Gevşemenin Öğrenilmesi: Bedeni
kontrol etme yolunda birinci basamak solunum kontrolü ve nefes
egzersizleridir. İyi nefes ağır, derin ve sessiz olmalıdır. İyi bir
nefes, yavaş olarak burundan alınır, sessiz olur ve akciğeri doldurarak
aşağı iter. İyi nefes alındığının iki katı sürede verilir. Günde en az
40 defa diyafram nefesi almayı alışkanlık haline getirmek kaygı
düzeyini düşürür.
Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ avucunuzu göbeğinizin
altına, sol elinizi göğsünüzün üstüne koyun ve gözünüzü kapatın. Nefes
almadan önce ciğerlerinizi iyice boşaltın. Akciğerinizi hava ile
doldurun. Kısa bir süre bekleyin, nefesinizi aldığınızdan iki katı
sürede boşaltın. Yeni nefes almadan iki saniye bekleyin. Egzersizi bir
iki defa daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az 4–5 kere normal nefes
alın.
Zihinsel Resimleme Yoluyla Gevşeme: Gözlerinizi
kapatın... Vücudunuzda gergin yerleri araştırın...(5–7 saniye ara)
Vücudunuzda farkına varmaya başladığınız gerginlik ve rahatsızlığı bir
buz kütlesi olarak kafanızda canlandırın...(5–7 saniye ara) Şimdide
rahatlama ve gevşemeyi güneş olarak temsil edin, canlandırın...(5–7
saniye ara) Şimdi gerginliğin sembolü buz ile gevşemenin sembolü
güneşin zihinsel resimlerinin birbirleri ile etkileşimini
canlandırın... (5-7 saniye ara) Kafanızın içinde güneşin buzu yavaş
yavaş erittiğini hayal edin... (5-7 saniye ara) ... buz eridikçe
gevşediğinizi düşünün ve hissedin...(5–7 saniye ara) ... buz eridikçe
gitgide rahatlıyor ve gevşiyorsunuz...(5-7 saniye ara) ... Güneş buzu
erit-tikçe ve buz küçüldükçe derece derece rahatlıyor, gevşiyorsunuz...
(5–7 saniye ara)... Buz küçülüp yok olunca derin bir gevşeme içinde
olacaksınız.
Oto hipnoz Tekniği: Rahat bir sandalyeye bedenin yukarı
kısmını dik tutacak biçimde oturun. Sandalye boş duvardan 1,5 veya 3
metre uzakta olsun. Duvara gözünüzün hizasından 30 santim yüksekliğinde
bir noktayı bir bant yapıştırarak ya da toplu iğneyle işaretleyin.
Gözünüzü duvardaki noktaya dikin ve hiç acele etmeden sakin bir şekilde
nefes alıp vermeye başlayın. Derin ve muntazam nefes alın ve yavaş
yavaş gayet sakin bir şekilde nefes verin. Her nefes alış verişte,
ondan sıfıra doğru birer birer sayın. Bir rakamına ulaştığınızda
duvardaki noktaya bakmaya devam edin ve bu arada eliniz ve kolunuzun
ağırlaşmaya başladığını ve onları kıpırdatmanızın mümkün olmadığını
düşünmeye başlayın.
Şimdi göz kapaklarınızın gittikçe ağırlaştığını ve gözlerinizi
açık tutmanın gittikçe zorlaştığını düşünmeye başlayın. Göz
kapaklarınız sanki onlarda ağırlık asılıymış gibi aşağı doğru
kapanıyor, gözünüzü açık tutmak olanaksız hale geliyor. Şimdi
gözlerinizi kapatın.
2. adımda olduğu gibi yine ondan geriye doğru saymaya başlayın ve
her sayışta derin, muntazam ve sakin nefes alıp verin. Sadece
nefesinizi düşünün ve başka hiçbir şey düşünmeyin. Nefesinizi
çaydanlıktan çıkan bir su buharı gibi düşünün ve görüyormuş gibi su
buharının burnunuza, ciğerlerinize gidişini ve sonra yine burnunuzdan
çıkışını hayal edin.
¦ Nefes alış veriş sayımını yaparak bir sayısına
geldiğiniz zaman kendinizi bir banyo küvetinde ılık su içine gömülmüş
hissedin. Ilık suyun cildinizi nasıl sardığını düşünün. Kendinizi
tamamen gevşek bırakın. Kendi kendinize “gevşe, bütün vücudunu gevşek
bırak” deyin. Vücudunuzu tamamen ılık suya gömülmüş ve tamamen gevşemiş
bir durumda bırakın bu durumu sürdürebildiğiniz kadar sürdürün.
Aklınıza düşünceler gelmeye başlayıp, günün sorunlarıyla ilgili planlar
yapmaya başladığınız andan itibaren gözünüzü yavaş yavaş açın ve bir
süre o durumda gözü açık kaldıktan sonra kalkın ve güne devam edin.
Fiziksel Egzersiz: Fiziksel egzersizin sağladığı
yararlar; kas gevşemesi, zihinsel gevşeme, yapılan işte etkinliğin
artması, enerjide artış, duygusal boşalma ve rahatlık, daha iyi
uyku, kendine güven artışı, endişelerde azalma, daha iyi bir
sağlık, bel ve sırt ağrılarından korunma, kalp hastalığı riskinin
azalmasıdır.
Günde 10–20 da. Düzenli egzersiz yapmanın sınavlara hazırlanan
öğrencilere sağlayacağı yararlardan birincisi kaygıyı azaltması,
ikincisi öğrenmede etkinliğin arttırılmasıdır. Uzun süreli spor
faaliyetleri, yürüyüşler bu yararları sağlayacaktır.
Düşünce Biçiminin Düzenlenmesi: İnsanın duygu ve
düşüncelerini belirleyen, dışında meydana gelen olaylar değil, bu
olayların değerlendirilme ve yorumlama biçimidir. Eğer sizde hayal
kırıklığı yaratan veya sizi endişelendiren olaydaki değerlendirme ve
yorum biçiminizi doğru olarak yakalayabilirseniz, olaya vereceğiniz
tepki ve davranışlarınız değişecektir.
Düşünceler duygular ve davranış arasındaki ilişkiyi Dr. A.
Ellis’in geliştirdiği A-B-C modeli üzerinde şöyle açıklayabiliriz: Bu
model üzerinde A noktası, duygu ve davranışa yol açtığı varsayılan
olaydır. Örneğin anneniz, babanız veya öğretmeniniz bir ödevinizi
zamanında tamamlamadığınız için size çıkışmış olabilir. Bu olaydan
sonra da siz sinirlenmiş ve üzülmüş olabilirsiniz. C noktası sizin bu
olaydan sonraki duygunuzu ve davranışınızı göstermektedir. Örneğin
böyle bir eleştiri karşısında savunucu olabilir ve ‘Bu öğretmen beni ne
sanıyor?’ veya ‘Bu adam bir tek kendi dersi var sanıyor’ gibi tepkiler
verebilirsiniz.
Ne yazık yaygın yanlış bir inanış olarak, birçok insan A
noktasındaki olayın, doğrudan C noktasındaki duygu ve düşünceye yol
açtığına inanır. A-Olay (öğretmenin eleştirisi) B-Duygu ve davranış
(üzgün, kızgın, savunucu) Eleştirilerinden dolayı öğretmeniniz sizi
üzmüştür değil mi? Oysa A ve C noktası arasında gerçekte çok önemli bir
şey daha bulunur. A ve C noktaları arasında bizim yorum ve yaklaşım
biçimimiz vardır. Düşünce ve davranışı esas etkileyen bu yorum ve
yaklaşım biçimidir.
A-Olay (öğretmenin eleştirisi)
B-Yorum ve yaklaşım biçimi (‘Bütünüyle unutmuşum, sınıfta
kalacağım’ veya ‘Neden herkese değil de sadece bana kızıyor?’ veya ‘Bu
öğretmen bana taktı’)
C-Duygu ve davranış (üzgün, kızgın, savunucu, ne yapsam boş duygusu)
Bu basit şemadan da görüleceği gibi süreci
öğretmeniz olsa bile, duygularınıza yol açan sizin kendi düşünce
biçiminizdir. Sınavlara ve eğitim başarısına yaklaşım ve yorum biçimi
akılcı ve akılcı olmayan biçimde olabilir. Olumsuz ve sıkıntı verecek
yaklaşım ve yorum biçimleri alışkanlık haline gelebilir ve hayatınızda
önemli bir stres kaynağı olabilir.
Başka bir yaklaşım biçimi de şöyle olabilir:
A-Olay (öğretmenin eleştirisi)
B-Yorum ve yaklaşım biçimi (‘Ödevi zamanında bitirmeliydim ama
bitiremedim’ veya Son hafta sonumu televizyonun başında geçirirken,
böyle olacağını tahmin etmemiştim’)
C-Duygu ve davranış (üzgün, kızgın, savunucu ancak ‘problemin
nereden kaynaklandığını biliyorum, ben daha iyisini yapabilirim’
yaklaşımının korunması.)
Bir öğrencinin hayatında her gün defalarca meydana gelen bu
basit örneklerden de anlaşılacağı gibi, herhangi bir olay çok çeşitli
ve farklı davranışlara yol açabilir. Sizi gerilime sokan, sınav
kaygınızı yükselten olayın kendisinin stres verici özelliği değil,
olayı değerlendiriliş biçimimizdir. Çoğunlukla stresi ve sınav
kaygısını yaratan doğru ve akılcı olmayan düşünce biçimidir.
http://www.doktorsitesi.com