Okunma: 2569 kez
Bu çalışma, ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin matematik öğretiminde Teşvik Edici Yazma Aktiviteleri (TEYA) yardımıyla matematiğe yönelik tutumlarının ve bu tutumların kaynağının belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaçla hazırlanan 10 adet TEYA, 22 öğrenciden oluşan bir gruba uygulanarak pilot çalışması gerçekleştirilmiştir. Söz konusu TEYA'ların yapıları pilot çalışmadan alınan sonuçlar doğrultusunda gerekli düzeltmeler ile geliştirilmiş iki grup altında toplanmıştır. İlk gruptaki TEYA'lar çevresel etkenlerden kaynaklanan tutumları belirlemeyi T(Ç) ve ikinci gruptaki TEYA'lar ise duyuşsal etkenlerin neden olduğu tutumları belirlemeyi T(D) hedef almaktadır.
MATEMATİĞE YÖNELİK TUTUMUN BELİRLENMESİNDE ALTERNATİF BİR ARAÇ: TEŞVİK EDİCİ YAZMA AKTİVİTESİ (TEYA) Bu çalışma, ilköğretim birinci kademe
öğrencilerinin matematik öğretiminde Teşvik Edici Yazma Aktiviteleri
(TEYA) yardımıyla matematiğe yönelik tutumlarının ve bu tutumların
kaynağının belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaçla hazırlanan 10
adet TEYA, 22 öğrenciden oluşan bir gruba uygulanarak pilot çalışması
gerçekleştirilmiştir. Söz konusu TEYA'ların yapıları pilot çalışmadan
alınan sonuçlar doğrultusunda gerekli düzeltmeler ile geliştirilmiş iki
grup altında toplanmıştır. İlk gruptaki TEYA'lar çevresel etkenlerden
kaynaklanan tutumları belirlemeyi T(Ç) ve ikinci gruptaki TEYA'lar ise
duyuşsal etkenlerin neden olduğu tutumları belirlemeyi T(D) hedef
almaktadır. Daha sonra seçilen örneklem üzerinde TEYA'lar iki ayrı
okulda üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinden oluşan toplam
99 öğrenciye uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar araştırmacılar
tarafından değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Sonuç olarak, TEYA'ların
öğrencilerin matematiğe karşı tutumlarının belirlenmesinde etkili bir
araç olduğu görülmüştür.
“... Matematik, dünyayı anlamanın bir yolu,
Yazma ise matematiği anlamanın bir yoludur” [Joan Countryman, 1992]
Yazma etkinliklerinin sahip olduğu özelliklerin ve
bunların öğretim üzerindeki etkilerinin fark edilmesi eğitimciler ve
araştırmacıların bu konuya olan ilgilerini arttırmıştır (Miller, 1992;
Lollis, 1996; Shield ve Galbraith, 1998; Ishii, 2003; Seto ve Meel,
2006). Bugün pek çok alan eğitimi çalışmaları sayesinde, yazmanın
sadece bir dil becerisi olarak düşünülmesi ve dil öğretiminin bir
parçası olarak ele alınması yaklaşımından uzaklaşıldığı görülmektedir.
Bu duruma temel teşkil eden şey, Borasi ve Rose'a (1989) göre
eğitimcilerin ve psikologların, özellikle Ntenza'ya (2004) göre
bilişsel psikologların yazmanın öğrenmeyi güçlü bir şekilde destekleyen
bir araç olması düşüncesinden hareketle yazma ve öğrenme arasında
kuvvetli bir ilişkinin var olduğuna dikkat çekmeleridir. Yazma
aktivitelerinin konu alanında kullanılması; analiz etme, olguları
karşılaştırma ve ilgili materyalleri sentezlemede (Emig, 1977),
öğrencilerin öğrenmekte oldukları bilgiler ile daha önceden bildikleri
arasında bağlantı kurmasında (Borasi ve Rose, 1989) öğrencilerin
çalışılan bir konunun daha iyi anlaşılmasına yönelik düşünmelerini
geliştirmede (Miller, 1992), önemli ölçüde yardım sağlamaktadır.
Bu ve benzer özelliklerin matematik eğitiminde
kullanılabilirliğine yönelen araştırmalar ile günümüzde yazma
aktiviteleri matematik eğitimi açısından da giderek artan bir ilgi ve
inceleme alanına dönüşmüştür. Bizim açımızdan doğal olan bu dönüşüm iki
ana perspektiften ele alınabilir.
Bunlardan ilki yazma aktivitelerinin sahip olduğu
özelliklerin matematik öğretiminde ne şekilde kullanılabileceğine
yönelen, ikincisi ise matematiğin kendisinin bir evrensel dil olması
yönü ile o dilin kazandırılması ve geliştirilmesinde matematik
derslerinde yazmanın nasıl kullanılacağını içeren yaklaşımlardır. Bizim
çalışmamız ilk grupta yer almaktadır. Bu grupta yer alan çalışmaların
ortaya koyduğu bazı fikirler şöyledir; Johnson (1983), eğer öğrenciler
matematik kavramları hakkında açık bir şekilde yazabilirlerse büyük
olasılıkla onların matematiği anlayabileceğini ifade etmektedir
(Johnson'dan aktaran; Miller, 1991: 516). Rose (1989) ise yazmayı
öğrencilerin sınıf içi çalışmalarında matematiği daha derinlemesine
anlamalarını geliştirmek için bir araç olarak önermektedir (Rose' dan
aktaran; Shild ve Galbraith, 1998: 30). “NCTM'in değindiği üzere, bir
yöntem olarak yazmanın bir yönü beyin gücüne, açıklamaya ve tekrar
gözden geçirip düzeltmeye önem verir; bu yön matematiksel bir problemi
çözmek için kolaylıkla uygulanabilir”
(http://www.ucs.mun.ca/~mathed/t/rc/jour/journal.htm#NCTM). Bell ve
Bell (1985) tarafından yapılan “Yazma ve Matematiksel Problem Çözme”
isimli bir araştırmada NCTM'in öne sürdüğü bu fikir kanıtlanmaktadır.
Benzer vurgulamaları ortaya koyan çok sayıda
araştırmaya rastlamak mümkündür. Bu noktada literatür araştırmalarından
bazı özetlemeler yaparak temel bir soru çerçevesinde ilk gruba yönelik
genel bir perspektif oluşturmak yararlı olacaktır.
(Matematik öğretiminde yararlanılabilecek yazma aktiviteleri üzerine bir sınıflandırma yapmak mümkün müdür?)
Miller (1991), sahip olduğu eğitimsel
potansiyellere göre yazma türlerini literatür araştırmalarından
yararlanarak araştırmasında,
- günlük yazma (journal writing) (Nahrgang ve Peterson, 1986; Borasi ve Rose, 1989),
- bilgilendirici yazma (expository writing) (Bell ve Bell, 1985)
- teşvik edici doğaçlama yazma (impromptu writing prompt) olarak ifade ederken, (1992)'deki araştırmasında ise,
- anlamlı ve iletişim amaçlı resmi (formal) yazmayı da (expressive and
transactional writing) (Birken, 1989) ekleyerek bir sınıflandırma
yapmıştır.
Britton ve arkadaşları (1975) çalışmalarında 65
okuldan elde edilen 2122 tane yazma örneklerini üç kategori altında
değerlendirmişlerdir. Bunlar;
- iletişim amaçlı resmi (formal) yazma (transactional writing),
- anlamlı yazma ve şiirsel yazmalardır (expressive writing and poetic writing) (Ntenza, 2006).
Ishii (2003) ise yazma türlerini;
- bilgilendirici yazma (expository writing),
- ısındırıcı yazma (warm-up writing),
- problem çözme,
- günlük yazma ve yansıtıcı yazma başlıkları altında toplamıştır
(Ishii, 2003). Öğretimde kullanılan yazma aktivitelerinin sınıflamaları
ile ortaya çıkan türlerin kullanımlarında ve etkilerinde branşlara göre
farklılaşmalar olması nedeniyle branşlar açısından da bazı
sınıflamaların yapılması yoluna gidilmiştir. Örneğin, Waywood (1992),
öğrencilerin matematikte öğrendikleri şeyler hakkındaki düşüncelerinin
gelişiminin nasıl olduğunu göstermek için günlük yazmaları;
- geçmişe dönük (olay ya da durum) aktarımcı yazma (recount),
- özet (summary)
- diyalog (dialogue) biçiminde üç grup altında ele almıştır (Waywood, 1992).
Davison ve Pearce (1988b) ise lise matematik sınıflarında kullandıkları yazmanın çeşitlerini;
- doğrudan kopyalama ve bilginin uyarlaması (direct copying and transcribing information),
- matematiksel sembollerin kelimelere çevrilmesi (translating mathematical symbols into words),
- özetleyici/yorumlayıcı (summarizing/interpreting),
- hikaye yazma ya da test soruları (writing story problems or test questions),
- yaratıcı yazma (creative writing) biçiminde 5 kategoride ele alırken,
Marks ve Mousley (1990) ise, yazma türlerini,
- öyküleyici (narrative genre),
- yordayıcı (procedural genre),
- betimleyici ve rapor edici (description and report genre),
- açıklayıcı (explanatory genre)
- bilgilendirici (expository genre)
başlıkları altında yine 5 kategoride tanımlamaktadır.
Swinson (1992) sınıflamasında ise yazma türlerini;
- teşvik edici yazma (writing prompts),
- günlük yazma,
- mektup yazma,
- özetleyici yazma,
- makale yazma (essay),
- yeniden yazma (rewriting) vb. olarak ifade etmektedir.
Tüm bu kategorilerde yer alan yazma türlerinin
üstlendikleri öğretimsel roller ayrıntılı olarak ilgili araştırmalarda
ortaya konmaktadır. Örneğin Borasi ve Rose (1989), günlük yazmaların
potansiyel yararlarına yönelik etki alalarını; duygular ve tutumlar,
matematik konu ve kavramları, matematik yapmanın süreci, matematiğin
doğası, ders öğretiminin yapısı başlıkları altında ortaya koymuştur.
Chapman (1996) ise çalışmasında; başarı seviyesi düşük olan
öğrencilerde saklı olan yetenekleri ve matematiksel farkındalığı ortaya
çıkarmayı, kavram yanılgılarını teşhis etmeyi ve öğretim
stratejilerinin gözden geçirilmesine yönelik bir temel oluşturmayı
sağladığını bulmuştur. Başka bir araştırmada teşvik edici doğaçlama
yazmaların öğrencilerin kişisel ihtiyaçlarını ve ortak zorluk
çektikleri konuları belirlemeyi sağladığını ifade edilmiştir (Miller,
1992). Diğer bir çalışmada ortaya çıkan sonuç ise, bilgilendirici
yazmanın (expository writing) problem çözme öğretimi için etkili ve
pratik bir araç olduğudur (Bell ve Bell, 1985).
Günümüz müfredatlarının ve öğretime yönelik
standartların da araştırmaların ulaştığı sonuçlarından etkilendiği
görülmektedir. Yazmanın pek çok öğretim programında ve öğretime yönelik
standartlarda doğrudan ya da “iletişim” teması altında yer aldığı ve
matematik öğretiminde yazma aktivitelerinden yararlanılmasının
önerildiği görülmektedir. Bunlardan bazıları,
İngiltere ve Wales'in Ulusal Programı (National
Curriculum for England and Wales), Ulusal Matematik Öğretmenleri
Konseyi (NCTM), Amerika Müfredat ve Değerlendirme Standartları
(Curriculum and Evaluation Standards in USA) ve Avusturalya Okulları
Ulusal Matematik Bildirisi (National Statement on Mathematics for
Australian Schools) (Ntenza, 2006:321-22).
Ülkemiz Milli Eğitim Bakanlığı, Matematik Dersi Öğretim Programı'nda ise şu ifade yer almaktadır:
Öğrencilerin matematiğe dayalı iletişim
becerilerini geliştirmesi için sınıf ortamında düşüncelerini
akranlarıyla rahatça paylaşabilmeleri gerekir. İletişim becerisini
geliştirmenin bir diğer yolu ise matematik hakkında yazı yazmaktır
(MEB, 2005: 13).
Çalışmaların pek çoğunda yazma aktivitelerinin
matematik derslerinde belli sürelerde (bir zaman boyunca: birkaç hafta
ya da ay) kullanılmasını içeren deneysel araştırmalar ile matematik
başarısı, problem çözme, kavram yanılgıları, matematiğe karşı tutum ve
vb konulardaki etkilerine yönelik araştırmalar gerçekleştirilmiştir.
Söz konusu çalışmalarda yazma aktivitelerinin etkilerine ilişkin farklı
bulgulara ulaşılmıştır. Millican (1994), 11-13 yaş grubu öğrencilerde
yazma aktivitelerinin matematiğe yönelik tutumda belirli bir etki
yaratmadığını; Steward (1993), yazma aktivitelerinin kullanıldığı cebir
sınıflarında öğrencilerin kaygı (anxiety) seviyelerinde önemli bir
değişiklik olmadığını ortaya koyarken; Shepard (1993) ve Human (1993)
ise yazmanın başarıya yönelik olumlu etkileri olduğunu ortaya
çıkartmıştır (Zurdak ve Zein, 1998). Bunların yanı sıra, aynı
araştırmada yazmanın matematiğe karşı tutum ve başarıda etkisi olduğunu
keşfetmişlerdir (Zurdak ve Zein, 1998).
Bu tür (araştırmanın belirli bir öğretim süresi
boyunca yapıldığı) sürece dayalı deneysel çalışmaların yanında yukarıda
adı geçen yazma türlerinin kısa süreli ya da bizim ifademizle öğretim
süreci boyunca bir ya da birkaç kez uygulaması (noktasal uygulaması:
öğretim sürecinin belirli noktası/noktalarında) yapılarak başarı,
tutum, problem çözme vb araştırma alanlarında yapılan ölçmelerde kayda
değer bilgilere ulaşılabilmesi(a) mümkün müdür? Söz konusu bu
bilgilerin öğretmenler ve araştırmacılara yararlı geri bildirimler
sağlaması olanaklı mıdır?(b)
Bu iki soru (a ve b) bizim bu çalışmayı
tasarlamamızın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Soru olarak ifade etmek
gerekirse; “yazma aktivite(si/leri) noktasal uygulamalar biçiminde
kullanıldığı betimsel nitelikte yapılan araştırmalar ile ulaşılan
veriler bize ne yönde ve derinlikte bilgi sunabilir? Bu bilgiler
yardımıyla yapılabilecek analizler ne tür çıkarımlara ulaşmamızı
sağlayabilir?” Bu sorulara yanıt bulabilmek için araştırmamızda
örneklerini geliştirerek ölçümünü yapmayı hedeflediğimiz duyuşsal boyut
tutumdur. Öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının ne yönde
olduğunun bilinmesi öğretimin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği
konusunda bir ön bilgi verir. “Yazma; tutumu, inanışları, matematik
yeteneğini ve fikirleri açık olarak ortaya koyabilme yeteneğini ölçmek
için kullanılır” (Russek, 1998: 36). Ancak yazma aktiviteleri yukarıda
değinildiği gibi uygulanma amacı ve yapısı açısından çeşitlilik
göstermektedir. Bu çeşitlilik içerisinde araştırma konusuna yönelik
veri toplama aracı olarak seçilen yazma formu TEYA (Teşvik Edici Yazma
Aktivitesi; İngilizce ifadesi: Wtiting Prompt) dır. Araştırmanın
gerçekleştirilmesinde TEYA'nın tercih edilmesinin ilk nedeni bu
makalenin araştırmacılarına göre ilköğretim birinci kademe
öğrencilerinin bulundukları bilişsel ve duyuşsal düzey itibari ile
TEYA'ların öğrencilerin düşüncelerini yazıya aktarmalarında daha
işlevsel araçlar olduğu düşüncesidir. İkinci neden ise öğrencilerin
matematiğe yönelik tutumları ölçülmek istendiğinde TEYA'ların öğretim
süreci içerisinde noktasal uygulamalara rahatlıkla imkân verebilecek
araçlar olacağının düşünülmesidir.
Teşvik Edici Yazma Aktivitesi Nedir?
TEYA'ları genel anlamda öğrencilerin anlamaları konusunda önemli
bilgiler sağlayan, uygulanması çok fazla süre gerektirmeyen ve her
konuya uyarlanabilen birer aktivitedir (Seto ve Meel, 2006: 206-07).
Bir başka çalışmada ise TEYA'lar belirli bir yazma görevi için
öğrencilere açık ve iyi tanımlanmış bir amaç gösteren ifadeler olarak
tasvir edilmektedir (http://images.rbs.org/assessment/writings.shtml).
Biçimsel anlamda bakıldığında ise bir TEYA
öğrencileri belli bir konu üzerinde yazmaları için başlatıcı ve
yönlendirici etki oluşturmayı amaçlayan bir ya da genellikle birkaç
cümleden oluşan yapılardır. Genellikle ilk cümle yazmanın konusunu
ortaya koyarak nereden başlanacağına işaret ederken, (varsa) diğer
kısımlar yazıda istenen bağlamı belirtmektedir. Bazen her iki kısımda
(başlatma ve yönlendirme) tek cümle ile de ortaya konabilir.
[örn-1] Sana göre, geçen hafta öğrendiğin en önemli kavram nedir? Onun neden önemli olduğunu düşünüyorsun? (Lollis, 1996:140).
[örn-2] Bir problemi çözerken tablo ya da
şekilleri kullanır mısın? Neden kullandığını ya da kullanmadığını
açıkla (http://www.geocities.com/kaferico/writemat.htm#C).
[örn-3] Kompleks bir fonksiyonun limitinin
olmadığını nasıl kanıtlarsın? Bunun neden zor bir süreç olduğunu açıkla
(http://storm.simpson.edu/~waggoner/writing/chap%202%20complex.htm).
[örn-4] Bu dersi almadan önceki duygularınla
karşılaştırdığında şu an matematik hakkında ne hissediyorsun?
(http://www.geocities.com/kaferico/writemat.htm#C)
Literatürde yer alan TEYA'lar incelendiğinde
karşımıza farklı formlar çıkmaktadır. Bu farklılığı meydana getiren
etkenler TEYA'ların kullanım amaçları, seçilen konu(lar) ya da uygulama
seviyeleri vb. dir. Miller ve England (1989) araştırmalarında
TEYA'ları;
- bağlamsal (contextual),
- öğretimsel (instructional),
- yansıtıcı (reflective)
- karma (miscellaneous) biçiminde gruplandırmıştır.
(Lollis, 1996) çalışmasında ise TEYA'lar duyuşsal
ve bilişsel alana yönelik iki başlık altında toplamış ve uygulamasını
gerçekleştirmiştir.
Araştırmanın yöntemine yönelik bilgilere geçmeden
önce tutum kavramına yönelik tanımlamalara kısaca göz atmak ölçümü
hedeflenen kavrama yönelik bakış açımızı zenginleştirmek açısından
yararlı olacaktır.
Tutum, “bireyi belli insanlar, nesneler ve
durumlar karşısında belli davranışlar göstermeye iten öğrenilmiş
eğilim” (Demirel, 2001: 125); Aşkar (1986)'a göre “duyuşsal nitelikteki
davranışlar içinde yer alan, doğrudan gözlenemeyen psikolojik yapı”
(Başer ve arkadaşları 2002: 112) ya da Phillips'e (2003) göre “bireyin
duygu, inanç ve değerleri üzerine dayanan ve değişiklik gösteren bir
psikolojik durum” (Özmentaş, 2006: 24) olarak tanımlanabileceği gibi
aynı zamanda, “bireyin herhangi bir grup şeye, bireylere, olaylara ve
çok çeşitli durumlara karşı bireysel etkinliklerindeki seçimini
etkileyen kazanılmış içsel bir durum” (Senemoğlu, 2005: 419) ya da
Koballa'ya (1988) göre “bir fikre karşı birinin eğilim ve bireylerin
bazı nesnelere karşı olumlu veya olumsuz hislerinin gösterimidir”
(Bilgin ve Karaduman, 2005: 33) biçiminde tanımlanabilir.
Görüldüğü gibi birçok tutum tanımı yapılmıştır. Bu
tanımlar ışığında tutum kavramını bir cümleyle; “bireyin çevresinde
bulunan nesne, olay ya da durumlara karşı zihninde yer alan bilgilere,
önceki yaşantılarına bağlı tecrübelerine ve durum ya da olay ile ilgili
sahip olduğu değer yargılarına bağlı olarak davranış öncesi göstermiş
olduğu ön eğilimdir” biçiminde ifade edebiliriz.
Öğrencilerin matematik hakkındaki düşüncelerini
yazarak ifade etmeleri onların soru-cevap yoluyla öğrenci öğretmen
arasındaki yüz yüze etkileşimden doğan stresli ortamdan uzak olarak,
fikir ve düşüncelerini daha özgürce ifade edebilmelerine yönelik
ortamlar sağlayabileceğini düşünmekteyiz.
Yukarıda sıralamış olduğumuz tüm nedenler bizleri
öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarını belirlemede teşvik edici
yazma aktivitelerinin (TEYA) etkili bir araç olarak kullanılabileceği
fikri sonucu bu araştırmayı gerçekleştirmeye yöneltmiştir.
Araştırmanın Amacı
Öğrencileri, onların gerçekten ne düşündükleri veya hissettiklerini
belirlemeden bir şeyler öğrenmeye yöneltmenin öğrenmedeki verimliliği
düşüreceği kanısındayız. Dolayısıyla yapılması gereken öncelikli şey,
öğrencilerin matematiğe karşı tutumlarının ne yönde olduğunun
anlaşılmasıdır. Bu, başlangıçta başarılabilirse, amaçlara ve
kazanımlara ulaşılmasında öğretmenlere önemli ölçüde yardımcı
olunacaktır. Bu çalışma, matematik öğretiminde öğrencilerin
tutumlarının belirlenmesinde TEYA'ların kullanılabilirliğini göstermeyi
amaçlamaktadır.
Araştırma Problemi
TEYA'lar, matematik öğretim süreci içerisinde noktasal uygulamalar
biçiminde kullanılması durumunda öğrencilerin matematiğe yönelik
tutumlarını ve tutumların kaynaklarını belirlemede ne derece etkilidir?
Yöntem
Örneklem
Bu araştırmanın örneklemi, iki ayrı ilköğretim okuluna kayıtlı 3., 4.
ve 5. sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 99 öğrenciden oluşmaktadır.
Örneklem seçiminde sınıf öğretmenleri ve okul idarecileri ile
görüşülerek gönüllü olan sınıf öğretmenlerinden dördü seçilmiş ve bu
öğretmenlerin öğrencileri örneklem grubu olarak belirlenmiştir.
Araştırmada Kullanılan TEYA'lar
Araştırmada öğrencilerin matematiğe yönelik tutumunu belirlemek üzere
kullanılacak olan TEYA'lar oluşturulmadan önce literatürdeki TEYA
örnekleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. İnceleme sonrasında
TEYA'lardaki yazmayı başlatıcı ve yönlendirici görevi üstlenen cümle
gruplarının veriliş biçimlerine odaklanılarak, ülkemiz ilköğretim ilk
kademedeki öğrencilerinin kolayca anlayabileceği formlarda tutuma
yönelik çok sayıda cümleler oluşturulmuştur. Daha sonra bu cümleler tüm
araştırmacılarca ayrı ayrı incelenerek üzerinde fikir birliğine
varılanlar listelenmiştir. Listede yer alan TEYA'lar önce sınıf
öğretmenlerinden ikisine daha sonra uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman
görüşü sonrası TEYA'lara örneklem grubu öğrencilerinin dikkat ve
ilgisini arttıran biçimsel öğeler eklenmiş, öğretmen görüşleri sonrası
ise cümlelerinin daha basit (yalın, kısa ve gerekli ise ikiye ya da üçe
bölünerek) olarak ifade edilmesine yönelinmiştir.
Bu aşamadan sonra TEYA'lar 22 öğrencinin bulunduğu
bir grup üzerinde uygulanarak pilot çalışma gerçekleştirilmiş ve elde
edilen bulguların irdelemeleri yapılmıştır. Pilot çalışma kapsamında
yapıla irdelemeler sonrasında TEYA'lar iki gruba (bkz. Tablo-1)
ayrılmıştır, bu gruplar; çevresel etkenlerin neden olduğu tutumları
belirlemeye yönelik TEYA(Ç)'lar ile duyuşsal etkenlerin neden olduğu
tutumları belirlemeye yönelik TEYA(D)'lar olarak isimlendirilmiştir.
Veri Toplama ve Analiz
Araştırmacılar tarafından yapılan pilot çalışma sonrasında duyuşsal
etkenlere yönelik 6 adet, çevresel etkenlere yönelik 4 adet olmak üzere
toplam 10 adet TEYA' ya son şekli verildikten sonra asıl uygulama
gerçekleştirilmiştir. TEYA uygulamaları sınıf öğretmenleri tarafından
yapılmıştır. Asıl uygulama öncesinde dört sınıf öğretmeni ile
uygulamanın biçimi üzerinde yeniden görüşülerek öğrencilerin
yönlendirilmemesi, öğrencilerden yazılarının içeriğine yönelik gelecek
sorulara yanıt verilmemesi, süre konusunda belirlenen kriterlere
uyulması ve öğrencilerin bireysel olarak yazmalarının sağlanması için
özen gösterilmesi gerektiği hatırlatılmıştır. Verilerin analizi
sürecinde güvenirliğin sağlanabilmesi için, tüm TEYA'lar ilk aşamada
her bir araştırmacı tarafından tek tek irdelenerek hem öğrencilerin
yanıtlarına hem de değerlendirme kriterlerine yönelik çeteleme ve
sıklık tabloları yapılmıştır. İkinci aşamada araştırmacıların tümü
tarafından ortak görüşe sahip olunan noktalarda kategoriler
oluşturularak bir değerlendirme formu ve yüzde/kategori dağılım
tabloları oluşturulmuştur. Son aşamada ise değerlendirme formu ve
dağılım tablolarına bağlı olarak TEYA'lar son kez irdelenerek
analizleri tamamlanmıştır.
Bulgular ve Yorum
Bu bölümde, çevresel ve duyuşsal etkenlere yönelik hazırlanan
TEYA'lardan elde edilen bulgulara yer verilmektedir. Duyuşsal etkenlere
yönelik hazırlanan TEYA'lardan D1 ile, öğrencinin soruyu defterine
çözerek ve çözmeden tahtaya çözüm için kalktığında o anki hislerini ve
bu hislerin, öğrencinin matematiğe yönelik tutumundaki etkilerinin
belirlenmesi amaçlanmıştır. D4'te ise bir figürün yorumlanması ve bu
figürün bir matematik dersiyle ilişkilendirilmesi istenmiştir. Bu
TEYA'nın amacı öğrencinin bu figürle özdeşleştirdiği dersin, öğrencinin
matematiğe yönelik tutumuna etkisini belirlemek idi. Ancak D1 ve D4
TEYA'ların içerdiği ifadelerin belli bir tutarlılıkla kategorize
edilemediği görülerek ilgili TEYA'ların değerlendirme dışı
bırakılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle D1 ve D4 TEYA'larına ait
bulgulara aşağıda yer verilmemektedir.
Bulgular öncelikle çevresel ve duyuşsal etkenlere
yönelik olan her iki TEYA grubu için genel olarak ortaya konulmaktadır.
Sonrasında ise TEYA'ların tutumu belirlemedeki etkililiğini ve
işlevselliğini ortaya koymak amacıyla seçilen Ç4 ve D5 TEYA'larına ait
bulgulara Tablo 4 ve Tablo 5 yardımıyla ayrıntılı olarak
değinilmektedir.
  
Tablo 2 incelendiğinde çevresel etkenlere yönelik TEYA(Ç)'ların
bulgularından, öğrencilerin önemli bir kısmının matematiğe yönelik
olumlu tutum geliştirmesinde ailelerinin rolünün büyük olduğu (%80,43),
öğrencilerin sınıfta başarılı olduğunu düşündükleri arkadaşlarını model
aldıkları ve matematiğe yönelik tutumlarında yakın arkadaşlarının ve
başarılı öğrencilerin etkisinin (%71,6) fazla olduğu ortaya çıkmıştır.
Ayrıca öğrencilerin çoğunun (%89,65) kızmayan, dersi eğlenceli hale
getiren, derste oyunlar oynatan, pekiştireç kullanan, hoşgörülü,
anlayışlı, adaletli davranan bir öğretmene sahip olma beklentisi
içerisinde oldukları görülmüştür. Çevresel etkenlere bağlı olarak
tutumu etkileyen nedenlere bakıldığında en önemli unsurun öğretmen
olduğu görülmektedir. Bazı öğrenciler için arkadaşlarıyla birlikte
çalışma ortamları verimli olurken (%62,88) bazıları için ise birlikte
çalışmak onlara çok fazla katkı sağlamamaktadır (%26,8). Çevresel
etkenlere yönelik TEYA'ların bulgularından elde edilebilecek bir diğer
sonuç ise, öğrencilerin çoğunun birlikte çalışma alışkanlığını tam
olarak edinemedikleri ve birlikte çalışmaktan farklı şeyler
anladıklarıdır. Bu durum grup çalışmasının etkili bir şekilde
uygulanamadığı ve yeni öğretim programının amaçlarının henüz yeterince
benimsenemediğinin bir göstergesi olarak ifade edilebilir.
Duyuşsal etkenlere yönelik TEYA(D)'ların
bulgularına (Tablo 3) bağlı olarak varılabilecek sonuçlardan ilki, çoğu
öğrencinin (%72,16) derste düşüncelerini rahatça söylerken, bir
kısmının (%8,24) ise söyleyemedikleri ve bunların nedenleri olarak da
öğretmen, arkadaş çevresi, bireysel farklılıklar… vb faktörlerin etkili
olduğudur. Bir diğer sonuç ise öğrencilerin derste aktif oldukları,
oyunla öğrendikleri, çeşitli materyaller kullandıkları, konuyu yaparak
yaşayarak öğrendikleri derslerin en sevilen dersler olduğudur. Bu
durumun öğrencilerin olumlu tutum geliştirmesinde (%85,22) etkili
olduğu görülmüştür. Aynı zamanda okul yaşantıları dikkate alındığında
genellikle sevinç (%56,7) mutluluk (%48,45), heyecan (%17,52), üzüntü
(%43,29) ve korku (%17,52) duygularını hissettikleri ortaya çıkmıştır.
Bu duyguların keşfedilmesinin ve altında yatan nedenlerin
irdelenmesinin, öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının
belirlenmesinde hem öğretmene hem de öğrencilere önemli katkıları
olacağı düşünülmektedir. Ayrıca öğrencilerin matematiği günlük yaşamda
kullanabilirim (%84,21) düşüncesine sahip oldukları görülmektedir. Bu
düşünceleri genellikle “markette, pazarda, alış-verişte, saat
sorulduğunda ve hesap yaparken” biçiminde örneklenmektedir.

Ç4 TEYA'sı öğrencilerin arkadaşları ile birlikte çalışmasının, tutumuna
olan etkisini belirlemek üzere oluşturulmuştur. Veriler olumlu ve
olumsuz etkiler ve bunların nedenlerinin kategorize edildiği iki
bölümden oluşmaktadır. Öğrencilerin büyük bir kısmı (%62.88)
arkadaşları ile çalışmanın onlar üzerinde olumlu etkiler doğurduğunu
ifade etmiştir. Ç4 bu tür olumlu etkilerin nedenlerinin belirlenmesinde
oldukça yararlı bilgiler sunmaktadır. Öğrencilerin öne sürdükleri
nedenler mutluluk, paylaşmaktan hoşlanma ve çalışırken eğlenme
duygularını öne çıkarmaktadır. Öğrenciler yazarken doğal bir şekilde
duygularını ifade etmiş ve yaşadıkları ile duygularını açık bir şekilde
ilişkilendirebilmişlerdir. Birlikte çalışmalarının büyük ölçüde sosyal
iletişim açısından onlara yarar sağladığı görülmektedir.
Olumsuz tutuma neden olan etkenlere bakıldığında yine önemli verilere
ulaşılmaktadır. Öğrencilerin birbirlerine sabırsız davranmaları,
birlikte iken bilgi olarak yetersiz kalmaları, arkadaşlarınca alay
edilme korkusu taşımaları öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarını
olumsuz etkileyen çevresel faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Kısacası
çalışmada verimliliği düşüren ve planlı olarak yapılandırılmayan
çalışma gruplarının tutumu olumsuz etkileyen faktörleri doğurduğunu
ifade edebiliriz. Bu nedenlerin bilinmesi kolayca ortadan
kaldırılabilmesine olanak tanıyacaktır. Örneğin örneklem sınıflarında
grup çalışmalarının işbirlikli öğrenme yaklaşımı ilkeleri kapsamında
daha iyi organize edilmesi söz konusu nedenleri azaltabilir.
D5 TEYA'sı matematik dersinde hissedilen duyguların tutuma olan
etkilerini ve bunların nedenlerini belirlemeyi amaçlamaktadır.
Duygular, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki kategoriden oluşmaktadır.
Öğrencilerin, matematik derslerinde pek çok duyguya sahip oldukları ve
bunların bir kısmını hem bir ya da iki ortak nedene hem de farklılaşan
diğer nedenlere bağlandıkları görülmektedir. Olumlu nedenlerde “dersi
sevmek ve soruları doğru yanıtlamak”, olumsuzlarda ise “düşük (ya da
kötü) not almak” ortak nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Öğrenciler aynı iki ortak nedene, “sevinç” ve “mutluluk” gibi farklı
iki duyguyu karşılık getirmişlerdir. Tutuma olumlu etkileri olan
duygularda sevinç, mutluluk ve heyecan, olumsuz etkileri olan
duygularda ise üzüntü ve korku öğrencilerin büyük bir bölümünün
hissettikleri duygular olarak ortaya çıkmaktadır. Tutuma olumlu
etkileri olan duygulara yönelik beliren nedenlerden en baskın olanı
“dersin sevilmesi” dir. Bu neden tutumun öğrenmedeki önemini
kendiliğinden ortaya koymaktadır. Dikkati çeken bir diğer nokta da
gerek olumlu gerekse olumsuz etkiye yönelik duygularda temel alınan
unsurların soru çözme ve not alma olmasıdır.
Bu unsurlar öğrencilerin matematik derslerindeki
asıl odaklarının soru çözme ile ilişkilendirilen yüksek not alma amacı
olduğunu betimlemektedir. Söz konusu betimleme matematik öğrenmekten
zevk alma ve matematiği bilim ve yaşamda kullanma amacına yönelik bir
hedef olarak nitelendirilirse ilgili amaca ulaşabilmek için bu hedefin
diğer hedefler ile desteklenmesinin henüz yeterince
gerçekleştirilemediği D5 ile gözlenebilen bir bulgu olarak ifade
edilebilir. Bu tür yaklaşımlar ile ulaşılan bulgular TEYA'ların
öğrencilerin ve dolayısıyla öğretmenlerin duygu, düşünce ve
davranışlarının karşılıklı etkileşimleri ve bunların öğrencilerin
matematiğe yönelik tutumlarını şekillendirmedeki etki oranlarını
belirlemede yararlı araçlar olduğunu göstermektedir
Öğrencilerin hem duyuşsal hem de çevresel
etkenlere yönelik TEYA'lardaki ifadeleri anlayamama ve düşündüklerini
ifade edememe oranlarının beklenenden yüksek olduğu görülmüştür.
TEYA'ların oluşturulmasında uzman ve öğretmen görüşleri alınması ve
pilot uygulama yapılmasına karşın hem D1, D4 TEYA'larında hem de diğer
TEYA'lardaki oranların beklenenden yüksek olması üzerine, bazı yazılar
yeniden incelenmiştir. Bu noktada ilginç bir bulgu ortaya çıkmıştır.
TEYA ifadelerini anlamayan ve yeterince duygu/düşüncelerini ifade
edemeyen öğrencilerin aslında aynı zamanda Türkçe dilbilgisi ve
okuduğunu anlama ve ifade edebilmeye yönelik yeterli beceriye sahip
olamadıkları belirlenmiştir. Bu yargıya, öğrencilerin kelime seçimleri,
kurdukları cümlelerin dilbilgisi açısından doğruluğu ve cümlelerin
anlamsal olarak bir bütünlük içerip içermediğine bakılarak
ulaşılmıştır. Bu tür cümlelere aşağıdaki gibi örnekler verilebilir.
Duyuşsal etkenlere yönelik hazırlanan TEYA'lar ile çevresel etkenlere
yönelik hazırlanan TEYA'lar bir arada ele alındığında her iki grubun
karşılıklı olarak ilişkilendirilebileceği de görülmektedir. Yazılarında
öğrenciler duygu ve düşüncelerini ifade ederken duygularını belirten
kelimeler, nedenleri ve ilişkilendirmeler arasında bazı örüntülere
rastlanmıştır. Bu örüntülerden yola çıkılarak T(Ç) ve T(D) etkileşimi
için şema 1 oluşturulmuştur. Şema incelendiğinde, öğrencilerin
düşündüklerini rahatça söyleyebilmelerinde öğretmenin önemli bir
rolünün olması (D2-Ç3), aynı şekilde öğrencilerin aktif bir şekilde
katılımlarının gerçekleştiği sınıf ortamlarının oluşturulmasının dersin
sevilmesinde etkili olduğu (Ç3-D3), matematik dersinde hissedilen
duyguların oluşmasında öğretmenin rolünün (D5-Ç3) ve arkadaşlarıyla
birlikte çalışmanın (D5-Ç4) etki oluşturduğu görülmektedir. Bu tür bir
etkileşim matematiğe yönelik tutumların farklı perspektiflerden
değerlendirilmesine de olanak tanımaktadır. Şema 1 ilköğretim
öğrencilerinin bireysel yazılarının irdelenmesiyle matematiğe yönelik
tutumlarının şekillenmesinde en önemli etki unsurunun öğretmenleri
olduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç ve Öneriler
Bu çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda matematik öğretiminde
öğrencilerin tutumlarının belirlenmesinde TEYA'lardan yararlı ve
kullanışlı araçlar olarak faydalanılabileceği ifade edilebilir.
Özellikle tutuma yön veren etkenlerin önem ve etki oranlarına göre
boyutlandırılmasını sağlayabilecek seviyede öğrenci düşüncelerine
ulaşılabilmektedir.
TEYA'lar sayesinde öğrencilerin yazma yoluyla
kendilerini ifade edebilme, iletişim kurabilme, düşündüklerini
aktarabilme ve içeriğe dair geliştirdikleri anlayış ve kavrayış
becerilerinin biçimi ve seviyesi hakkında ayrıntılı bilgilere
ulaşılabilir. Bu tarz derinlemesine bilgiler öğretmenlere öğrencilerin
matematikte yeterince başarılı olamamalarının ya da bir takım olumsuz
tutumlara sahip olmalarının nedenlerinin sadece matematiksel kavramlar
üzerinde ya da işlem süreçlerinde değil onları anlamlandırmaları için
gerekli ön şart becerilerde de olabilecek sıkıntıları açığa
çıkarabilmektedir. Bu tür becerilere; “okuduğunu anlayamama”, “yeterli
kelime bilgisine sahip olamama”, “bir dizi yargıyı birlikte ele
alamama”, “uygun biçimde yazamama”, “yazı, şekil ya da sembollü
birlikte değerlendirememe” örnek gösterilebilir.
Öğretimde TEYA'ların kullanılmasının yeni
ilköğretim matematik programının öngördüğü becerilerin
kazandırılmasında da önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Yeni
Matematik Dersi Öğretim Programı'nda yer alan, kazandırılması amaçlanan
temel becerilerden biri “iletişim becerisi” olup bu becerinin
kazandırılmasına yönelik belirtilen alt becerilere bakılacak olursa
yazma aktivitelerinin önemli bir yer tuttuğu ifade edilebilir.
• Somut model, şekil, resim, grafik, tablo vb. temsil biçimlerini kullanarak matematiksel düşüncelerini ifade etme
• Matematik ve problemler hakkındaki düşüncelerini açık bir şekilde sözlü ve yazılı ifade etme
• Günlük dili, matematiksel dil ve sembollerle ilişkilendirme
• Matematik hakkında konuşma, yazma, tartışma ve okumanın önemini fark etme (MEB, 2005: 13).
Öğretim programı içerisinde hem iletişim
becerisinin kazandırılması hem de ölçme-değerlendirme bölümlerinde
yazmadan yararlanılması önerilmesine karşın bunun hangi yazma
aktiviteleri ile ne şekilde gerçekleştirilebileceği ve bu tür
aktivitelerle nelerin ölçülüp değerlendirilebileceği gibi konulara
yeterince açıklık getirilmemektedir. Bu nedenle TEYA'ların gerek
öğretmenler gerekse araştırmacılar için yukarıdaki soruların
yanıtlanmasında önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Bu çalışma TEYA'ların uygulanabilirliğine yönelik
bir öncül araştırma olması nedeni ile bu bölümde teşvik edici yazma
aktivitelerinden daha verimli biçimlerde yararlanılması ve farklı
amaçlar için nasıl kullanılabileceğine yönelik bazı önerilerin
sunulması yararlı olacaktır.
TEYA'ların hazırlanma aşamasında istenilen
sonuçlara ulaşabilmek için TEYA'lara biçimsel yapısı kazandırılırken
kullanılan dil, amaca uygunluk, uygulanacak sınıf seviyesi, uygulanacak
kitlenin sosyal ve kültürel durumu gibi etkenler göz önünde
bulundurulmalıdır. Uygulamadan önce öğrencilere TEYA'lar ve amaçlarının
tanıtılmalıdır. Bu araçların bir sınav gibi algılanmaması gerektiği,
duygu ve düşüncelerini etki altında kalmadan rahatça yazabilecekleri
kavratılmalıdır. Daha sonra konu ya da kavramın kritik noktalarına
dikkat edilerek hazırlanan TEYA'ların amaca bağlı olarak bireysel mi
yoksa grup çalışması yoluyla mı uygulanması gerektiğine karar verilmeli
ve sınıf bu çalışma için hazırlanmalıdır. Yazma etkinliklerinin tamamı
bir arada değil konu ya da ünite içerisinde uygun zaman dilimlerine
dağıtılarak gerçekleştirilmesi öğrencilerin sıkılmasını önleyecektir.
TEYA'ların uygulanmasında birden fazla yol
benimsenebilir. Örneğin yazma etkinliklerinin bir kısmı okul dışı
çalışmalar (evde, gezi ya da inceleme çalışmalarında, bir başka
materyalin değerlendirilmesi istendiğinde, proje çalışmalarında, dönem
ödevleri, vb) içerisinde yaptırılabilir.
TEYA'ların ölçme-değerlendirme açısından
kullanımlarına yönelik birden fazla öneride bulunmak mümkündür.
Matematik öğretiminde TEYA uygulandığında ortaya konabilecek
değerlendirme yaklaşımlarından biri yeni öğretim programının günlük
yazma çalışmaları için belirtildiği şekilde, üzerlerine küçük notlar
alınarak öğrencilere geri verilmesi biçiminde olabilir. Böylece öğrenci
aldığı geri dönütler doğrultusunda kendi öğrenme yaşantısını daha iyi
organize edebilir ve öğretmeni ile olan iletişim kanallarını
zenginleştirebilir.
İkinci bir değerlendirme şekli derecelendirme
ölçekleri (rubric) olabilir. Bunun için seçilen ders, konu, sınıf
seviyesi ve amaçlara bağlı kriterler belirlenerek ilgili kriterlere
yönelik yazılarda yer alabilecek (ya da yer alması istenen) durumlar
önem derecelerine göre puanlanarak bir liste ya da tablo şeklinde
gösterilebilir. [Bu tür bir örnek için bkz. Marzano, Pickering ve
McTighe, 1993].
TEYA'ların değerlendirme sürecinde kullanılmasına
yönelik bir diğer yaklaşım ise, matematik ile diğer branşların
(matematik-türkçe, matematik-hayat bilgisi, vb.) etkileşimini
sağlayarak bu bağlamda öğrencilere kazandırılması istenen davranış ve
becerilerin yoklanması biçiminde olabilir. Böylece matematiğin günlük
yaşamda ve diğer alanlarda da faydalanılan ve önemli katkıları olan bir
çalışma alanı olduğu kavratılabilir. Bu araştırmada matematik ile
Türkçe arasındaki etkileşimin ne kadar önemli okuduğu görülmüştür.
Anlama ve ifade edebilme açısından dilin iletişimsel değeri, matematiğe
yönelik tutumların belirlenmesinde öğrencilere yönelik kayda değer
bilgilere (olumlu ya da olumsuz) ulaşılmasına kaynak
oluşturabilmektedir.
Tutum ölçümüne gelindiğinde ise dikkate alınması
gereken en temel nokta, öğrencilerin tutumunu belirlemede yardımcı olan
etkenlerin yazmaya teşvik edici ifadeler içerisinde açık ve anlaşılır
biçimde kullanılmasına özen gösterilmesidir. Tutum ölçümüne yönelik
hazırlanan TEYA'larda amaç sadece tutumu belirlemek olmayıp, söz konusu
tutuma neden olan unsurları da ortaya çıkarma yönünde
genişletilmelidir. TEYA'ların tutumu belirlemede noktasal değil
süreçsel veriler elde etmek amacına yönelik ya da tutumu ölçmeyi
amaçlayan diğer araçlarından elde edilen bilgilere derinlik katmak
amacıyla kullanıldığında işlevsel açıdan yararlılığı arttırılabilir.
D5 TEYA'sından elde edilen bulgulardan yola
çıkılarak öğrencilerde var olan tutumlara yönelik nedenleri bağımsız
nedenler ve ortak nedenler biçiminde isimlendirilerek
gruplanabilecekleri görülmüştür. Bu tarz gruplamaların matematiğe karşı
oluşabilecek negatif tutumların belirlenmesi ve ortadan kaldırılmasında
nereden başlanabileceği ve daha hızlı ve olumlu sonuçlara ulaşmada
nasıl bir planlama yapılabileceği gibi noktalarda önemli katkıları
olacağı düşünülmektedir.
TEYA'lar sadece tutumu ölçmek amacıyla değil aynı
zamanda matematiksel içeriğe ve öğrenme sürecine yönelik olarak da
hazırlanabilirler (Burchfield, Jorgensen, McDowell ve Rahn). TEYA'ların
kullanım alanların arttırılmasına yönelik araştırmacılarca ortaya
konabilecek inceleme konularına gelindiğinde ise aşağıdaki gibi bir
sıralama yapmak mümkündür;
• Matematik derslerinde öğrenci başarısının tutumları ile ilişkilendirilerek belirlenmesinde,
• Öğrencilerin matematiğe karşı tutum ve yaklaşımlarında aile ile öğrenci arasındaki iletişimin etkisinin belirlenmesinde,
• Öğretmen davranışlarının öğrenciler üzerinde ne gibi etkiler oluşturduğunun belirlenmesinde,
• Matematik öğretmenlerinin sınıf içi iletişim biçimlerine yönelik öz-değerlendirme yapmalarına yönelik olarak,
• Öğrencilerin yeni fikir ya da kavramlara yönelik tepkilerinin belirlenmesinde,
• Psikolojik ve sosyal nedenlerle öğrenmede güçlük çeken öğrencilerin
iletişim becerilerinin geliştirilmesinde ve sosyalleşmelerinin
sağlanmasında, etkin bir şekilde yararlanılabileceği düşünülmektedir.
Kaynaklar
Başer, N. ve Yavuz, G. (2002). Öğretmen adaylarının matematik dersine
yönelik tutumları. Matematik Sempozyumu 24-26 Mayıs 2001, Ankara: Milli
Eğitim Basımevi.
Bell, E. S.& Bell, R. N. (1985). Writing and
mathematical problem solving: arguments in favour of synthesis, School
Science and Mathematics, 85(3), 210-221.
Bilgin, İ. ve Karaduman, A. (2005). İşbirlikli
öğrenmenin 8. sınıf öğrencilerinin fen dersine karşı tutumlarına
etkisinin incelenmesi. [Electronic version]. İlköğretim-Online, 4(2),
32-45.
Borasi, R. & Rose, B. J. (1989). Journal
writing and mathematics instruction. Educational Studies in
Mathematics, 20, 347-365.
Burchfield, P. C., Jorgensen, P. R., McDowell, K.
G.& Rahn, J. Writing in mathematics. İnternet'ten 20 Mart 2006'da
elde edilmiştir: http://www.geocities.com/kaferico/writemat.htm#C
Cleland, J. Rillero, P. ve Zambo, R. (2006).
Effective prompts for quick writes in science and mathematics.
İnternet'ten 30 Ağustos 2006'da elde edilmiştir:
http://www.sjsu.edu/elementaryed/ejlts/archives/language_development/Jocleland.pdf#search=%22Effective%20Prompts%20for%20Quick%20Writes%20in%20Science%20and%20Mathematics%22
Countryman, J. (1992). Writing to learn mathematics. Portsmouth: Heinemann.
Demirel, Ö. (2001). Eğitim sözlüğü (1.Baskı). Ankara: Pegem A. Yayıncılık.
Emig, J. (1977). Writing as a mode of learning. College Composition and Communication, 28(2), 122-128.
Ishii, D. K. (2003). First-time
teacher-researchers use writing in middle school mathematic
instruction. The Mathematics Educator,13(2), 38–46.
Jurdak, M. & Zein, R. A. (1998). The effect of
journal writing on achievement in and attitudes toward mathematics.
School Science and Mathematics, 98(8), 412-419.
Lollis, K. M. (1996). Writing in algebra class:
investigating the effects of writing on teachers' decisions.
Yayımlanmamış doktora tezi, Maryland University, USA.
Marzano, R. J., Pickering, D. & McTighe, J.
(1993). Assessing student outcomes. [Electronic version]. Alexandria:
Association for Supervision and Curriculum Development, 106-107.
MEB (2005). İlköğretim matematik dersi 1-5. sınıflar öğretim programı, Ankara: Milli Eğitim Basımevi.
Miller, L. D., & England, D. A. (1989). Writing to learn algebra. School Science and Mathematics, 89(4), 299-312.
Miller, L. D. (1991). Writing to learn mathematics. Mathematics Teacher, 84(7), 516-521.
Miller, L. D. (1992). Teacher Benefits from using
impromptu writing prompts in algebra classes. Journal for Research in
Mathematics Education, 23(4), 329-340.
Ntenza, S. P. (2004). Teachers' Perceptions of the
benefits of children writing in mathematics classrooms. For the
Learning of Mathematics, 24(1), 13-19.
Ntenza, S. P. (2006). Investigating forms of
children's writing in grade 7 mathematics classrooms. Educational
Studies in Mathematics, 61, 321-345.
Özmentaş, G. (2006). Müzik dersine yönelik tutum ölçeğinin geliştirilmesi [Electronic version]. İlköğretim-Online, 5(1), 23-29.
Russek, B. (1998). Writing to learn mathematics. Writing Across the Curriculum, 9, 36-45.
Senemoğlu, N. (2005). Gelişim öğrenme ve öğretim (12.Baskı). Ankara: Gazi Kitabevi.
Seto, B. & Meel, D. E. (2006). Writing in mathematics: making it work. Primus, 16(3), 204-232.
Shield, M. & Galbraith, P. (1998). The
analysis of student expository writing in mathematics. Educational
Studies in Mathematics, 36, 29-52.
Waywood, A. (1992). Journal writing and learning mathematics, For the Learning of Mathematics, 12( 2), 34-43.
Writings. İnternet'ten 15 Mayıs 2006'da elde edilmiştir: http://images.rbs.org/assessment/writings.shtml
Writing prompts – chapter 2 functions – complex
analysis. İnternet'ten 13 Mayıs 2006'da elde edilmiştir:
http://storm.simpson.edu/~waggoner/writing/chap%202%20complex.htm
(1998). Implementing a journal writing program in
mathematics class. İnternet'ten 27 Ağustos 2006'da elde edilmiştir:
http://www.ucs.mun.ca/~mathed/t/rc/jour/journal.htm#NCTM

Etiketler:
Bilimler
Matematik
Matematik Tutumu
Teşvik Edici Yazma Aktivitesi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |