Fenotipik olarak kolayca görünebilen özellikler meydana getirirler. Belki gözle görülemezler ama, doku ve kanın incelenmesiyle ortaya çıkarılabilirler. Eğer bu tip bir mutasyon dominant ise birinci dölde görülebilir. İnsan mutasyonlarının oranı üzerindeki çalışmaların çoğu dominant görünebilir mutasyonlara dayanmaktadır. Bunların biri “chondrodystrophic cücelik”tir. Kol, bacak ve yapılarının kısalığıyla tanınırlar. Babası ve anası sağlam olan bir çiftten, bu şekilde bir çocuk doğarsa biz, her iki atadan birinin eşeysel hücrelerinde mutasyon meydana geldiğini anlarız.
Fenotip etkilerine göre mutasyonlar birkaç grup
altında toplanır.
4.1.
Görünebilir Mutasyonlar
Fenotipik olarak kolayca görünebilen özellikler
meydana getirirler. Belki gözle görülemezler ama, doku ve kanın incelenmesiyle
ortaya çıkarılabilirler. Eğer bu tip bir mutasyon dominant ise birinci dölde
görülebilir. İnsan mutasyonlarının oranı üzerindeki çalışmaların çoğu dominant
görünebilir mutasyonlara dayanmaktadır. Bunların biri “chondrodystrophic
cücelik”tir. Kol, bacak ve yapılarının kısalığıyla tanınırlar. Babası ve anası
sağlam olan bir çiftten, bu şekilde bir çocuk doğarsa biz, her iki atadan
birinin eşeysel hücrelerinde mutasyon meydana geldiğini anlarız.
İntermediyer ve kodominant mutant genler yine birinci
döle saptanabilir. Çekinik görünebilir genlerin tanınabilmesi için birkaç dölün
geçmesi gerekir. Fakat her iki atadan da çekinik mutant gen gelirse, birinci
dölde yine fenotipte kendini gösterir.
X’e bağlı
mutasyonlar ayrıdır. Kadınlarda mutasyon meydana gelirse erkek çocuklarında
(birinci dölde) görülebilir. Erkeklerin X kromozomunda mutasyon meydana gelirse
kız çocukları taşıyıcı olur ve özellikle onların çocuklarında ortaya çıkabilir.
Görünebilir mutasyonların çoğu çekiniktir. Bir genin
değişimi, meydana getireceği enzimin ya da yapısal proteinin yapısının veya
işlevinin değişmesine neden olur. Bu genin normal alleli varsa enzim ve yapısal
proteinlerin normal olarak üretilmesine devam edilir. Çünkü genler
gereksinmemiz olan enzim ve proteinlerin iki mislini üretebilecek yetenektedir.
Bundan dolayı tek bir gen varsa hücrenin gereksinmesi olan proteinleri iki
misli üreterek karşılar. Normal genlerin çoğu dominant mutant genlerin çoğu da
çekiniktir. Bu nedenle de mutant çekinik genlerin etkisini hemen görmek
olanaksızdır. Pek az durumda mutant genler de protein üretilir ve normal
genlerin ürettiği proteinleri saptırırlar. Bu anormalliklere neden olur. Bu tip
genler dominant (başat) genler olarak bilinir. Fakat bu tip mutantlar çok
azdır. Genellikle ya üretim yapamazlar ya da normal genlerin etkisinden
kurtulamazlar. Bu nedenle çekiniktirler.
4.2.
Dominantlığın Evrimi
Normal gelişimi sağlayan genlerin neden çoğunlukla
dominant, sapmaları sağlayan genlerin de çekinik olduğu düşünülebilir.
Yeterince eskiye doğru gittiğimizde tüm genlerin birbirinden mutasyonlarla
çıktığını görürüz. O zaman bir mutant gen nasıl oluyor da normal dominant bir gen haline geçiyor?
Yüzlerce mutasyondan ancak pek azı fenotipik olarak
yarar sağlar, ilk defa ortaya çıktıklarında çekiniktirler. Fakat homozigot
olarak etkilerini göstereceklerinden dolayı, seçim bu bireylerin homozigot
olması yönündedir. Yani homozigot çekinik olanlar yaşam savaşında üstünlük
sağlar. Bazılarında da heterezigotlar daha üstün olacağı için bu yönde de bir
seleksiyona uğrar ve bir zaman sonra dominant genlerin yavaş yavaş toplumda
azaldıkları ve bunun yerin içekiniklerin aldığı görülür. Bir zaman sonra tüm
populasyona hakim oldukları için dominant gibi hareket ederler. Daha sonra bu
genlerden meydana gelecek mutasyonlar çekinik gen ödevini yüklenirler ve bu
süreç bu şekilde devam eder (DEMİRSOY, 1988). Örn; Üç
Bacaklı Çocuk.
1981
yılında Pekin’de 33 yaşındaki kadın işçi Li Juying’in üç bacaklı bir erkek çocuğu olmuştur. Bebeğin üçüncü bacağının
vücudun alt kısmına yapışık olduğu v e bebek büyüdükçe bacağında büyüdüğü
bildirilmektedir. Üçüncü bacak diğer iki normal bacaktan daha kalın ve kısadır
(Günaydın Gazetesinden).
Başka lokuslarda bulunan genlerin de bir genin
etkisini göstermede etkili olduğu
bilinir. Eğer daha yararlı bir mutant gen ortaya çıkmışsa, bu diğer
modifiye edici genin üzerinde de seçici bir özelliğe neden olacaktır. Modifiye
edici genin devamlı seçici özelliği bu mutant genin çekinikten intermediyere ve
sonuçta dominanta ulaşmasını sağlar.
Görünebilir mutasyon kolayca tanınmalarına ve evrim
açısından çok önemli olmalarına karşın, genellikle çok seyrektirler (Şekil
1.1.).
4.3.
Lethal Mutasyonlar
Birçok mutasyon embriyonun yaşayamayacak kadar
normalden sapmasını sağlar. İnsanda bu tip öldürücü genlerden “Lethal Gen”
yüzlerce vardır. şayet bir gen, zigotun ilk mitoz evresinde, ig ipliklerini
meydana getiremeyecek şekilde mutasyona uğramışsa, zigot hiçbir zaman iki
hücreli olamaz. Bir gen implantasyon için (ana rahmindeki dokuya gömülme)
gerekli enzimi meydana getiremiyorsa embriyo birkaç gün içerisinde dışarıya
atılır. Eğer bir mutasyon bozuk bir kalp kası, bozuk bir akciğer, bozuk bir
böbrek, bozuk bir sindirim organı ya da bozuk diğer bazı organları meydana
getiriyorsa doğumdan çok kısa bir süre sonra ölüme neden olur. Çünkü bu
organlar ana rahmi içerisinde kullanılmaz. Bazıları doğumdan birkaç yıl
sonrasına, bazıları orta yaşa kadar bireyin yaşamasına izin verebilir.
Öldürücü başat genler düzenli olarak çıkabilir ilk
dölde elimine edilirler. Eğer embriyonun ilk evrelerinde öldürücü ise biz
onları hiçbir zaman göremeyiz. Birçok öldürücü (lethal) gen çekinik olduğu için
döller boyunca taşınabilir. Bu şekildeki ölümler üzerinde yapılan araştırmalar,
her insanın ortalama olarak çekinik üç ya da dört lethal gen taşıdığını
göstermektedir. Her ailede farklı genlerin çekinik lethalleri olduğu için
rastgele evlenmelerde bunların honmozigot çekinik olarak ortaya çıkma şansları
çok azalmaktadır. Aile içi evlenmelerde ve rastlantı sonucu aynı geni çekinik
lethal taşıyan bireyler evlendiklerinde meydana getirecekleri yavrular 1/4
oranında homozigot olacağı için ölüm ortaya çıkacaktır. Pek az lethal mutasyon
çeşidi de intermedier bir özellik gösterir. Heterezigot oldukları zaman meydana
getirdikleri etkiler kolayca gözlenebilir. Fakat homozigot halde
öldürücüdürler.
4.4.
Zararlı mutasyonlar (Semilethal
ve Sublethal Mutasyon)
mutasyonların bir kısmı canlının belirli bir evreye
kadar yaşamasına izin veriyorsa semilethal; eğer yaşamasına izin veriyor fakat
biyolojik işlevlerinin ve üremesinin azalmasına neden oluyorsa sublethal olarak
adlandırılır. Birçok özellik, özünde, bir genin değil de birçok genin ortak
işleviyle ortaya çıkar, biz buna poligenik kalıtım deriz. Çok genli bu
kalıtımda, genlerden bir tanesi mutasyona uğrarsa, ilgili özelliğin
etkinliğinde azalmalar ortaya çıkar. Örneğin, pankreas optimum miktarda salgı
çıkarmaz, karaciğer daha az etkinlikle safra çıkarır ya da salgının kimyasal
yapısı daha değişik olur; böbrek vücudun gereksinimi olan vitaminleri daha büyük
ölçüde süzerek atar.
Bu genlerden herhangi birinin mutasyona uğraması vücut
için büyük ölçüde zarar yapmayabilir. Fakat birçok mutant gen bir araya gelirse
zarar çoğalır ve ölüme kadar gider. Bu tip mutasyonların sayısının, görünebilir ve hatta öldürücü genlerden çok
daha fazla olduğu zannedilmektedir.
4.5.
Nötral Mutasyonlar
Mutasyonların pek az bir kısmı da bulunduğu bireye
yaşam savaşında büyük yararlar sağlar (Supervital Mutasyonlar). Fakat bir kısmı
da biraz önce anlatılanların dışında, en azından meydana geldiği zaman süreci
içerisinde, bulunduğu canlıya ne zarar ne de yarar sağlar. Bu tip mutasyonlara
da nötral mutasyonlar denir.
Son zamanlarda yapılan birçok çalışma,bazı
mutasyonların fenotipik olarak herhangi
bir şekilde kendilerini göstermediğini açığa çıkarmıştır. Bu tip mutasyonlar
ancak protein moleküllerindeki amina asit dizilimlerinin aydınlatılmasıyla
tanınabilir.l protein moleküllerindeki amino asitlerin, proteinin işlevini
bozmadan zaman zaman değiştikleri bilinmektedir. Örneğin, enzimlerdeki protein
zincirinin ancak pek az bir kısmının aktif bölgeleri oluşturduğu ve bu
bölgelerin kimyasal olarak nadiren değiştikleri birçok çalışmayla
bilinmektedir. Dolayısıyla zincirin bu aktif merkezlerinin dışındaki herhangi bir yerinde meydana gelecek
amino asit değişimleri büyük sapmalara neden olmaz. Eğer enzim, kendini meydana
getiren alt birimlere ayrılırsa, değişiklik anlaşılabilir. Elektroforezle amino
asitlerin sırası ve miktarı saptanabilir.
Bu yöntemle en iyi hemoglobin molekülleri incelenmiştir.
Amino asit değişimlerinin birçoğu bu molekülde oksijen taşınmasını engellemez.
Nötral mutasyonlar, mutasyon meydana gelirken canlının
bulunduğu ortamda bireye bir zarar ya da yarar getirmeyebilir. Fakat yeni bir
ortamda veya gelecekte, bu nötral mutasyonlar değer kazanabilir. Nötral
mutasyonlar amino asit diziliminde ve evrimsel uyumun kalbi olan varyasyonların
oluşumunda büyük öneme sahiptir. Birçok insanın hemoglobinindeki amino
asitlerin incelenmesiyle beta zinciri içerisindeki 146 amino asidin ve alfa
zinciri içerisindeki 141 amino asidin her birinin değişebildiği gösterilmiştir.
Bu değişiklikler hemoglobini daha etkin
veya daha az etkin yapamaz. Fakat meydana gelen varyasyonları ilerideki bir
değişikliğe uyum yapacak yeteneği kazandırabilir. Örneğin hava kirlenmesine bu
şekilde bir uyum yapılabilir (DEMİRSOY, 1988).