GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Diğer Bilimler arrow Ruhlar Dünyası Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
May 06 2009

Ruhlar Dünyası Yazdır E-posta
(3 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

metafizikuzmanı metafizik telepati   
Çarşamba, 06 Mayıs 2009
Okunma: 1762 kez

Metafizik;doğa üstü olayları inceleyen bir bilgi olarak,disipliner ve sistematiktir.Metafizik disiplin içerisinde dört önemli bilgi sistemi akılları zorlamıştır.Ontoloji(varlıkbilim),kozmoloji(uzaybilim),teoloji(tanrıbilim),spiritüalizm(ruhbilim).Metafizik, felsefenin temelini oluşturmuş ve ilk metafizik kuramı sokratesle başlar.Sokrates ironi (alaylama) ve maiotik (düşünce doğurtma) yöntemleriyle metafiziğin temelini atmıştır.Metafizik sokratesin öğrencisi olan platonla gelişim sürecine girmiş,platonun idea dünyası olarak adlandırdığı bilgi sistemiyle,yaşamın tüm alanlarına felsefi bakış açısı oluşturmuştur.Platon daha çok din,varlık,sanat ve politika üzerine metafizik kuramlarını düzenlemiştir.

ImageMetafizik;doğa üstü olayları inceleyen bir bilgi olarak,disipliner ve sistematiktir.Metafizik disiplin içerisinde dört önemli bilgi sistemi akılları zorlamıştır.Ontoloji(varlıkbilim),kozmoloji(uzaybilim),teoloji(tanrıbilim),spiritüalizm(ruhbilim).Metafizik, felsefenin temelini oluşturmuş ve ilk metafizik kuramı sokratesle başlar.Sokrates ironi (alaylama) ve maiotik (düşünce doğurtma) yöntemleriyle metafiziğin temelini atmıştır.Metafizik sokratesin öğrencisi olan platonla gelişim sürecine girmiş,platonun idea dünyası olarak adlandırdığı bilgi sistemiyle,yaşamın tüm alanlarına felsefi bakış açısı oluşturmuştur.Platon daha çok din,varlık,sanat ve politika üzerine metafizik kuramlarını düzenlemiştir.Platonun sanat ve varlık ideaları henüz daha tam olarak çözülmüş değildir.Platonun ;sanatın tarihi yoktur;ve;sanat sadece bir doğa aktarımıdır; sözleri sanatın evrensel olduğu ve tanrı;nın yaratıcılık özelliğini insanların doğa üzerinde taklit etmesi olarak adlandırıldığı anlamını öne sürmüş ve zamanında bu konular üzerinde eleştirisel (kritisizm) ekolünün başlangıcını oluşturmuştur.Platon varlık felsefesini de Yaratılan her şeyin Allah;ın felsefesi olduğunu dile getirip örneklemelerle,idealarının doğrulunu kanıtlama çalışmaya gitmesi felsefenin ana ilkelerinden epistemolojik (bilim felsefesi) yapıya itmiştir.Eğer ölüm ve evlilik önceden Tanrı tarafından belirlenmişse,bu değişmez olayların insanları etkilediğini ve insanların bağımsız bir yaşama sahip olmadığını aktarmıştır.Bir insan delice aşık olduğu birine kadersel sebeplerle kavuşamazsa o insanın ruhsal acı çekmesi gerekir.Acı çeken ruh sevdasını aradığı insana kavuşamamasından dolayı verememekte yani ruhsal haz alamadığından, sevgisini başka bir varlığa açması yolu açıldığı kaderci yaklaşıma girmesi demek olduğunu aktarmıştır.
1.TANRI SEVGİSİ:Bir insan sevdiği insana kavuşamadığında sevgisini başkasına vermekten çekinerek yada sevgisine o insandan başkasının layık olmayacağını düşünerek sevgisini sadece yaratana vermeyi düşünür.Çünkü onun büyük sevgisine tanrıdan başka kaldırabilecek varlığın olmadığına inanır.
2.KADERE BOYUN EYME:İnsan sevdiğine kaderin çeşitli oyunlarıyla yani kadere sebepsizliği yüzünden sevdiğine kavuşamaz,sevdiğine kavuşamayan insanların ruhunda derin bir yara açılır.Bu yaranın kapanması zor olmakla birlikte,baskı yada kendi iç dünyasında mantıksal imgelerini başka bir insanın üzerinde yoğunlaştırmaya çalışır.Bireysel çaba ve çatışmalardan sonra sevmediği yani ilk başta haz duyamadığı bir insanla birleşerek onunla alışkanlık evliliği yapar.Ama ruhundaki yara kapanmaz.Ruhundaki yara sadece zamanla kabuk bağlar ama bu hep onun bilinçaltını zorlar.Bu durumu yaşayan insanları gördükçe duyguları depreşerek bu yara ölümüne kadar sürer.
3.ÇEŞİTLİ VARLIKLARI SEVME:İnsan sevdiğine kavuşamadığında yada en çok sevdiği insanlardan aldatılma veya ihanet gördüğü zaman kadersel genelleme yoluna giderek,çevresinde bulunan hayvanlara aşık olur,onlara dost olma yoluna girer.Evlerinde kedi,köpek veya çeşitli hayvanlara sevgileriyle kucak açarlar.
4.DOĞAYA AŞIK OLMA:Doğa yaratanın sadece bir eseridir.Doğaya aşık olan yaratana da aşık olduğunu anlar.Doğa tanrının sadece bir yansımasıdır.Yaratanı mantıkla aramayı sevenler,doğadaki ağaçlara,çiçeklere, denizlere,manzaralara,bitkilere,böceklere kısaca doğayı oluşturan tüm fenomenlere aşık olurlar.
5.EVRENSEL SEVGİ:Evrensel sevgi tüm doğayı,tüm insanları tüm görülen ve görülmeyen her şeyi seven insanlar,evrensel sevgi yoluna girmişlerdir.Evrensel sevenler aşklarını ve sevgilerini paylaşımcı olarak dağıtmayı severler.Paylaşımcı olduklarından dünya sorunlarına daha eğilimlidirler.                                                                                                                             
Platon varlık sevgisini platonik aşk kurgulamasını aktarmıştır.Ama platonun idea dünyasında yer alan en önemli felsefi aşkı ruhun yaratana olan ilahi sevgisi olduğunu açıklamaktan da uzak kalmamıştır.Hiç bir insanın tanrı sevgisinden mahrum kalmadığını belirtmiştir.Ruhun bir öz olduğunu idea dünyasında geniş yer vermiştir.Ruhun yaratanın emrinde olduğunu ve kaderin bu yüzden devam ettiğini belirtir.Ruhun öz olarak TANRI YA bağımlı olduğunu aktarmak ister.
                 Platon insanların yaratılmadan önce Yaratan tarafından ruhların ortak özelliklerine göre ruhları tanıştırmış bir şekilde kader çizgilerini belirlediğini savunur.Maddi dünyada ki bu tanışıklık daha sonra ruhların birbirini çekimi(manyetizma) etkisiyle kaynaşmalarının oluştuğunu açıklamaya çalışır.Evliliğinde,ölüm gibi külli kaderde yer aldığını belirtir.Platonun bir sözü kafaları karıştırmaktadır."Eşi çirkin olan,filozof olur"."Tabi buradan şu anlaşılmaktadır.Platon fiziksel güzellikten bahsetmemektedir.Duygu ve düş güzelliğinden bu kanıya vardığı açığa çıkmaktadır.O zaman şu soru felsefede tartışılır.İnsanlar sevmeden de evlenebilir mi?Bu soruya felsefi yanıtlar bulmaya çalışan platon;açıklamalarında herkes severek evlenmez sonuçuna ulaşır fakat sevmeyen insanların ruh dünyalarında devamlı bir aşk kurgusu yattığını ifade etmekten uzak kalmaz.Aşk kurgusu bazen alışkanlıklarda eridiğini bazen de aşk kurgusunun baskın çıktığı zamanlarda ihanet ve aldatmaların gizliden veya açıktan yapıldığı kanısına varır.
               Platonun aşk kavramını da değindiği ortaya çıkmaktadır.Aşkın erişilenemeyene olan hasret olarak acının insan ruhunda büyümesi anlamında değer kazandığı açıklamasını yapıp,aşkın özlem duyulanın olmadığı zaman onu hissetmek olduğunu belirtir.Aşkın ve sevginin hayatın anlamı olduğunu ve bu iki ideanın insanda körelmesi sonucunda mutsuzluk ve heyecan duygularının öldüğünden bahseder.
              Platonun varlık öğretisinde pragmatik aksiyonlardan da bahsetmek yerinde olur.Ruhun bir fenomen olması özünün de fenomenden öte kozmik bir varlık olmasını ortaya çıkarmıştır.Pragmatik aksiyonlar somut gerçeklikleri fenomenden şekillendirse bile asıl o işin varlık üzerinde yaptığı etkileşimle ilgilenmesi söz konusudur.Aşk ideası aslında platona göre herkesin yaşaması gereken diyalekten öte devinimini yenilemekten uzak kalan periyodik bir hastalık anlamına gelmektedir.Ruh sadece etkilendiği yani magnetik bir etkileşimle aşkı yaşamaktadır.Yada ideaların başı ve sonu yoktur.
        Platonun idealarını derinleştirdiğimizde.Sanat ideasını gerçekleştirmekten ve kurgulamasından kendini uzak tuttuğu görülür.Platon sanatın sadece doğanın bir yansıması olduğundan bahseder.Sanatsal faaliyetlerde bulunan insanların,ruha sömürücü etkide bulunduğunu söylemekten de uzak kalmaz.Sanatsal faaliyet olarak görülen resim,müzik,edebiyat ve heykeltıraş vb gibi olguların kendi devinimlerinde insanların ruhunu sömürdüğünden bahseder.Sanatın tarihi yoktur,deyiminide bu açıklamalarından sonra temellendirmiştir.Platon sanatın düşmanı yada karşıtı değildir.Ama tarihi ve öğretisi olmayan olguların insan ruhunu etkilemesinden rahatsızlık duymuştur.Yaratmak sadece Yaratana ait olduğu için,insanların sadece var olanı işleyebileceklerinden sanatsal ürünler çıkardıklarını vurgular.Yalnız bunun ismini yaratmak koymaz,platon buna varolandan üretme yada taklitçilik deyimi kullanır.
            Platon metafizik aksiyondaki kozmolojinin bugünün en değerli bilimi olmasında büyük katkıları vardır.Platon sadece bir evrenden bahsetmez,platona göre sadece bu evren olsaydı yaratılış meydana gelmezdi? Açıklaması üzerinde yaptığımız çalışmalar sonucunda evrende 7 evren olduğu sonucuna varıyoruz.Deprem ışınları ve kıyamet kitabımızda bu konulara geniş yerler verdik.Fakat çağın bilim ve tekniğinin bu tür bilgilere ulaşamaması yüzünden bu konular çok tartışılacağı görülecektir.Bazı akademisyenler öğretilerinin değişmez olduğu kanısında olsalar bile aslen bu öğretiler çağın bilim ve tekniğinin gerisinde kalmıştır.Metafizik sistematiğinde sadece Astrofizik değil Nükleer Astro fizik ve Rölativasyon Astro fizik'te yer alır.Bu konular ile çalışmalarımız sürmektedir.Evrende devamlı yer değiştiren KARA DELİK ve zaman değişkenleri olan TAKYONLAR ile diğer ALEMLERİN kapısı olarak bilmekteyiz.BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNİN nasıl işlev kazandığını ve neden varolduğu çalışmalarımızda belirlenmiştir.Evrensel çekim kuvvetinin varlığı yüzünden Tüm uzay sistemlerinin devinim aşamalarının varlığı ve zamansal süreci.Uzaydan dünyaya doğru gelen KOZMİK IŞINLARIN görevi.Güneş fırtınalarının elektro manyetik alanı ve şimdilik açıklayamayacağımız bilgiler ile bilimsel kuramlar ile çalışmalarımız sürmektedir.
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ

AŞKIN METAFİZİK BOYUTU
    Aşkın tarifini yapmak için aşkı yaşamak gerekir.Yaşamış ve Yaşanmış aşklar elbet ruhta abideleşmiş yada mabedleşmiş bir kalıntı bırakır.Ruhları en çabuk olgunlaştıran aşklardır;bir düş gibi...
Bu düşler ütopik yada realist ve rasyonalist alışkanlıktır.
    Aşk bir metafiziktir.Metafizik gibi var olan ama, bilinmeyen ve erişilemeyen bir duygu fenomenidir.Bu fenomenler diyalektik devinimdir.Bazen romantik bazen otantik ve egzotik bazen de emperyalist'tir.Aşkların renkleri ve sayıları da vardır,bu yüzden de rölatif'tir.
    Aşk,o haz duyulanın yanında olmadığı zaman,o hazın yanında olmasını istemektir.Aşk bir fenomen olarak fizyolojik ve psikolojik değildir.Aşk ruhsal bir spirütüaldir.Ruh,aşkı beden den ve ruhtan yansıyan davranıştan bağımsız yaşar.Aşk bir ruh olayıdır.Ruhun fonksiyonel gelişimi,aşktan doğan acı hissiyle başlar ve bu his sonradan artarak beden ve bedenden yansıyan davranışta görünür.
Ruhun insan bedeninin her fonksiyonunla ilişkisi vardır.Aşıklar bu yüzden ağlar.
    Aşıklar,aşık oldukları varlıktan karşılık alamadıklarında,ruhun fonksiyonel gelişiminde durgunluk yaşar.Bu durgunluk aşıkları spirütüal hastalığa iter,ruh soyut olduğundan hastalık davranışta kendini gösterip,psikolojik bir hal alır.Ama psikoloji bir davranış bilimi olarak aşka derman olamaz.
     Psikolojinin depresyon,bunalım,fobi ve karasevda gibi çeşitli hastalıklar olarak tanı koyduğu kavramlar aşk üzerinde etkisiz kalır.
     Aşkı metafizik boyutunda ele alarak,sekiz yıllık deneyimlerimizle aşkın insan ruhundaki aksiyonlarını pragmatik(yararcı) ve pozitivist yöntem öğretileriyle çözümlüyoruz.
     Biz giden gitmiştir.Yaşanmış yaşanmıştır demiyoruz.Biz bir şeyi elde etmesini biliyor isen; O şeyden de çekip gitmesini bilmelisin mantığıyla hareket ediyoruz.
Güneş yaptığın yıldız,seni ışığıyla aydınlatmıyor ve ısıtmıyorsa bilki O güneş senin güneşin değildir.O bir başkasının güneşi olmak istemektedir.Ama unutma nasıl bir yıldızı güneş yaptınsa bilki;başka yıldızlar da senin için güneş olmak istemektedir.Yine de sen ısrarla seni ısıtmayan ve aydınlatmayan yıldızı kendi güneşin görmek istiyorsan bu senin asla kaderin değildir.İlişkileri somutlaştırırsak, ilişki sevdiğin bir saate benzer,saat bir kez bozulur,saatçiye götürüp saati tamir ettirirsin.İkinci kez bozulur tekrar saatçiye götürür yaptırırsın,ama üçüncü kez bozulduğunda saatini saatçiye götürdüğünde,saatçi artık bu saati tamir edemez çünkü o saat orjinal değildir.Sen ya o saati değiştireceksin yada o sevdiğin saati bozukta olsa koluna takacaksındır.Fakat unutma O saat değer verdiğin kadar,koluna takmaya layık değildir.

ilişkiler bittikten sonra,aşık olan insan kadere boyun eğeceğini hisseder ama ne malum ki!Aklına söz geçirir ama kalbine ve gönlüne söz geçiremeyiz? Akıl savunma mekanizmaları çok hızlı bir şekilde hareket etmesine rağmen.Aşık olan insan,kaybettiğine benzer yada ondan daha mükemmel bir insan arayışına girer.Acaba aşık olan insan kaybettiği aşkın,yerine koyabilecek bir sevgi koyabilecek midir?Önce bunu umut edebilir ama zaman ilerledikçe ona benzer bir aşkın bulunamayacağını zor da olsa sezer.Asıl olan ona benzer hiçbir aşkın realitesini yakalayamayacağını hissetmesidir.Buna bazen yaşanması gereken bir kader der.Bazen de olgunlaştıran bir melankoli der.Bu arada mantık araya girer.Mantık ona aşk anlamında ruhun  özgüven çelişkisi içerisinde olduğunu anımsatır.Bu yüzden ruh yerini bilince bırakır.Bilinç ona devamlı alternatifler sunar.Bilinç bu arada zamanla yarışmak ister.Bu zaman bilinmeyene yolculuk ile ruhsal yarayla bir arada ilerler.Akıl kaybettiği eski aşkın devamlı geri gelme ütopyasında,ikileme girer.İkilem eski ve yeni aşk arasında baskın olan alternatifi bulmaya iter.Her yeni aşk denemesine rağmen ruhunda devamlı bir eksiklik hisseder.Bu eksiklik onu yeni aşka bağlamaz bir türlü bu yüzden devamlı eski aşkının anılarını canlandırır zihninde.Bir ikilem doğmuştur artık! Bu ikilem ve çelişki aşık olan insanın radikal kararlar almasına da neden olur.Bu kararlar ya evlenmemek ya kaderi inkar etmek ya intikam almak ya aşkı-sevgiyi inkar etmek ya mantık evliliğine yönelmek ya da intihar etmek gibi düşünceleri akla getirir.Acaba bu düşünceler yada eylem nitelikleri unutturabilir mi?Eski aşkı...Aşk acı çekme hazzıdır.Aşk kendini tanımak için olgunluk aşamasıdır.O olgunluk ki insanı geliştirir,güçlendirir,sabırlandırır. Aşk sevginin radikal versiyonunda dönmedir.Uğruna ölümleri bile göze aldıran en mükemmel duygu selidir.Cesaretin ve korkaklığın arasında kalınan çaresizliktir.Aşk susmaktır sadece bakmaktır.Aşk nefretin tek imkansız anlamıdır...Aşk imkansızsa intikam duygusudur.AŞK YARATANIN KULUNA VERDİĞİ EN GÜZEL ACI ZEVKİDİR.AŞK TADILMASI GEREKEN VE TATILDIKÇA ANLAŞILAN DUYGULARIN İLAHİ BAŞKALDIRISIDIR.      


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

metafizikuzmanı telepati

Yazar Hakkında:
metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan hani www.metafizikuzmani.com www.metafizikuzmani.tr.gg www.gokhanhani.tr.gg
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
Sponsor Bağlantılar

Nbrsin: Ne yapıyorsun?

GenBilim
GenBilim
GenBilim
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı.
GenBilim