program indir izmir escort yemek oyunları
mp3 dinle

İmajinasyon

auraimaging_3

İmajinasyon(Hayal gücünün değişik kombinasyonları olarak bilinir.Ruhsal güzellikler imajinasyonlarla gelişir.Sevgi,bağışlama,şefkat,merhamet ve birlik duygusu oluşturan ruh gücünü imajinasyondan alır.Ruhun imajinatik kavramı duygudur,duygu diyalektiğinde sevgi ön plandadır.Ruhun gelişim sureci olarak imajinasyon ışık-renk ve şekildir.Örneğin Mavi ışık,soluk ışığı mavi üçgen içerisinde devamlı imajinatiksel takip eder.İç mimaride imajinasyon kuralları pratikle uygulanır. KADINLARIN RUH GENETİĞİ:
{mosimage}İMAJİNASYON TEKNİKLERİ:
İmajinasyon(Hayal gücünün değişik kombinasyonları olarak bilinir.Ruhsal güzellikler imajinasyonlarla gelişir.Sevgi,bağışlama,şefkat,merhamet ve birlik duygusu oluşturan ruh gücünü imajinasyondan alır.Ruhun imajinatik kavramı duygudur,duygu diyalektiğinde sevgi ön plandadır.Ruhun gelişim sureci olarak imajinasyon ışık-renk ve şekildir.Örneğin Mavi ışık,soluk ışığı mavi üçgen içerisinde devamlı imajinatiksel takip eder.İç mimaride imajinasyon kuralları pratikle uygulanır.Dünyaca ünlü MİMAR SİNAN imajinasyon sayesinde orjinal-spesifik eserleriyle harika eserler vermiştir.Aynı şekilde dünyanın yedi harikası olarak bilinen kalıcı yapılar imajinasyon eseridir.Taç Mahal…
Eski medeniyetlerden olan Mayalar ip imajinasyonu ile,İnkalar taş imajinasyonuyla ve Astekler ise toprak imajinasyonlarıyla kalıtımsal imajinik örnekler yaratarak,gelecek nesillere çeşitli bilgi kalıntıları bırakmışlardır.
İMAJİNASYON TEKNİKLERİ OLARAK;
1.Güzel bir oda
2.Güzel eşyalar
3.Güzel bitki ve hayvanlar
birleşerek bir bütün olarak hayalde görmeye başlamak imajinastik çekimi artırır.
Güzel ve çekici ortamlarda romantik bir hayal gücü kurulur.Otantik ve eğzotik bir ortamda macera ve özgürlük duyguları ruhta oluşur.İmajinasyonlar iradi kaderin işini kolaylaştırır.
Ortamlar ve ışıklar insanların iç dünyasını oluşturup,ruhun yönlendirilmesini sağlayabilir.
İmajinasyon sokrates,platon ve aristotales gibi ünlü filozoflar üzerinde etkili olarak deniz rüzgarı etkisiyle ruhlarının gelişimini eserler ve fikirlere dönüşmesini sağlamıştır.
İmajinasyon bütün insanlarda olan etkili bir güç olmasına karşın;insanlar kullanmasını bilemedikleri için veya haberdar olmadıklarından dolayı imajinastik güçleri kullanmaktan yoksundurlar.
Dünyada bir bedenle ifade olmuş olan ruh varlığının en önemli enstrümanlarından biri imajinasyon (tahayyül) melekesidir. İmajinasyonunu kullanmadan (doğacağı bedeni tahayyül etmeden) dünyaya doğamayacağı gibi, yeryüzüne gelişinin gereklerini de imajine etmeden düzenleyemez. Yani ruh varlığı için her şey imajinasyonla başlar, imajinasyonla biter.
Sözcük anlamıyla imajinasyon, beş duyumuz tarafından algılanmayan mantal imajlar, görüntüler ve kavramlar oluşturma yeteneğidir.
İmajinasyon, fanteziler, gündüz düşleri içinde kaybolmak, hayal kurmak değildir. Gerçek manasıyla imajinasyon (tahayyül), ruhun maddeler üzerindeki etkinliğini kullanmasıyla ortaya çıkan yaratıcı bir süreçtir. Ruh varlığı, etkinliği ile bir objeye şekil vermek istediği zaman, bunu imajinasyon melekesi ile yapar. Bu, bir şeyi yoktan var etmek değil, belli bir realite seviyesinde var olan enerjiyi, bir diğer realite seviyesine aktarmaktır. İmajine edilmiş bir şey, fizik alemdeki kaba görünümlerini göstermeden önce, ince kozmik maddeler aleminde gerçekleşmiş bulunur.
Biz farkında olalım veya olmayalım, imajinasyonun kullanım sahası hayatın her alanına sinmiştir. Tüm yaratıcı sanat eserlerinin ardında kuvvetli bir imajinasyon gücü vardır. Bestelenen bir senfonide, mimari bir eserde, çizilen bir resimde hep bu gücün yansımalarını görürüz. Sporcuların zaferlerinin ardında, iş hayatının başarılarının gerisinde irade ve imajinasyonun birlikte çalışması vardır.
İmajinasyon gücünün kaynağında duyularımız ya da duygularımız değil, ruhi enerjimiz vardır. Yani duyuların ötesinde, daha üstün şuur düzeylerine ait bir faaliyettir. İmajinasyon gücümüz sayesinde ve kabiliyetimiz oranında olaylara ve maddeye hakim olabiliriz. Hayatımızı yönlendirebilir, onu daha verimli bir şekle getirebiliriz.
İmajinasyonumuzu kullanırken devreye giren önemli bir unsur da düşüncelerimiz ve niyetlerimizdir. Çünkü düşüncelerimiz ve arzularımız doğrultusunda imajinasyonlarımıza yön veririz. Düşünmek ve İstemek, başlayan bir eylem; sonuçlarına katlanmamız gereken ciddi bir süreçtir. Hayattan neler istiyoruz? Ne kadarıyla karşılaşmaya hazırız? İsteklerimiz ne düzeyde gerçek kimliğimize uygun? Ne kadar mantıklı? Başkalarına zararı var mı? vs…
İmajinasyon gücünün doğru olarak kullanımında bütün mesele, isteklerin ve aktivitenin spiritüel değerlere yönelmiş olmasıdır. Bu dünya hayatımız geçicidir. Bizim için önemli olan, ruhsal gelişimimize faydası olacak tohumları ekmek ve meyvelerini toplamaktır.
Bugün Batı biliminin de kabul ettiği, spordan sağlığa kadar çok geniş bir yelpazede kullanılan imajinasyon yeteneğini geliştirmek için pek çok teknikler mevcuttur. Renklerin tahayyülü, somut nesnelerin tahayyülü, gerçek davranış süreçlerinin tahayyülü uygulanan egzersizlerden bazılarıdır. Ayrıca gevşemek, doğru nefes almak, sessizlik ve içsel sükunet, pozitif düşünmek, sabırlı olmak da her tür imajinasyonda kullanılan tekniklerdir.
İmajinasyonu doğru biçimde kullandığımız zaman kendimizi aldatıyor olmayız. Aksine dünyaya nasıl baktığımızın sorumluluğunu üzerimize alır, deneyimlerimizin düzenli bir süreklilik içerisinde meydana gelmesine katkıda bulunuruz. Sezgisel yeteneklerimizi daha belirgin bir hale getiririz. Düşünce ve duygu faaliyetimizi disiplin altına alarak iç dünyamızı kendiliğinden, doğal ve uyumlu bir seviyeye ulaştırırız.
Yaratıcı süreçleri kullanmak sayesinde evrenin bölünmez organik bir bütün olduğunu ve bir şuur okyanusu içinde yaşayıp işlev yaptığımızı idrak ederiz.

 İMGELEME VE İMAJİNASYON GÜCÜ

                  İmgeleme ya da imajinasyon, insanın en önemli yeteneklerinden biridir. İnsanoğlu imgeleme yeteneğine sahip olmasaydı herhangi bir şey düşünebilmesi, zihninde herhangi bir şeyi tasarlayabilmesi veya hatırlayabilmesi mümkün olamazdı. Fakat imgeleme gücü ya da imajinasyon, yalnızca bunlarla sınırlı değildir. İmgeleme, evrendeki temel yaratıcılık kudretinin insandaki izdüşümüdür ve nasıl kullanılacağı bilinirse, ruhumuzdan başlayarak tüm fiziki madde ve olaylar üzerinde etkili bir güç olarak kullanılabilir.İmajinasyon (imgeleme) üretici bir melekedir. Bu üretici meleke sayesinde evren yasalarıyla uyumlu olarak kendi bilinç alanımızdaki materyali istediğimiz gibi şekillendirebilir(materyalizasyon) ve bunu da fizik şartların elverdiği ölçüde madde üzerine yansıtıp ondan yeni kompozisyonlar ve birleşimler meydana getirebiliriz.(İdealizasyon)
                   Bu sistematik yasadan ve yansımasından başlayarak, sanatın ve felsefenin her alanında imgeleme gücü sayesinde çok güzel eserler meydana getirilmiş; bilimin her alanında öncü keşifler ve icatlar yapılmış; iyisi ve kötüsüyle bugün içinde yaşadığımız fiziksel ve sosyokültürel çevre oluşturulmuştur. Etrafımıza doğal bir gözlem yaptığımızda insan zihniyle meydana getirilmiş her şeyin mutlaka imgeleme yeteneğiyle bağlantılı olarak meydana geldiğini görebiliriz. Mesela, bir bilgisayar, en küçük donanımından tutun, yazılımına kadar, yüzyıllar boyu binlerce hatta yüz binlerce insanın imgeleme güçlerinin bir araya gelmesi sonucunda oluşturulmuştur.
                  Eğer imajinasyon yeteneğimiz olmasaydı, herhangi bir eşyayı, ilkel çağda insanının yapmış olduğu bir taştan maddeyi bile meydana getirebilmemiz mümkün olamazdı.
İnsan bilincini sonsuz kapasiteye sahip bir bilgisayar gibi düşündüğümüzde, onu nasıl programlayacağımızı bilirsek ve uygun programları yükleyebilirsek hem kendimiz hem de çevremiz için çok yararlı işler üretebilmek mümkün olabilir.(NLP)
                  Her insan bu yeteneğe doğuştan sahiptir. Bu dünyada kendi imgeleme güçlerinin farkına varanlar, kendilerini nasıl motive edeceklerini ve onu nasıl programlayacaklarını sezgisel(Entüizyonist) ve hissel(Sansualist) bir yetenekle keşfedip kullanabilirler. Başarının anahtarı da burada saklıdır. Yani imajinasyon gücünü kullanarak, iradi(cüzi) kaderi yönlendiren ve onu şekillendirerek her işte başarılı olur. İmajinasyon yeteneği hepimizin içerisinde mevcuttur ve bizim onu harekete geçirmemizi beklemektedir. Yeteneksiz insan yoktur, yeter ki imajinasyon gücüyle kendinde bulunan yetenek arasındaki potansiyel gücü kavrayarak onu kullanabilsin ya da kullanım alanı bulabilsin. Tüm insanlık pek çok yeteneklerle bu dünyaya ruh fıtratıyla geliyor, fakat bizler ya yetersiz eğitim ya tembellik sonucu ya da daha da önemlisi sosyo-ekonomik durumlar yüzünden zaman içerisinde körelip kalıyoruz. İçimizdeki potansiyeli hissetmemize rağmen onu motive etmekte zorlanabiliyoruz.
                 İmgelemenin ve imajinasyonu muzun harekete geçmesini sağlayan unsurlardan en önemlisi sıradan isteklerimizden ayrı tuttuğumuz bilinçli istek yani(cüzi) iradedir. Çünkü imajinasyon formülasyonunda olduğu gibi  imajinasyon, irade ile başlar, irade ile biter. Bu irade her zaman açık ve gerçektir. Zaten irade yani bilinçli istek olmazsa hiçbir şey olmaz ve olması mümkün değildir.(Niyet)
                İmajinasyon olmadan bilgi olmaz anlayışını kapsayan realite evreni imajinik gücüyle tasarlayan yaratanın bilgi ve kudretidir. İmajinasyon ve imgelene yaratıcılık değildir, üreticiliktir. İmajinasyon ve imgeleme yaratılan ve hazır olarak sunulan ham maddeyi biz insanların bilinçli zekâmızla onları yeniden şekillendirip, üretmemizdir. Yâda yaratıcılık imajinasyonu metafizik aksiyomda ve sistematik disiplininde sadece Rabbimize aittir.
            İmgeleme ve imajinasyon gücü Allah ın El-Sani isminden, insan ruh fıtratına verilen sanatçılık anlayışıyla tekâmül gösterir. Rabbimin isimlerinden olan El-Sani(Sanatçı, nihayetsiz güzellikleri sanatının içinde yaratan) anlamındadır. Biz insanlar sadece El-sani isminin bize öğrettiğini bilebilir ve bizim için yarattığı fenomenleri üretebiliriz. Ya da insanoğlu asla ve asla yaratamaz. Yaratmak sadece Allaha mahsustur. Gelmiş geçmiş en iyi filozof olarak değerlendiren Platon bile insan sanatçılığını taklitçiğe benzetmekte mimemis kavramıyla da bu konuyu eserlerinde değerlendirmiştir. Edebiyatın, şiirin, resim ve sanatın tüm alanlarının sadece tasvir olduğunu dile getirmesidir. Bazı sanatçıların kullandığı kelimelere bakıldığında ben yarattım söylenişleri gerçeklik payını taşımaz, niyet kötü olmasa bile ben yarattım bu eseri değişleri sadece egoizm ve gururdur.
İmajinasyon ve imgeleme parapsikolojide duyuişiti(işitim görü),yani tat, koku, sezgi ve kavrayıştır. değil var olan bütün duyularımızı kapsayan imgeleme, doğumumuzla birlikte var olan bir şeydir. Örneğin, biçilen çimlerden söz edildiğinde yalnızca çim biçme makinesinin sesini değil aynı zamanda yeni biçilmiş çimlerin kokunusu da imajine ederiz.
Aynı şekilde ağlayan bir bebekten söz edildiğinde, yalnızca yüzünü buruşturmuş bir bebeği gözümüzde canlandırmaz büyük olasılıkla sesini de duyar gibi oluruz.
Merkezi sinir sisteminin bir olayın imajı ile gerçek olay arasındaki farkı ayırt etmediğini biliyoruz. Bir limon gördüğümüzde de ağzımız sulanır, gözümüzü kapayıp limonu imajine ettiğimizde de.
İmajların zenginliği ve çeşitliliği duyu organlarının hassasiyetine bağlı olmadığından bu organların basit bir sonucu sayılmamalıdır. Aksine, imajlar zihnin yapıcı çalışmasının bir eseridir. Zihin alanına gerek kendimizden, gerek dış dünyadan gelebilirler. Zihin seviyesi ve ruhsal tekamül oranında şuur alanımıza çeşitli imajlar gelir. Bu imajlar bazen bize faydalı olur, bazen düzensizlik yaratır. İmajları kontrol altına almak, onları maksatlı çağrışımlarda kullanmak insanın ruhsal yönden gelişmişliği ile mümkün olur.
İmajlar izlenip devamlı olarak beslenebilirse, uygun ortamda fiziksel etkiler meydana getirirler. Bu yetenek sayesinde yaşamın her alanında daha yaratıcı, etkin ve başarılı olmak mümkündür.
İmajinasyon, bir şeyi ruhta suretlendirmek, şekil ve biçim vermektir. Tasarımdan farklıdır. Bir şeyi ruhta suretlendirmek, ruhun maddeler üzerindeki etkinliğini kullanması ile başbaşa gider. Ruh, etkinliği ile bir objeye şekil vermek istediği zaman, onu imajinasyon yeteneğinin yardımı ile yapar. İmajine edilmiş bir şey, fizik alemdeki kaba görünümlerini göstermeden önce, ince kozmik maddeler aleminde gerçekleşmiş bulunur. Örneğin çok güzel bir sanat eseri, mimarlık dehası bir bina, bir senfoni gibi.
Üreticilik  daima içimizde, bizim tarafımızdan keşfedilmeyi bekleyen dipsiz bir kuyu gibidir. Tek yapmamız gereken onu hücresinden çıkarmaktır. Hangi yaşta olursak olalım özümüzde var olan üreticiliği geliştirmek mümkündür. Müzik ya da resim yeteneğimiz olmadığı için kendimizi üretici insan kategorisine koymamak büyük bir hatadır. Hayatın binbir türlü alanında üreticiliğimi ortaya koyabileceğimiz bir yön mutlaka mevcuttur. Üreticilik  bakımından yeteneksiz insan yoktur; yalnızca hangi yönde yeteneğimizin olduğunu keşfedip onu geliştirmek gerekir.
Üretilmiş  olan her şey mutlaka önce imajine edilmiş demektir. Hiçbir üretici kişi hemen çalışmaya başlayıp ortaya ne çıkacağına bakmaz. Üzerinde çalıştığı konu ne olursa olsun, neyi ortaya koymak, üretmek  isterse istesin mutlak suretle onu önce imajine etmesi gerekir. Bu nedenle imajinasyonumuzu geliştirmeyi öğrendiğimizde aynı zamanda üretici  düşünceleri de geliştirmiş oluruz.
Yapılması gereken ilk ve en önemli şey, ne kadar iyi gizlenmiş olursa olsun içimizde bir üreticilik kaynağının olduğunu kabul etmek ve onu ortaya çıkarmanın yollarını aramaktır.
Herkesin zihninin hayatın günlük problemleri ile meşgul olmadığı, iş veya aile sorumluluklarıyla uğraşmadığı bir zamanı ya da uğraşı vardır. Sizinkini bulmak size bağlıdır. Çünkü günün o saatinde ya da o uğraşı gerçekleştirirken zihni özgür bırakabilir böylece şuuraltıyla uyum sağlamasına yardım etmiş oluruz.
Zihni bu duruma getirmek için hiçbir şey yapmadan oturmak gerekmez. Bazı kişiler bahçe çapalamak, ütü yapmak gibi birtakım fiziksel etkinlikler yapmayı daha yararlı bulurlar. Çünkü böyle zamanlarda beden sıkı çalışıyor olsa da zihnin çalışmasına gerek yoktur. Üreticiliği  geliştirmek ve yönlendirmek için tüm yapılması gereken bu boş zamanı iyi kullanmaktır.
Tabii ki, zihni günlük kargaşadan uzaklaştırmak için hiçbir şey yapmadan oturmak ya da uzanmak gereksinimi de duyulabilir.
Yaratıcılığı geliştirmek için atılacak ikinci adım herhangi bir teknikle gevşemektir. Şuuraltının derinlikleriyle iletişime geçebilmemiz için mutlaka uygun gördüğümüz bir gevşeme tekniğini kullanarak gevşemek durumundayız. Çünkü ilhamın kaynağı orasıdır. Uygun koşullarda toprağa ekilen tohum, ilk filizlerini ortaya çıkarmak için nasıl ki zamanının gelmesini beklerse bizim de bu noktadan sonra sabıra ihtiyacımız vardır. Çünkü ilham ancak kendi zamanı geldiğinde ortaya çıkar. Ancak biz onu fark edip tanımayı öğrenmemişsek geldiği gibi sessizce geçer gider. Ne olduğunu anlamayız bile.
Yaratıcı ilhamın anlık bir şey olması, beklenmeyen ve hatta uygun olmayan zamanlarda gelmesi nedeniyle onu tamamen yok olmadan yakalamak çok önemlidir.
İçimize doğan fikir ister mükemmel bir yeni icatla ilgili olsun, isterse canımızı sıkan bir iş probleminin yanıtı olsun onu mutlaka not etmek de aynı derecede önem taşımaktadır
 www.metafizikuzmani.com