Okunma: 1578 kez
Kalın kitapların yazarı, sıkıcı şahsiyet Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat ödülünü almasıyla gündemimiz bir anda değişiverdi. Bu yüz karası ödül hakkında birşeyler söylemek malum çok zor olsa gerek ki Sayın Cumhurbaşkanımız dahil, bir mesaj yayınlamaktan uzak kalıverdi. İt kopuk ulemasının havlamalarına ise hiç değinmek bile istemiyorum.
Ekim’in bahar havasını andıran güzel bir New York gününde, sabahın erken saatlerinde, yeni aldığı cep telefonunun sesi ile irkildi Orhan Pamuk. Önce telefonu yeni aldığı için bir yanlışlık olduğunu düşünse de, ingiliz aksanı ile konuşan bu tız sesin, ona Dünya’nın en prestijli ödüllerinden olan Nobel’in bu yıl ki Edebiyat kategorisinde kendi isminin yazıldığını fısıldamasıyla aramanın gayet isabetliği olduğuna daha o ilk anda karar verdi. Kendisine ödülü kabul edip etmediğini soran bu sesin alacağı yanıtı, belki de o çok önceden hazırlamıştı ve haklı gururun dik duruşuyla, sabahın vermiş olduğu mahmur ses tonuyla yanıtladı; “Evet” Bu kısa telefon konuşmasının ardından Pamuk, sevincini paylaşacak birilerini aradı etrafında ama evde yalnızdı. Pencereye doğru yürüdü, aşağı yukarı doğru akan sarı taksileri izledi birkaç dakika ve kızını aramak istedi. “Kızım Nobel’i bana verdiler.”
Pamuk ödülün eleştirilerinin yankısını tahmin etmiş olmalı ki bu masum sevinci en azından ilk önce ailesi ile paylaşmayı tercih etti. Beklenen zaman geldi ve haber dünyanın bir ucundan bir ucuna her yerde yankı buldu. Belki de ülke olarak bu haklı ödüle en az sevinen biz olduk. Kimimiz ne anlama geldiğini bilmiyorduk, kimimiz ise bu muhalif yazarın bir vatan haini olduğunu düşünüyorduk.
Elbette, Nobel Edebiyat Ödülü bir muhalif yazara gitmeliydi. Nobeli’in tarihine de zaten bakarsanız hep aynı sonuçla karşılaşırsınız. Domestik yazarlar bu ödülü hiç alamadılar, alamayacaklar. Çünkü edebiyat bir vicdan işidir, bir toplumun bilinç altıdır edebiyat. Rejimin bekçiliğini yapan dalkavuklara, tarihiyle yüzleşmekten tırsan korkaklara, kafatasçılara vermezler Nobel’i. Nobel asi kalemlerin harcıdır. Hasta ironi iste tam bu noktada bir kez daha başlıyor. Toplumun bilinç altı olan edebiyat bu kez, kendi toplumunu karşısına alıyor. Oysa ki ne Pasternak, ne Gao Xingjian, ne Jose Saramago böyle yuhlanmadı halkı tarafından. Tabi ya biz değil miydik zamanında yine aynı şekilde Nazım’ları yuhlayan. O ki ölümünden sonra yüzyılın şairi seçilmiş, Türkiye’yi Türkçesiyle dünya insanlarına anlatmayı başarabilmiş bir şairdi. Ne mutlu ki Pamuk bu ödülü ölümünden sonra değilde, tam tersi gencecik bir yaşta kütüphanesine koyma başarısı gösterdi.
Bir ülkenin yazarlarının, Nobel’i almasını boşverin, ona aday gösterilmesi bile ancak o ülkenin okumuş insanlarını çok sevindirir. Sürünün içinden baş kaldıran birisi “Durun kardeşim sunu bir baştan değerlendirelim” diyerek susturulmuş toplumların, kan kuşturulmuş toplumların bir sözcüsü oluşu ve bunu yaparken kullanıdığı motiflerle, eşyalara yeni anlamalar yükleyişi ile, halkın içinde ki yaratıcı dürtüye bir soluk verişiyle labirentin içinde bir çıkış yolu arama gayretiyle belki tarihine farklı bir boyut kazandırabilir ve bunu yaparken ana sembolü İstanbul’u tüm dünyaya ancak bu kadar dikkate değer anlatabilir.
Türkiye’nin ilk kez Nobel aldığına değinen Pamuk, ödülün kişisel tarafından çok Türk kültürüne, Türkçe’ye verilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiriyor ve şunları ekliyor; “ Bu yüzden yalnızca bu yüzden çok çok mutluyum, sevinçliyim.”
Ödülden sonra New York’un yukarı tarafında, Amsterdam Avenue üzerinde bulunan, şehrin kalabalığı ile kültürel dinamizmi arasında hoş bir tezatlığa ev sahipliği yapan Columbia Üniversite’sinin tarihi kütüphanesinde alıyor soluğu basın toplantısı düzenlemek için. Bundan 22 yıl önce aynı kütüphanenin üst katlarında, karanlık bir odada “Kara Kitap” isimli kitabını yazarken hiç düşünmüş muydu acaba hemen aşağı katta o kitapların kazandığı Nobel’in basın toplantısını yapacağını.
Ve salonda Pamuk Türkiye’si adına sözlerine başlıyor. “ Bugün burada olmaktan çok büyük sevinç ve onur duyuyorum. Bu ödül, benim yıllardır süren yazılarımın, hayallerimin, odamda yalnız başıma yazarak geçirdiğim zamanların ve kendimi roman denen büyük sanata mütevazı bir şekilde adayışımın tanınması, kabulü anlamına da geliyor.”
Konuşmasında özellikle bugün için politik sorulardan uzak durmak istediğini belirtirken, bugünün bir kutlama günü olduğuna işaret ediyor ve ilerleyen günlerde konuyla alakalı çok derinden düyüdüğü hissiyatını ifade edeceğini de belirtmeden geçmiyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünü 3. yılında bıraktıktan sonra yazmaya başlayan Pamuk aslında bir ressam. Belki de kelimere yüklediği anlamarlar, yaşadığı kentin melankolik havasını sembollerle ifade edişinde ki ustalık, hep bu ressamlık tarafının ona kazandırdığı bir hüner. Ressamlığı neden bıraktiği ile ilgili sorulan cevabını ise “İstanbul” isimli 400 sayfalık kitapta zaten uzun uzun veriyor.
Bu ödülün Türk Edebiyatı üzerinde ne gibi bir etkisi olacağı konusu ise gerçekten üzerinde ehemmiyetle düşünülmesi gereken bir hulaşa olacak. Düşünün yeni yeni yazmaya başlayan, hevesli binlerce genç arkadaşımız var. Kültür olarak çoklu bir zenginliğin ev sahipleriyiz. Bu materyalı sağlıklı yoğurmasını bildikten sonra bizden daha çok Nobel çıkar düşüncesindeyim. Bu sayede, her geçen gün Türk kültürünün bir barış ve hoşgörü kültürü olduğunu, Doğu ve Batı kültürlerinin birleşim noktasında bir sentez mekanizmasına sahip olduğunu tüm dünya bilmiş olacak. Bu bizim istediğimiz şey değil miydi? Bu değil miydi muassir medeniyler seviyesine yükselmek?
Konunun nahoş diğer taraflarına değinmekte de fayda görüyorum. Malum ödülün açıklandığı gün Fransız meclisi bir karar geçirdi parlementosu’ndan. Bu bir talihsizlik mı yoksa, Avrupalı’nın arada sırada çalışan beyin hücrelerinin bir neticesi mı olduğu tartışılır. Ödül’un sonuçlarının belli olmasına bir hafta kala en büyük bahis sitelerinden tutunda, lobicilik ve kulis faaliyetleri gösteren organizasyonların en büyük favorisi olarak gösteriliyordu Orhan Pamuk. Bu işareti alan Fransa Parlementosu yine aynı şekilde Finlandıya bunu kullanmak istemiş olamaz mı sizce? Hem Ermeni Soykırımı reklamlarına bu ödülle bir cila çekmiş olacaklar, hemde Türkiye’nin bu başarısını Masum, muhafazakar Türk Halkını dahi kullanarak gölgelemiş olacaklardı.
Orhan Pamuk için yerlere göklere sığmayan, Türkiye’nın yetiştirdiği en iyi edebiyatçı olarak bahsetmek elbette ki çok saçma ölür. Kitaplarında ki performans öyle büyük abartılarla bahsedilecek türden bir yapıya sahip değil. Ona bu ödülü kazandıran önün entellektüel yapısı. Türkçe’yi kullanma hususunda halen Kemal Tahir’i aşan Türk romancısı olmadığını birçok yazarın savunması da zaten bu yüzden çok normal. Orhan Pamuk’u bunların üstüne taşıyan nokta önün dünya görüşü. İşte bu yüzden ne görüyorsa söylemekten çekinmiyor. Kimilerine göre Orhan Pamuk “Kar” kitabını yazmasaydı bu ödülü alamazdı. Çünkü kitabın politik yani birçok kuru ekmeği, yağlayıp ballayacak türdendi onların dediklerine göre. Diğer yandan “Bir Türk aldığı için seviniyoruz, ama içimizde rahat değil çünkü o bizden değil.” diyorlar. Hatta Pamuk’un tek affedilme şartının Fransa’ya gidip Ermeni yasasını protesto eden bir konuşma yapmasından geçtiğini savunuyorlar. Hala anlamıyor musunuz, Orhan Pamuk böyle biri değil, hiç olmadı ki. O ne sizin saz ekibinizin bağlamacısı ne de gönüllü diplomatınız. Bir yazar düşünün. Statikoçu zihniyete karşı omuz silkebilme başarısı gösteriyor. Sizden hiç bir zaman şefkat beklemeyen, halkım beni bağrına bassın diye avcunu yanağına dayayıp düşünmeyen bir yazar.
Daha dün mahkeme kapılarında onu linç etmeye kalkan, kafasında yumurta kırmayı dileyen sosyolojik anlamda “Köylü insanlar’ şimdi önün sayesinde sınıf atladı. Onların da içinde bulunduğu bu ülke sınıf atladı. “Önce Vatan” naralarıyla inleyen, kendini uyutan insanlar içinde bir genç beyin onların yapamadığı tanıtımı yaptı, Türkiye’sini, Türkçe’sini sadece Türk Edebiyatına değil, Dünya Edebiyatı’na altın harflerle yazdırdı.
Teşekkürler Orhan Pamuk…
Mesut Darendeli

Etiketler:
Genbilim Yazarları
Mesut Darendeli
Nobel
Orhan Pamuk
|
| 1 | Nobel !... 
Birgül Çelebi 2006-10-20 07:43:06 Yazınızı çok manidar bulduğumu belirtmeliyim. Siz büyük resmi ustalıkla görmüşsünüz. kimin dünyasında kim kime ödül vermiş adreste bir değişiklik yok diyorsunuz, anladığım kadarı ile. kim bilebilir ki, bakarsınız çark bir gün tersine döner, belli mi olur.
| | 2 | aydın olabilmek !!! 
Gökhan Atmaca 2006-10-27 16:21:34 herşey güzel hoş bu insan aydın ya da edebiyatçı onun tarihi bir olguyu çarpıtacak şekilde iddiada bulunması ne kadar doğru olabilir ki?Ben bunu eleştirdiğim zaman manaları çok farklı noktalara gitmekte.Neyse kimsenin yapamadığını yaptı.Hayırlısı olsun ancak Türkiye'de çok çeşitli fikirlerin yok olması gerekir.Özellikle kendini aydın sayan tabakanın milletle ne kadar ters düştüklerinin farkına varmalılar...Bizim aslımız içimizde el değmemiş köylümüzde,topraklarımızda...Aydın olabilmek için bu milleti tanımalı aydın adayları.... Bu arada bu konuya benzer bir yazımı eklememişsiniz...Yoksa sizde mi Fransa'ya ayak uyduruyorsunuz (ifade özgürlüğünü kısıtlıyorsunuz) Selametle...
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |