Okunma: 1386 kez
15 Ocak 2003’de, Milliyet’te, Sayın Eylem Türk’ün “Türk firmaları, dualı onaylı belge peşinde” bir yazısı çıktı. Özellikle ABD’ye ihracatını artırmak isteyen gıda firmalarının, ürünlerinin Musevi dinine uygunluğunu belgeleyen "koşer" sertifikası almaya başladığına işaret eden, Türk, “koşer sertifikası” almış firmaların sayısının şimdiden 25’i bulduğunu, Türkiye’nin ABD’ye yaptığı gıda ihracatının bu yolla ikiye katlanmasının beklendiğini bildirdi. “Koşer” Musevi ilmihalinde tüketilmesinin “helâl” olduğu hahamlarca onaylanan yiyecekler anlamına geliyor.
15 Ocak 2003’de, Milliyet’te, Sayın Eylem Türk’ün “Türk firmaları,
dualı onaylı belge peşinde” bir yazısı çıktı. Özellikle ABD’ye
ihracatını artırmak isteyen gıda firmalarının, ürünlerinin Musevi
dinine uygunluğunu belgeleyen "koşer" sertifikası almaya başladığına
işaret eden, Türk, “koşer sertifikası” almış firmaların sayısının
şimdiden 25’i bulduğunu, Türkiye’nin ABD’ye yaptığı gıda ihracatının bu
yolla ikiye katlanmasının beklendiğini bildirdi. “Koşer” Musevi
ilmihalinde tüketilmesinin “helâl” olduğu hahamlarca onaylanan
yiyecekler anlamına geliyor. “Un, şeker ve su” hariç, tüm gıda
maddelerinin tüketim izmi hahamların icazetine bağlı. Zaman içinde
“koşer” kalite, hijyen ve güven anlamını da kazanmaya başlıyor ve
Müslümanlar gibi din, vejeteryanlar gibi idealistik ya da sağlık gibi
başka nedenlerle de aranır oluyor. Milliyet’in haberine göre, Museviler
gün geçtikçe büyüyen 150 milyar dolarlık bu pazarın sadece %45’ini
teşkil ediyorlar. Yahudilerin eski SSCB ve özellikle de Ukrayna’da
yaşanan katliamlardaki rollerini gün ışığına çıkartmayı amaçlayan
Kanada merkezli “Tarih Tashih Enstitüsü”ne (Institute for Historical
Review) göre bu rakam sadece %20. On milyonu aşkın koşer tüketicisinden
sadece iki milyonu Yahudi. Öte yandan, Kanada ve ABD’de satılan
yaklaşık altı bin çeşit gıda maddesinin üstünde şu ya da bu hahamın
‘olur’u var. Bu maddelere, Montreal’de şişelenen ‘NAYA’ marka doğal
kaynak suyu da dahil ki, yukarda bahsettiğim gibi “su” Musevi
ilmihalinde helâllik onayı gerektirmiyor. Sayın Türk, “koşer” pazarının
büyümesine paralel olarak “koşer sertifikası veren acentelerin
sayısının gün geçtikçe arttığını bildiriyor. Bunlardan en ünlülerinden
bazıları “The Union of Orthodox Jewish Congregations,” “The Organized
Kashrus Laboratories” ve “Star - K Kosher Certification ” ve bu
kuruluşlar arasında, dünyadaki gıda şirketlerinin kendi kurumlarından
sertifika almaları için kıyasıya rekabet yaşanıyor. Koşer almış
fabrikaların ürünlerine eğer “The Union of Orthodox Jewish
Congregations”tan alınmış ise "OU", “The Organized Kashrus
Laboratories”ten alınmışsa "OK" damgası konuluyor. Bu damgalar Kuzey
Amerika’da gıda ürünlerinin satışını kolaylaştırdığı için ihracatı
ikiye katlıyor. Acenteler koşer sertifikasını, hahamlar yoluyla
veriyor. Acentelerin çalışanları gezici ve yönetici hahamlardan
oluşuyor. Hahamlar gıda ve gıda teknolojisi konusunda eğitim görüyor,
gıda mühendisi gibi yetiştiriliyor. Üretim tesisleri hahamlar
tarafından incelenirken “koşer”e uygun bulunan tesisler yine onlar
tarafından kutsanıyor. Acenteler, koşer verdikleri firmaların
birbirleriyle alışverişini de destekliyor. Örneğin, OU almış bir firma
çikolata üretiyorsa, margarin, süt, kuru üzüm vs. gibi hammaddelerini
yine OU koşerli firmalardan almak durumunda kalıyor. Kendi ülkesinde
koşerli bir firma bulamazsa o zaman yurtdışından ithal etmek durumunda
kalıyor. Firma, denetimden geçtikten sonra 10 bin dolara yakın bir
bedel ödeyerek koşer sertifikası almaya hak kazanıyor. Ayrıca denetime
gelen hahamların geliş - gidiş, konaklama masrafları yine firma
tarafından karşılanıyor. “Tarih Tashih Enstitüsü”nün kurucularından
Lubomir Pritulak’un “Yahudi olana da, olmayana da uygulanan bir çeşit
kelle vergisi, daha doğrusu haraç!” dediği de işte bu 10 bin dolarlık
bedel. Pritulak, “Vitrin camları kırılmasın, işyeri kundaklanmasın diye
haraç veren adamın cebinden çıkan ‘korunma’ parasını ilân ettiği
görülmemiştir ama işler o hale geldi ki, sahici Rus votkası diye
pazarladıkları ‘Stolniçkaya’nın etiketinde bile Ortodoks Yahudi
Cemaatleri Birliği’nin “U” logosu var,” diyor. “Diğer taraftan, örneğin
‘Stolniçkaya’ marka Rus votkasının aslında Pepsi Cola Wines &
Spirits International’ın bir ürünü olduğunu da gizliyorlar. Milyarlarca
dolarlık bir sahtekârlık. Kanada Yahudi Kongresi Başkanı Moşe Ronen’e
yazdık, basın kralı David Radler’in kızı Melissa’ya yazdık, Parlamento
seçimlerinde aday olan Josef Ben-Ami’ye yazdık, sağır dilsizi
oynuyorlar, hiçbir sonuç alamadık. Koşer votka, koşer viski, koşer
çamaşır suyu, aklınıza ne gelirse, satın alınan her bir mal için
hahamlara haraç ödeniyor. Yahudi olmayanlarda ‘Soykırım’ın kefaretini
ödüyorlarmış gibi bir duygu hakim olmasından yararlanıyorlar.
‘Soykırım,’ dolandırıcılığın hoşgörülmesini sağlıyor.” “Soykırım”ın
“Yahudi-Ziyonist cephaneliğinin başlıca silâhı” olduğunu iddia eden
Pritulak, bu paraların bir yandan Holywood yapımlarının finansmanına,
diğer yandan da “Tarih Tashih Enstitüsü” (IHR) gibi gerçekleri
irdeleyen kuruluşları susturmaya gittiğini iddia ediyor. “Holywood
çıkışlı ‘Soykırım’ hem Amerikalılardan hem de Avrupalılardan büyük
paralar sızdırmaya yarıyor. Revizyonistlerin (IHR eylemcilerine
‘revizyonist’ deniyor) harcadığı bir dolara karşı, karşı taraf yüz
dolar harcıyor. Bunun için diyoruz, misli görülmemiş bir ekonomik ve
siyasi kuşatma altındayız. Bu kuşatmayı kendi başımıza yaramayız. Sizin
yardımınıza ihtiyacımız var. Bizim bütün istediğimiz Ukrayna’da olan
bitenin, iddiaların ötesinde, adli tıbbın, modern bilimin ve yazılı
delillerin ışığında değerlendirilmesini sağlamak. Gerçeklerin ışığının
dondurulmuş tarihimizi eritmesini, olayların gün ışığına çıkarılmasını
istiyoruz.”
Sayın Türk’ün haberi, “Türkiye’de de koşer sertifikası düzenleniyor,”
diye devam ediyor, “Firmalar Türkiye’de düzenlenen koşer belgesini
genelde İsrail’e ihraç edilecek gıda ürünleri için alıyor. Koşer
sertifikaları, Türkiye’deki hahambaşının tayin ettiği bir hahamın
gözetiminde yapılan üretimlerden sonra düzenleniyor. 50 ülkeye bira
satan ve beş ülkede fabrikaları bulunan Efes Pilsen, Musevi gıda
kurallarına uygun bira üretti. Daha önce alkolsüz bira üreterek Suudi
Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi şeriat kurallarının
çok sıkı uygulandığı ülkelere girmeyi başaran Efes Pilsen, Türkiye
Hahambaşlığı’ndan koşer sertifikası alarak Musevilere de uygun bira
satmaya başladı. Efes İhracat Direktörü Osman Çağlayan, DHL dergisine
verdiği demeçte, İngiltere ve ABD’deki Hahambaşlık’ların da onay
aldıklarını koşer sertifikası ile bu ülkelerde de biralarını satma
hakkını elde ettiklerini söyledi.”
Öte yandan, Pritulak, Yahudilerin, Sovyetler Birliğinin, özellikle de
Ukrayna’nın kanlı tarihinin “doğrudan taraflarından birisi” olduğunu,
ülkesinin bu geçmişi ile yüzleşebilmesinin yolunun Yahudi eylemlerinin
araştırılmasından geçtiğini, bunun da Soykırım’ın “Holywood
verziyonu”nun özgürce sorgulanması gerçekleşmeden mümkün olmayacağını
söylüyor. Ancak, “Soykırım”ın araştırılmasının, gerçeklerin ortaya
çıkması “mazlum” imajlarını tehdit ettiği için Yahudilerin işlerine
gelmediğini iddia ediyor: “Hepimize her gün telefonla ya da mektupla
ölüm tehditleri yağıyor,” diye anlatıyor, “Bir keresinde otomobilden
ateş açıldı, iki düzeltmen arkadaşımız ağır yaralandı. Üç arkadaşımız
saldırıya uğradı. Yahudi teröristler, IHR binalarına beş kez molotof
kokteyli attılar. 4 Temmuz 1984’de depomuzu kundakladılar, on binden
fazla kitabımız yandı. Ayrıca nadir dokümanlar, yerine konamayacak
dosyalar gitti, dört yüz bin dolarlık hasar meydana geldi. Sonra da
yaraya tuz basar gibi, Devlet Başsavcısı ve Anti-İftira Birliği (1)
oturdu, “nefret suçları”nın cezalarını arttıran 1994 yasasını (2)
birlikte hazırladılar. Birleşik Devletler’de Yahudi düşmanlarını ortaya
çıkarmanın başlı başına bir hizmet sektörü haline geldiğini söylemek
bile suç oldu. Nerede kaldı soykırım dayatmacılarının bu dogma-inançtan
sağladıkları siyasi, mali ve sosyal çıkarları sergilemek!” (1)
“Anti-Defamation League” ve “State Attorney General's Office”
Anti-Defamation League, ırkçıları izliyen, haklarında bilgi topluyan
sivil toplum örgütü; Nikzor Projesi olarak bilinen bir veri bankası,
‘Anti-Faşist Forum’ ve neo-Nazi karşıtı ‘eXpo’ isimli dergi ile ırk,
din, milliyet, cinsiyet veya cinsel tercih temelinde şiddet, iftira,
ayrılıkçılık, yalan haber yayan grupları açıklayan “Nefret Rehberi” ile
bağlantısı vardır.
(2) “Hate Crime Sentencing Enhancement Act,” (28 U.S.C .994)

Etiketler:
Bilimler
Tarih
"Soykırım" ve Büyüyen "Koşer" Pazarı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |