GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow GenKalem arrow GERÇEKZAMAN Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Mar 10 2009

GERÇEKZAMAN Yazdır E-posta
(9 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

Mesut Darendeli   
Salı, 10 Mart 2009
Okunma: 3672 kez

Sanki yeni bir Einstein’a ihtiyacımız olduğunu düşünmeye başlıyorum.

İnsanları birbirine bağlayan gerçek zamanlı bir sistem, basit bir park oturağı ve internet bağlantısı olan cep telefonları. İki arkadaş bu bank’ta otururken birbirleriyle konuşmak yerine, Twitter’dan Tweet ediyorlar artık.

Japonyada yapılan bir araştırmaya göre 10 ile 28 yaş aralıklarında ki insanların %82’'sii cep telefonu ile internete erişiyormuş. Cep telefonları ile televizyon izliyor, oyun oynuyor, alış veriş yapıyoruz vs. “Tokyo da eskiden tren’e bindiğiniz zaman, okul çıkış vaktine denk geldiyseniz, liseli çocukların sesinden tren sesini bile duymazdınız, şimdi ise çıt çıkmıyor tek ses var, parmakların cep telefonlarına dokunan pıt pıt sesleri” diyor bir japon yazar.

GERÇEK BOŞLUK GERÇEK ZAMANI ÖLDÜRÜYOR

Gerçek-zamanlı iletişim, zamanın doğasını değiştirmiyor sadece, aynı zamanda geçmişi ve geleceği de aşındırıyor ve asıl gerçek zamanı öldürüyor. Yaşadığımız 3 boyutlu dünyayı tamamıyla eline geçirmeye başladı teknoloji. Bizi 3 boyutlu dünyamızdan 2 boyutlu bir bilgisayar ekranı içine gömüyor. Kaybedilen boyut derinlik.

Bu yeni 2 boyutlu dünya gerçek dünya olmaya başladığı için haliyle birde kelime ihtiyacı doğuyor otomatik olarak. “Gerçek boşluk” diyeceğim müsadenizle. Gerçek zamanı da içine alan anlamız derinliksiz bir gerçeklikten bahsediyorum. Birilerinin çıkıp bu gerçek zamanla, gerçek boşluk arasında nasıl bir denge yada dengesizlik olduğunu ortaya koyacak bir teori öne sürmesi lazım şimdi. Gerçek zamanla gerçek boşluk arasında nasıl bir interaksiyon var, yasalar yeterli mi yada var mı, hükümetlerin bu yeni oluşuma karşı izleyecekleri polikta nasıl olacak, bir sürü soru içinden çıkılmaz bir kaos gibi geliyor bana.

Bu noktada Einstein'ın genişleyen zaman teorisi aklıma geliyor. Eğer o gerçek zamanın genişlemesinden bahsettiyse bence bir yanıltı var. Çünkü gerçek zaman her geçen gün derinliğini yitirerek kaybolmaya başladı. Eğer bahsedilen genişleyen evren ise bunu genişleyen boşluk kavramı ile ilişkilendirip kabul edebilirim kendi adıma.

Item Response Theory olarak bilenen kendi kendine öğrenme kabiliyetine sahip bilgisayar programlarından bahsetmeye başlayalımız çok olmadı. Semantik düşünme mekanizması olarak bilinen bu kavramların kavram olmaktan çıkıp, günlük hayata girmesine çok az kaldı. Şu an itibari ile biz bu programların terminolojilerini ve mekanizmalarını kontrol ediyor olabiliriz ama şimdilik. Silikon vadisinin dev şirketleri birkaç yıldır yazılımlarını bu mekanizmaya bağlı olarak oto-kontrol ile eğitiyorlar. Bunun anlamı şu. Örneğin siz perşembe günleri eve ortalama 6’da geliyorsunuz ve o gün genelde çok yorgun olduğunuz için yemek yapamıyor ve pizza ısmarlıyorsunuz. Semantik aplikasyonlarla kontrol edilen akıllı evler belki de 20 yıl içinde hayatımıza girmiş ve sizin için bu pizzayı ısmarlamış, favori tv programınız ve içeceğiniz ile birlikte siz geleceğiniz zamana hazır hale getirmiş olabilir. Bunun adına fantazi-bilim-kurgu diyenler olacak şimdi, bence değil.

Bunu neresi kötü?

İnsani belli temel davranışlarla hayvan ve bitkilerden ayıran temel fonksiyonlar vardır. Bunlardan düşünme ve mukayese yetisinin çok gelişmiş olması belki en önemlileri. Teknoloji eğer bu yeteneklerimizi elimizden alacak biçimde ilerliyorsa, çokta insanlığa katkıda bulunacak şekilde ilerlediğini söyleyemeyiz. Kim ister ki 100 yıl sonra bir teknoloji faciasıyla Homo Sapiens’ler in yerini Robo Sapiens'lere bırakmasın? Ben istemem.
 
MEGA BİLGİSAYARLAR

İşte size ilginç bir pinpoint. Microsoft araştırma merkezinin verilerine göre şu an itibariyle dünya da yıllık server denilen uygulama- yazılım yönetim ve geliştirme makinalarının satış rakamları yıllık 8 milyon civarı. Bu makinalardan %20’si ise Google, Amazon, Yahoo gibi büyük şirketler tarafından kullanılıyor. Aynı zamanda Google gibi çok büyük kapasitlere ihtiyaç duyarak çalışan şirketler, kendi verilerini depolamak için bu 8 milyonluk yıllık satın alma paydaları dışında kendi ünitlerini de üretiyorlar. Yani akıllı metaller her geçen gün artıyor, artmak zorunda. Data-işleme-gücü (Data-process-power) olarak bilinen ve merkezlendirme trendinin ilk seviyesi olarak tanımlanan bu depolama işlemlerinde ikinci sırada bu üniteleri çalıştırmak için gerekli olan enerji gündeme geliyor. Yani her geçen gün azalan enerji kaynaklarımıza nispeten ihtiyaç duyduğumuz enerji miktarı da artıyor. Bunun sonu yok. Birkaç yüzyıl içinde sadece bir nesil(grup, sistem, yazılım) tüm gezegene hükmediyor olacak ve kullanıdığı/üretebildiği enerji miktarına göre de belirli bir yokoluş sürecine girecek. Bundan sonrasını bende bilmiyorum.

“GERÇEKZAMAN” MI “GERÇEK ZAMAN” MI?

Keşke gerçek zaman iki kelime yerine “gerçekzaman” şeklinde tek kelime olarak kullanılsa. Belki Türk Dil Kurumu da bir güncellemeye gider bu kavramı anlamaya başlarsa. Gerçek ile zaman arasına giren boşluk, derinliğini yitiren zamanın, dilbilgisine düşen küçük bir yansıması sadece. Zamanı gerçekliğinden uzaklaştırıp onu sıska ve çelimsiz bir an yapan stimulus. Bu yüzden arlarında boşluk yok, olmamalı da. Birlikte yürüyen ayırlmaz bir ikili çünkü zaman ve gerçeklik.

İnanın ya da inanmayın bundan sadece birkaç bin yıl önce kelimeler arasında bile boşluk yoktu zaten. Birkaç akıllı düşünüp taşınıp bu kelimeler arasına boşluk koymaya karar vermiş.

Ogündenberikelimeleriayrıayrıyazmayabaşladıkdüşmangibibirbirine.

Bu akıllılar gerçek zamanda yaşamadı. Onlar boşluktaydı. Bu yüzden bizde bu son milenyumu bunların yüzünden boşlukta yaşıyoruz. Kim bilir daha ne kadar açılacak zaman ile gerçek arasında ki boşluk. Bilmiyorum.


Selamlar
Mesut Darendeli


Etiketler:  



1İmaj-simülasyon-Gerçeklik ve devamında
Erdost Yüksel 2009-07-13 00:30:43
Sayın yazarım, Sevgili Mesut Ağabey'im, 
 
Yazınız için zamanımı verdim; Neticelendirdiğimde çok beğendim ve bu beğenişin getirisi ile "zaman bağışı" gönüllüsü oldum, oturdum bir de yorum yazmak istedim. 
 
Yorumumun başlığını matrix'e ilham olan merhum Baudrillard'a atfederek "gerçeklik ve zaman" döngüsünü ve sürekliliğini işlemenin kaçınılmaz ağırlığını paylaşanlardan biri olduğunuzu düşünmekteyim. 
 
Ben de, kendimce postmodern ya da demodern zamanları bizlere -ismimden de yola çıkarak- "dostmodern" kılabilmeyi çok isterdim ancak "öyle bir geçer zaman ki" şarkısına da bakarak diyebilirim ki; bu ne mümkün.  
 
J. J. Rousseau'yu da pek sevmem ama ilkel zamanlara olan tutkusuna benzer bir tutkuyu -zaman bana ters gelse de kimi zaman- benim de duyduğumu söyleyebilirim.  
 
Evet, şu an sizin de söylediğiniz gibi sohbet etmenin güzelliği'nin kendisini "sohbet etme!!!" dayatısına bıraktığı anlar geçmekte ve kim bilir zaman bu konuda zaman ne düşünüyor? Olası bir düşünce için; 
 
İnsanlar "bir araya" geldiklerinde, eğer ortada bakılacak bir televizyon ya da bilgisayar yok ise, uzunca bir sessizliğin ardından akıllara gelen şeyler, "sohbet konuları" değil de "acaba ne yapsak" soruları oluyor. Bu soruların cevabında getirilen öneriler sonucunda, yapılması uygun görülen ve genellikle gereksiz olan etkinliklerin sonunda ise beni, yani zamanı öldürmüş oluyorlar ve inanır mısınız, Bu durumdan şikayetçi oldum, müebbet yedim (!) İşte benim sürekliliğim de bundandır. Umut en büyük işkence denmiş olsa da benim buna büyük bir rakibim var aslında, Süreklilik!  
 
Aslında ölümle ilgili yapılmış olan ancak benim süreklilik kavramına uyarlayacağım bir film repliği pay etmek isterim sizlere, Mesut Ağabey'in de izniyle; "-Yaşadığınız en iyi seksi düşünün veya yediğiniz en iyi yemeği! Eğer bunlar sonsuza dek devam etselerdi, başka deyişle sürekli olsalardı gerçekten en iyi olurlar mıydı?" Hayır, bırakın en iyi olmayı, ahududu ödüllerinde ödülü garantilemiş olurlardı... 
 
 
İmaj-simülasyon-gerçeklik...  
 
Ölen: Zaman...  
 
Katil: İnsan, herkes ya da hiç kimse... 
 
Sebep: Şiddetli İletişimsizlik 
 
Suç aleti: Teknoloji... 
 
Suç mahali: Zaman makinesi 
 
Suç Saati: Purves Çağı'nda* herhangi bir zaman 
 
Hafifletici sebepler: Zamanın görüngü öğeleri 
 
Günah Keçisi: Küreselleşme 
 
Formül:  
 
"Gerçekzaman" / "gerçek boşluk" = "boşzaman/yokluk"... 
 
Karar: Zamana havale... 
 
Sonuç: Tarih, tekerrürlerden bir ibarethane... 
 
İçten saygılarım ve bu güzel yazı için teşekkürlerimle... 


2Yazı ve Yorum
 Mehmet Uncu 2009-07-25 07:53:21
MEsut Bey yazınızın hemen hepsine katılmakla beraber yorum yazma ihtiyacım yazınıza yazılan bir yorumun şakınlığı ile ilgili. Arkadaşa sormak isterim bu kurguyu kendisi mi üretmiş yoksa szünü ettiği yazara mı ait. Tüylerim diken diken oldu. Postmodernizm üzerine de çalışmış biri olarak arkadaşın bu kurgusunu kitap haline dönüştürmesini tavsiye ederim. Postmodernizmi dostmodern kılmak diye de birşey demiş, gerçekten çok güldüm ve yaratıcı buldum. Size yazınız arkadaşa da yorumu için teşekkür ederim ve kendisine ait olup olmadığını yazarsa da sevinirim. Bir de Purves çağı,2nın ne olduğunu araştırdım ancak bulamadım açıklarsa memnun olurum. 
başarılar...

3Yorum'la ilgili...
Erdost Yüksel 2009-07-27 08:22:47
Mehmet Bey'e cevabı özelden verirsem görmeyebilir diye buradan veriyorum ve bu nedenle de Mesut Ağabeyimin affına sığınıyorum. 
 
Sevgili Mehmet Bey, 
 
Öncelikle yazdıklarınız için çok teşekkür ederim.  
 
Sonrasında ise "imaj-simülasyon-gerçeklik" kavramları bildiğiniz gibi Baudrillard'a ait. Başlıkta da "ve devamında Kusursuz Cinayet" yazmıştım fakat çıkmamış. "Kusursuz Cinayet" kavramı da kurgumdan bağımsız olarak Baudrillard'a ait ancak sözünü ettiğiniz kurgu bütünüyle bana ait ve sadece başlangıcı :) Beğendiğinize de ayrıca çok sevindim. 
 
Purves Çağı'na da yorumda allta açıklamak üzere bir yıldız (*) koymuştum ancak "geçenzamana" yenik düşerek unutmuşum açıklamayı... Sizin de aracılığınızla burada açıklamak benim için de güzel olacak. 
 
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde ve haber bültenlerinde "Beş yıldır ölüydü, kimse farketmedi!" başlığıyla yer alan bir haberde; İngiltere'de 89 yaşında bir kadının cesedinin, alt komşusunun "tavandan gelen sudan sebepli" şikayette bulunması ile ortaya çıkması konu ediliyordu. Kadının faturaları bankaya yatan emekli maaşı sayesinde otomatik olarak yatırıldığından ve ancak 5-6 senede bir posta aldığı için, yokluğu farkedilmemiştir... 
 
Ben de böylesi bir haberi okuduktan sonra yakın çağın kapandığı küreselleşme çağının başladığını söyleyenlere nazire yaparak çağın adının "Purves Çağı" olduğu görüşündeyim.  
 
Mesut Ağabey'in de yazısında bolca ve güzelce sözünü ettiği gerçekzaman'ın, getirilerinden ziyade götürülerinin çok olmasını dillendirmem ile kapitalizmin etik olmadığını dile getirmem arasında pek fark olmadığından ötürü vaktimi gerçekzamanaharcamampekdeişeyararbirşeyolmayacaktırsanırım... 
 
İçten teşekkür ve saygılarımla... 
 


4Cok Guzel Tesbitler
Mesut Darendeli 2009-07-27 18:28:24
Erdost Bey, 
 
Sizin yorumlariniz bence yaziyi golgede birakmis. Vakit ayirdiginiz icin bende cok tesekkur ederim.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Mesut Darendeli

Yazar Hakkında:
Result-oriented. Demonstrated expertise in building seed-stage ideas and integrating them into web-based applications and products. Focused on internet business strategies and business-centric technology solutions. Currently pursuing PhD. in Genetics and Development at Columbia University.
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
İlgili Makaleler Antik Dönem Tarih Yazarları
GenBilim