Okunma: 3948 kez
Milattan sonra 535 yılındayız. 5.000 yıllık yazılı insanlık tarihinin en korkunç volkan patlamasının yaşandığı yıl… O yıl, Endonezya’da Krakatoa Yanardağı patlamıştı. Peki, bu “en büyük patlama” neleri değiştirdi? Liste, eminim sizi de şaşırtacak… Krakatoa’nın 1883′deki son büyük patlamasının ardından atmosfere püskürttüğü milyonlarca tonluk mikroskobik kükürt tozu, tüm dünyada son 200 yılın en sert kışının yaşanmasına neden olmuştu. Kuzey Kutup Dairesi’ne yakın bölgelerde yaşayanlar, yıllarca günbatımını daha bir “kızıl renkte” yaşadılar.
Belki sizleri şaşırtacak ama, patlamadan 10 yıl sonra, 1893′te, Norveçli ressam Edvard Munch‘un yaptığı ünlü tablosu “Çığlık” da Krakatoa’nın marifeti!
Krakatoa’nın tüm etkileri bu kadar “romantik” olmadı elbette… M.S.
535 yılındaki büyük patlama, insanlık tarihini değiştirecek kadar
korkunçtu. İzlandalı ünlü jeokimyacı Haraldur Sigurdsson‘un
araştırmalarına göre, 535 yılındaki büyük patlamada kelimenin tam
anlamıyla “havaya uçan” yanardağ konisinin büyüklüğü 48 x 50 kilometre
büyüklüğündeydi! Sumatra’nın Java Adası’ndan kopmasına neden olan bu
büyük patlamanın bilgisayar simülasyonları, bize patlama ile meydana
gelen püskürmenin tam 50 kilometre yüksekliğinde bir gaz ve toz
bulutunun oluşturduğunu gösteriyor. Atmosferde 50 kilometrenin ne demek
olduğunu bilmeyenlere hemen söyleyelim, yeryüzünün en yüksek noktası
Everest tam 8.844 metre yüksekliğinde. İkinci Dünya Savaşı sırasında
Nagazaki’ye atılan bombanın oluşturduğu radyoaktif mantarın yüksekliği
ise 18 kilometreden fazla değildi! Bir başka deyişle, Krakatoa’nın 535
yılındaki püskürmesi sırasında oluşan gaz ve tozdan oluşan “mantar”,
atmosferdeki Stratosfer tabakasını bile aşarak Mezosfer‘e ulaşmıştı…
Biraz daha rakam vermeye devam edelim mi? Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Los Alamos Laboratuvarı’nın ölçümlerine göre,
dünyada 20 yıl boyunca geçici bir “Buzul Çağı”nın başlamasına neden
olan bu patlama sırasında, atmosfere karışan okyanus suyunun miktarı
100 kilometreküp kadardı!
Yine aynı laboratuvarın bilgisayar simülasyonlarına göre, insanlığın
yüzde 85′inden fazlası bu püskürmeden etkilenerek, günler hatta bazı
yerlerde haftalar boyunca, güneşi koyu bir sisin arkasından
görebilmişti. Buzul karotlarından alınan verilerle birleştirilen
bilgisayar simülasyonu, atmosferin Mezosfer tabakasını kapatan kükürt
gazı ve toz bulutunun yeryüzünü nasıl etkilediğini gösteriyor.
(…)
Peki, insanlık bu patlamadan nasıl etkilendi? Bu yazının asıl ilginç kısmı da burada başlıyor.
Patlama, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Constantinopolis’ten
Japonya’daki Osaka’ya kadar pek çok şehirde gökyüzünün gündüz vakti
kararmasına yol açmıştı. 536 yılında Constantinopolis’te bulunan ünlü
tarihçi “Filistinli” Procopius
(M.S. 500-565), günlüğünde “Mısır’dan gelen tahılın kesintiye
uğradığını, havanın ansızın karardığını ve sanki bir güneş tutulmasına
uğrarcasına ışığın ve ısının yeryüzünü terkettiğini” anlatır bizlere…
Bizans imparatoru “Büyük” Iustinianus’un (M.S. 527-565) Praefectus
Praetorio’su (İmparatorun özel muhafız birliğinin komutanı) Lydus’un
notlarında ise daha ayrıntılı bilgiler var: “…Ve güneş karardı.
Neredeyse bir yıl kadar sürdü bu karanlık. Tüm meyve ağaçları öldü.”
Ünlü Ortaçağ vakanüvisti Suriyeli Mikhael’in anlatımları da Lydus’u
doğruluyor: “Gökyüzü tam 11 ay boyunca karardı. Günde sadece dört saat
gözüken güneş, zayıf bir gölge gibiydi. Üzüm bağları ham kalmıştı ve o
yıl şarapları tatlandırmak için Satürn tuzu kullanmak zorunda kaldık…”
Asya kıtasında hava sıcaklığının 5 ila 10 derece düştüğü bu dönem,
sebep olduğu kuraklık yüzünden sadece Bizans’ı değil, Türkleri de
etkilemişti elbet. 535 yılından sonra hızlanan yeni kavimler göçü, Avar
ve Hazar Türkleri’nin Avrupa’nın içlerine kadar ilerlemesine yol açtı.
Sadece bu kadar mı? Değil elbet… Düşen hava sıcaklığı, M.S. 540-542
yılları arasında “Kara Veba” salgınının dünya çapında tekrar
hortlamasına neden olmuştu. Afrika göller bölgesinde hava sıcaklığının
30 derecenin altına düşmesi, bu ısının altında varlığını koruyabilen
virüsün Avrupa nüfusunun yüzde 10′unu öldürmesine yol açtı. Bu virüsün
Avrupa’ya göçmen kuşlar ve Mısır’dan Constantinopolis’e gelen tahıl
yoluyla yayıldığı sanılıyor. Nitekim Procopius da bu salgının ilk
olarak Nil Deltası’nda ortaya çıktığını doğruluyor.
Not 1: Iustinianus ve Procopius gibi özel isimler, olabildiğince
kullanıldıkları dönem ve coğrafyanın imla kurallarına göre yazılmıştır.
M.S. 680′lere kadar Bizans İmparatorluğu sınırları içinde hâkim dilin
Latince olması nedeniyle, isimler Yunan sistemine göre yani Prokopios
ya da Konstantinopolis şeklinde yazılmamıştır.
Not 2: Satürn tuzu. Ortaçağ’da tatlandırıcı olarak kullanılan ama aslında ağır toksik özellikler taşıyan bir madde. Kurşun asetat .
Not 3: Procopius’un “Savaşlar Tarihi” adlı eseri 6. yüzyıl
Constantinopolis’inin ve Küçük Asya’sının bu felaketi nasıl atlattığına
dair muazzam bilgiler sunuyor.

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Yanardağ Patlaması Nelere Yol Açabilir?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |