Okunma: 909 kez
Son bir-iki yıldır günlük yaşantıda adını sıkça duyduğumuz, basın ve medya yoluyla insanların tanıştığı bir anksiyete bozukluğudur.Anksiyete bozukluklarında, kişiler yaşadıkları durumların tehlikeli olduklarına dair, düşünce ve imajlara sahiptirler.
Ortamı ve kendilerini yanlış algılamaları ve yorumlamaları anksiyeteye sebep olmaktadır. Panik-atak litaratürde tek başına kodlanan bir bozukluk değildir. Genelde agorafobi ile (sokakta, kalabalık yerlerde, açık alanlarda tek başına kalamama) birlikte görülür. Aşağıda belirtilen semptomlardan dördünün veya daha fazlasının bir ay veya daha fazla süredir yaşanıyor olması gerekmektedir.
· ÇARPINTI
· TERLEME
· TİTREME
· NEFES DARLIĞI - BOĞULUYORMUŞ HİSSİ
· SOLUK KESİLMESİ
· GÖĞÜSTE SIKINTI - AĞRI
· BULANTI - KARIN AĞRISI
· BAŞ DÖNMESİ-BAYILACAKMIŞ HİSSİ
· ÖLÜM KORKUSU
· GERÇEK DIŞI DUYGULAR
· KONTROLÜNÜ KAYBETME KORKUSU
· KARINCALANMA - UYUŞMA
· ÜŞÜME-ÜRPERME-ATEŞ BASMASI
Yaşantıyı oldukça kısıtlayan, sorunu yaşayan kişilerin tekbaşlarına faaliyetlerini sürdürmelerini engelleyen bu bozukluk, doğru ve istikrarlı terapi sürecinden sonra kontrol altına alınabilir
Endişe hali tanımlanması zor olan davranış modelleri sergiler.Kaygı (Anksiyete) herkes tarafından yaşanan bir durumdur genelde korkuya benzer; ama sözgelimi saldırgan bir hayvanın yarattığı korkudan farklı olarak kaygıda bir korku nesnesi yoktur.
Panik atak (panik bozukluk) günlük yaşamda sık karşılaşılan karmaşık bir kaygı türüdür. Bu durumdaki kişiler birden başlayan ağır panik nöbetlerine tutulurlar. Panik atağın tipik belirtileri kalp çarpıntısı, baş dönmesi, yönelim bozukluğu, soluk alma güçlüğü, kontrolünü kaybetme duygusu ve bulunulan yerden hemen uzaklaşma dürtüsüdür. Birkaç dakika ya da birkaç saat sürebilir. Panik ataktan sonra kişide yeni bir atakla karşılaşmaya ilişkin ikincil bir kaygı oluşur. Bu korku kolayca ve anlaşılabilir biçimde ,yeni bir atak geldiğinde toplum içinde olma korkusuna dönüşür. Dolayısıyla kişi toplu yerlerden kaçmaya başlar (agorafobi).
Toplumun yüzde 2-4' lük bir kesmini etkileyen bu sorun özellikle 15-40 yaş arasındaki kadınlarda sık görülür. Günümüzde panik atak ve agorafobinin ruhsal durumdan çok genetik yapıdan kaynaklandığı kabul edilmektedir. Bu varsayımı destekleyen bulgular aşağıdaki gözlemlere dayanmaktadır:
- Panik atak bazı ailelerin bireylerinde daha sık görülmektedir.Tek yumurta ikizlerinin ikisinde birden görülme sıklığı çift yumurta ikizlerine göre daha yüksektir.
- Panik atak bazen sodyum laktat gibi özgül biyokimyasal uyaranlarla başlayabilmektedir. (Sodyum laktat normalde aşırı çalıştırılan ya da kan dolaşımı yeterli olmayan kasların saldığı bir maddedir.)
- Kaygı giderici olarak kullanılan bir çok ilaç panik atakta etkisiz kalmaktadır.
- Geleneksel psikoterapi panik atak tedavisinde yararlı olmamaktadır.
- Panik atakta ilaç tedavisinin amacı, kişide ataktan sonra ortaya çıkan ve yeni atak beklentisine karşı oluşan ikincil kaygıyı gidermektedir. Bu tedaviden sonra kişinin topluluk içindeki etkinliklere katılmasını sağlayıcı sosyal rehabilitasyon da uygulanmalıdır.
Ayrıca panik atakları başlatabilecek durumların üstesinden gelmede kişiye yardımcı olmak gerekir. Panik atakların tedavisinde ilaçları ya da davranışçı yaklaşımı üstün tutan görüşler arasında öteden beri süren bir tartışma vardır. Bununla birlikte ilaç tedavisini izleyen ruhsal tedavinin bu hastalarda denenmesi gereken yol olduğu söylenebilir.
Uzm.Dr. Hülya GÜÇLÜER

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Panik Atak
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |