Okunma: 2152 kez
Peki, acaba bilgisayarın "düşünme" yeteneği var mıdır? Bilgisayar sadece bir alet, bir araç ve kullanım kolaylığı sağlayan basit bir vasıtadır.Kendisine yüklenmiş olan programlara göre işler ve kısa sürede verilen komutları yerine getirir. Unutmamak gerekir, hazırlanan programları da yapan yine insan beynidir. Hani ne demişler, "İnsan düşünen bir hayvandır " diye!Peki, acaba bilgisayarın "düşünme" yeteneği var mıdır?
Hiç kuşkunuz olmasın. Beyin! Çok sık sorulan bu sorunun tek bir
cevabı vardır: İnsan beyni bilgisayarı keşfettiğine göre, demek ki
insan beyni, kendi imal ettiği bir eşyadan daha akıllı olacaktır. Bu
özellik, "Sibernetik" biliminin en temel ve değişmez bir kuralıdır.
Hiçbir şey, kendini yapandan daha bilinçli, daha bilgili, özetle daha
akıllı olamaz. Masayı, sandalyeyi, radyoyu, telefonu, uçakları,
uyduları ve radarları yapabilen insanoğlu, elbette kullandığı bu alet
ve araçlardan daha zeki olacaktır. Zekâ adı verilen kavram, ağırlığı,
1.5 kg. olan ve içinde 10.000.000.000 (10 milyar) nöron denilen sinir
hücresi ve yüz milyardan daha fazla sayıdaki nöron bağlantıları olan
insan beyninin hayli karmaşık bir özelliğidir.
Bugüne kadar yapılmış en hızlı, en kapasitesi yüksek belleği
olan bilgisayar bile, beynin çalışması ve yeteneği karşısında sadece
bir "hiç"tir. Bir defa bilgisayar parçalarının, iletişim imkân ve
kabiliyetlerinin sayısı bile milyarlarla değil; sadece binler
basamağındaki sayılarla sınırlı kalmıştır. Üstelik bir bilgisayarın
komuta anahtarı, yalnızca açıp kapama düzeyinde iken, beyin hücresinin
kendisi, insanı dehşete düşürecek kadar karmaşık bir yapı gösterir.
Bilgisayarın iç dizaynı, belleği, işlem hızı ve iletişim faaliyeti,
tamamen bilinmekte ve her yıl kapasiteyi arttıracak yenilikler ilâve
edilmektedir. Öte yandan, insan beyninin görme, işitme, tad alma,
koklama ve dokunma gibi duyumlarının ayrıntılı faaliyeti hâlâ tam
olarak anlaşılmış değildir. Ayrıca heyecan, nefret, öfke, sevgi,
üzüntü, intikam, şefkat ve merhamet gibi belki yüzlerce, belki de
binlerce ayrıntılı soyut duyumların derinliği ve dinamiği de henüz
açıklıkla izah edilememektedir.
Bilgisayar sadece bir alet, bir araç ve kullanım kolaylığı
sağlayan basit bir vasıtadır. Kendisine yüklenmiş olan programlara göre
işler ve kısa sürede verilen komutları yerine getirir. Unutmamak
gerekir, hazırlanan programları da yapan yine insan beynidir. Hani ne
demişler, "İnsan düşünen bir hayvandır " diye! Ben burada biraz da
mizahî bir yaklaşımla, "Sadece kendini düşünen insan, hayvandır "
diyorum.
Bilgisayar terminolojisine âşina olanlar gayet iyi
hatırlayacaklardır. Bilgisayarda depolanan bilginin en küçük birimi
"bit" olarak tanımlanıyor. Bit, sıfır- bir sayılarının bir araya
gelmelerinden oluşuyor. Gece lambasının açık ya da kapalı olması, 1
bit'lik bir bilgi yüküdür. Harf, nokta, virgül, ünlem, artı, eksi,
çarpma, bölme.. vb. gibi her karakter, 1 bit' le ifade edilir. 8 bit
bir araya gelince, 1 Baud denilen yeni bir birim oluşur. Kilobaud,
baud' un 1000 katı; Megabayt, baud'un milyon katı, Gegabaud ise, baud'
un milyar katıdır.
Şu anda okuduğunuz bilgiler, 10.000 bit kadardır. Bir kitaptaki
bilgi yükü ise bir milyon bit' tir. Bir virüsteki bilgi, 10.000 bit'
liktir. Bakteride bir milyon bit bilgi vardır.
Şimdi bir insan hücresine geçelim. Böyle bir hücredeki bilgi
yükü, 5 milyar bit' liktir. Buna göre, tek bir hücredeki tüm bilgileri
toplayabilseydik, 1000 ciltlik dev bir ansiklopedideki bilgilere
eşdeğer bilgi elde etmiş olacaktık. Beyinde 100 milyar nöron (sinir)
hücresi olduğu biliniyor. Bu miktar, içinde bulunduğumuz Samanyolu
Galaksisi içinde mevcut olduğu bilinen bütün güneşlerin sayısı
kadardır! 100 milyar nöronun kaç ciltlik kitap yüküne eşdeğer olacağını
varın siz hesaplayın.
Peki, acaba bilgisayarın "düşünme" yeteneği var mıdır?
Bu, "düşünmekten" ne anladığımıza bağlı bir sorudur. Eğer bir
matematiksel denklemi çok kısa bir sürede bilgisayar çözüyorsa ve siz
buna, "düşünmek" diyorsanız, sorunuza olumlu cevap alabilirsiniz. Ama
hemen hatırlatmak gerekir ki, o denklemin nasıl çözüleceğini
bilgisayara öğreten de yazılım programıdır (software). İnsanlar,
bilgisayara neyi yapmayı öğretmişlerse bilgisayar sadece onu yapabilir.
Burada kendimize şu ilginç soruyu sormamız lâzım.. Acaba insanlar da "programlanmış" mıdır?
Bence evet!
Genlerimiz, anne karnında döllenmiş yumurta oluştuğu ve
çoğalmağa başladığı andan itibaren bizi programlamıştır. Hem de her
türlü yeteneklerimizle birlikte! Dış görünüşümüz, saçımız, tırnağımız,
rengimiz; parmak izlerimize varıncaya kadar her çeşit maddî manevî
özelliğimiz, bu şaheser programın yazılımı ile dünyaya gelmeden önce
bellidir ve belirlenmiştir! Moleküler biyoloji, bu gen mühendisliğine,
"programlama" adını vermiş ama, siz isterseniz "kader" deyin!
Bu, öylesine muhteşem; öylesine harika bir programdır ki, kimisi
bir senfoniyi bestelerken, kimisi resim yaparken, kimisi şiir yazarken,
kimisi orduları idare ederken, kimisi laboratuarda bilimsel bir deneyi
kanıtlarken, bu programı adım adım "istidadı" oranında kullanır.
Sonuçta ortaya bir "eser" çıkar.
Tıpkı, her eserden önce Sanatkâr'ın var olduğu gibi!
Sibernetik bilimine göre, her eseri yapan bir üst sistem var
olduğuna; eserden müessire giden bir yol bulunduğuna ve beyin de bir
"eser" olarak bilgisayarı yaptığına göre:
Acaba beyni yapan kimdir?
Beynimizin en çarpıcı özelliği, onun "düşünebilme" yeteneğine
sahip olmasıdır. Eski bir Yunan düşünürü aynen şöyle der: "Sadece zihin
düşünür, duyar ve görür; bunun dışında her şey kör ve sağırdır".
Gerçekten, doğadaki hiçbir şey, insan zihninden daha esrarlı
değildir. "Zihin nasıl ve neyle çalışır" sorusuna farklı yaklaşımlar ve
çözüm arayışları bulunuyorsa da, son yıllarda bu esrarlı konuya fizik
ve moleküler biyoloji uzmanlarının da ısrarlı bir şekilde eğildiklerini
biliyoruz. "Zihin-beden-bilinç" üçlüsü üzerinde yeni fiziğin, yani
kuantum mekaniğinin olağanüstü açılımları, ileri üniversitelerin
araştırma gruplarında tartışılmakta ve alışılmadık çarpıcı gerçeklerle
karşılaşılmaktadır.
Zihnin davranış biçimi ve işleyişi konusunda bilimsel tartışmalarda başlıca iki önemli yaklaşımın var olduğunu anlıyoruz:
1. Zihin, son derecede karmaşık biyolojik sistemlerin ortaya çıkardığı bir özelliktir.
2. Zihin, beyin denilen organın bilgisayar benzeri donanımını kontrol ve idare eden bir yazılım (software) sistemidir.
Son günlerde bu iki yaklaşıma bir üçüncü ve daha anlamlı ve
ayrıntılı gibi görünen bir açılımın ilâve edildiğini görüyoruz. Bu
üçüncü sonuç, "Temel Bilinç" adını alıyor, tanımı şöyle:
Zihin, karmaşık biyolojik sistemlerde veya hafıza ve değerlendirme
problemlerinde
ara sıra ortaya çıkan bir özellikten öte; ışık veya elektrik gibi
doğada son derecede yaygın olan ve çevremize derinlemesine işleyen
fiziksel bir özelliktir.
Nasıl ki etrafımızı saran her nesne, her
eşya ve her cisim, atom denilen ve periyodik cetvelde sayıları 100
kadar olan elementlerin en küçük parçalarından oluşuyorsa; zihin de
böyle temel parçacıklardan oluşmaktadır. Her anlaşılması ve anlatılması
kolay olmayan konularda olduğu gibi; zihnin "Temel Bilinç" adıyla
ortaya atılan bu yeni yaklaşımını çabucak kavramak, şüphesiz zor
olacaktır. Bu görüşe göre zihin, en temel bir nesnedir. Kuantum
fiziğinin akıl almaz derecede çarpıcı gerçekleri gibi, bilinç te
maddeyle etkileşimde bulunabilir. Başka bir anlatımla , maddeyi idare
edebilir; hatta eski bir tâbirle, belki de maddeye tasarruf eder. Bu
yönden bakıldığında, "Temel Bilinç", tüm evrenin bilinçle dopdolu
olduğunu ifade ve ilân eden alışılmadık bir tanımlama ve cesur bir
yaklaşımdır.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Hangisi Daha Güçlü; Bilgisayar mı
Beyin mi ?
|
| 1 | neziha çetin 2009-04-10 13:35:02 asıl sorun temel bilinç kavramını görüp ve benimsemektir. BU KEŞFİ YAPMAK YİNE KENDİ ELİMZDE OLAN BİR GÜÇ UNSURU OLMAKTAN DIŞARI ÇIKAMAMAKTADIR.
| | 2 | Acaba beyni yapan kimdir? 
hakan karaca 2009-08-27 03:36:26 Bu sorunun cevabı ve temel bilinç kavramının detaylı açıklaması kimde acaba?
| | 3 | taşkın bey yine ben 
ozan konar 2009-10-24 07:17:30 sizi heryerde kınayacagımı söylemiştim...bu siteye zarar veriyorsunuz
| | 4 | Kanaatimce.. 
Mehmet Tekçi 2009-11-07 09:17:33 Yüzeyel olarak düşünülünce farklılıklardan olsa gerek elbette bilgisayar deniliyor beyinlerini kullanamıyanlar tarafından... Ancak, şuan beyin bilimcilerinin (Neuroscientist) geldiği nokta okyanusta damla değil. Bilinç dediğimiz ve benlik atfettiğimiz ve beyinimize ben yüklediğimiz olgu ise beyinin print out'udur yani dilediği kadar ki çıktısı. Düşünülürse, doğma olarak kabul edilen herşey'in altında yine beyin yatar. Bunun için beyin araştırmacılarının öncelikle kanaatimce beyinin beyinini ele almalılar. Fizyolojik olarak konuya bakmak gerekirse beyinin ürettiği ve çıktısı olduğu bir olgu beyin yerine kullanamaz; Cofaktör olarak kullanılabilinir. Kozmik Bilimin'(Astroloji) beyin üzerinde ki etkisi araştırılmalıdır. Çünkü her an beyini yöneten ve ne yapmasını programlıyan sonsuz dalgalardır..
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |