Okunma: 3022 kez
Ögrenme ile ilgili ilk deneysel arastirmalar 20. Yüzyilin basinda Pavlov’un Rusya, Watson ve Thorndike’in Amerika’da yaptiklari insan ve hayvanlarin laboratuarda belli bir durumda nasil davrandiklarina iliskin çalismalarla baslamistir. Bu psikologlarin çalismalarinin odak noktasi hayvan ve insan davranislari oldugu için bu yaklasimi benimseyenlere davranisçi ve gelistirdikleri kuramlara davranisçi kuramlar denilmistir. Davranisçilar ögrenmeyi uyarici ile davranis arasinda bag kurma isi olarak görmektedirler. Uyarici, organizmayi harekete geçiren iç ve dis olaylardir. Duydugumuz bir ses, gördügümüz bir isik, resim, aldigimiz tat bizim için birer uyaricidir.
Uyaricilar organizmayi etkileme gücündedir. Bir uyarici karsisinda
organizmada meydana gelen fizyolojik ya da psikolojik degisme, davranim
ya da tepki olarak adlandirilir. Davranimlarin bir araya gelmesiyle
olusan eylem ise davranis olarak nitelendirilir.
Davranisçilara
göre davranis degismesine neden olan üç temel ögrenme süreci vardir.
Bunlar: “klasik kosullanma”,”edimsel kosullanma” ve “gözlem yoluyla
ögrenme”dir.
Klasik kosullanma kuramina göre birey dogal olarak
bir uyarici karsisinda gösterdigi tepkiyi, tepkiye neden olan
uyaricidan hemen önce gelen bir uyariciya da göstermeyi ögrenebilir.
Ancak bu tip ögrenmeler genellikle rastlantisal olarak meydana
gelmektedir. Bu nedenle egitim programinda uygulamak oldukça güçtür.
Edimsel
kosullanma kuramina göre ise, hayvan ve insan davranislarini,
davranisin sonucu belirler. Davranis olumlu sonuç verirse
(pekistirilirse), davranisin tekrar ortaya çikma olasiligi artar. Sonuç
olumsuzsa davranis tekrarlanmaz. Bir davranisi hosa giden bir uyarici
takip ederse bu duruma olumlu pekistirme, hosa gitmeyen bir uyarici
takip ederse olumsuz pekistirme denir. Örnegin sinifta genellikle
ayakta dolasan bir ilk okul birinci sinif ögrencisine, oturup ders
dinledigi zamanlar aferin denilir, yildiz verilirse ögrencinin zamanla
oturarak ders dinleme süresi arttirilabilir. Diger bir deyisle
pekistirilen davranis ögrenilir. Bu nedenle ögretmenler ögrencilerin
olumlu davranislarini pekistirmelidir. Ögrencinin davranisinin
onaylanmasi, aferin denilmesi, iyi not almasi birer pekistireçtir. Okul
ögrenimlerinde daha çok edimsel kosullanma kullanilir.
Davranisçi
yaklasima göre birey bazi durumlarda çevresindeki kisilerin
davranislarini ve sonuçlarini gözler. Gözledigi davranislardan sonucu
olumlu olanlari model olarak alirken, sonucu olumsuz olanlari
göstermez. Buna model alarak ögrenme (gözlem yoluyla ögrenme) denir.
Örnegin sinifta dogru cevap veren arkadasinin yüksek not aldigini
gören ögrenci sinif içinde daha çok söz almaya çabalayabilir bu da
derse katilimi yükseltir. Fakat söz alip azarlandigini gören ögrenci
ise söz almama egilimi gösterebilir. Insanlar bu sekilde okulda, ailede
arkadaslarindan ve kitle iletisim araçlarindan pek çok davranis
ögrenebilirler.
Klasik Kosullanma Kurami
Ve
Ivan Pavlov
Klasik
kosullanma ile ögrenme ilk kez Rus bilim adami Ivan Pavlov tarafindan
ortaya atilmistir. Fizyolog olan Pavlov, köpekler üzerinde sindirim
sistemiyle ilgili arastirma yaparken, köpegin fizyolojik olarak,
yiyecek agzina girdigi zaman sindirimi baslatan salyayi salgilamasini
gerekirken, yiyecegi hatta yiyecek getiren kisiyi gördügünde de salya
salgiladigini fark etmistir. Daha sonra bu olguyu sistematik olarak
laboratuar ortaminda arastirmaya karar vermistir.
Pavlov
kontrollü bir deneysel ortam olusturduktan sonra, köpege düzenli
olarak, yiyecek vermeden hemen önce zil sesi vermistir. Bu iliskiyi pek
çok kere tekrarladiktan sonra, yiyecek vermedigi durumlarda da zil
sesini duydugu zaman köpegin salya salgiladigini görmüstür. Diger bir
deyisle köpek sil sesi ile salya akitmayi ögrenmistir.
Pavlov,
yiyecek ile salya salgilama arasindaki iliski dogal ve otomatik oldugu
için, yiyecege “kosulsuz uyarici”, salyaya ise “kosulsuz tepki “
demistir. Yeni uyariciya (zil sesi) ise, dogal yoldan köpegin salya
salgilamasina neden olmadigi için “kosullu uyarici”, zil karsisinda
gösterilen salya salgilama davranisina ise “kosullu tepki” adini
vermistir.
Klasik kosullanmanin gerçeklesmesi için, asagidaki kosullarin olusmasi gerekir.
•Klasik
kosullanmanin gerçeklesmesi için öncelikle yiyecek-salya örneginde
oldugu gibi , dogal bir uyarici-tepki baginin olmasi gerekir. Insan
organizmasinda göze isik tutulunca göz bebeginin büyümesi, dize
vurulunca ayagin yukari dogru hareket etmesi, ani bir gürültü
karsisinda irkilme gibi tepkiler kosulsuz uyarici ve tepki baglaridir.
•Kosullu
uyaricinin kosulsuz uyaricidan hemen önce verilmesi, iki uyaricinin
birlestirilmesi gerekir. Pavlov’un deneyinde köpek, zil sesi ile eti
birlestirmektedir.
•Kosullu uyarici ile kosulsuz uyarici baginin
tekrarlanmasi gerekir. Ancak bazi korku yaratan durumlarda tek bir
yasanti da ögrenmeyi saglayabilir.
Gagne(1965) klasik
kosullanmayi isaret ögrenme olarak tanimlamaktadir. Çünkü kosulsuz
uyaricidan önce verilen uyarici, kosulsuz uyaricinin geleceginin bir
habercisidir. Pavlov’un deneyinde köpek zil sesini duydugunda yiyecegin
gelecegini bildigi için salya salgilamaktadir. Diger bir deyisle, zil
etin geleceginin habercisidir. Günlük hayatimizda bizi davranisa
yönelten kapi zili, saat zili, trafik isaretleri karsisinda
gösterdigimiz davranislar birer isaret ögrenmedir.
Bazi
durumlarda organizma, bir uyarici karsisinda gösterdigi kosullu tepkiyi
benzer durumlarda da gösterir. Buna uyarici genellemesi denir. Pavlov
yaptigi deneylerde köpegin farkli tonlardaki zil seslerine de salya
salgiladigini göstermistir. Benzer sekilde doktordan korkan bir çocuk,
beyaz gömlek giyen kasaptan da korkabilir.
Organizma benzer
uyaricilara benzer tepki gösterebildigi gibi uyaricilar arasindaki
farki da ayirt edebilir. Bu duruma uyariciyi ayirt etme denir. Pavlov
denek köpege sadece belli bir zil sesi ile et verip diger zil
seslerinde vermeyince köpegin, arkasindan et gelen sesi diger sesten
ayirt ederek sadece et verilen sese salya akittigini görmüstür.
Pavlov
baska bir deneyinde zil sesi yerine uyarici olarak biri çembersen
digeri oval iki isik kullanmistir. Köpege yiyecegi çembersel isiktan
sonra verip, oval isiktan sonra vermemistir. Bir süre sonra köpegin
çembersel isiga refleks gösterdigini, oval isiga ise göstermedigimi;
ancak, oval isigi çembersel isiga dönüstürme süreci baslayinca,
hayvanin ayirt etme sikintisina düstügünü ve çok geçmeden hirçinlasarak
saga sola kosup havlamaya basladigini saptamistir. Bu sonuç kuskusuz,
hayvanlarin da insanlar gibi deneyimler yoluyla refleksler
kazanabilecekleri anlamina gelmektedir.
Pavlov bu kadarla
yetinmemis ve yine deneysel olarak, hayvanlarin da insanlar gibi
kosullanmayla edinilmis reflekslerden kurtulabilecegini göstermistir.
Agiz sulanmasi refleksine dönelim, refleksin kurulmasina yönelik ilk
asamada,yiyecek verilmeden önce zil çalinmaktaydi. Bu asamada köpegin
bir süre sonra yiyecek beklentisi içine düstügünü gördük, kosullanmayi
çözmeye yönelik ikinci asamada, zil çaldigi halde yiyecek verilmez;
beklenti giderek zayiflamaya baslar, sonunda zil sesi etkisini yitirir
ve kosullanma kirilir. Zil sesine karsi hayvanda refleks görülmez olur.
Bu, hayvanlarda da kosullanmis davranisin dogal reflekse dönüsmedigi
anlamina gelmektedir. Baska bir deyisle deneyimle kazanilan (ya da
yitirilen) bir refleks, salt fizyolojik bir olay degil, kimi ruhsal
yetileri de içeren, psikolojik bir davranistir. Yani klasik kosullanma
yoluyla kazanilan davranislar kosullu uyarici kosulsuz uyarici
bitisikligi ortadan kalkinca giderek azalir ve kaybolur bu duruma da
davranisin sönmesi denir.
Pavlov’un ulastigi bu sonucun,
yüzyilimizin ilk yarisinda büyük bir atilin içine giren “Davranis
Psikolojisi” dedigimiz Behaviorism’e yol açtigi söylenebilir ve
sindirim sistemi üzerindeki çalismasi da Pavlov’a Nobel Ödülü
kazandirmistir. Fakat onu dünya ölçüsünde ünlü kilan kosullanmis
refleks çalismasi olmustur.
Klasik kosullanma insanlarin karmasik
bilgileri ögrenmesini açiklayamamaktadir. Ancak insanlarin, belli bir
nesneye ya da olaya karsi gösterdigi bazi duyussal tepkilerin klasik
kosullanma ile ögrenildigi sanilmaktadir. Örnegin ilk defa Izmir’e
giden bir insan, orada cüzdanini çaldirirsa, cüzdanin kaybolmasi ile
ortaya çikan hos olmayan duygularini Izmir’e karsi da duyabilir. Bunun
gibi sevdigimiz biri ile ilk karsilastigimiz yere karsi da olumlu
duygular gelistirebiliriz.
Bazi bos inançlar da bu biçimde
ögrenilebilir. Örnegin basarili oldugumuz bir sinavda kullandigimiz
kalemin bize sans getirdigine inanarak tüm sinavlara o kalemle
girebiliriz. Ya da bir hasta, hastaligi boyunca havuç yerse, iyilestigi
zaman o hastaligi havucun iyilestirdigine inanabilir.
Klasik
kosullanma ile açiklanan diger bir ögrenme de fobik tepkilerdir.
Fobiler, göreli olarak zararsiz nesne ve durumlara, asiri ve akilci
olmayan tepkiler gösterme biçiminde tanimlanabilir. Çevremizdeki bazi
kisilerin köpekten, asansörden vb. asiri derecede korktuklarini
görmüsüzdür. Bu kisiler korkularinin yersiz ve anlamsiz oldugunu
bildikleri halde, bu duygularindan kurtulamazlar. Bu korkularinin
nedeni geçmis yasantilarinda olusmus bir kosullanmadan kaynaklaniyor
olabilir. Fobiler, davranis degistirme teknikleri kullanilarak ortadan
kaldirilabilir.
Klasik kosullanma ile bütün davranislarin
degistirilebilecegini savunan psikologlardan biri de Watson’dur.
Watson; yürüme, konusma, kosma gibi karmasik becerilerimizin hep
uyarici davranim arasinda bag kurma yoluyla ögrenilmis davranislar
oldugunu ve bütün davranislarin klasik kosullanma yoluyla
ögretilebilecegini savunmustur. Hatta düsüncenin bile bu süreç yoluyla
analiz edilebilecegini ileri sürmüstür. Watson, “bana bir düzine
saglikli çocuk verin, gelisigüzel seçtigim her bir çocugu kendi
seçtigim herhangi bir alanda –doktor, sanatçi, hakim- uzman yapacagima
garanti veririm. Hatta dilenci ve hirsiz bile yaparim, yetenekleri ve
becerileri ne olursa olsun” demistir.
Klasik Kosullanma Ile Ilgili Bazi Kavram Ve Süreçler
1.Genelleme: Sobada bir kez eli yanan çocuk, isi yayici ev aletlerinin tümünden korkabilir.
2.Geçis
(Transfer): Bisiklet kullanmayi bilen bir kimsenin motosiklet
kullanmayi daha kolay ögrenmesi gibi (olumlu geçis). Iki parmak daktilo
yazmayi ögrenmis bir kisi, on parmak daktilo yazmayi ögrenmede çok
büyük güçlükler çekebilir (olumsuz geçis).
3.Ayirt etme: Elektrige
çarpilmis bir kisinin çarpilma nedenini arastirmasi ve tellerin
izolesiz oldugunu görmesi sonucunda izoleli tel disindaki tellere
çiplak elle dokunmamasi gibi.
4.Deneysel çözülme (Sönme): Deneysel
çözülme olayi, ögrenmede tekrarin basli basina ögrenme sarti
olmadigini, davranislarin degismesinde temel ihtiyaçlarin
doyurulmasinin ve ödüllendirilmesinin önemli bir rol oynadigini
belirtmektedir.
Ögretimde Klasik Kosullanmanin Yeri Ve Önemi
Ögrencilerin
okulla ilgili duyussal özelliklerinin olusmasinda klasik kosullanma rol
oynayabilir. Bazi ögrencilerin okula, ögretmene ya da belli bir derse
yönelik kaygilari ve yersiz korkulari oldugu gözlenmektedir. Bunlara
okul içi ve okul disi yasantilari sirasinda meydana gelen kosullanmalar
neden olmus olabilir. Örnegin ögreniminin ilk yillarinda matematik
ögretmeninin sevmeyen bir ögrenci, ögretmeni degistikten sonra da bu
dersi sevmemeye devam edebilir. Okul arkadasi ile kavga eden bir
ögrenci okula gitmemek isteyebilir. Bu örneklerden birincisinde
ögrencinin asil olumsuz tepki gösterdigi obje ögretmen olmasina ragmen,
ögrenci matematik dersi ile ögretmenini birlestirmis ve ögretmenine
karsi duydugu duygulari derse karsi da duymaya baslamistir. Ikinci
örnekte ise ögrencinin olumsuz tepkisi kavga ettigi arkadasina yönelik
oldugu halde, olay okulda meydana geldigi için okula gitmek
istememektedir.
Okulda bu tür olumsuz kosullanmalarin meydana
gelmemesi için okul ve sinif ortaminin ögrencinin hosuna gidebilecek
biçimde düzenlenmesi, okulda ögrencinin olumsuz yasanti geçirmesine
neden olacak durumlardan kaçinilmasi gerekir. Ayrica ögrencilerin
geçmis yasantilarinda kazandiklari olumsuz kosullanmalar varsa, bu
davranislar söndürülmeye çalisilmalidir.
Davranisçi yaklasim
ögrenmeyi mekanik ve basit olarak tanimladigi için elestirilmistir.
Oysa, insanin ögrenmesi, klasik kosullanma (hatirlama ya da aliskanlik)
ve edimsel kosullanmayi ele alarak karmasik düsünme süreçlerini de
içermektedir. Bugün pek çok davranis kuramcilari bilissel ögrenme
süreçlerini daha fazla dikkate almaktadir.
Geleneksel ve günümüz
davranisçi görüsleri sadece okullarda degil, endüstride ve saglik
sektöründe de oldukça geçerlidir. Günümüz egitim programlarinda
etkisini sürdüren davranisçi kuramlardan hala vazgeçilmedigini,
gelecekte de etkilerini sürdüreceklerini söyleyebiliriz.
Ancak her seye ragmen klasik kosullanma yoluyla ögrencilere kasitli ve planlanmis olarak davranis ögretmek çok zordur.
Davranisçi Yaklasimin Ögretim Ilkeleri
1. Ögrenci ögrenme sürecinde aktif olmalidir. Ögrenci ögrenme sürecinde ancak yaparak ögrenebilir.
2. Ögrenmede pekistirme önemli bir yer tutar. Ögrencilerin olumlu davranislari ögretmen tarafindan pekistirilmelidir.
3. Ögrenmede tekrar, özellikle becerilerin kazanilmasinda ve ögrenilenlerin kaliciliginin saglanmasinda önemli rol oynar.
4.
Ögrenmede güdülenmenin çok önemli bir yeri vardir. Ögrencinin bir
davranisi yapabilmesi için o davranisi yapmaya istekli olmasi gerekir.
KAYNAKÇA
1.Doç.
Dr. Osman Karacan, EGITIM PSIKOLOJISI - KURAM VE ILKELERDEN UYGULAMA
Gazi Üniversitesi Gazi Egitim Fakültesi Ögretim Üyeleri Ankara - 1989
2.Cemal Yildirim, BILIMIN ÖNCÜLERI Tübitak Yayinlari – 1996, 5.Basim
3.Prof. Dr. Münire Erden, Doç. Dr. Yasemin Akman, EGITIM PSIKOLOJISI Alkim Yayinlari – 1997,
4.Prof. Dr. Münire Erden, ÖGRETMENLIK MESLEGINE GIRIS Alkim Yayinlari – 1998

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Davranisçi Yaklasim
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |