aşırı bağlanmak anlamını taşıyor. Basit bir örnekle Türkiyedeki bir fabrika daha ilk çalışmalarının ardından X asiti 200 $ a mal ederken dışarıdan ithal etmenin 125 $ a geldiği görülüyor. Bu durumda hemen anlaşmalar yapılıyor ve dışarıdan X asit ithali başlıyor. Bakılıyor ki bu çok karlı bir iş, X asit fabrikası kapatılıp makinaları da bu ithalati yapan yerlere satılıyor ve en bariz noktasıyla da fabrika çalışanları işsiz kalıyor. Ateş düştüğü yeri yakarken ticaretin doğal acımasızlığıyla karlı çıktığını düşünen Türkiye büyük bir hevesle ve 1 yıllık yaptığı bu anlaşmanın sevinciyle yaşarken o 1 yıl bitiyor ve X asit ihracını yapan ülkeden yeni anlaşma 300$ üzerinden yapılacak dayatısı geliyor. Türkiye şaşkın bir vaziyette ve güçlüymüş edalarıyla başka ülkelerle alışveriş yapacağını söylüyor ve son bağlamda anlaşma başka bir ülkeyle 275$ a yapılıyor... fabrikanın kapanmasıyla işsiz kalan bir mühendis de burada kazandığından daha yüksek bir parayla başka bir ülkede çalışmaya başlıyor. Mühendis buradaki çalışmasıyla X asitin maliyetini 85 $a kadar indirebiliyor. Ve bu durum bana et ithalatının söz konusu olması durumunda yaşanacakları düşündürüyor. AR-GE çalışmalarıyla üretimin maliyetinin çok daha aşağılara düşebileceği bir yatırım yapılabilirken günü kurtaran çözümler geliştirmek de biz ve bizim gibi ülkeleri tipik özelliği oluyor. Mühendislik ülke-ekonomi-bina-sanayi ya da her ne olursa olsun bunu doğru bir şekilde inşa etme felsefesi olmalıyken, fikirsel mühendisliğin olmaması nedeniyle ne yazık ki takip mühendisliği diye bir işe dönüşüyor… Tekrardan teşekkür eder, başarılı yazılarınızın ve çalışmalarınızın devamını dilerim, saygılarımla, erdost...
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |