GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Diğer Bilimler arrow Öğrenci Motivasyonları Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Haz 16 2009

Öğrenci Motivasyonları Yazdır E-posta
(7 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

GenBilim Admin   
Çarşamba, 17 Haziran 2009
Okunma: 2010 kez

Motivasyon, güdülenme,istekli kılınma demektir. Eğitim-öğretim hayatında bir öğrencinin motivasyonunun sağlanması demek onun, hedefi belirlenmiş planlı programlı çalışmaya geçmesi, başarıya özendirilmesi demektir. Çocukluk çağlarında başlayan okul süreci neredeyse gençlik çağının sonlarına kadar sürebiliyor. Bu denli uzun bir süreç öğrenciler üzerinde bıkkınlık,dikkat dağınıklığı,pes etme duygusu gibi olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Öğrencilerin moral motivasyonlarının bozulduğu ve en çok yardıma ihtiyaç duydukları bu dönemde öğretmen, eğitim-öğretim işinin uzmanı olarak öğrencilerine el uzatmalıdır. Onların bozulan konsantrasyonlarını,dağılan dikkatlerini ve azalan motivasyonlarını yeniden takviye etmelidir.

Öğretmen,motivasyon çalışmalarını yaparken çok dikkatli olmalıdır. Hissiyatını kontrol altında tutmalı,ağzından çıkacak her bir sözcüğü itinayla seçmeli ve arızalı bir motivasyona sebebiyet vermemelidir. Neticesi düşünülmeden söylenmiş öyle hatalı sözler veya tavırlar vardır ki bir öğrencinin öğrenim hayatını ya mahvetmiş yada onu öğrenim hayatından soğutmuştur. “Sen yapamazsın”, “Sen kazanamazsın”, “Senden adam olmaz”, “Boşuna okula geliyorsun.” Tarzında söylenen ifadeler öğretmenin normal şartlar altında kullanacağına ihtimal vermediğimiz ifadeler olduğu gibi; embesil, geri zekalı, kalas gibi sözlerde bir öğretmenin lügatinde asla yer almaması gereken ifadelerdir.

Öğretmen öğrencilerine daima ümit veren sözcükler kullanmalıdır. Hatta öğretmen, hayal dünyasında öğrencilerini geleceğin önemli bilim adamları,iş adamları gibi düşünmeli, onlara hayal dünyasında verdiği bu payeye göre davranmalıdır. Böyle bir davranış öğretmene bir şey kaybettirmez; ama öğrencilerine çok şey kazandırır.

Aşağıda okuyacağınız bölümde gerçek hayattan alınmış hikayelerle bir çok motivasyon örneği sunulmuştur. Anlatılanların bazılarını ütopik bulabilirsiniz. Fakat şunu da unutmayın, insan bir işin ancak inandığı kadarını başarabilir. İnsanın gücü ve yapabilecekleri bir bakıma inancı ile sınırlıdır diyebiliriz.

İnancın Motivasyon Üzerine Etkisi:

Öğretmen arkadaşlarımızın bir kısmı derslerinde başarı gösteren öğrencilerin zeki oldukları,başarısız onların ise zeki olmadıklarına inanırlar. Bu inanış zamanla sınıfa da sirayet eder. Öğrenciler kendi aralarında bu rolleri kabullenirler. Kendisinin zeki olduğuna inanan öğrenciler kazandıkları rolü korumak için çalışmalarını devam ettirirler. Bu güzel bir durumdur. Ancak zeka düzeyinin diğerlerinden eksik olduğuna inanan öğrenciler için durum hiç de iç açıcı değildir. Böyle öğrenciler problemlerle karşılaştıklarında hemen pes ederler. Çoğu zaman da zeki olduğuna inandıkları arkadaşlarından yardım isterler. Aman Allah’ım! Bu ne büyük haksızlık. Bir öğretmenin öğrencisini çok iyi tanımadan sırf ders başarılarıyla mukayese ederek,onu zeki olmadığına inandırması, onun geleceğini örgüleyen süreçte bir çok başarısına da ket vurmak değil midir? Hem kendisini, zeki olmadığına inandırmış öğrencilerden derslerinde başarılı olmalarını beklemek abes olmaz mı?

Hayır, sizler böyle yapmayın ve bütün öğrencilerinizin zeki olduğuna inanın. Eğer bir öğrenci doğuştan zeka özürlü değilse (45 veya 47 kromozomlu olmak gibi) inandırıldığında her dersi başarabilir. Yeter ki siz onu, gerçekten yapabileceğine inandırın.

İbn-i Hacer arapça da taşın oğlu demektir. Bu nam ile bilinen zat aynı zamanda önemli bir alimdir. Gelelim ismini aldığı taşın hikayesine; bu zat öğrencilik yıllarında sıradan biri olarak bilinmekle beraber okuduğu medresenin de başarısız öğrencilerinden biridir. Arkadaşlarının başardığı ve geçtiği dersler ona çok zor gelmektedir. Nihayetinde okuduğu derslerin üstesinden gelemeyeceğine inanır ve tahsil hayatını bitirmeye karar verir. Hem çalışkan öğrencilerin arasında bu denli müşkül duruma düşmek ona ağır gelir. Hocalarından izin ister, ellerini öper arkadaşlarıyla vedalaştıktan sonra köyünün yolunu tutar. Uzun süren yolculuktan sonra öğlen sıcağında dinlenmek amacıyla bir kuyu başında mola verir. Kuyu direğine asılı deriden yapılmış hırba ile su çeker. İhtiyacını karşıladıktan sonra kuyunun yanındaki ağacın gölgesinde dinlenmeye çekilir. Bir ara kuyu direğine bağlı su hırbasından dökülen su damlacıkları dikkatini çeker. Su hırbasının delik kısmından belirli aralıklarla dökülen su damlacıkları, hemen altındaki kayanın zemininde büyük bir oyuk açmıştır. Hayretle şöyle düşünür. “Su damlacıkları zayıf olmasına rağmen süreklilikle aktıkları için kayada kocaman oyuk açmışlar. Halbuki ben derslerim karşısında çabuk pes ettim.Bu işin sırrı sebat etmekte olmalı” der ve bu hadiseden kazandığı motivasyonla tekrar medresesine döner. Derslerinde öyle başarılı olur ki yanında okuyan arkadaşlarının hiç biri ona yetişemez. O artık, tarihe ismini ibn-i Hacer olarak yazdırır ve bir çok önemli esere de imza atar.

Sınıftaki öğrencilerinize şöyle bir bakın.Hemen hemen kafa büyüklükleri birbirine yakındır.Beyinlerinin kütleleri arasında önemli bir fark yoktur.Beyin hücrelerinin sayısı eğer abartmıyorsak neredeyse aynıdır.O zaman zeka meselesi biraz da beyin hücrelerini kullanmayı onlara öğrettiğimiz zaman çözülecektir.Taşıdığı beynin farkında olan öğrenciler eğer onun labirentlerinde kaybolmadan dolaşmayı öğrenebilirlerse üstesinden gelemeyecekleri hiçbir zorluk kalmaz.

Gücünüzü Keşfedin
İnsan anatomik olarak bilinen gücünden daha fazlasına sahiptir. Bu güç beden gücü olabileceği gibi zihinsel güç içinde geçerlidir. Şimdi bu güçlere kısaca bir değinelim.

Beden Gücü

İnsan inandığı veya yüreğinde hissettiği kadar güçlüdür. Bir karınca nasıl ağırlığının 3-4 katı büyüklükteki maddeleri kaldırabiliyorsa insanda gerekli motivasyonu yakaladığında bunu yapabilir. Ünlü haltercimiz Naim SÜLEYMANOĞLU sadece 60 kilo olmasına rağmen kendi ağırlığının üç katından az fazla (187.5Kğ) olan halteri Dünya Olimpiyatlarında kaldırmıştı. Üstelik rekor denemesini yaparken sergilediği konsantrasyon gösterisi,görülmeye değerdi. Kendisini coşkuyla destekleyen seyircimize,hemşire fotoğraflarını andırır tarzda işaret parmağıyla bir sus işareti yaptı. Ardından salondaki sessizlikle beraber konsantrasyonunu tamamladı ve kırılması zor bir rekora adını yazdırdı.

İnsan olağanüstü durumlarda bu güce ulaşabilir. Örneğin; trafik kazalarında sürücülerin kaza anında bilekleri ile direksiyonu ikiye katladıklarını duymuşsunuzdur. Normalde yapılması mümkün görünmeyen bu durum kaza anında etkin bir motivasyonla yapılabiliyor. İnsan o anda bunun mümkün olup olmadığını düşünmüyor bile.

Çanakkale savaşında 275 kiloluk mermiyi yakaladığı manevi motivasyonla kaldıran ve savaşın kaderini değiştiren koca Seyidi de hatırlarsınız. Aynı er savaştan sonra komutanının isteği üzerine basın mensuplarının önünde mermiyi kaldırmayı denemiş,fakat kaldıramamıştır.Artık aynı motivasyonu yakalayabileceği şartlar yoktur. Demek ki bir çok insan karşılaştığı problemleri son çare olduğunda çözebiliyor. Halbuki bizler öğrencilerimize problemlerini son çare olmadan çözebilecekleri yöntemleri öğretme durumundayız.

Üniversite yıllarımda kendisini çok iyi tanıdığım bir arkadaşım, hipnotizmaya merak salmıştı. Bazen arkadaşlarımızdan birini uyutuyor, ona bazı komutlar veriyor,değişik faaliyetler yaptırıyor, sonrada uyandırıyordu. Yine böyle seanslarının birinde ,bedenen zayıf bir arkadaşımızı hipnoz etti. Ona “Sen dünyanın en kuvvetli insanısın.Bileğini havaya kaldır ve yumruğunu sık,artık bu bileği kimse bükemez.” Diyerek komut verdi. Sonra bizlere dönerek; “Kendine güvenen varsa onun bileğini büksün” dedi. Ben olaya seyirci kaldım ancak,itiraf etmeliyim iri yapılı üç arkadaşımız beraber denedikleri halde bileğini bükemediler. Bu işin sırrı sizce ne olabilir? Aslında hepimizin böylesine inanılmaz beden güçleri vardır,ancak gücümüze olan inancımızın azlığı ve motivasyonsuzluğumuz bizleri güçsüz kılmaktadır.

Beyin Gücü:

Akran sayılabilecek yaşlardaki öğrencilerde beyin hücre sayısı hemen hemen aynıdır. Buna rağmen etkin bir motivasyonla beyin hücrelerinden yararlanabilen öğrenciler daha başarılı oluyor diğerleri ise başarısız kabul ediliyor. Buna göre başarının sırrı,beyin gücünün farkına varıp onu zorlamak ve ondan en azami şekilde istifade etmekte gizlidir.

Ali Yıldırım, Amerika da matematik dalında mastır yapan bir hemşerimizdir. Ali başka ülkelerden gelmiş mastır öğrencileriyle birlikte derslere katılıyor. Dersi işleyen matematik profesörü her gün dersin bitiminde tahtaya ödev olarak iki adet problem yazıyor. Öğrenciler problem çözümlerini dosya halinde hazırlayarak diğer gün hocaya sunuyorlar.

Bir gün Ali derse trafik sıkışıklığı yüzünden gecikiyor. Tam okula ulaştığındaysa ders dağılıyor. Kapıda karşılaştığı profesöre mazeretini belirttikten sonra sınıfa girerek tahtayı inceliyor.Tahtada yazılı iki problemi görünce “Bu günkü ödevlerimiz olmalı.” diye düşünerek not alıyor. Ali o akşam kampus teki odasında ödev problemlerle uğraşıyor. Ancak nafile problemler çok zor.Bir taraftan dersi kaçırmanın hüznü diğer taraftan problemlerin zorluğu derken gecenin son demlerinde iyice yorgun düşüyor. Ödevlere canı sıkılan Ali sabahki derse katılmamayı düşünüyor. Çünkü o sadece kendini temsil etmiyor, ülkesini de temsil ediyor. Türkiye den gelmiş bir öğrencinin ödevlerini yapamamış olması ülkeyi iyi temsil olmaz diye düşünüyor ve sabahki derse katılmıyor. Ali o gün aynı problemlerle tekrar uğraşıyor. Sonra akşam, sonra sabah, sonra…derken tam 12 gün okula gitmiyor. On ikinci günün gecesi nihayet problemleri çözmeyi başarıyor. Derin bir “ oh” tan sonra ödev dosyasını hazırlayarak kendine rahat bir uyku çekiyor.

Uzun bir ayrılığın ardından yeniden arkadaşlarının arasına katılan Ali, ödev dosyasını da profesöre teslim ediyor. Sınıfını ve arkadaşlarını ne kadar özlediğini düşünüyor. Kabus gibi geçen 12 günün ardından arkadaşlarıyla birlikte olmanın tadını çıkarmaya çalışıyor. Bir sonraki günün sabahı çok erken saatlerde odasının kapısı çalınıyor. Hayırdır, diyerek kapıyı açtığında karşısında profesörü görünce şaşkınlıktan gözleri kamaşıyor. Bir taraftan kılık kıyafetini düzeltirken, diğer taraftan da “Hocam ters giden bir şey mi var? Sizi bu saatte buraya getiren sebep nedir?” diye soruyor.

Profesör : Ali dosyadaki problemleri sen mi çözdün?
Ali : Evet hocam bir sorun mu var yoksa?
Profesör : Hayır bir sorun yok. Seni tebrik etmek için geldim. Hatırlıyorum ben o problemleri tahtaya yazdığım gün sen derse gecikmiştin ve daha sonra tahtada gördüğünde de herhalde ödev zannettin.
Ali : Evet ama o problemler ödev değil miydi?
Profesör : Hayır. O problemler matematikte çözümü olmayan problemlerdi. Ben yıllardır bu problemlerin çözümlerinin olmadığını anlatıyordum ve şu ana kadar da çözen çıkmamıştı. Ancak görüyorum ki sen doğru olarak çözmüşsün.Demek ki çözümsüz problem yokmuş. Bunu bana sen öğrettin. Senin gibi birini tanıdığım için çok memnunum .Senden her zaman bahsedeceğim.

Paule Celho “Simyacı” isimli romanında kahramanını bir bilgeyle karşılaştırıyor. Bilge, roman kahramanına hayatı boyunca yolunu aydınlatacak şu motivasyon sözlerini söylüyor. “İnsan, eğer bir şeyi isterse, istediği şeyin gerçekleşeceğine inanırsa ve inandığı şeyin gerçekleşmesi için çaba gösterirse, evrendeki bütün unsurlar el ele vererek o kişinin istediği şeyin gerçekleşmesine yardım ederler.” Evrenin gerçek sahibi unutulmadığı taktirde ne kadar mükemmel motivasyon sözleri bunlar. İstemek, inanmak ve çaba göstermek. Eğer insan bu silsileye harfiyen uysa dünyada başaramayacağı iş olmaz. Edison binden fazla yanlış deneyi yaparken ne inancını yitiriyor ne de çabasını azaltıyor. Sonunda insanların her zaman kendini minnetle anacağı “ampul”ü keşfediyor. Neredeyse bütün buluşların arkasında hep bu gerçek gizli değil midir zaten?.

2000Yılı ÖSS Türkiye birincisi Adana Işık Dershanelerinden çıktı. Bir gazetecinin başarılı öğrenciyle yaptığı röportajdan hepimizin alacağı dersler olmalı. Gazetecinin “Türkiye birinciliği senin için sürpriz miydi? sorusuna, öğrenci “Hayır. Ben böyle bir sonucu bekliyordum. İsterseniz kaldığım pansiyona gidip odamdaki ranzamın ayağına bakabilirsiniz. Oraya pansiyona yerleştiğim ilk gün bir şey yazdım.” Diye esrarengiz bir cevap veriyor. Çok geçmeden, Gazeteci ve Dershane öğretmenlerinden bir gurup öğrencinin kaldığı pansiyona gidiyorlar. Heyecanla ranzanın ayaklarını inceliyorlar. Öğrenci, ranzanın ayağına ismini yazarak yanına “2000 ÖSS Türkiye birincisi” yazmış. Evet başarılar tesadüfi değildir. Her başarının arkasında inanma ve gayret vardır.

Konsantrasyon Ve Motivasyon
İyi bir motivasyona sahip öğrencilerin konsantrasyonları da mükemmel olmalıdır. Bu ikili her zaman uyum içersinde olmalıdır. Yoksa sadece motivasyon, insanı hayalciliğe sürüklerken, sadece konsantrasyonsa bıkkınlığa ve çabuk pes etmeye yol açar.

Konsantrasyon beynimizin yapılacak iş üzerine yoğunlaşması demektir.

Hedefte sadece yapılacak iş olursa, beyin tüm enerjisini bu iş üzerine odaklar. Böyle bir enerjinin çeviremeyeceği çark yoktur. Yeter ki insan beyin enerjisini kontrollü kullanabilsin.

Bir kişinin aynı anda birden fazla işle meşgul olması doğru değildir. Aynı anda birkaç işle birden meşgul olmak, aynı anda iki filmi birden izlemek gibidir. Böyle bir olayda beyin, olaylar ve nesneler arasında sürekli bağ kurmaya çalışmakta,dolayısıyla da enerjisini boş yere harcamaktadır.

Öğrencilere, ders çalışma etütlerinde veya sınıfta ders dinlerken, konsantrasyonun ne kadar önemli olduğu anlatılmalıdır. Konsantrasyon öğrenme olayının anahtarıdır. Konsantrasyon olmadan öğrenmede olmaz. Öyleyse okullarda öğrencilere eğitim-öğretim işine nasıl konsantre olabilecekleri konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

İnsanın anatomik yapısına dikkat edilirse çok mükemmel özellikler taşıdığı görülür. Görme,duyma, koklama kabiliyetleri bu gün hiçbir bilgisayarda olamayacak kadar mükemmelken, yürüme, koşma, durma ve tüm akrobatik hareketleri yine çağımızın teknoloji harikası sayılan robotlardan, bilgisayarlı otomobillerden daha harikadır. Şu saydığımız cihazlara fonksiyon kazandırabilmek için yüz binlerce Dolar harcandığını hepimiz biliyoruz. Halbuki insan kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha fonksiyonlu ve daha komplikedir. Bunları şunun için anlatıyorum. Bu kadar özelliklere sahip olan insan(öğrencilerimiz), nasıl olurda bir dersi veya sınavı başaramaz? Bunu anlamak mümkün değil.

Kimya derslerinin birinde öğrencilerin sıkıldıkla-rını, birazda dikkatlerinin dağıldığını fark ettim. Birden ani bir hareketle “arkadaşlar!..gelin sizinle farklı bir iş yapalım.” Dedim. Sınıfta bulunan öğrenciler bir anda bakışlarını bana doğru çevirmiş, farklı işin ne olacağını merakla bekliyorlardı. Onlara; “Eğer insan bir şeyi isterse ve o iş üzerine konsantrasyonunu sağlayabilirse,su üzerinde yürüyebilir, havada bir kuş gibi uçabilir veya bir demir parçasını suda yüzdürebilir. Şimdi ben bu saydıklarımdan birini sınıfta yapmak istiyorum. Örneğin, demiri suda yüzdürebilirim.” dedim. Öğrencilerim şaşkın ve sessiz bakışlarla beni izlerken içlerinden biri “İyi ama hocam, gemiler demirden ve zaten suda yüzüyorlar” dedi. Hayır arkadaşlar! Dedim. “ Ben bildiğiniz rulo şeklindeki demir çubuğu suda yüzdüreceğim. Ancak dediğimi yaparsam Hamburger ve Kolanızı kazanırım, kabul mü? Dedim. Teklifimi kabul ettiler. Her şey istediğim gibi gelişiyordu. Sınırlı bir ders süresinin demir çubuk aranmakla harcanmasının doğru olmayacağını bunun için aynı işi bir toplu iğnenin de yapabileceğini söyledim. Hemen bir toplu iğne bulundu. İçlerinden gönüllü birini kantinden bir bardak su getirmesi için gönderdim.

Şimdi sınıfta büyük bir sessizlik vardı. Öğrenciler etrafımda bir daire görünümünde çevrelenmiş dikkatle beni izliyorlardı. Bir iki konsantrasyon hareketi yaptıktan sonra toplu iğneyi yavaşça suya bıraktım. Toplu iğne, suda bir ağaç çubuk gibi yüzüyordu. Sınıfta herkesin şaşkınlığı bakışlarından okunabiliyordu. Onlara olayı daha yakından izlemeleri için müsaade ettim ve ardından, “Arkadaşlar, pekala sizlerde zor gibi görünen sınavlarınızı iyi bir konsantrasyon ile başarabilirsiniz.” Dedim. Büyülenmiş bakışlarla beni süzen öğrencilerimi daha fazla aldatmış olmamak için işin sırrını itiraf ettim. Toplu iğnenin sudaki yüzey gerilim kuvvetlerinin etkisiyle batmadığını, bu olayı lise yıllarımda fizik öğretmenimizin bir deneyle bize gösterdiğini anlattım. Her şeye rağmen bu eğlenceli dersten öğrencilerim derslerini almışlardı.

Hint fakirlerinin yoga adını verdikleri konsantrasyon halinde oturdukları yerden havaya yükselebildiklerini duymuştum. Bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak kızgın kor üzerinde yürüyebildiklerini gördüm. Ülkemizde de Rufai tarikatına mensup kişilerin cezbe dedikleri konsantrasyon halinde uzun demir şişleri bedenlerine batırdıklarını, acı hissetmediklerini, dahası kanama,enfeksiyon gibi tıbbi olumsuzlukları aştıklarını bir belgesel programda izledim. Demek ki işin sırrı konsantre olmakta. Biz öğretmenler öğrencilerimizden ne havaya yükselmelerini ne kızgın kor üzerinde yürümelerini ne de demir şişleri karınlarına batırmalarını istemiyoruz. Onlar sadece derslerinde başarılı olmak amacıyla konsantre olsunlar yeter.

Grup Çalışmalarının Motivasyon Etkisi
Grup çalışmalarında kolektif çalışma şuuru ön plandadır. Bir kişinin yalnız başına çözmesi zor görünen meseleleri grup çalışmalarıyla daha kolay çözülür. Grup, eğer bir amaç doğrultusunda doğru kişilerden oluşturulmuşsa başarı için önemli bir adım atılmış demektir. Geriye hedefleri belirlemek, program yapmak ve öğrenciler için elverişli bir ortam hazırlamak kalıyor. Öğretmen bu konularda öğrencilerine yardımcı olur ve ideale yakın gruplar oluşturabilirse,grup çalışmalarının büyülü iklimi kendini göstermeye başlar. Buna göre grup çalışmalarının bazı artılarını şöyle sıralayabiliriz.

Aynı atmosferi paylaşan öğrenciler farkında olmadan birbirlerini motive ederler.

Ferdi çalışmalara oranla grubun çalışma süresi daha fazladır.

ü Grup içersinde çalışmayı kamçılayıcı tatlı bir rekabet vardır. Yani grup üyeleri üzerinde yarışma psikolojisi hakimdir. Yarışma psikolojisi,her bir üyenin performansını en üst seviyeye taşır. Yarış atlarının bir parkuru grup koşularında daha kısa sürede koştukları gözlenmiş. Her bir at diğerlerinin koşma dürtüsünü artırıyor. Ancak önde koşan at yavaşlarsa diğer atlarda yavaşlıyorlar. Bu çözülmesi güç bir durumdur. Buna grup psikolojisi de denilebilir. Aynı psikoloji insanlarda da mevcuttur. Mesela futbol maçlarında galip takımın oyuncuları skoru korumak için tempoyu düşürürler. Mağlup takımın oyuncuları bundan ister istemez etkilenirler. Bu açıdan öğrenci grupları başıboş bırakılmamalı, kontrol altında tutulmalı ve ara sıra motivasyon takviyesi yapılmalıdır.

Grup üyeleri birbirlerinin eksiklerini tamamlama şansına sahiptir. Bu durumdan özellikle dersleri zayıf olan öğrenciler çok istifade ederler. Ancak bu dersleri iyi öğrencilerin istifade etmeyecekleri anlamına gelmez.

Merhum prof. Dr. Cahit ARF Ülkemizde yetişen ender matematikçilerdendir. Çalışmaları tüm bilim çevrelerince takdir görmüş bu bilim adamının öğrencilik yıllarına ait bir hatırasını aktarmak istiyorum. “Liseyi yatılı okulda okudum. Sınıfta dersleri çok dikkatli dinlerdim. Akşam etütlerinde sınıf arkadaşlarım sıraya geçerler ve sırası gelen her bir arkadaşım,derslerde anlamadıkları bilgileri bana sorar,bende onlara anlatırdım. Her arkadaşım konuyu çok iyi öğrendiğini söyler , teşekkür ederdi. Ama itiraf edeyim böyle yaparken ben onlardan daha iyi öğrenirdim.”

Gelir Düzeyi Yüksek Aile Çocuklarının Motivasyonu

Belki de tüm öğrenciler arasında motive edilmeleri en zor öğrencilerdir. İçinde bulundukları refah ortamı beraberinde rehaveti getiriyor. Yokluk çekmemiş olmaları, her istediklerinin alınması,bu grupta yer alan öğrencilerin ders çalışma heveslerini azaltıyor,hatta yok ediyor. Hani atalarımız “rahatlık insana batar” demişler ya çok doğru. Burada motivasyonu azaltan en büyük sebep “rahatlık”tır. Tanımımıza uyan öğrenciler okula gitmekte ya zorlanıyorlar, yada okula farklı duyguları yaşamak için gidiyorlar.

Bir çok öğretmen bu tanımdaki öğrencilerimizin derslerindeki başarısızlığı zeka düzeylerinin noksanlığı ile izah ediyor. Meslek hayatımda bazı öğretmen arkadaşlarımın şöyle bir kanaat taşıdığına şahit oldum. Onlara göre zengin aile çocuklarının büyük çoğunluğu zekadan yana nasibini alamamışlar. Hatta bazı arkadaşlarım “Allah kimine mal,kimine akıl veriyor.” diyerek iki zenginliğin bir kimsede toplanma ihtimalinin azlığından bahsediyorlardı. Ne yalan söyleyeyim bir zamanlar ben de böyle düşünüyordum. Ancak bu düşünce son derece hatalı ve yanlıştır. Öncelikle Allah (C.C) adildir. İnsanlar arasında mal ve zeka taksimi gibi bir ayrım yapmaz. Öyleyse zengin aile çocuklarının başarısızlık nedenleri eğitim-öğretim metotları içerisinde aranmalıdır.

Bütün öğrencilerin zeki olduklarına inandığımıza göre,zengin aile çocuklarının ders başarısızlıklarını,motivasyon eksikliğiyle izah etmek gerekir. Onların derslerinde başarısız not almalarının zeka ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca zekayla ilgi kurulmak istenseydi ben bu gruptaki öğrencilerin diğer öğrencilerden daha zeki olduklarını iddia ederdim. Buna gerekçe olarak ta beslenmeleri,sağlık kontrolleri ve her türlü yaşam düzeylerinin gelir düzeyi düşük aile çocuklarından daha iyi olduğunu gösterirdim. Ancak problem zeka düzeyiyle ilgili değildir.

Öğretmen,ilgilendiği öğrencisinin sosyal yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Onun,tutkularını,hobilerini ve psikolojik durumunu bildiği takdirde mantıklı projeler üretebilir. Yoksa öğrencinin derse olan ilgisizliği karşısında onun anlamayacağı dilden “oku,hayatını kurtar. Geleceğini düşün.” Gibi muhatabında tesir uyandırmayan sözlerini tekrarlayıp duracaktır.

Öğrencimize onun anlayabileceği dilden bazı motivasyon önerileri şunlar olabilir.

1) Üniversite ortamının güzelliklerinden bahsederek onun,üniversite yaşantısını bir hobi gibi algılamasına yardımcı olabilirsiniz.

2) Okul yaşantısını rekorlar kırabileceği bir spor dalı gibi algılamasına yardımcı olabilirsiniz. Yani başka öğrencilerle yarışmaya özendirebilirsiniz.

3) Bilim adamı olmaya özendirebilirsiniz. Öğrencinize zeki biri olduğunu hatırlatarak,kendisinde bilim adamı vasıflarının bulunduğu ve eğer bilimle meşgul olursa gelecekte önemli buluşlara imza atabileceğini söyleyebilirsiniz. Böyle yapmakla onu kandırmış olmazsınız. Bilakis onu bilim adamı olmaya motive etmiş olursunuz.

4) Olayın manevi boyutuna değinerek,bilimle meşgul olmanın dinimizce ibadet sayıldığını anlatabilirsiniz. Bilimle uğraşmayı teşvik eden ayet ve hadislerden örnekler vererek ne kadar faydalı bir iş olduğunu anlatabilirsiniz. İşte bunlardan birkaçı; “Allah tan hakkıyla korkan alimlerdir.”(Ayet meali), “Hesapların tartıldığı yerde,alimlerin mürekkepleri şehitlerin kanlarıyla bir muvazene edilir.”, “Alimler varislerimdir.”, “İlim Çin dede olsa gidip alınız.”(Hadis mealleri), “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”(Hz.Ali)

5) Grup çalışmalarına dahil ederek, grup üyelerinin de desteğini alarak ders çalışmaya özendirebilirsiniz.

6) Sevgi dilini kullanın. Öğrencinizle özel olarak görüşmeler yapın ve ondan derslerinde başarılar beklediğinizi samimi bir şekilde ifade edin.

7) Kulüp çalışmalarına yönlendirin. Kulüp çalışmaları öğrencilerin kendi becerilerini sergileyebilecekleri,özgüvenlerini artırıcı çalışmalardır. Bu çalışmalarda öğrenciler moral motivasyonu kazanırlar. Örneğin, Edebiyat Kulübü, Matematik Kulübü ve Bilgisayar Kulübü bu kulüplerden bazılarıdır.

Gelir Düzeyi Düşük Aile Çocuklarının Motivasyonu

Bir ailenin gelir düzeyinin düşük olması ve aile içersinde yaşanılan ekonomik sıkıntılar ister istemez çocuklara da tesir eder. Yokluk ve her istenilen şeye sahip olamama duygusu aile yaşantısında yıpratıcı etkiler göstermesine rağmen çocukların ders çalışmaları üzerinde olumlu etkiler yapar. Gelecek endişesi, zengin yaşantı özlemi çocuklar üzerinde en etkin ve en uzun süreli motivasyonun kazanılmasına yardımcı olur. Bu tanıma uyan öğrencilerinize ders çalışma yöntemlerini öğretin, haftalık ders çalışma programı yapın ve takip edin. Onlar hayattan kazandıkları etkin motivasyon sayesinde neticeye daha çabuk varırlar.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
Sponsor Bağlantılar

Nbrsin: Ne yapıyorsun?

GenBilim
GenBilim
GenBilim
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı.
GenBilim