Okunma: 907 kez
Demokratik hukuk toplumlarında üniversiteler, evrensel (bilimsel-etik) değerleri ve bu anlamda gelenekselliğini koruyan insanlığın yararına olan kurumlardır. Ayrıca, akademik bilimsel özgürlüklerin yanı sıra, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini de destekler ve insan haklarını medeni toplumların olmazsa olmaz koşulu olarak görür.
( www.genbilim.com )
Hukukun temel kavramı olan bireysel hak da, hukuk sisteminin özünü oluşturur. Bireyin kendi kurumuyla, daha genel bir ifade ile, devletle ve diğer bireylerle ilkeler ve kurallar içinde bir arada bulunmasını hukuk sistemi sağlar. Bunun bozulmasını ise yargı (yasalar) önler. Hangi toplum veya kurum içinde olursa olsun toplumun yararına olmayan veya istismara açık olan bazı yasa ve yönetmelikler, hukukun gereği olarak değiştirilir, yeniden düzenlenir. Bu değişim ve düzenlemeler, uygulama sürecinde karşılaşılan aksaklıkların fark edilmesi ve üniversitelerin, toplumun veya bireylerin aksaklıklara tepki göstermesiyle gerçekleşir. Nitekim, demokratik ülkelerde üniversitelerin bu konudaki tutumları kanıksanmış bir tavır olarak görülebilmektedir.
Üniversiteler, toplumsal yaşamda; bizim ülkemizde dahil olmak üzere hemen hemen tüm dünyada saygın ve güvenilir kurumlar olarak bilinmektedir. Kaynağı ne olursa olsun üniversitelerin kendi içinde baş gösteren hukuk dışı veya yanlı uygulamalar, üniversitelerin saygınlığını tartışılır hale getirebilmekte ve zayıflatabilmektedir.
Bu anlamda üniversiteler kendi içlerinden seçilmiş, yetki ve sorumluluk verilmiş kurullar eliyle her düzeyde sorgu ve denetime açık yönetsel bir anlayış geliştirmeli, çok özel durumların dışındaki bazı sorunları kendi iç dinamikleriyle çözebilecek durumda olabilmelidir.
Yukarıdaki vurgulamalar ile ilişkili olduğunu düşündüğüm bu yazıda, bazı üniversitelerde yaşanan lojman sorununa ilişkin bir durum değerlendirilmesi yapılmıştır.
2946 Sayılı Kamu Konutları Kanunu
Kamu konut türleri ve konut (madde.3) tahsisi 4 gruba ayrılır, bunlar; özel tahsisli konutlar, görev tahsisli konutlar, sıra tahsisli konutlar ve hizmet tahsisli konutlardır.*
Üniversitelerde konutların öğretim elemanlarına dağıtımı, ilgili yasanın gereklerine göre yürütülmektedir. Ancak üniversite yönetim kurulu kararı veya rektörün iradesi ile bazı üniversitelerde bazen taraflı, farklı uygulamalar yapılabilmektedir.
Örneğin, 2946 sayılı kamu konutları kanunu gereği; idari görevinden dolayı, görev tahsisli olarak lojmana giren bir öğretim elamanı, ilgili kanunun 20. maddesine dayanarak idari görevi bitmiş olsa bile ilgili yasa maddesine dayanarak emekli oluncaya kadar lojmandan çıkmama hakkına sahip olabilmektedir. Zira, 20. madde’ye göre lojmana yerleşen eleman için; “görev ve hizmet tahsisli konutlarda tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir”, denmektedir. Çünkü, bu maddeye göre bütün öğretim elemanları görevlidir. Görevli olduklarından dolayı da lojmandan çıkmama haklarına sahip olabilmektedirler.
Ayrıntılı bilgi için bkz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2946 Sayılı Kamu Konutları Kanunu, Konut Yönetmeliği.
İlgili yasanın devamında ise “Bu görevlerden ayrıldıkları takdirde kendilerine yapılacak tebliğ tarihinden itibaren 2 ay içinde konut boşaltılır. Bunlara yönetmelik hükümleri çerçevesinde sıra tahsisli konut tahsis edilir. Sıra tahsisli konutlarda oturma süresi 5 yıldır. 5 yıllık oturma süresinin bitiminden itibaren 15 gün içinde konutu boşaltır. Emeklilik, istifa, ölüm veya başka bir yere nakil ve her ne sebeple olursa olsun memuriyet sıfatı kalkanlar ilişiklerinin kesildiği tarihten 2 ay içinde konutlarından çıkmak zorundadırlar”. şeklinde ifade edilen görev süresinin bitimi ise bazı üniversitelerde çalıştırılmamakta veya çalıştırılamamaktadır.
Sakıncalar
Yukarıda belirtildiği gibi, durumun en ilginç ve üzücü yanı; lojmana giren bir öğretim elemanı, ilgili yasa gereği yöneticilik görevi ne kadar kısa sürede biterse bitsin lojman sıralamasına girmeyip, bulunduğu durumu müktesep hak olarak kabul ederek, emekli oluncaya kadar lojmanda oturabilmektedir. Pek de insancıl olmayan bu durumu lojmanda oturan bazı öğretim elemanları onaylamamakla birlikte, belirli bir süre oturduktan sonra lojmandan çıkma konusu gündeme geldiğinde sessiz ve tepkisiz kalmayı tercih edebilmektedirler. Bu hoş olmayan durum bazı sakıncaları da beraberinde getirebilmektedir, örneğin: Bir bölüm veya anabilim dalı içinde eş değerdeki ünvana sahip olan öğretim elemanları sırayla anabilim dalı başkanı olarak, puanını yükseltip lojmana girebilmekte, yöneticilikte seçim ve liyakat esası yıpratılmakta, yönetici olma yarışı, bölüm veya anabilim dalları içinde sorunlara ve huzursuzluklara kaynak teşkil edebilmektedir.
Dolayısıyla, bu kanuna göre lojman sayısı kısıtlı olan üniversitelerde, bir öğretim elemanının ünvanı ne olursa olsun yönetici olmadığı sürece lojmana girebilmesi mümkün görülmemektedir.
Ayrıca söz konusu olan bu makalede, tanıma uyan üniversitelerde yapılabilecek olası araştırmalarda lojmana giren öğretim elemanların büyük bir çoğunluğunun kendisine veya eşinin üzerine ait bir veya birkaç evi olduğunun görülmesi güçlü bir olasılıktır. Hakkaniyet anlayışıyla örtüşmeyen bu durum ister istemez öğretim elemanları arasında huzursuzluğa neden olabilmektedir.
Çözüm Önerileri ve Sonuç
İlgili kanunun bu açığının ileride sorun yaratacağını düşünen bazı üniversiteler bu konuyu kendi yönetim kurullarında gündeme getirerek, taraflarından oluşturulan bir (komisyon-etik kurul) kurul ile sorunu, puan durumuna göre (idari görevler de dikkate alınarak) sıra tahsisli ve süreli (5-6 yıl) olarak çözmüşlerdir.
Ancak, yöneticiler başta olmak üzere öğretim elemanlarının hatırı sayılır bir kısmının lojmana yerleştiği bir üniversitede rektör veya rektör adaylarının konuya hassasiyet göstermeleri ve çözüm çabaları içine girmeleri, (büyük olasılıkla seçim kaygıları nedeniyle) böyle bir aşamada mümkün görülememektedir.
Bu durumda yapılacak olan; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2946 Sayılı Kamu Konutları Kanununun 20. maddesine ek olarak kalıcı bir değişiklik önerisidir. Buna göre memur;
“Görev ve hizmet tahsisli konutlarda tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir”. Yerine, “Görev ve ünvanı ne olursa olsun hizmet tahsisli konutlarda tahsise esas olan yöneticilik - idarecilik-başkanlık hizmetinin devamı süresince oturulabilir”, biçiminde değiştirilerek ilgili maddenin geri kalan kısmı aynen korunabilir.
İdari görevi olmayan diğer öğretim elemanları ise sıra tahsisli olarak (puan durumlarına göre) oturur.
Kamu Konutları Yönetmeliğinin 6. maddesinin son fıkrasında belirtilen kamu konutlarının görev ve unvan gruplarına göre ne ölçüde veya hangi oranda tahsisi, yetkili makamca tespit olunacağı belirtilmiş olmasına rağmen bu durum bazı üniversitelerde rektörlüğün uhdesinde farklı uygulanabilmektedir.
Aslında bu konu etkili ve de yetkililerce (TBMM’de) dikkate alınıp gündeme getirilebilir. Böylece üniversite içinde, dışarıdan pek dikkati çekmeyen ve dayanağını ilgili yasadan alan ancak yasal gibi görünen örtülü bir hukuksuzluk (ayıp) ortadan kaldırılarak önemli bir toplumsal sorun çözülmüş olacaktır.
Sonuç olarak, saygınlığı ve güvenirliliği olan üniversiteler, bazı yasa ve yönetmeliklerdeki yoruma dayalı tanımlar veya boşluklar neticesinde ortaya çıkan adil olmayan uygulamalara ilişkin çözümlerde kendi iç dinamiğini ve iradesini kullanarak kararlar alabilmeli, gereken hukuksal tepkiyi koyabilmelidir. Zira, yetki ve otorite kendini dokunulmaz kıldıkça, akademik, bilimsel etik değerler yara alır ve bu değerler ile arası açılmaya devam eder.
Evrensel kuralların temelinde yatan insani değerler demokratik hak kullanmanın meşru gücünü oluşturmalıdır. Dolayısıyla; üniversite içinde oluşabilecek özgürlükçü, yerleşik kurumsal adalet mekanizması, bireysel çıkarları ön planda tutan, şeffaflaşmayı istemeyen otoriteye ve ona biat eden karşı zihniyetin etkisiz hale getirebilmesinde önemli bir rol üstlenecektir.
Kaynak:
Kazım ARTUT
Cukurova Un. Ogretim Gorevlisi

Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
Üniversitelerde Lojman Hukuku
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |