Okunma: 1686 kez
Günümüzde bürokrasi terimi örgüt yönetimi bakımında olumsuz bir çağrışım yapmaktadır. Genelde bürokrasiyi sertlik, mantıksız kurallar, kırtasiyecilik ve yetersizlik ile ilişkilendiririz. Gerçekte, bürokrasiye bunların atfedilmesinde, bazı noktalarda, neredeyse bir kötülük de yoktur. Weber, 20. yy.a girerken, bürokrasiyi örgütsel yapı için ideal bir form olarak önermiştir. Weber'e göre bürokrasinin karakteristik özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
Giriş
Günümüzde bürokrasi terimi örgüt yönetimi bakımında olumsuz bir
çağrışım yapmaktadır. Genelde bürokrasiyi sertlik, mantıksız kurallar,
kırtasiyecilik ve yetersizlik ile ilişkilendiririz. Gerçekte,
bürokrasiye bunların atfedilmesinde, bazı noktalarda, neredeyse bir
kötülük de yoktur. Weber, 20. yy.a girerken, bürokrasiyi örgütsel yapı
için ideal bir form olarak önermiştir. Weber'e göre bürokrasinin
karakteristik özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
1. İş bölümü. Tüm görevler ayrıntılı birer iş haline getirilir ve işgörenlere bu görevlerin yerine getirilmesi için otorite verilir.
2. Kurallar. Her bir görev, soyut kurallardan oluşan tutarlı sisteme göre yerine getirilir.
3. Hiyerarşik yapı. Otoritede her pozisyon, hiyerarşi prensibine göre düzenlenir.
4. Kişisel olmama. Örgüt içinde yönetici ve işgörenler arasındaki ilişki kişisellikten uzaktır.
5. Yeterlik / ehliyet. Niteliğe göre iş verilir ve terfiler iş performansına göre yapılır.
Bürokrasinin bu özellikleri yanında, işlevsel
olmayan yönleri de bulunmaktadır. Bunların ilki; işin küçük bölümlere
bölünmesidir ki bu durum birçok işte yeniliği ve mücadeleyi
azaltabilir. Bu da sonuçta, iş performansının düşmesine, iş yerinde
görevde bulunmamaya veya devre neden olabilir. İkincisi, bürokratik
kurallara sıkı sıkıya bağlılık, yetersizliğe veya durağanlığa neden
olabilir. Örneğin, kurallar birer sonuca ulaştırıcı olmaktansa, sonuç
haline gelebilirler. Ayrıca kurallar aşırı kırtasiyeciliğe veya
katılığa yol açabilir. Üçüncüsü, teoride bürokraside, hiyerarşik olarak
aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya doğru iletişim bulunmaktadır.
Ancak uygulamada iletişim kanalı sadece aşağıya doğru açık olmaktadır.
Astların çoğu, bilgiyi üstlerinden saklamakta ve karar verme sürecine
katılamadıkları için hayal kırıklığına uğramaktadır. Dördüncüsü, işin,
niteliğe göre verilmesi ve terfilerin iş performansına göre
yapılmasıdır. Böylece adam kayırma ve kişisel önyargılar azalacaktır.
Ancak birçok profesyonel alanda performansın ölçülmesi zor olduğundan,
terfilerde yeterlilik ve değer yerine, kıdem ve bağlılık temel
alınmaktadır. Son olarak, bürokrasinin kişisellikten uzak doğasının
onun daha ciddi bir kusuru olduğu söylenebilir. Bürokrasiye yönelik
birçok eleştiri, onun katı ve kişiler üzerinde kontrol merkezli bir
yapı olduğu yönündedir.
Bürokrasiye Alternatif Modeller
21.y.y. görüşler, modern örgütlerde bürokratik yapının uygulanmasında
azalmalara neden olmuştur. Zamanla yönetim konusunda değişim ihtiyacı
hissedilmiş ve örgüt yapılarında değişimler meydana gelmiştir. 21.
yy.da, yöneticilerin bazı görevlerinde değişimler olmuştur ve bu
değişim devam etmektedir. Bu değişimlerden biri, yöneticilerin
işgörenin işlerini denetlemekten vazgeçip, örgütün hedeflerini doğrudan
desteklemesidir. Yeni örgüt yapıları düşünülürken, bürokrasiye karşı
olan hoşnutsuzluk, çeşitli yazarlarca dile getirilmiştir. Peters ve
Waterman “Mükemmelliğin arayışı”, Covey ve Merrill “İlk şeyler ilk”,
Senge “Beşinci disiplin”, Covey “Prensip merkezli liderlik” bunlardan
sadece birkaçıdır. Yazarlar bürokrasiye olan hoşnutsuzluklarını
belirtirken, ona alternatif olabilecek modeller de geliştirmişlerdir.
Bürokrasiye alternatif olabilecek bazı örgüt modelleri şu şekilde
sıralanmaktadır:
1. Etzioni'nin razı olma/uyma teorisi.
2. Hage'nin mekanik-organik örgütleri.
3. Mintzberg'in strateji-yapı tipi.
Razı Olma/Uyma Teorisi
Etzioni örgüt yapısına yenilikçi bir yaklaşım geliştirmiş; örgütleri,
işgörenlerin davranışlarını yönetmede kullandıkları gücün çeşidine ve
katılımcıların örgüte olan bağlılıklarına göre sınıflandırmıştır.
Etzioni'ye göre, örgütlerde yönetimin sahip olduğu üç tip güç vardır.
Bunlar, ‘zora dayalı', ‘faydacıl' ve ‘normal' güçtür ve bu güçler
‘soğutucu', ‘hesapçı' ve ‘ahlaki' bağlılık tipleri ile ilişkilidir.
Zora dayalı güce sahip bir yönetici, astlarını
kontrol etmede kuvvet ve korkuyu kullanırken, faydacıl güce sahip olan,
harici ödüllerden yararlanır. Normal güce sahip yönetici ise dâhili
ödülleri düzenleyerek kontrolü sağlar. Diğer yandan, soğutucu tip
bağlılıkta, işgörenler şiddetli biçimde olumsuz uyum gösterirler.
Hesapçı bağlılık gösteren işgörenler, hem olumlu hem de olumsuz tutum
sergileyebilirler. Hesapçı bağlılık, ticari kişiler yani iş
ilişkilerinde kalıcı olan müşteriler ile ilgilidir. Normal bağlılık ise
yüksek oranda olumlu uyum sağlar. Etzioni'ye göre, örgüt zora dayalı
güç kullanıyorsa, işgörenler örgüte karşı düşmanca davranırlar ki bu da
soğutucu tip bağlılığı beraberinde getirir. Yönetimde faydacıl gücün
kullanımı, genelde işgörenlerin hesapçı bağlılığı ile sonuçlanır.
Böylece çalışanlar kişisel kazançlarını en üst düzeye getirmeye
çalışırlar. Son olarak, yönetim süreçlerinde normal gücün kullanımı,
işgörenlerin manevi katılımını sağlar. Örgüt yöneticilerinde genelde
bir veya iki tip güç kullanma eğilimi olmakla birlikte, bazı
yöneticiler bu üç tür güçten çeşitli durumlarda yararlanmayı bilirler.
Mekanik (Bürokratik)-Organik (Profesyonel) Örgütler
Hage'ye göre örgütler sekiz değişkene sahiptir. Bunlar; güçlük veya
uzmanlık, merkezilik veya otorite hiyerarşisi, resmileştirme veya
standartlaşma, tabaka veya statü sistemi, uyarlanabilme veya esneklik,
üretim, verim veya değer ve iş doyumu biçiminde sıralanır. Bu sekiz
anahtar değişken birbirleri ile ilişkilidir. Örneğin yüksek merkezilik
yüksek üretim oranı ve resmilik ile sonuçlanır. Bu tip düşünceler de
“Daha fazla resmilik, daha fazla verim”, “Daha fazla tabakalaşma, daha
fazla üretim”, “Daha fazla tabakalaşma, daha az iş doyumu”, “Daha fazla
tabakalaşma, daha az uyum”, “Daha fazla güçlük, daha düşük merkezilik”
gibi öneriler ile ifade edilir.
Tablo 1'de iki örgüt tipinin özellikleri
karşılaştırmalı olarak yer almaktadır. Hage'ye göre bürokratik ve
profesyonel kavramları, ideal tip olarak kabul edilen örgütsel uçları
temsil etmektedir. Bu tipler teorik olarak saf türlerdir ve gerçek
hayatta bulunması gerekmemektedir. Her bir örgüt tipinin avantajı ve
dezavantajı bulunmaktadır. Yöneticilerin sorun çözme süreçlerinde
yapmaları gereken şey, ortaya çıkan durumlarda, örgüt için en uygun
olan tipi uygulamak olmalıdır.
Strateji-Yapı Tipi
Bu model, örgütsel strateji ve yapı arasındaki ilişki ile ilgilidir. Bu
modele göre örgütün stratejisi onun yapısına etki eder. Örgütler üç
temel yönden farklılık gösterebilir; (1) Örgütün anahtar bölümü (örgüt
başarısına veya başarısızlığına karar vermede büyük rol oynayan bölüm),
(2) Ana koordine sağlayan mekanizma (örgütün faaliyetlerini koordine
etmede kullandığı ana yöntemler), (3) Kullanılan yerelleşme tipi
(örgütün astları karar verme sürecine katma derecesi). Örgütün ana
bölümleri Şekil 1'de görülmektedir.
Stratejik zirve en üst yönetim ve onun destek
personelidir. Etkin çekirdek, gerçekte örgütün görevlerini yerine
getiren çalışanlardır. Orta çizgi, orta ve daha düşük düzey yönetimdir.
Teknik yapı mühendisler, muhasebeciler, planlamacılar, araştırmacılar
gibi analizcilerdir. Destek personeli ise yemek servisi, temizlik
servisi gibi dolaylı hizmet sağlayan kişilerdir.
Örgütün ana koordineyi sağlayan mekanizması
şunları kapsamaktadır: Kişilerin diğerlerinin işlerinden sorumlu
tutulduğu doğrudan denetim; işin programlandığı veya belirlendiği
durumlarda ortaya çıkan iş sürecinin standartlaştırılması; iş için
gereken eğitimin belirlenmesi durumunda becerinin standartlaştırılması;
işin çıktısı belirlendiği durumda çıktının standartlaştırılması; işin
informal iletişim doğrultusunda koordine edildiği durumda ortak
düzenleme.
Bu modelde örgütün kullandığı sorumluluk dağılımı tipi üç türdür.
1. Dikey sorumluluk dağılımı. Güç hiyerarşide aşağıya doğru kullanılır. Örgüt içinde üstlerin ve astların arasındaki paylaşılan otoriteyi de gösterir.
2. Yatay sorumluluk dağılımı. Yönetici olmayan çalışanların karar verme sürecine katılmasıdır.
3. Seçici sorumluluk dağılımı. Karar verme gücünün örgüt içinde farklı bölümlerce temsil edilmesidir.
Bu üç temel boyut; örgütün anahtar bölümleri, ana
koordine sağlayan mekanizmalar ve kullanılan sorumluluk dağılım tipleri
kullanılarak, örgütlerde üç tip yapı gerçekleştirilebilir. Bunlar basit
yapı, makine bürokrasisi ve profesyonel bürokrasi biçiminde
sıralanabilir.
Basit yapı, kendi anahtar bölümüne yani stratejik
zirveye sahiptir, doğrudan denetimi, dikey ve yatay sorumluluk
dağılımını kullanır. Örgütte en üst yönetici ve birkaç çalışan vardır.
Teknik ve destek personel yoktur. Çalışanlar birbirinin üstüne binmiş
görevleri yürütürler.
Makine bürokrasisi, anahtar bölüm olarak teknik
yapıya sahiptir. Ana koordinatör olarak, standartlaştırılmış iş
süreçlerini ve sınırlı yatay sorumluluk dağılımını kullanır. Yüksek
resmilik ve belirlilik vardır. Kararlar merkezi olarak alınır. Örgüt
uzun ve yönetim zinciri de dardır. Ayrıca makine bürokrasisi geniş bir
teknik yapıya ve destek personele sahiptir.
Profesyonel bürokrasi, anahtar bölüm olarak etkin
çekirdeğe sahiptir. Becerilerin standartlaştırılmasını ana koordinatör
olarak kullanır. Hem dikey hem de yatay sorumluluk dağılımını kullanır.
Örgüt genelde resmiliği kabul eder ancak profesyonellere otonomi
sağlamada merkezi değildir. Bu örgüt tipinde yüksek oranda yetişmiş
profesyoneller, müşterilere hizmet verirler. Zirvedeki yönetim
küçüktür, orta kademede az yönetici vardır ve teknik yapı da genelde
küçüktür. Buna rağmen destek personel oldukça geniştir. Bu tip örgütün
amacı yenilik ve yüksek kaliteli hizmet üretmektir.
Sonuç
Günümüzde toplumlar aynı özellikleri taşımadıkları gibi örgütler de
farklılıklar göstermektedir. Bir örgütün yapısını belirleyebilmek için,
onun kuruluş amacına ve büyüklüğüne, yani çalıştıracağı elemanların
sayısına ve çeşidine bakılmalıdır. Buna göre, örneğin el sanatları
ürünü satan küçük bir aile firması için basit yapı önerilirken,
bilgisayar destek programları üreten bir firma için profesyonel
bürokrasi önerilebilir. Bu örnekte yine bürokrasiden vazgeçilmediği
görülmektedir. Konuya başka bir açıdan bakarsak, örgüt yapısını
belirlemede çalışanların eğitim düzeyleri ve işin niteliği de örgüt
yapısını belirlemede anahtar rolü oynayabilir. Buna göre,
çalışanlarının eğitim düzeylerinin fazla olmadığı ve zihinsel
süreçlerine çok fazla yer verilmeyen, mekanik işlemlerin yapıldığı bir
örgütte bürokrasi uygun olabilirken; çalışanların eğitim düzeylerinin
yüksek olduğu ve zihinsel süreçlerinin ve yaratıcılıklarının
kullanıldığı örgütler için profesyonel (organik) yapı uygun olabilir.
Sonuç olarak her örgüt tipi için en iyi bir örgüt yapısının olmadığı
anlaşılmaktadır. Bu görüşe göre, bürokrasiden tamamen vazgeçilemez,
ancak yukarıda da tartışıldığı gibi yumuşatılabilir veya profesyonel
(organik) yapı ile bir karışım meydana getirilebilir.
Günümüzde artık ofislerin olmadığı ve insanların
yaşadıkları yerlerden işlerini yürüttüğü de gerçektir. Bazı iş
alanlarında yaratıcılığı teşvik etmek amacıyla uygulanmaya başlanan
ev-ofisler, bürokrasinin uygulanamayacağı gösteren belki de en iyi
örnektir. Ancak ev-ofis uygulamasının her iş alanı için
uygulanamayacağını da göz ardı etmemek gerekir.
Yararlanılan Kaynak
Lunenburg, F. ve Ornstein, A. (1996). Educational Administration. Washington: Wadsworth Publishing Company.
Asiye TOKER GÖKÇE
Yaygın Eğitim Enstitüsü
Teknikokullar/Ankara
Tel: 0 533 337 27 72
Fax: 0 312 2129965

Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
Bürokrasi Üzerine Konuşmalar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |