GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Bilişim arrow Aydın kim? Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Eyl 03 2006
Aydın kim? Yazdır E-posta
(0 Oy)



Nevval Sevindi   
Pazartesi, 04 Eylül 2006
Okunma: 1266 kez

Aydın sözcüğü, entelektüele eş anlamda kullanılmasına karşın “entel” bir aşağılama ve küçümsemeyle birlikte anılmaktadır. Türkiye’nin Cumhuriyet dönemi aydınları vardır. Bu aydınların karizması, devlette yeri ve kariyerleri vardır. ( www.genbilim.com )

Aydınlara ilişkin olumsuz düşünce ve duyguların yoğunlaşması 1950 ile başlar; ama 1960’lardan sonra düşmanca bir ilişkiye dönüşür. Devletle aydın ve halkla aydın arasındaki ilişkiler kökten değişikliğe uğrar. Entelektüele daha fazla ve damıtılmış bir anlam yüklenmektedir. Anlama yetisiyle donanmış, duyuların karşılığı olarak anlama gücüne ağırlık veren insandır. Etimolojik olarak böyle bir anlam içermesine karşın Türkçede aydın ve münevver karşılığı kullanılan “entelektüel” 1980 sonrası dalga geçilen bir kavramdır. Üstelik bu dalga geçmede Türkiye yalnız değildir. Yirminci yüzyılın ortalarına kadar entelektüel, entelektüalizm ve entelijansiya gibi sözcükler İngiltere’de olumsuz tınılar içermekte. Raymond Williams bu olumsuz tutumun hâlâ sürdüğünü net söyler.

“İnsan, olacaksa, kendisi için, kendisine rağmen, kendisine karşın aydın olur, kaçınılmaz biçimde.” diyen Ortega için, “Gerçek aydının özgül etkinliği gerçeği zahmetle araştırmak, bulur bulmaz da, ne pahasına olursa olsun, kendisini bin parça edeceklerini bilse, açıklamaktır; aslında “çölde feryat eden” biridir o, çünkü gerçek ancak yalnızlıkta bulunur. Aydın, halka karşı, kamuoyuna karşı, yerleşik sanılara karşı fikir yürütür. Bu nedenle yazgısı anlayışsızlıkla karşılanmak ve halk tarafından sevilmemektir. Misyonu karşı çıkmak ve kandırmaktır.”

Edward Said ise şunları diyor: Hepimiz bir toplumda yaşıyoruz; kendi dili, geleneği ve tarihi olan bir milliyetin mensuplarıyız. Entelektüeller bu fiili durumların ne ölçüde kölesi, ne ölçüde düşmanıdırlar? Aynı şey entelektüellerin kurumlarla (akademi, kilise, mesleki örgüt) ve zamanımızda entelijansiyayı olağanüstü ölçüde kendi saflarına katan dünyevi iktidarlarla olan ilişkisi için de geçerlidir. Wilfred Owen’ın belirttiği gibi “mürekkep yalamışların tüm halkı bir kenara itip/devlete bağlılıklarını ilan etmeleri” sonuçta gerçekleşmiştir.

Diğer uçta Benda’nın, entelektüelleri, insanlığın vicdanı olan süper yetenekli, ahlaki donanımları gelişkin filozof krallardan oluşan bir avuç insan olarak gösteren ünlü tanımı vardır. Benda’ya göre bugünkü entelektüellerin sorunu, sahip oldukları ahlaki otoriteyi sekterlik, kitle dalkavukluğu, milliyetçi çığırtkanlık, sınıf çıkarları gibi “kolektif duyguların” örgütlenmesi adını verdiği şeye devretmiş olmalarıdır. Bunları 1927’de yazıyordu.

Edward Said; “entelektüelin toplumda, sadece kimliksiz bir profesyonel, salt kendi işine bakan bir sınıfın yetenekli bir üyesi olmaya indirgenemeyecek özgül bir kamusal role sahip bir birey olduğu” konusunda ısrarcıdır.

Buna karşın salt kamusal alana ait, sadece bir hareket, dava ya da konumun sözcüsü veya simgesi olan bir entelektüel de olamaz, der.

Ayrıca burada toplumun karanlık zamanlarda entelektüelden yaşadıkları acılara tanıklık beklediğini, onun adına konuşup onu temsil etmesini istediklerini bilir. Oscar Wilde’ın kendisi için kullandığı tanımı ödünç alırsak der, entelektüeller yaşadıkları dönemle simgesel bir ilişki içindedirler her zaman: Halkın kafasında sürmekte olan bir mücadele ya da savaşmakta olan topluluk yararına seferber edilebilecek bir başarıyı, ünü ve şöhreti temsil ederler. Elbette, entelektüellerin kendi etnik ya da ulusal toplulukları adına yapılan kötülüklere kör kalmalarına yol açan kendini üstün görme ve haklı çıkarma tarzı tuzaklara düşüp daha fazla popüler olmaları da kolaydır. Bu Batı’da çok yapılmıştır ve sömürgecilik hep haklı çıkmıştır.

Toplumla entelektüel arasında olan bu ilişkinin durduğu ayaklar; dil, kültür ve özerkliktir. Bu tanımla yeniden aydın denilenleri düşünmek lazım, ne dersiniz?


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Nevval Sevindi

Yazar Hakkında:
Kitaplar: Politikada Kadın Eli / Kadın Seçmen Geliyor! (1996-2007) | Daha Fazla Özgürlük | Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar | Kent ve Kültür | Girişimci Amazonlar | Ne Kadar Sevgi, O Kadar Çözüm | Ne Kadar İlgi, O Kadar Sevgi | Fethullah Gülen ile Global Hoşgörü ve New York Sohbeti | Kanserle Yaşıyorum
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim