GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Jeoloji arrow Harvardta Bir Türk Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Eyl 03 2006
Harvardta Bir Türk Yazdır E-posta
(0 Oy)



Mesut Darendeli   
Pazartesi, 04 Eylül 2006
Okunma: 2132 kez

Eğer bu yazıda Harvard’ta çok başarılı olmuş, bilimsel dergilerde kapak kapak labaratuvar önlüğü ile fotoğrafları ve çalışmaları yayınlanmış, deha bir Türk’ten bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz ya da beyin ihracatımızla, dünyanın en başarılı hastane, kuruluş ve organizasyonlarında görev alan, göğsümüzü kabartan bu insanların bizden birileri olduğu için ne kadar övünsekte azdır şeklinde bir yazı okuyacağınızı düşünüyorsanız, üzgünüm ama yine yanılıyorsunuz.

Burada değinilmesi önemle gerekli başka bir ironi’den bahsetmek istiyorum sizlere. Çoğunluğu 20-30 yaş arası gençlerden oluşan binlerce başarılı Türk insanı her yıl Dünya’nin dört bir tarafına cazip iş teklifleri, profesyonel çalışma koşulları nedenleri ile annesini, babasını, sevgilisini terk edip gitmektedir. Genç bir yaşta iseniz, genel ortalamaya nazaran donanımlı bir altyapı oluşturduysanız bu döneme kadar ve tabi üniversite sınavında da dişiniz başınız ağrımadan kısmen şanslı bir 3 saat geçirdiyseniz artık başarıya ulaşmak için önünüzde çokta fazla bir engel kalmamış demektir. Henüz 17 yaşında iken akademik ortama giren bu arkadaşlarımız acaba gerçekten psikolojik olarak buna hazırlar mı? Veya lise yıllarında onların bu ani geçiş sürecine hazırlanmalarında orta öğretim sisteminin ne denli yada densiz bir rolü var?

İlkokulu bitirdikten sonra başlıyor aslında bu kırılma noktası ilk olarak. Birlikte vakit geçirdiğiniz, saklambaç oynadığınız çocukluk arkadaşlarınızdan bir anda kopuveriyorsunuz. Birkaç ay, zilinize basıp “aşağıya inmiyor musun’lar”, anneyle gidilen günlük ziyaretlerde, ev sahibinin çocuğunun yani arkadaşınızın sizi, annenizin yanında artık göremiyor olması, mahalle takımından kendi isteğiniz ile süresiz kadro dışı kalmanız bir süre sonra hep unutulup gidiyor. Artık bilinçli bir hedef doğrultusunda kendinizi izole etmiş bulunuyorsunuz daha o küçücük yaşta. Burada elbette ailenin etkisi çok büyük. Henüz 11-12 yaşını yeni doldurmuş bir çocuk, çokta özel bir sinir sistemine yada beyin hücrelerine sahip değilse etrafında gelişen bu olaylardan kendi başına net sebep-sonuç ilişkileri üretebilecek bir kapasiteye sahip olamaz. Üstüne üstlük önünüzde stereotip bir abi yada ablaya da sahipseniz size geçmiş olsun demekten başka şöyleyecek çokta birşeyim yok açıkçası. Artık labirentin içindesiniz. Binlerce farklı kıvrım, binlerce duvar, çıkış yolu olarak algılayip, yanıldığınızı sonuna gelmeden anlayamayacağınız binlerce çıkmaz sokak, gerçek çıkışı bulduğunuz anda ise peyniri bulup bulamayacağınızın herhangi bir garantisi olmayışı. İroni sanırım iste tam bu noktada başlıyor.

Yazıyı iki bölümde değerlendirirsek; birinci grup peyniri bulma şerefine nail olmuş başarılı kobay farecikler, ikinci grup ise henüz ne aradığını bile anlamadan labirentin dışına eli boş çıkmış, denenmiş denek farecikleri. Birinci grubu değerlendirmeye çalışacağım bu ayki yazıda.

1960’lı yıllarda ilk olarak başlayan Beyin göçü, sırası ile doktorlar, mühendisler ve bilim adamları arasında hızlı bir karşı emilime yol açmıştır. Bugün Dünya’da en çok beyin ihracatı yapan ülkeler arasında ilk 20’de bulunuşumuz olayın vahim boyutunu çok ciddi bir şekilde gözler önüne sermektedir. Top 20’de bizimle birlikte rekabet içinde olan ülkelerin başında Hindistan, Çin. İran, Mısır ve Filipinler gelmektedir. Beyin göçü iki farklı noktada değerlendirilebilir. İlki iç beyin göçü ve ikincisi dış beyin göçü. İç beyin göçünde devlet sektöründe yada devlet üniversitelerinde yetişmiş insanların vakıf üniversiteleri ve özel şirketlere geçişi söz konusudur. Nisbeten dış beyin göçüne oranla, yetişmiş kalifiye elemanı ülke içinde tutmanız açısından çok zararlı görünmemektedir. Dış beyin göçünde ise o beyni maalesef tamamen kaybetmektesiniz. Konu aslında bir noktada kültürel yozlaşma ile de ilintili bir dinamizme sahip. Şöyle ki; bir insan ülkenizden göç ettikten sonra, kültürel olarakta bir süre içerisinde belirli asimilasyonlar başlar. Önce dil, sonra örf ve adetler unutulur. Şayet yeni habitatında evlendi ve çocukları oldu ise, tamamen kendi kulütüründen ve dilinden uzak bir çevre beklemektedir onları. Aile arası iletişim problemleri, olayları değerlendirmede ki bakış açısı problemeleri, vs. bunları çoğaltabiliriz. Yani kendi içinizden bir insanı tamamen kaybetme sendromu.

Bir süre sonra bu insanların başarıları ile sadece evinin bir köşesinde TC Pasaportu bulunmasından kaynaklı övünmeye başlıyorsunuz. Yazı da başlığını aslında buradan alıyor. “Harvard’ta bir Türk. Seninle gurur duyuyoruz…” Bunu şöyle bir örnekle irdelemek istiyorum. Düşünün çok kaliteli bir futbolcumuz var. Hem Alman hemde Türk vatandaşı olduğunu varsayalım ve seçimini milli takımda Almanya’dan yana kullanmış olsun. Şimdi bu iki takım arasında ki karşılaşmada bu yetenekli futbolcumuz bizim kalemize 5 tane Gol atmış olsa, ertesi gün gazetelerde “Seninle gurur duyuyoruz, Alman milli takımında bir Türk” başlığı ne kadar saçma ve salakça ise “Science” dergisine kapak olmuş Harvard’lı bir Türk’ten bahsetmekte bir o kadar saçma ve salakça. Çünkü onun, size bu gazete manşetinden başka verebilecek hiçbirşeyi yok artık. Üstelik Gol’ü de kendi kalenize onu gönderirken ilk gün yediniz. Yeterli bilimsel koşulların sağlanamayışı, maddi olarak en azından onları işlerine konsantre olacak seviyeye getiremeyişimiz, daha çocukluk zamanlarında bilinçli bir koşullanma ile onları bu sağlıksız maratona bir at gibi hazırlayışımız bunların altında yatan temel nedenlerdir. Yine üniversite bittikten sonra devam eden, hasta bürokratik çıkarlar, kadrolaşma, adam kayırmalar bu insanları sistemden, kusacak derecede nefret eder ve tiksinir bir pozisyona getiriyor. Ve sonunda onların gitmekten başka yapacak birşeyleri kalmıyor.

Bu kadar karamsar bir tablonun ardından söyleyecek güzel birşeyler çıkarmaya çalışıyorum fakat aklıma çok da birşey gelmiyor açıkçası. Eylül ayına giriyoruz, okullar yeni başlamak üzere. Belki daha, üniversitenin o soğuk anfilerini solumak için heyecanla bekleyen binlerce arkadaşım var. Sizden önce bu tecrübeleri birkaç üniversitede yaşamış bir ağabeyiniz olarak naçizane şöyle bir tavsiyede bulunmak isterim. Merak etmeyin, “Ülkeyi terk edin” demeyeceğim tabi ki. Ama savaşın. Yanlışları düzeltmek için susmak, ya da benim gibi “Bana ne, ne haliniz varsa görün.” diye, çekip binlerce kilometre uzaklara gitmek inanın ki çözüm değil.

Yoksa yakında, tamamen başka kültür ve toplumlara entegre olmuş, kendi başına yapacak ya da konuşacak hiçbirşeyi kalmayan, sahte ve yontulmuş standart numaralarla kendini avutan, kandıran kimliksiz bir popülasyona dönüşeceğiz.

Sevgilerimle
Mesut Darendeli


Etiketler:  



1Haklısın
Didem Culcu 2006-09-06 19:14:12
Selam Mesut 
Yazını inan bir çırpıda okumuşum, birçok söylediğine de hak verdim. Bu sırada bana gelen eletirileride hatırlamadan edemedim hani. Bazen okyucular bana emaıl atıp "amma övdün Amerikayı sen ozünü kaybetmissin" der. Dığer yandan Amerikalı esim Türkiyeye çok bağlı olduğumu düşünür Ama işin gerçeği ben Amerikada Amerikalı gibi yaşayan bir Türk olduğumdur. 
Gelecek yazilarini sabirsizlikla bekliyoruz.

2Haklısın ama ??
 burcu aygun 2006-09-08 07:04:02
Yurt dışındaki özellikle Amerika daki Universitelerde eğitim alabilmek bence bir ayrıcalık.Ve de Harvard University de eğitim aldıktan sonra ülkene dönüp burda devam edebilmek, işte o zaman gurur kaynağısındır ülken için.Yoksa yurtdışına gitmek çok marifet değil, sadece ben amerikadayken diye başlayan abuk hikayelerini dinler millet:)

3haklı aması yok
Gökhan Atmaca 2006-09-11 10:36:27
Sayın Mesut bey dediklerinize katılmaktan başka birşey bırakmıyorsunuz.Yazınızdan anladığım kadarıyla sizde yurtdışını seçmişsiniz.Değindiğiniz konular önemli.Kültürel asimilasyon,savaşmamak ve milli hedefler...Çok doğru noktaları tespitinizden ötürü yazılarınızın devamını bekliyorum...

4benim hala umudum var....
 didem seven 2006-09-11 16:46:36
yazdıklarınız çok doğru.inanın yetersiz lab şartları ve yetersiz biçok sorunlara karşı boyun eğmemek için savaş veriyorum.Ama bu beni mutlu ediyo en azından birilerinin savaştığını,diğerleri gibi yan gelip yatmadığımı düşünmek vicdanımı da rahatlatıyor...siteye yeni üye oldum ve gerçekten yazılarınız çok ii..darısı nicesine.... 


5Bilim Köprü Olmalı
Birgül Çelebi 2006-09-14 10:58:30
Bilimi kendinize tek amaç olarak seçmişseniz sizin de belirttiğiniz gibi kimliksizleşmek veya kaybolmak mümkün fakat, amaçlarınızı çoğaltmış küfenize kültürel sorumluluklar koyarak "Harvard" da gitmişseniz kaybolmazsınız ve kaybetmezsiniz. 
 
Bence imkanı olanın denemesi gereken bi tecrübe, giderken tek amacınız varsa artık sonuçlarınada katlanmaktan başka bi seçeneğiniz kalmıyor. Aslına bakarsanız bu tiplerde toplumun beklentileri çokda umurlarında değildir, bireysel beklentiler sağlansın yeterlidir gibi geliyor, bana. 
 
Ben yine de umutluyum. İstedikten sonra uzaklardan bile birşeyler yapabiliyor insan, Mesut kardeşim sizi tebrik etmekten başka birşey aklına gelmiyor insanın. Genbilim' in birçok insanın hayatını değiştirdiğine şahit olyoruz, tebrikler başarılarınızın devamını diliyorum.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Mesut Darendeli

Yazar Hakkında:
He is a graduate of University of Cukurova with a degree in Molecular Biology and Genetics in Faculty of Medicine. He also was involved in professional scientific investigations. He has interned in different research centers and hospitals.He worked for more than six months in The Scientific & Technological Research Council of Turkey (TUBITAK), which is one of the biggest Research Centers in Turkey. He has also worked in the Molecular Biology Department in "SANKO Medical Center" in Gaziantep as an his internship, Turkey, which emphasizes experimental analysis at multiple levels of biological organization, from the molecule to organism, as well as computational biology, functional genomics and system biology. With those experiences he has gotten 3 published articles which can be found on PubMed. On his spare time, you can find him playing a game of chess, computer hardware. He is quite a fan of the sciences especially statistics. In fact, he has been awarded with the "2004 and 2006 Best Science Web Portal Reward" by Microsoft. He created three series which were among distinction. Mesut now calls New York City his home where he finds himself filled with.
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim