Okunma: 1173 kez
Apoptozis, embriyo döneminden ölüme kadar pek çok fizyolojik veya patolojik olayda izlenen programlı hücre ölümüdür. Hücre ölümü sürecinde, hücre yüzeyinde, yüzey organellerinde ve nükleusta çeşitli değişiklikler izlenir. Bu derlemede, apoptozis genel olarak tanımlanmış ve kanser, otoimmün hastalıklar, AIDS gibi hastalıklarda apoptozisin yerine değinilmiştir.
Apoptozis; gelişmiş
organizmalarda hücreler arası ilişkilerin gereği olarak gereksinim
duyulmayan ve fonksiyonları bozulan hücrelerin, çevreye zarar vermeden
programlı ölümüdür. Embriyo döneminden başlayarak tüm yaşam boyunca
apoptotik mekanizma ve programlı hücre ölümü vardır. Bazı hücreler
yıllarca yaşarken bir kısmı sadece birkaç saat yaşarlar. Deri,
gastrointestinal sistem ve immün sistem gibi pek çok dokuda devamlılık
apoptozis ve hücre yenilenmesine bağlıdır. Hücre ölümüyle ilgili ilk
bilgiler 1920 yılında ışık mikroskopunun ve yeni boya yöntemlerinin
keşfiyle başlamış ve ilk olarak nekroz tanımlanmıştır. 1972 yılında,
iskemiye maruz kalan dokunun etrafında nekrozdan daha farklı hücre
ölümü gösterilmiş ve buna, ağaç yapraklarının gövdeden ayrılması
anlamına gelen “apoptozis’’ adı verilmiştir.
Apoptozisin morfolojisi:
Apoptoziste ana morfolojik olay, nükleusun kondensasyonu ve daha sonra
parçalara ayrılmasıdır. Kromatin, normalde mikst kondens bir yapıda
olup daha diffüz görünümdedir. Apoptoziste süperkondens bir hal alarak
nükleus zarı altında kresentik görünüm oluşur. Floresan boyamada DNA
boncuklanmalar şeklinde görülür, bunun nedeni DNA’nın endonükleaz ile
oldukça özgül şekilde internükleozomal bölgelerden 180-200 bp (baz
çifti) büyüklüğünde parçalara ayrılmasıdır.
İmmün elektroforez
yapıldığında “ladder patern’’ olarak isimlendirilen merdiven şeklinde
bir görünüm oluşur. Normalde bir hücrede birbirini takip eden 7 kırılma
onarılırken, apoptoziste yaklaşık 300 000 kırılma meydana gelir ve
hücre onarımı yapılamaz.
Apoptozisin erken evresinde hücreler
birleşme bölgelerinden ayrılır, özelleşmiş yüzey organellerini kaybeder
ve belirgin şekilde büzülür, birkaç dakikada hacimlerinin 1/3’ünü
kaybederler. Bu görünüm, muhtemelen plazma membranında bulunan iyon
kanalları ve pompalarında aktivasyonun bozulmasına bağlıdır. Apoptotik
hücrelerin bulunduğu dokulardan elde edilen kesitler ışık mikroskopunda
incelendiğinde, hücreler, etrafında açık bir halo ile görülmektedir.
Daha sonra plazma membranında tomurcuklanmalar oluşur ve hücre,
sitoplazma ile çevrilmiş kromatin parçalarından oluşan apoptotik
cisimciklere parçalanır. Hücre henüz yaşamaya devam etmektedir .
Apoptotik
hücreler komşu hücreler ve makrofajlar tarafından tanınır ve fagosite
edilir. Apoptotik hücrelerin tanınması, plazma membranındaki
değişikliklerle olur. Normalde hücre membranının iç tabakasında olan
fosfatidil serin, aminofosfolipid transferaz enzimiyle membranın dış
yaprağına göç eder. Fagositik hücrelerin vitronektin, lektin
özelliğindeki reseptörleri fosfatidil serin ile bağlanır ve fagositozu
uyarır.
Apoptozisle nekroz arasındaki farklar nelerdir?
Diğer bir hücre ölüm şekli olan nekroz ise hipoksi, fiziksel hasar,
hipertermi, kompleman aktivasyonu, UV ışık gibi zararlı hücre dışı
uyaranlar sonucu oluşan istenmeyen bir süreçtir. Hücre plazma membran
lipidlerinin peroksidasyonu sonucu hücre içeriği ortama dökülür,
inflamatuar yanıt oluşur ve komşu hücreler de etkilenir.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Apoptosis: Programlanmış Hücre Ölemleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |