Okunma: 1236 kez
Ne yapmalı, ne yapmalı ? BİRSEYLER YAPMALI. Bu nerede ise kendimi bildim bileli duydugum bir sey. Bir ciglik aslinda. İçinde bulunduğu sistemi algılayıp onun bazı ozelliklerinden rahatsız olan aydın Türkiye'linin cığlığı. Bu çığlığı 60’lı yıllarda ilkokula giderken duydum anlamaya çalıstım. 70’li yıllarda 12 Mart muhtırası, üniversite eylemleri sıralarında, insanın insanı sokak arasında nefretle öldürdüğü zamanlarda, ben de yaşıtlarım gibi aynı çığlığı attım, bu kez.
( www.genbilim.com )
Bu cok hassas sorular/yanıtlar/eylemler üçgeninde bir yer tutmak, hele hele bu yeri yıllar yılları kovaladıkça terk etmemek cok zor.
Burada bu tür yazıların yer almasına hiç karşı değilim [Bu tamamen kişisel fikrimdir]. Bunun nedenini yazının sonunda bulacaksınız. Ancak bu tür tartışmalar başladığında hep bir tez-anti_tez-anti_anti_tez konuşması sürer gider.
Bir sürü, tartışmaya yonelik temel yanlış yapılır:
- İnsanlar birbirlerinin dediklerine hangi bağlamda doğru diye bakmaktan çok hangi bağlamda yanlıs diye yaklaşırlar.
- Birbirlerinin soylediklerine yanıt vermezler coğu kez. A’nın soylediğinin bir alt kümesi `a' ise, `a' nin yine bir alt kümesi olduğu bir AA söylenmiş gibi kabul edilir ve A != AA olduğu görmezliğe gelinip !AA savunulur. Ve böylece konuşma daldan dalda zıplar.
- En, en kötüsü söylenenlerin doğrultusunda uç-örneklere gitmektir. Bu tür konularda en hassas nokta: önermeler arasındaki sıralama ve önem ilişkisidir. `önemlidir(X,Y)' önermesinde bulunan bir kisi sanki `önemlidir(Z,X) olan bir Z yoktur' demiş gibi muameleye uğrar.
Dilerim tartışmalarımızda bu yanlışlar en az olur!
Birsey yapmalı... konuşmalarının en onemli tez'i şu meşhur `nazizm' anlatısıdır.
Hani şöyledir:
- once komünistleri alip götürdüler, ben komünist değildim, sustum.
- sonra yahudileri alıp götürdüler, ben yahudi de değildim, sesimi cıkarmadım.
- sonra bilim adamlarından seslerini çıkaranları götürdüler, ben sesimi cıkarmıyordum, ayrıca söylenenleri de doğru bulmadığım zamanlar vardı, karşı çıkmadım.
- sonunda beni de alıp götürdüler, sesini çikaracak kimse kalmamıştı!
İnanılmaz çarpıcı gelen, samimi söyüyorum şu anda yazarken bile ürperdiğim satırlar.
Hani tez-anti tez konuşmaları var ya, hemen kendi anti-anlatımı sunayım!
Üniversite yıllarından çok samimi bir dostum vardı. Zarar vermemek için adına U diyeceğim. U çocuk yüzlü, üst düzey bürokrat bir babanın oğlu, her annenin `gurur duyacağı' bir birey. Matematik+Ekonomi okudu (çift ana dal) Boğaziçi üniversitesinde. Son yılını okurken yurtta kaldı. Siyasi bakımdan aktif biri değildi (siyasi görüşü vardı ama). 12 Eylül darbesi oldu. Yurt odasında kaldığı diğer 5 kişiden biri `eylemci' idi. 12 Eylül'e karşı yurt odasinda `pul' yazarken bizim U'dan yardım istiyor. Akşam `pullamaya' yetiştirmesi gerek. U da pulların üzerine `sloganları yazmada yardım ediyor. `Eylemcimiz' yakalanıyor. Sıkıştırılınca `ötüyor' (Kınamamak lazım kim bilir nasıl sıkıştırılmıştır!), yazımda yardım ettiğine ilişkin U 'nun adını veriyor. Bilirkişi saptaması ile yazının bizim U 'ya ait olduğu anlaşılıyor. Tutuklanıyor, işkence görmüyor ama, işkenceye şahit oluyor, mahkeme falan, 3 yıl hapis cezası alıyor. Yaklaşık 1.5 yıl yatıp çıkıyor. Bu arada sınavlara giremiyor, okuldan atılıyor, binbir zorlukla geri dönüyor, bir iki sınavı da verip mezun oluyor. Tam 5 yıl yurt dışına gidemiyor, sonra da Aziz Nesin'in `Yaşar Ne Yaşar Ne yaşamaz!' kitabındaki `kara kaplı kitap' yöntemi ile binbir zorlukla yurt dışına kapağı atıyor.
Cok başarılı bir doktora yapıyor, yurda dönüyor, şimdi öğretim üyesi. Bu arkadaşım psikolojik yönden çok dengeli bir kişiydi. Bunu onu hapiste ziyarete gittiğimizde de gözledik, olaylara yukarıdan bakmak gerekliliğini belki hepimiz biliyoruz ama (özellikle kendimiz de içine yuvarlanmışsak) bunu pek kolay yerine getiremiyoruz. U bu bakımdan yetenekli idi. Başına gelenlerin kendini yıpratmamasını sağladı, tanıdığım bazı kişiler ne yazik ki bu denli başarılı olamadılar.
Amacım kesinlikle `öcü' edebiyatı yapmak değil. Varmak istedigim nokta bu tür `cığlıkların' nedenini ortadan kaldırmanın elini ateşten çekmek gibi `tepki' hareketleri ile olamayacaği, ne yazık ki olamayacağı! Yukarıda ki `nazizm' hikayesinde hep atlanılan nokta `ne yapılabilirdi' ve `yapılsaydı başarılı olabilir miydi? noktasıdır. Ortalıkta bir problem olması onun her zaman çözülebileceği anlamına gelmez.
Peki nedir:
Yapılması gereken bütün içindeki yerimizin ayırdında olmakla başlıyor.
Abilerinizin, ablalarınızın kuşağı, benim kuşağim, bunun ne yazik ki ayırdında olmadılar. Birşeye cok inanmanın, çok istemenin, onun uğrunda `ölüme bile gidebilmenin' yeter olduğunu sandılar. YETMİYOR. İsterseniz topluca gidiniz, topluca ölünüz, binlercesinin oldugu gibi. Kaya yerinden öyle kımıldamıyor. O özverilerin, o cap canlı yaşam dolu insanların ölmelerinin, yaşamın sokak aralarinda serseri bir kurşunla, darağacında bir ilmekle sunuluverilmesinin bir etkisi olmuyor mu? Oluyor elbette! Toplum ağır ağır yavaş yavaş alğılıyor ve batımızdaki pek çok ülkenin 200 yıl içerisinde çektiği sancıları çekmemiş olmaktan doğan duyarsızlığının ne hatalı sonuçlara vardığını öğreniyor.
ANCAK BU ÖĞRENME BİRİLERİNE ÇOK PAHALIYA MAL OLUYOR! Bu pahalı maliyeti ödeyen de ne yazık ki toplumun ortalaması değil. Aydın-Genç kesimi. Bu kesim bir anlamda şımarık duyarsız bir çocuğu olan varsıl ailenin sorumluluklu anne-babası gibi kendi yaşamlarından çoktan vaz geçip Rebok ayakkabi+ MacDonalds peşinde kulağinda walkman'i, ağzında cikleti ile koşturan yeni yetmenin eğitimini tamamlaması için yaşamını feda ediyor.
Diyebilirsiniz ki (daha doğrusu pek cok yaşıtım diyecektir ki).:
Yahu sen bunu kime söylüyorsun. Kendi kuşağın için söylediklerin doğru, ama 12 Eylul kuşağı hiç de böyle (özverili) falan değil. Değişen değerler dünyasının bu düşünmekten çok tüketmek öğretisi ile biçimlendirilmiş bu kuşağının zaten böyle bir sorunu YOK. Onlar çok daha `materyalist' bakabiliyorlar. Planlarini uzun vadeli ve `varsıllık' merkezli olarak yapıyorlar. `Oğlunuz ne iş yapar?' artık anlam değiştirdi: `Oğlunuz kaç para kazanır?' demek. Kimsenin oyle memleket falan icin kendini ateşlere atacağını sanma! Artık toplum öğrendi! Bunlar geçmişte kaldı.
Bunlar gecmişte falan kalmadı, arkadaslar. İnsanoğluna kısa süreliğine baskılar, beyin yıkamaları, yapay değerler verebilirsiniz! Hatta bunları birbirleri ile bir uyum, armoni içerisinde yaptığınız oranda oldukça çabuk başarıya da ulaşabilirsiniz. Ancak Orwell'in 1984 öyküsünde olduğu gibi `bazı sözcükleri' ortadan kaldırıp bazı `kavramların' insanların beyninden yok olacağını umamazsınız. Bunlar şimdilerde olduğu gibi yeniden yeniden insanlar tarafindan keşfedilecektir. 12 Eylül kuşağında olan biten de budur. Ayrıca olması gereken de budur. 12 Eylül kuşağı sessizliğinden ötürü, benmerkezciliğinden, `materyalist'liğinden, `bana dokunmıyan yılan bin yıl yaşasın' cılığından ötürü, `ot' oluşundan ötürü çok eleştirildi. İşin ilginci onlar da biz yaştakilerin kuşağını: saflıkla, sabanlıkla, `vatankurtaran asker' cılıkle, `dinazorluk'la suçladı (12 Eylül öncesinin ortamını da kanıt olarak burnumuzun dibine sokuşturarak).
Şimdi gelgit olayının yön değiştirdiği günler başladi. `Ot' luğa isyan eden öncu bir kesim bizlere hiç te yabanci gelmeyen şeyler söylemeye başladı.
Bunda YANLIŞ yoktur.
YANLIŞ bizim kusağın bulduğunu zannettiği ÇÖZÜMDÜR. Cözümün `kendini ateşe' atmak ile gelmedigini artık anlamalıyız.
CÖZÜM SALT BİZİM ELİMİZDE DEĞİLDİR. Ne yapsak ne etsek de böyle. Bu çözüm yolunda katkımız olamaz da demek değil.
Bize düşen
- Olan bitenin ayırdında olmak, bunun genel içerisindeki yerini saptamak, kısacası daha `bilinçli' olmak.
- ‘Demokratik çerçeve içinde' düşünceleri DİLE GETİRMEK ve fikir özgürlüğünü benimseyen her türlü fikrin açikca söylenmesini savunmak, bunun ortamına destek vermek.
- ‘Yasal çerçeve icinde' kalarak tepkilerimizi mutlaka belirtmek. Bu benimsemediğimiz yasal düzenlemeler için de böyle. Ancak `yasal haklarımız' gasp edildiğinde de sineye çekmemeyi, yasal savaşım vermeyi de içeriyor.
- HEPSİNDEN ÖNEMLİSİ YUKARIDAKİLERİ BİR ÖMÜR BOYU YAPACAK SOLUKLULUKTA OLMAK.
Prof. Dr. Göktürk Üçoluk
ODTU – Bilgisayar Muhendisliği

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Ne Yapmalı?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |