GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Bilişim arrow Ar-Ge'nin Desteklenmesi Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Oca 01 2009

Ar-Ge'nin Desteklenmesi Yazdır E-posta
(0 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

Aytekin Ziylan   
Perşembe, 01 Ocak 2009
Okunma: 1830 kez

Ülkemizde halen GSMH’nın %0,6’sı Ar-Ge destekleri için kullanılmaktadır.Bu oran diğer birçok ülkede %2 ve üzerindedir. Ar-Ge harcamalarının kabaca %65’i devlet, %35 kadarı da özel sektörce yapılmaktadır. Son yıllarda sürdürülebilir rekabet için Ar-Ge ve inovasyonun önemi gerek devlet gerekse özel sektör tarafından kabul edilerek IX’ncu 5 yıllık Planda Ar-Ge desteğinin GSMH’nın %2 ‘i düzeyine çıkarılması ve özel sektör payının %60’lar düzeyine yükseltilmesi hedef alınmıştır.

Bu çok güzel bir hedeftir ama, harcanacak kaynaklardan en üst düzeyde verim alınabilmesi için yapılması gereken ve yapılabilecek, mali destek içermeyen, bazı önemli düzenlemelere de gereksinim vardır.

Öncelikle kamu alımlarının yeni bir görüşle ele alınıp ülkemizin bilim teknoloji ve sanayileşme düzeyini geliştirecek bir anlayışa dayandırılması gerekir. Bilim ve teknolojide gelişmiş ülkeler kamu alımlarını böyle bir anlayışla kullanmaktadır. Geçekten de GSMH’nın %15’i gibi büyük bir bölümünü teşkil eden kamu alımlarının bu amaçla kullanılması aklın icabıdır. (1, Sayfa1)

Oysa bizim Kamu İhale Kanunumuzun amacı sadece “kamu maliyesinin korunması” olup “bilim ve teknolojide yetkinleşme” değildir. Örneğin bir önceki 2886 sayılı Kamu İhale Yasası’nın ulusal firmalarımızı kollayan tek maddesi olan 28/4 maddesi yeni İhale Kanunumuzda yoktur.

Bu madde şöyledir. “Uygun bedelin tespitinde milli firmalara Bakanlar Kurulu’nca belirlenen oranda bir avantaj sağlanır”. DPT’nin Türkiye AT Mevzuatı Uyumu Sürekli İhtisas Komisyonu, Kamu İhaleleri Alt Komisyonu, AB’yi oluşturan ülkelerin mevzuatında benzer hükümlerin varlığından hareketle bu maddenin uygulanmasını önermekteydi. Komisyona göre AB ile imzalanan Gümrük Birliği anlaşması, Milli firmaları yabancı firmalar karşısında ulusal ekonomi bakımından koruyan tek madde olan 28/4 maddesinin uygulanmasına engel değildir. DPT’nin Kamu İhaleleri Alt Komisyon Raporu “bu madde hükmünün sadece Avrupa Topluluğuna mensup yabancı firmaları değil, genelde tüm yabancı firmaları hedef almış bir ulusal korumacılık hükmü olduğundan ve benzer koruma hükmünün Avrupa Topluluğu mevzuatının kendisinde bile var olduğu gerçeğinden hareketle, yasamızda mevcut bu hükmün değiştirilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır” demektedir. Komisyon bu hükmün, Türkiye’nin Topluluğa tam üyelik halinde değiştirilmesinin söz konusu olabileceğini belirtmişti. (1, S:34)

Ancak sorun bu kadarla da kalmamaktadır, çünkü eski yasadaki bu madde hiç uygulanmamıştır.(1. Sayfa 42) Yani, inanılması güç ama, Türk bürokrasisi ülkenin bilim, teknoloji ve sanayileşmesini destekleyen tek maddeyi uygulamamıştır. Bu husus bir eğitim eksikliğini göstermektedir.

Bizim bürokrasimizde “Türkiye’de Türk yasalarına (Türk Ticaret, Yabancı Sermayeyi Koruma) uygun olarak kurulmuş her şirket Türk şirketidir, şirketleri “milli/ulusal”, “yabancı ortaklı”, “yabancı” diye ayıramazsınız diye özetleyebileceğimiz etkin bir görüş vardır. Uygulama da genellikle bu yöndedir. Kamu ve hatta savunma sistem ihalelerine bile yabancı firmalar ulusal firmalarla birlikte, eşit koşullarda katılabilmektedir.

Bu görüş “serbest ticaret” kavramını bir dogma olarak kabul etmekte ve özel durumlarda değişik uygulamalar yapılabileceğini göz ardı ederek ulusal teknolojinin geliştirilmesini engelleme riski içermektedir. 2886 sayılı yasada ulusal firmaları destekleyen 28/4’ncü maddenin uygulanmama nedeni de bu görüş olmalıdır. Oysa sanayileşmiş veya sanayileşmeye çalışan bir çok ülke; ihale yasalarında bizdeki gibi açık bir destek hükmü olmadığı halde bile ulusal firmalarını desteklemişlerdir ve desteklemektedirler.

Bu konuda Japonya’da ilginç bir uygulama görmekteyiz. Japon kamu ihale yasasında sadece şöyle bir hüküm bulunmaktaydı. “Kamu alımlarında Japon standardında mal alınır”. Japon endüstriyel ve tarımsal ürün standartları da batılı ülke standartlarından farklı olduğundan batı ülkelerinin Japon hükümetine mal satabilmesi çok zor ve masraflı olmakta ve büyük çoğunlukla hükümet Japon malı satın almaktaydı. Hatta Japon ulusunun milliyetçilik duyguları da yüksek olduğundan halk da Japon standardı ürünleri tercih ettiğinden, Japonya ülke olarak uzun bir süre ulusal firmalarını kolladı ve ulusal teknoloji geliştirilmesini destekledi. (2)

Kamu alımlarını ulusal teknoloji yeteneklerini geliştirmek için kullanan diğer bazı ülkelerden örnekler:
• AB ülkeleri kamu ihale yasalarında; ulusal teknolojilerinin gelişmesi için, ulusal firmalarını kayırmaktadır (1). Ayrıca, bu ülkelerde halk da kişisel tedariklerinde ulusal ürün tercih edici bir kültüre sahiptir.
• Almanya’da kamu alımları; yabancı firmaları girişimlerinden vazgeçirecek kadar karmaşık usullerle yapılmaktadır (3).
• Almanya’da savunma sistem ihalelerine ilke olarak her firma katılabildiği halde ihalelerin %15’i açık ihaleyle yapılır ve savunma tedarik sözleşmelerinin dörtte üçü milli firmalarla imzalanır (4).
• İngiltere’de savunma sistem alımlarında 80+10+10 formülü uygulanır .Yani alımların %80’i İngiliz firmalarından, %10’u AB ülkelerinden, %10’u ABD’den yapılır (5-6-7)
• 1998-2003 yılları arasında ABD savunma bakanlığınca yapılan ihalelerin sadece %40’ı açık ihale ile yapılmış diğer ihaleler bakanlıkça seçilen firmalara açık ihale yapılmadan verilmiştir (8).

Bir de kamu alımları ve savunma sistemleri alımları mevzuatında “milli” veya “ulusal” kelimelerinin kullanılmasında aşırı bir çekingenlik söz konusudur. Ama biz ulusal kamu alımlarımızı, her akıllı ülkenin yaptığı gibi; ulusal teknoloji yeteneğimizi yükseltmek amacıyla kullanacaksak “milli/ulusal” kelimelerini kullanmak zorundayız.

Bu çekingenlik o derece etkindir ki; maalesef savunma sistem alımları için hazırlanarak 98/11173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı olarak yayımlanmış bulunan TSSPSE de bile “milli” kelimesinin kullanılması engellenebilmiştir. TSSPSE’nin TOBB kanalıyla görüş için sanayicilere gönderilen taslak dokümandaki bütün “milli şirket” deyimleri, sonradan “yerli”, “Türk”, ”yurtiçi” kelimeleri ile değiştirilmiştir. Yani, Türkiye’de Türk yasalarına göre kurulan her şirket Türk şirketi sayılmıştır.

Böyle yapılmakla, uluslar arası serbest ticaret antlaşmalarına tâbi olmayan savunma sistem alımlarının bile ulusal teknoloji yeteneğimizi yükseltmek amacıyla kullanılabilmesi, bir bakıma engellenmiştir ve TSSPSE’de anlamsız bazı hükümler yer almıştır. Örneğin; TSSPSE’nin 6Bc maddesi aynen şöyle demektedir. “Yabancı teknolojilerden yararlanma durumunda bu teknolojinin yerli savunma sanayii tarafından özümsenmesi asıl gayedir. Satın alınan teknolojiler yerli savunma sanayii tarafından özümsendikten sonra bir üst düzeyde üretilmesi MSB’ce desteklenir.”

Bu maddede sıfat olarak kullanılan “yerli” kelimeleri anlamsızdır. Çünkü teknoloji mülkiyet konusudur; ulusal şirketin mülkiyetindeyse “ulusaldır”, yabancı ortaklı şirketlerde ise genelde yabancı ortağın mülkiyetindedir, yani “yabancıdır”. Türkiye’de bulunan yabancı ortaklı bir şirketin kendisinin mülkiyetinde olan bir teknolojinin yeniden özümsenmesi diye bir şey olamaz. Zaten o yabancı ortak o teknolojiyi evvelce özümsemiştir. Özümseme ulusal bir şirketin transfer ettiği bir teknoloji için söz konusu olabilir. Bu özümsemenin MSB’ce desteklenmesi normaldir. Özümseyince de o teknoloji zaten “ulusal/milli” olur.

Gerçi günümüzde Çok Uluslu Şirketlerin (CUŞ) mühendislik gücünün ucuz olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde teknoloji geliştirmeye başladıkları bir gerçektir. Ama unutmayalım ki geliştirilen teknoloji CUŞ’a aittir. Geliştirilen bu teknolojiden ülkesinde teknoloji geliştirilmiş ülkenin sağlayabileceği katma değer tamamen CUŞ’ın tutumuna bağlıdır. Bu katma değer büyük çoğunlukla teknolojinin geliştirildiği ülkeye ulusal bir şirketin yapabileceği kadar olmaz. Aslında teknoloji; ülkeye sağlayacağı katma değer, ulusal ekonomi ve toplumsal refah düzeyine yapacağı katkı için önemlidir ve bu nedenle istenir.

TSSPSE’nin bu maddesinin taslak metindeki şekli çok mantıklı idi ve aşağıdaki gibiydi:

“Yabancı teknolojilerden yararlanma durumunda bu teknolojileri millileştirmek asıl gaye olacaktır. Bunun için satın alınan teknolojilerin ulusal şirket tarafından özümsendikten sonra bir üst düzeyde üretilmesi MSB’ce desteklenecektir”.

Böyle olunca; aslında Türk savunma sanayinin gelişmesine büyük katkıları olabilecek olan, çok güzel bir politika ve strateji esasları, amacını tam olarak gerçekleştirememektedir. Gerçi uygulanmadığı için de hiç gerçekleştirememektedir.

TSSPSE savunma sistem ve teknolojilerini “milli olması gerekenler”, “kritik olanlar” ve “diğerleri” diye ayırdıktan sonra, milli olanlar milli firmalardan tedarik edilir diyerek ulusal teknoloji gelişimini tedarik sürecine bağladığı için çok güzeldir. Doküman “cektir”, caktır” demek yerine teknoloji geliştirilmesini sürekli olarak yapılmakta olan tedarik sürecine entegre etmiştir. Dolayısıyla her tedarik ulusal teknolojinin geliştirilmesini sürekli olarak desteklemektedir. Ama bu politika ve strateji dokümanı uygulanmamaktadır. Sebebi de MSB’lığının her yıl yayımlaması gereken milli ve kritik teknoloji/sistem listelerini yayımlamamasıdır.

Oysa uluslararası serbest ticaret kapsamında olmayan savunma sistem alımları, ülkelerin ulusal teknolojik yeteneklerinin geliştirilmesini desteklemek açısından çok büyük olanaklar sunarlar. Bu konuda İsrail yaşayan tipik bir örnektir.

İsrail uyguladığı politikayla savunma sanayini ülkesinin toplumsal refah düzeyinin yükseltilmesi yönünde bir kaldıraç gibi kullanmaktadır ve çok başarılıdır. Hemen bütün savunma sistemlerini yapabilen İsrail ABD’nin engellemesiyle uçak üretiminden vazgeçmiş, onun yerine başkalarından satın alamayacağı “ileri teknolojili alt sistemler” geliştirme kararı almış, insana ve ileri teknoloji geliştirmeye yatırım yapmıştır. Bu suretle İsrail dünya çapında bir ileri teknoloji üssü haline gelmiş ve geliştirdiği ileri teknolojili sistem ve alt sistemleri, önce kendi ordusunda kullanma politikasını da uygulayarak (“seal of approval” kuralı), kolaylıkla pazarlama şansını yakalamıştır. İsrail uçak sanayinde gövde ve motor yapmamakta, ürettiği ileri teknolojili aviyonik alt sistemleri çoğunlukla ihraç edebilmektedir. İsrail’de ulusal ve yabancı ortaklı şirketler vardır ancak, ulusal olması gereken teknolojiler ulusal şirketlerde geliştirilmekte ve hükümet Ar-Ge desteğini doğrudan üretici şirkete yapmaktadır. Savunma sistemleri için geliştirilen teknolojiler sivil amaçlı da kullanıldığından İsrail ekonomik olarak kalkınmış bir ülkedir.

Sonuç olarak; hedefimiz Ar-Ge’nin dolayısıyla ulusal teknolojik düzeyini geliştirmek ise, Ar-Ge’ye GSMH’dan daha yüksek oranda bir destek sağlamakla birlikte, kamu alımlarımızı bu amaçla yapmalı ve Kamu İhale Kanunumuzun amacını bu yönde değiştirmeli, TSSPSE’ nin uygulanmasını sağlamalı ve bürokrasimizi amacımızın ne olduğu konusunda eğitmeliyiz. ABD’de tedarik personeli çok kapsamlı bir eğitimden geçirilmektedir. Bizde . MSB’lığının Savunma Sanayi ve Teknoloji Eğitim Merkezi Komutanlığı (SATEM) ve değişik kurslarda başlattığı eğitim çok yerinde olup tüm kamu sektörü tedarik personeline uygulanacak şekilde yaygınlaştırılmalıdır.

Kaynakça :
1 – DPT “Türk – AT Mevzuat Uyumu Sürekli Özel İhtisas Komisyonu Kamu İhaleleri Alt Komisyonu Raporu”, Ağustos 1994
2 – J.L.DONALD “Japanese Standarts: A Barrier to Trade?”Elsevier Science Publishers BV (North Holland) 1987, s: 29-46
3 – Germany, Country Marketing Plan FY’94-CMP9309
4 – European Parliament , The EC Armaments Indutries at a Time of Change, Political Series 4-1993
5 – Roger FREEMAN, Minister of Stat efor Defence Procurement International, Defence & Technologie, November 1994, p: 20-22 6 – Sir Robert WALMSLEY; Chief oh Defence Procurement, UK Ministry of Defence, “Simply to Secure The Best Value For Money”, Military Technology
7 – Dr. Malcolm McINTOSH, Chief of Defence Procurement, “European Defence Cooperation” Military Technology, MILTECH 6/94, p. 30-33
8 – Outsourcing the Pentagon, www.publicintegrity.org/pns/report


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
Sponsor Bağlantılar

Nbrsin: Ne yapıyorsun?

GenBilim
GenBilim
İlgili Makaleler İlgili makale bulunamadı...
GenBilim
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı.
GenBilim