GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow GenKalem arrow Kıbrıs'ta Aşk ve Ölüm Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Eki 20 2006
Kıbrıs'ta Aşk ve Ölüm Yazdır E-posta
  • Currently 0.0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Rating: 0.0/5 (Toplam Oy: )


Nevval Sevindi   
Cuma, 20 Ekim 2006
Okunma: 795 kez

Aydın olmanın sadece ve sadece gerçeği aramak olduğunun en iyi örneklerinden biri olan yazar; tutkuyla konuşuyor, coşkuyla arıyor ve bitmeyen bir enerjiyle gerçeği haykırıyor. Ben de utanıyorum. Bugüne kadar Kıbrıs'ta yaşananları 'aman milliyetçilik sayılmasın!' diye yazmayanlar adına. Haykırmayanlar adına utanıyorum. Kıbrıslı Rumların taraflı sanat yapıtları üreterek Türkleri şeytan, kendilerini melek ilan ettikleri filmlere, romanlara bakıp utanıyorum. EOKA terörizmine karşı savaşan Blackley konuşurken küçücük bir çocukken gördüğüm gazete fotoğrafı geliyor gözümün önüne. Bir banyo küvetinde çocuklarıyla kanlar içinde yatan bir anne. Yaşadığımız hiçbir terörü anlatmamamızın ardında aydın sınıf sayılanların aymazlığı mı yatıyor? Aydın sorumluluğunu ideolojik çetelerin tekeline teslim edenler mi?

Bugün Avustralya'da oturan yazar, 'Neden hep Batı, Türklerin aleyhinde ve Türk imajının kötülüğü üzerine düşünür?..' diyerek 1958 Eylül'ünün ortalarında Lefkoşa'daki "Cinayet Mili"nde yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkarak Türklerin yaşadıklarını, tanıklığını bir aşk hikâyesi örgüsünde romana dönüştürür. 'Dünya nasıl bir gerçeğe gözünü kapatır ve bilmezlikten gelir?'in isyanı bu kitap. Görmezlikten gelme, en çok yaşanan şiddet türlerinden biridir. Türkiye, Batı'nın ve aydınlarının bu şiddetine maruz kalmıştır maalesef.

"Sizin üstünüze yapışan imaja önce itiraz etmeyi öğrenin." diyor Kültür Üniversitesi'ndeki derslikte. Türklere karşı yapılan haksızlıklara isyan etmeyi tutkuyla benimseyen bu aydınlık yürek içimi ısıtıyor. 'En çok haklı olduğunuz davada neden bir edebi eseriniz yok?' diye soruyor bize. 'Hangi konuda var ki...' diyorum içimden! Özlediğim Türk aydını onun coşkulu öyküsünden fırlayıp geliyor yanı başıma. Türklerin tarihte hak ettiği yeri gerçekler ışığında dokumak işi.

Şimdi de Kore savaşı üzerine bir kitap hazırlıyor. Kore'de unutulan kahramanlık öykülerimizi romana çeviriyor. Biz bile unuttuk Kore gazilerimizi, şehitlerimizi ne yazık ki. Vefasızlık ödül oldu memleketimde. Kafa karıştıranlar, yalan söyleyenler ve de yargıları bilgi diye akademik unvanlarla sunanlar medya gülleri. Dün 26 yaşında bir genç soruyordu bana: "Ermeni meselesinde haklı mı Batılılar yoksa?" Neden böyle düşündüğünü sordum. Bizde televizyonlarda onların haklılığının savunulduğunu ve konuyu bilmediği için kararsız kaldığını anlıyorum. Doğrusunu anlatanlar nerede?

'Türklerin iletişimi çok kötü ve kendilerini pazarlayamıyorlar.' diyen yazara hak veriyorum. Batı pireyi deve yapar biz develerimizi pire.

Tarafsız bir vicdan olan Blackley, okuduğu kitaplarda iyilerin hep sarışın, kötülerin kara kafalı olduğuna dikkat eder. Bu taraflı bakıştan kendini kurtarmakla başlar işe.

Denktaş, kitabı okuduğunda şöyle der: "Sevilmek, sevilmemek değil mesele, istenmek istenmemek. İşte kitap bundan söz ediyor." Çok doğru.

Kitabın konusunu riskli bulan yayınevi, basmak istemez ve kendi parasıyla risk alır. Ama o zaten hayatın bir risk olduğuna inanıyor. 'Eylemim bu!' diyor.

Biz yazmadık, bari yazılan romanı okuyalım. Bilmediğimiz, çocuklarımıza anlatmadığımız Kıbrıslı Türklerin acılarını, ölümlerini okutalım. Bizim Kıbrıs'ta teröre ve baskıya boyun eğmeyen mücahitlerin akıl almaz öyküsünü aşk romanı kurgusunda izleyelim bari.

Hikâye sadece yakın tarihimize ışık tutmakla kalmıyor Türk kızı Leyla ve İngiliz Alex'in iç dünyalarına da ışık tutuyor. Kıbrıs'ta bugün bile bizi hayrete düşüren kahramanlıklara imza atmış Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş gibi gerçek öncülere haklarını teslim ediyor. Bizim unuttuğumuz, bize unutturulan isimsiz mücahitlerin, Kıbrıslı aydınların, kadınların, annelerin önünde saygıyla eğiliyor.

Ben de, bu gerçek aydın tavrının önünde saygıyla eğiliyorum. Kendi yakın veya uzak tarihine yabancılaşmış aydınlara Hak'tan rahmet diliyorum. Yeni aydınlara merhaba!

Yeni kuşaklar edebiyat, sinema, müzik gibi dalları kullanarak kendimizi anlatır diye umuyorum. Orhan Pamuk, 'Benim Adım Kırmızı'da bunu yazar: "Bir gün kendi hayatımızı da korkmadan kendi hayatımız gibi anlatmayı öğreniriz inşallah." (s.452)

Nevval Sevindi


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Nevval Sevindi

Yazar Hakkında:
Kitaplar: Politikada Kadın Eli / Kadın Seçmen Geliyor! (1996-2007) | Daha Fazla Özgürlük | Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar | Kent ve Kültür | Girişimci Amazonlar | Ne Kadar Sevgi, O Kadar Çözüm | Ne Kadar İlgi, O Kadar Sevgi | Fethullah Gülen ile Global Hoşgörü ve New York Sohbeti | Kanserle Yaşıyorum
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim