May
06
2009
|
Metafizik |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
metafizikuzmanı metafizik telepati
|
|
Çarşamba, 06 Mayıs 2009 |
Okunma: 1153 kez
M.Ö 1.y.y da Aristotales'in ilk bilgi sistemi adını verdiği,doğa ötesi yada gerçeküstü (fizikötesi) konuları bir bütün olarak inceleyen bir bilgi sistemidir
Çağımızın metafizik tanımı ise;duyu organlarıyla duyulup algılanabilen fenomenlerin özünü inceleyen ve determinist yaklaşımlar ile çözüme ulaşmaya çalışan yöntemsel ve sezgisel gerçekliklerdir.
Metafizik evren içerisindeki bütün varlıkların diyalektik devinimlerini ve yaşayışlarını tümevarımsal ve tümdengelimsel metotlar sistemiyle bütünselleşmeye çalışır.
Metafizik Sokrates'in maiotik (düşünce doğurtma) yöntemiyle bilgilerin doğuştan insan zihninde olduğunu fakat bu düşüncelerin zaman içerisinde parça parça doğduğunu ve anlam kazandığını ifade eder.
 METAFİZİK NEDİR? KONULARI NELERDİR?
M.Ö 1.y.y da Aristotales'in ilk bilgi sistemi adını verdiği,doğa ötesi yada gerçeküstü (fizikötesi) konuları bir bütün olarak inceleyen bir bilgi sistemidir
Çağımızın metafizik tanımı ise;duyu organlarıyla duyulup algılanabilen fenomenlerin özünü inceleyen ve determinist yaklaşımlar ile çözüme ulaşmaya çalışan yöntemsel ve sezgisel gerçekliklerdir.
Metafizik evren içerisindeki bütün varlıkların diyalektik devinimlerini ve yaşayışlarını tümevarımsal ve tümdengelimsel metotlar sistemiyle bütünselleşmeye çalışır.
Metafizik Sokrates'in maiotik (düşünce doğurtma) yöntemiyle bilgilerin doğuştan insan zihninde olduğunu fakat bu düşüncelerin zaman içerisinde parça parça doğduğunu ve anlam kazandığını ifade eder.
Platonun metafizik anlayışı ise;Evren içerisindeki tüm varlıkların idea adını verdiği düşünceden ibaret olduğunu ve bu ideaların yaşamı biçimlendirdiğini savunur.Platonun günümüzde bile bazı eserleri tam olarak çözülememiştir.Platon sanatın tarihi yoktur adlı yapıtında sanatı yansımaların bir ifade şekli olarak tanımlamak ister bu tanımlamada sanatın rölatif(Göreceli) anlamlar karmaşası olduğunu savunarak sanatın idealardan doğduğunu savunur.
Metafiziğe karşı olan filozoflarda düşüncelerini aktarmışlardır. Metafiziği daha çok İmmanuel kant ve Aguste Comte gibi rasyonalist ve pozitivist felsefe sisteminin kurucuları metafiziğin yapılmasının insan zihnini bulandırdığını savunmuşlardır.
Fakat kendileri bile metafizik yapmaktan kendilerini alamamışlardır. 18 y.y da Edmurd hurssel Fenomonoloji (Görüngü bilim) felsefe sistemiyle metafiziğin yapılabileceğini ruhun bir öz olduğunu savunarak yeni bir akım oluşturmuş aynı zamanda Yeni Ontoloji(varlıkbilim) akımını aynı yüzyılda geliştiren Nikolas Hartman varlık kavramının ruhsuz bir anlam ifade edemeyeceğini çalışmalarıyla açıklamıştır.
Çağımızın metafizik anlayışı ise evrende bilim tarafından çözülemeyen Agnostizim(bilinemezcilik) anlayışlarını açıklamaya ve çözmeye çalışır.Bilim sadece içinde bulunduğu zamana göre nesnel,deneysel ve pozitif kabul ettiği aksiyonları inceleme altına alır.Halbuki çağımızın ruh kavramı çözülmeden davranış bilimi denilen psikoloji ve psikiyatri branşları kurulmuş bu branşlarda yetersiz kalmaktadır.Çünkü ruh bilinmeden asla bedenin davranışı yansıttığı durumları açıklanamaz olduğu açıktır.Ruh metafiziğin en popüler bir konusudur.Metafizik içerisinde ruh anlam kazanıp ne olduğu,nasıl hareket ettiği ve ruhun bütün fonksiyonları ele alınabilmiştir.
Hengri Bergson gibi Sansualizm ve Entüistyonizimin (Sezgicilik) felsefe akımlarının temellerini oluşturan filozoflar yaşam içerisinde sadece akıl ve zekanın kullanılarak gerçek öze yaklaşmanın yetersiz olduğunu savunarak metafizik felsefe sistemiyle hareket etmişlerdir..Metafizik anlayışlarını akıl-zeka ve sezgi üçlemeyle kurgulamışlar ve bu kuramla da gerçek anlamda felsefenin gelişmesine neden olmuşlardır. İslam filozoflarından el-gazali ve farabi gibi ünlü düşünürler ruhun özüne sadece sezgi ile yaklaşılabilineceğini savunarak eserler sunmuşlardır.
Metafizik içerisine kapatılmış birçok konu bugün bilimselleştirilerek insanların hizmetine sunulmaktadır.İlk olarak Evrensel anlamda Nazar olgusu artık bilimselleşerek insanlık hizmetine sunulmuştur.Asırlardan beri metafizik içerisine hapsedilen Nazar olgusu (Radyoloji) ışın bilim'in yardımıyla bilimsel özüne kavuşmuştur.Deprem gerçekliği metafiziğin bir konusu olmasına rağmen jeoloji,jeomorfoloji ve jeofizik alanlarıyla bağdaştırılmak ve bu alanlarla çözülmeye çalışılmaktadır.Deprem yeryüzünde meydana gelmesine rağmen Depremin asıl oluşturan etken Güneşteki hidrojen gazının sıkışıp patlamasıyla açığa çıkan DEVİNİMSEL KOZMİK DALGA IŞINIM ENERJİSİNİN,evrensel çekim kuvvetinin dengesini bozarak Büyük Depremleri oluşturmasıdır.Metafizik içine sıkıştırılan ve bilimin agnostik (bilinemezcilik) adını taktığı daha birçok gerçeklikler yakında bilimsel tezlerle ortaya çıkarılacaktır.
Metafizik uzmanı Gökhan Hani...
METAFİZİK:
Yunanca sonra, öte, üst anlamlarına gelen meta sözcüğüyle doğa ve özdeksel olan anlamlarını veren phusika sözcüğünden meydana gelmiştir metafizik kelimesi. Sözcük olarak doğaötesi anlamına gelsede, dilimizde sıksık doğaüstü terimiyle karıştırılmaktadır.Dünya dillerine fizikötesi veya doğa ötesi deyimiyle geçmiştir, metafizik deyimi de kullanılmaktadır. Deyimi ilkin İ.Ö. 1. yüzyılda Rodos lu Adronikos kullanmış ve Aristoteles in ders kitaplarını sıralarken doğabilgisi derslerinden sonra gelen on dört kitabına Meta phusika adını vermişti. Nitekim bu kitaplarına Aristoteles de duyularla kavranan bilgi (fizik)nin üstünde saydığı akılla ve sezgiyle kavranan bilgi yi kapsadıklarından ötürü ilk felsefe adını vermiş bulunuyordu. Aristoteles için bu felsefenin ilk liği, bütün bilimler için gerekli ilkeleri incelemesinden ve saptamaya çalışmasındandı. Görüldüğü gibi metafizik, ilk kullanımda da fiziğin üstünde, ötesinde ya da dışında sayılan düşünceyle ilgili, düşünsel bir anlam taşımaktadır. İşte bu anlam onu düşüncecilik (idealizm) ve ruhçulukla (spiritüalizm) kaynaştırmış ve ilerici bir dünya görüşü olarak oluşturmuştur. Yunan yapıtlarının islam düşünürü olarak bilnen ünlü filozof İbni Rüşt;Batı da tanınmasından sonra bu kitaplara 14. yüzyılda skolastiklerce metapyysica adı verildi ve Yunanca deyim böylece Latinceeştirildi. Metafizik deyimi yüzyıllar boyunca, hep doğadışı niteliğini sürdürerek, çeşitli zamanlarda kozmoloji(evren bilim),ilk felsefe (Filozofi), tanrıbilim (Teoloji),spiritüalizm(ruhbilim),varlıkbilim (Ontoloji) ve bilgibilim (Epistemoloji) sistemleriyle eklektik (birleşik) bir yapı içermiştir. Giderek nesne ve olguları değişmez, birbirinden bağımsız olarak ele alan bir düşünce yöntemine dönüşen metafizik, bilimsel temelin agnostizmine yani bilinemezciliğine karşın çeşitli spekülesyon görüşlerle felsefe sisteminin özünü yansıtarak felsefi görüşlerin kapalılığını ve gizemini açıklar. Bu durumuyla da, kurgusal görüşler ve varlığın duyularla algılanamayan kendiliği üstüne varsayılan yapıntılar olarak, günümüze kadar sürüp gelmiştir. Metafizik deyimini ilk kez Alman düşünürü Hegel meteryalizm karşıtı (anti materyalist diyalektik) anlamında kullanmıştır. Ne var ki Hegel in idealist diyalektik düşüncesi metafiziğin karşısına çıktığı anda metafizik orta avrupayı sardı.Materyalist diyalektiğin, metafiziğin her bakımdan tam karşıtı olarak çıktığı zamanlar , Alman düşünürleri Marx ve Engels tarafından maddeci anti metafizik akımı temeline oturtulmuştur. Yeniyi oluşturan dünya görüşünü dile getiren düşüncenin tam karşıtı bulunan metafizik, bir bilgi edinme yöntemi olmaktan çok daha geniş bir anlamda, dinsel ve siyasi amaçlarla ilgilenmeyen etkin ve kuramsal bir bilgi ötesi felsefesinin özüdür. Metafizikçilerce varlığın temelleri, özü ve anlamı üstüne öğreti olarak tanımlanır. Metafizik deyiminin doğayı aşan anlamını ilk kez vurgulayan Yeni Platoncular olmuştur. Olguculara göre de kendilerinden önceki tüm felsefe metafizik tir. Olguculuğun tanımına göre metafizik kendi sistemine göre deneyci ama bilim gibi pozitif deneyci olmayan, bilim için erişilmez sorunlar üstünde mükemmel ve pozitif akıl yürütmelerdir. Sıfat olarak metafizik deyimi, duyumlar üstü ve herkesin anlayamacağı , bilimin akıl erdiremediği ve aciz kaldığı ilimleri içine alır.
Metafiziğin temeli Antikçağın ünlü değişirlikle değişmezlik tartışmasındadır. İlk düşünceler varlığın temelini aramışlar ve bunu hep canlı, bir değişme süreci içinde bulmuşlardı. İlkin Kolphon lu Ksenofanes (İ.Ö. 569-477) değişmezlik sorununu tanrıbilimsel alanda öne sürdü ve değişmez nitelikte tek bir tanrı tasarımladı. Görüldüğü gibi, değişmezlik sorunu ya da devimsizlik düşüncesi tanrı düşüncesiyle kökten bağımlıdır. Metafiziğin kaderi de yüzyıllar boyunca bu erdemliktedir. Kenofanes i izleyen Parmenides, değişmezlik savımı geliştirerek onu varlığın temeli yaptı ve değişirliği duylarımızın bir kusuru yaptı. Parmenidese gelinceye kadar bütün düşünürler doğal deneyler üstünde düşünmüşlerdi. İlkin Parminedes deneyleri bir kenara bırakarak gerçeğe, salt düşünceye ulaşmak istedi. Görüldüğü gibi devinimsizlik düşüncesi deney dışılıkla kökten bağlı değildir. Metafiziğin esnek yapısıyla estetiktir. Böylelikle daha Antikçağım ilk düşüncelerinde metafiziğin bu iki önemli niteliği belirmiş oluyordu: Devinimsizlik ve deney dışıcılık. Metafiziğin bu iki önemli niteliği günümüze gelinceye kadar Neo-ontolojiyle harikalar yaratmıştır. Parminedes in değişmez bir savıyla metafizik doğmuş oluyordu. Parminedesi izleyen öteki Elealılar (Melissos, Zenon, Gorgias) bu savı daha da pekiştirdiler. Daha sonra Platon düşünceyi idea dünyasıyla yeniden kurdu. Aristolteles de, kendi katkılarıyla birlikte, bütün bu düşünceyle kavranan ilkelere ilk felsefe adını verdi. İ.Ö. 1. yüzyılda Rodos lu Andronikos un meta taphusika (metafizik) adını verdiği Aristoteles yapıtları bu ilk felsefeyi kapsayan yapıtlardır. Aristoteles bu on dört kitabında Thales ten Platona kadar bütün varlık öğretilerini inceler ve varlığın özdeksel nedenlere bağlanmasını eleştirir. Metafizik adını sonrada alacak olan ilk felsefeyi varlık olarak varlık ya da varlığın ilkeleriyle nedenlerinin ve onun temel niteliklerinin bilimi olarak tanımlar. Metafiziğin ilk tanımı budur. Aristoteles sorar: Bir at attır, onun at olmasını, eşdeyişi ile varlığın neyse öyle olmasını sağlayan nedir? Görüldüğü gibi metafizik daha ilk adımlarında düşünce ile tanımlama, eşdeyişle bir mantık işi olmaktadır. Metafizik, bu nitelini, mantıkçı olgucuların elinde, günümüzde de sürdürmektedir. Metafizik, hiçbir çelişmeye yer vermeksizin, nedir in bilimidir. Bunu sağlamak için de daha ilk adımda, çelişmezlik belitlerini saptamak zorundadır. Aristoteles in mantığı bu zorundalıktan doğmuştur.
Metafiziğin temel öğeleri Antik çağda belirmiş ve saptanmış bulunuyordu. Bunlar: değişmezlik, devinimsizlik, tanrılık, deney dışılık, salt düşünceyle kavranılırlık, mantıksallıktı. Yoğun bir tanrısallığın egemen olduğu ortaçağ düşüncesi, tanrıbilimini kolayca bu temeller üzerine oturtabilirdi. Nitekim de öyle oldu ve metafizik deyimi tanrıbilim le anlamdaş kılındı. Ortaçağda felsefe deyimi de bu anlamdaşlığa katılmıştır; çünkü bu çağda felsefenin konusu bütünüyle metafizik, eşdeyişle Aristoteles in ilk felsefe adını verdiği kitaplarda ki bu kitaplara sonradan metafizik adı verilmiştir- işlediği konulardı. Ne var ki metafizikle gerek felsefe, gerek tanrıbilim arasında önemli yöntem farları vardı. Metafiziğin deney ve doğa dışılığına karşı tanrıbilim vahiy ve inanla açılıyordu. Metafizik dünya görüşü dünya çapında skolastik Hıristiyan düşüncesiyle ermiştir. Ortaçağ egemenliği tümyle Hıristiyan kilisesinin elindedir. Hıristiyan kilisesine göre dinsel dogmaların dışında hiçbir bilim yoktur, tek gerçek dinsel dogmalardır. Bu alanda felsefe yapmak, dinsel dogmaları açıklamaya ve doğrularını tanıtmaya çalışmaktan ibarettir. Birçok aydın düşünceleri kapsadığı halde ortaçağa karanlık çağ adı verilmesinin nedeni budur. Tümüyle metafizik temele dayanan ortaçağ Hıristiyan skolastiğinin kurucusu Scottus Eriguena (833-880), geliştiricileri Anselmus (1033-1109), Petrus Abaelardus (1079-1142), Aquinos lu Saint-Thomas (1224-1274), Duns Scotus (1274-1308)tür. Eriugena ya göre Tanrı salt yokluk, sonsuzdan gelip sonsuza giden sırdır. Anselmus a göre bizler inanmak için düşünmüyoruz, tam tersine düşünmek için inanıyoruz; inan her türlü tartışmadan önce gelir, inanılacak olan tek güz de bütün varlıkların varlıklarını kendisinden aldıkları biricik varlık olan Tanrıdır. Abaelardus, Augustinus un Anlamak için inanıyorum ilkesini eleştirmekle beraber, vahyedilmiş gerçekle ussal gerçeği bir ve aynı sayar; konseptüalizmi ortaya atarak nominalizmle realizm arasındaki çekişmeyi uzlaştırmaya çalışır, tümellerin ussal ürünler olduğunu savunur. Aristoteles ci Thomas a göre doğa bir aşamalar sırasıdır (hiyerarşi), her aşama bir yukardakinin maddesi ve bir aşağıdakinin biçimidir (form), bu yüzden de doğasal düzenin Tanrısal düzene oranı eylemin güce oranı gibidir. Scotus a göre doğa üstü sesler, sözler, yazılar olmasaydı, insanlar hiç bir bilgi edinemezlerdi; iyi doğru ve güzeldirler; kutsal kitaba inanılmalıdır, çünkü akla uygundur.
16. yızyıldan sonra metafizik deyimi, varlıkbilim anlamında kullanıldı. Ne var ki bu varlık,duyularla kavranılanın dışındaki varlık ve görünüşlerin ardındaki kendilik olarak ele alınıyordu. Hegel e gelinceye kadar bu çağın metafiziği de, ortaçağ metafiziği gibi, bilimsel temelden yoksun kurgusal görüşler ve varlığın duyularla algılanmayana kendiliği üstüne varsayılan yapıntılar olarak sürüp gitmiştir. Metafizik deyimi, ruhçuluk temelinde birleşen şu anlamları da kapsar: Duyularla kavranılanların dışındaki varlıkların bilgisi (Bossuet), kendiliğinde şey in bilgisi (Kant), doğanın ardında gizlenen ve ona imkan veren varlık bilgisi (Schopenhaurer), mutlak bilgisi (Liard), hadsi bilgi (Bergson), ussal bilgi (Franck), madde olmayanın bilgisi (Voltaire) son erek bilgisi (Bacon) bütünü bilme isteği (Eucken), doğasal ve biçimsel olmayanın bilgisi (Descartes), inakçı bilgi (Wolf), varlık yasalarını bulmak için düşünen benliğin bilgisi (Leibniz). Metafizik dünya görüşü, Rönesans çağında doğa bilimlerinin güçlenmesiyle büyük gücünü yitirmiştir. Metafizik sistemin son büyük düşünürü, evrensel oluşmanın düşünceden doğduğunu ve gelişmesi sonunda kendi bilincine erişeceğini savunan Hegel dir. Metafizik deyimine ilk kez eytişim karşıtı (anti diyalektik) anlamını veren de Hegel olmakla beraber idealist bir eytişim geliştirdiğinden ötürü Hegel, temelde, metafizik düşünme ve araştırma yöntemine bağlı kalmıştır.
ÇAĞIMIZIN METAFİZİK KONULARI
Yeni Ontoloji (varlıkbilim):
Varlığın yapısını işleyişini maddesel ve ruhsal yönden ayrı ayrı ele alan varlık problemlerini çözmeye çalışan bilgi sistemidir.Yeni ontoloji (varlıkbilim)materyalist (maddeci) ve idealist (ruhsal) kavramlarını birleştirerek varlıksal sorunları çözmeye çalışır.
Yeni ontoloji kavramını ilk geliştiren Nikolas Hartman olmuştur.Yeni ontoloji kavramını modern anlamda geliştirerek beden ve ruhun birbirine bağımlı olduğunu yaşanılan dünyada ise ruhun bedensiz olamayacağı anlayışını geliştirmiştir.Fakat bedenden ruhu tanımanın yanlış olacağına.Asıl ruhtan(düşünce) bedeni algılama sistemleriyle ontoloji kavramını geliştirmiştir.Yeni ontoloji kavramıyla birlikte artık ruh bedenden bağımsız olarak işlenebilmekte ve anlamdırıla bilinmektedir.
Kozmoloji (Evrenbilim): Evrenin yapısını ve oluşumuyla ilgili konuları inceleyen evrendeki enerji birikimlerinin varlık üzerindeki maddesel ve ruhsal etkisini çözümlemek isteyen uzay bilimdir.Kozmoloji evrenbilim) evreni oluşturan tüm varlıkları mekanist, teleolojik ve teolojik aksiyonlar üçlemiyle açıklamaya çalışır.
Kozmoloji çağımızın en popüler ve gelecek vadeden bir bilim olma özelliğiyle,Astrofizik,Astro nükleer fizik,Evrensel çekim kuvveti,Kara delik,Zaman takyon devinimi,Kozmik varyasyon ışımaları,Yedi evren sarmalaması ve spiritüral enerji versiyonu adlı yeni gelişen astronomi alanlarıyla kendini göstermektedir.
Malesef ülkemizde bu tür çalışmalar yapılmamaktadır.Bu alanlarda daha çok Amerika,Rusya,Fransa,kanada,İngiltere.Japonya ve Çin de gelişmiş bu bilimler ile ekonomik,sosyal ve siyasal başarılar kazanılmaktadır.Yaptığımız çalışmalar ile yakında bu bilimler ile ülkemizi tanıştırmayı düşünmekteyiz.
Spiritüalizm (Ruhçuluk):Ruhun yapısını,işleyişini ve fonksiyonlarını konu edinen ruhun maddeden bağımsız bir öz olduğunu savunan ve çağımızın ruhsal sorunlarını çözmeye çalışan yöntemleriyle psikolojiden tümden ayrılan bir bilgi sistemidir.
Spiritüalizm (Ruhçuluk) spiritüalizm ruhun insan bedenindeki işleyişini incelerken ayrıca ruh hastalıklarının insan bedenini aksattığını ve ruhun diğer fiziksel rahatsızlıklara neden olduğunu savunur.Spiritüalist yaklaşımda hedef ruh dengesini sağlayarak bedensel rahatlama sağlamaktır.Ruhun birbirinden farklı ve yüklenilmiş düşünce-tasarım-algılama motifleri çok farklıdır.İnsan ruhuna göre enerji verme uzmanlığını kazanmak çok zor bir iştir.Ruhun içinde bulunduğu durum ruhun bedene yansıttığı enerjiyi değiştirebilir,sebepsiz sıkıntıların asıl kaynağı ruhta biriken dengesiz veya negatif enerjinin insan bedenine yaptığı ters enerji veryasyonudur.Bu konudaki tedaviler sistemli ve tutarlı olması gerekir çünkü enerji dozajının belirlenmesi için insan ruhunun yüklenmiş bulunduğu dengenin düzenlenmesi gerekir.Enerjiyi başka bir insanın ruhuna aktarabilmek uzmanlığın yanında enerji yollayan kişinin enerji deposunun dolu olması şarttır.İnsan bedeninde meydana gelen çoğu hastalık insan ruhundaki dengesizlik ve negatif enerjinin yansıma göstermesindendir.
Mide hastalıkları,sinirsel bozukluklar,stres depolama,aşırı dengesizliğin kaynağı ruhsal yapının dengesizlik oluşturmasından kaynaklanmaktadır.Ruhun bedene yansıttığı negatif enerji insan bedeninin dengesini de bozar (Hemostati) ruh dengesi bozulan insanlarda saç dökülmesinde artış,sivilce,stres birikimi,özgüven yitimi,yalnızlaşma,uyku sorunları,regl sancısı,uyku ve yeme bozukluğu,cinsel rahatsızlıklar,cilt kaşıntıları,belde küçük sivilceler çıkması,ağlama krizleri,üzüntü hastalığı vb gibi rahatsızlıklar oluşur.
www.metafizikuzmani.com
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Metafizik
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
metafizikuzmanı telepati Yazar Hakkında:metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan hani
www.metafizikuzmani.com
www.metafizikuzmani.tr.gg
www.gokhanhani.tr.gg
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
Sponsor Bağlantılar

|
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı. |
|