Kas
30
2008
|
Oksijen ve Canlılar |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
GenBilim Editorial
|
|
Pazartesi, 01 Aralık 2008 |
Okunma: 3680 kez
En bol bulunan bir element olan oksijen, atmosferimizde fotosentetik canlıların faaliyeti sonucu oluşmaya başlamıştır.Oksijen bütün canlılar için vazgeçilmez bir element olup; hidrojen, karbon, nitrojen ve kükürt ile birlikte organik moleküllerin temel yapısal Atom larını oluşturur. Bunun yanında, aerobik canlıların enerji metabolizmasındaki rolü nedeniyle, oksijen hayati bir öneme sahiptir.
Bilinen bütün canlı türleri, organik moleküllerin içindeki
şekli ile oksijene gereksinim duysalar da, serbest formdaki moleküler
oksijen her canlı türü için aynı anlamı ifade etmez. Aerobik canlılar
yaşamları için mutlaka moleküler oksijene gereksinim duyarken,
anaerobik canlılar büyüme ve çoğalmaları için oksijene bağımlı
değildirler. Anaerobik canlılardaki oksijenin toksik etkisinin nedeni,
oksijenden kaynaklanan bazı reaktif türlerin biyolojik molekülleri
oksitlemeleri ve bu reaktif türlere karşı anaerobik canlılarda savunma
sisteminin bulunmamasıdır. Oksijen sadece anaerobik türlerde değil,
yaşamları için mutlaka moleküler oksijene bağımlı olan canlılarda da
toksik etkilidir.
Oksijenin canlılardaki toksik etkileri başlıca iki tür mekanizma ile gerçekleşir
1.
Aerobik canlılarda gözlenen oksijen toksisitesinin ilk açıklaması,
moleküler oksijenin bazı enzimleri inhibe ettiği şeklindedir. Örneğin,
nitrojen fiksasyonunu katalizleyen nitrojenaz enzimleri ve CO2
fiksasyonunu katalizleyen ribüloz bifosfat karboksilaz oksijen
tarafından kompetetif olarak inhibe edilirler. Oksijen, glutamat
dekarboksilaz enzimini inhibe ederek beyinde GABA düzeyini
düşürmektedir.
2. Oksijenin enzim inhibisyonu etkisi sınırlı ve
çok zayıftır. İlk kez 1954 yılında, oksijenin biyolojik sistemlerde
görülen toksik etkilerinin, oksijenin bazı reaktif türlerinden
kaynaklanabileceği ileri sürülmüştür. Bugün, oksijenin canlılardaki
toksik etkisinin “oksijen radikalleri” olarak adlandırılan ve oksijenin
vücuttaki metabolizması sırasında oluşan reaktif türlerden
kaynaklandığı bilinmektedir.
REAKTİF TÜRLER OLARAK RADİKALLER
Atomlar,
proton ve nötronlardan oluşan pozitif yüklü bir çekirdek ve çekirdeğin
etrafında bulunan negatif yüklü elektronlardan oluşur. Elektronlar hem
partikül, hem de dalga özelliğine sahip olup, çekirdek etrafında ışık
hızı ile hareket ederler. Bu nedenle elektronların çekirdek etrafındaki
yeri tam olarak tarif edilemez, yalnızca bulunma olasılığının en yüksek
olduğu yerden bahsedilebilir. Belirli elektronların bulunma
olasılığının en yüksek olduğu yer “ orbital ” olarak adlandırılır.
Radikaller,
dış orbitallerinde paylaşılmamış elektron içeren kimyasal türlerdir.
Her türden kimyasal ve biyokimyasal tepkime daima atomların dış
orbitallerindeki elektronlar seviyesinde gerçekleşir. Dış orbitallerde
paylaşılmamış elektron bulunması söz konusu kimyasal türün
reaktivitesini olağanüstü arttırdığı için, radikaller reaktivitesi çok
yüksek olan kimyasal türlerdir.
RADİKALLER NASIL OLUŞUR
İçinde
bulunduğumuz çevrede çeşitli fiziksel etkenler ve kimyasal olaylar
nedeniyle devamlı bir radikal yapımı vardır. hücresel koşullarda da
ciddi bir miktar ve çeşitlilikte radikal üretilmektedir. Radikaller
başlıca 3 temel mekanizma ile oluşur:
1. Kovalent bağların
homolitik kırılması ile. Yüksek enerjili elektromanyetik dalgalar ve
yüksek sıcaklık kimyasal bağların kırılmasına neden olur. Kırılma
sırasında bağ yapısındaki iki elektronun her biri ayrı ayrı atomlar
üzerinde kalıyorsa, bu tür kırılmaya homolitik kırılma denir ve her iki
atom üzerinde de paylaşılmamış elektron kalır.
2. Normal bir
molekülün elektron kaybetmesi ile. Radikal özelliği bulunmayan bir
molekülden elektron kaybı sırasında dış orbitalinde paylaşılmamış
elektron kalıyorsa radikal formu oluşur. Örneğin askorbik asit,
glutatyon ve tokoferoller gibi hücresel antioksidanlar, radikal türlere
tek elektron verip radikalleri indirgerken, kendilerinin radikal formu
oluşur.
3. Normal bir moleküle elektron transferi ile. Radikal
özelliği taşımayan bir moleküle tek elektron transferi ile dış
orbitalinde paylaşılmamış elektron oluşuyorsa bu tür indirgenme radikal
oluşumuna neden olabilir. Örneğin moleküler oksijenin tek elektron ile
indirgenmesi, radikal formu olan superoksidin oluşumuna neden olur.
Superoksit radikalinin yapımındaki artış da, oksijenin diğer radikal
türlerinin ve diğer atom merkezli radikallerin oluşumu için tetik
fonksiyonu görür.
OKSİJEN VE OKSİJEN RADİKALLERİ
Moleküler
oksijen dış orbitallerinde paylaşılmamış iki elektron içerir. Bu
elektronlar, spinleri aynı yönde ve farklı orbitallerde iken minimum
enerji seviyesindedirler. Radikal tanımına göre oksijen “diradikal”
yapıya sahip bir moleküldür. Oysa oksijenin reaktivitesi beklenenin
aksine çok düşüktür. Diradikal bir yapıya sahip olan oksijenin herhangi
bir molekül ile tepkimeye girebilmesi için, tepkimeye gireceği
molekülün de benzer yapıya (farklı orbitallerde spinlerin aynı yönde
elektron içermesi) sahip olması gerekir. Oysa başta organik moleküller
olmak üzere atom ve moleküller orbitallerinde elektronları antiparalel
ve eşleşmiş olarak içerirler. Veya paylaşılmamış elektronlar kovalent
bağlara katılmışlardır. Bunun sonucu olarak oksijenin diğer moleküllere
olan reaktivitesi son derece kısıtlanmıştır. Bu kısıtlama “spin
kısıtlaması” olarak adlandırılır. Canlıların oksijeni kullanabilmesi
için, oksijene elektron transferi yaparak spin kısıtlamasını aşmaları
gerekir. Bu işlem için canlılar bazı metal iyonlarından (Fe, Cu, Mn,
Zn) yararlanırlar.
Spin kısıtlaması nasıl aşılır
1. Oksijene elektron transferi ile. Proteinlere
bağlı metal iyonları aracılığıyla oksijene bir veya iki elektron
aktarımı katalizlenebilir. Oksijene tek elektron transferi ile
süperoksit radikali oluşur. Spin kısıtlaması kalktığı için süperoksit
oksijene göre çok daha reaktiftir. İki elektron transferi ile de
peroksi anyonu oluşur.
2. Enerji absorbsiyonu ile. Bu
mekanizma ile oksijenin iki uyarılmış formu oluşur. Singled oksijen
diye adlandırılan oksijenin bu formlarında dış orbital paylaşılmamış
elektronlarından birisinin spini değişmiştir. Zıt spinli elektronlar
aynı orbitalde (delta formu) veya ayrı ayrı orbitallerde (sigma formu)
bulunabilirler.
Canlılarda Oksijen Radikallerinin Yapımı
Oksijen
bulunan bir ortamda çeşitli fiziksel ve kimyasal etkenlerle oksijen
radikalleri yapılabilir. Vücudumuzda oluşabilen radikallerin sayısı
“yüzlerce farklı tür” şeklinde ifade edilebilirse de, bu radikaller
arasında süperoksit, H2O2, nitrik oksit ve hidroksil radikalinin özel
yerleri vardır. Hatta bu radikaller içinde süperoksit ve nitrik oksit
temel radikaller sayılabilir. Çünkü süperoksit ve nitrik oksit
enzimatik mekanizmalarla, devamlı olarak ve önemli derişimde üretilen
radikallerdir. Ayrıca bu iki radikal, biyolojik sistemlerde tanıdığımız
diğer bütün önemli radikaller ile radikal yapıda olmayan reaktif
türlerin oluşumunu başlatabilecek özelliktedirler.
Normal
biyokimyasal tepkimeler sırasında oluşan oksijen radikalleri ile
çeşitli biyolojik fonksiyonları yerine getirmek üzere üretilen nitrik
oksidin derişimleri genellikle çok düşüktür. Düşük derişimdeki reaktif
türler, hücrelerin antioksidan sistemleri tarafından inaktive
edildiklerinden önemli toksik etkilere neden olmazlar. Ancak bu
radikallerin yapımları çeşitli patolojik durumlarda artabilir,
çoğunlukla da her iki radikal bileşik grubunun oluşumu birbiri ile
paralel seyreder. Örneğin inflamasyon durumlarında aktive olan
lökositler aynı anda hem oksijen radikallerini hem de nitrik oksidi
yüksek derişimlerde sentezlerler.
Nitrik oksit, oksijen
radikalleri ile tepkimeye girerek veya oksijenli ortamlarda
oksitlenerek, kendisinden çok daha reaktif türlerin oluşumuna neden
olur. oksijen radikallerinin fazla yapımının neden olduğu etkilerin
toplamı “oksidan stres“ diye
adlandırılır. Oksidan stresi, nitrik oksidin reaktif türlerinden
kaynaklanan toksik etkilerden ayırmak mümkün olmadığından, “nitrozatif
stres” den ayırmak imkansızdır. Bu bakımdan, oksidatif hasar,
superoksitten kaynaklanan radikaller ile nitrik oksidin reaktif
türlerinin neden olduğu hasarların bir toplamıdır.
Süperoksit
Canlılarda oluştuğu ilk gösterilen radikal olan süperoksit, başlıca şu mekanizmalarla üretilmektedir:
1.)
İndirgeyici özellikteki biyomoleküler oksijene tek elektron verip
kendileri oksitlenirken süperoksit radikali oluşur. Hidrokinonlar,
flavinler, tiyoller, katekolaminler, ferrodoksinler, indirgenmiş
nükleotidler gibi yüzlerce biyolojik molekül aerobik ortamda
oksitlenirken süperoksit yapımına neden olurlar.
2.) Başta
çeşitli dehidrogenazlar ve oksidazlar olmak üzere, yüzlerce enzimin
katalitik etkisi sırasında süperoksit radikali bir ürün olarak
oluşabilir.
3.) Mitokondrideki enerji metabolizması sırasında
oksijen kullanılırken, tüketilen oksijenin % 1-5 kadarı süperoksit
yapımı ile sonlanır. Buradaki radikal yapımının nedeni
NADH-dehidrogenaz ve koenzim-Q gibi elektron taşıyıcılardan oksijene
elektron kaçağının olmasıdır.
4.) Aktive edilen fagositik
lökositler bol miktarda süperoksit üreterek fagozom içine ve
bulundukları ortama verirler. Antibakteriyel etki için gerekli olan bu
radikal yapımı, daha reaktif türlerin oluşumunu da başlatır. Yani
radikal yapımı bazı hücresel fonksiyonlar için gerekli de olabilir.
Hücresel
koşullarda üretilen süperoksit, oksitleyici veya indirgeyici olarak
davranabilir. Aldığı elektronu metal iyonuna, sitokrom c’ye veya bir
radikale verirse tekrar oksijene oksitlenir. Oksijenden daha
oksitleyici olan süperoksit bir elektron daha alırsa peroksi anyonuna
indirgenir.
2H+
O2-. + e- à O2= à H2O2
Bu tepkime biyolojik
moleküllerin oksidasyonuna neden olduğundan tercih edilmez. Aerobik
canlılarda süperoksitlerin H2O2’e çevrilmesi katalitik aktivitesi çok
yüksek bir enzim olan süperoksit dismutaz (SOD) tarafından
katalizlenir.
SOD
O2-. + O2-. + 2H+ à H2O2
SOD tarafından
katalizlenen bu tepkime “dismutasyon tepkimesi” diye adlandırılır.
Süperoksit, özellikle hafif asidik koşullarda SOD olmadan kendiliğinden
dismutasyonla da H2O2’e çevrilebilir.
SOD enziminin yüksek
katalitik etkisi nedeniyle hücrelerde süperoksit birikimine izin
verilmez. Ancak çeşitli patolojik durumlarda süperoksit yapımının
artmasıyla süperokside özgü tepkimeler görülmeye başlar:
Süperoksit
metal iyonlarını indirgeyerek bağlı olduğu proteinlerden salınımına
neden olur. kofaktörlerin oksidasyon düzeylerini bozar ve metal
iyonlarının katıldığı hidroksil radikali yapım tepkimelerini
hızlandırır.
Diğer radikallere göre daha az reaktif olsa da
indirgenmiş nükleotidlerin, bazı amino asitleri ve antioksidan
bileşikleri oksitler.
Süperoksit, hücre zarlarının hidrofobik
ortamlarında daha uzun ömürlü ve çözünürlüğü daha fazladır. Zar
fosfolipidleri nedeniyle hücre zarı yüzeyleri daha asidiktir ve
süperoksit burada daha kolayca bir proton alarak hidroperoksit
radikalini (HO2.) oluşturur. Bu radikal de çok reaktif olup, hücre
zarlarında lipid peroksidasyonunu başlatabilir ve antioksidanları
oksitleyebilir.
Hidrojen Peroksit
Hidrojen peroksit,
oksijenin enzimatik olarak iki elektronla indirgenmesi ya da
süperoksitlerin enzimatik ve non-enzimatik dismutasyonu tepkimeleri
sonucu oluşur.
Yapısında paylaşılmamış elektron içermediğinden
radikal özelliği taşımaz, reaktif bir tür değildir. Hidrojen peroksidin
oksitleyici bir tür olarak bilinmesinin nedeni, demir, bakır gibi metal
iyonlarının varlığında hidroksil radikalinin öncülü olarak
davranmasıdır.
Hidrojen peroksit özellikle proteinlerdeki hem
grubunda bulunan demir ile tepkimeye girerek yüksek oksidasyon
düzeyindeki reaktif demir formlarını oluşturur. Bu formdaki demir çok
güçlü oksitleyici özelliklere sahip olup, hücre zarlarında lipid
peroksidasyonu gibi radikal tepkimeleri başlatabilir.
Oksitleyici
özelliği nedeniyle, biyolojik sistemlerde oluşan H2O2’nin derhal
ortamdan uzaklaştırılması gerekir. Bu görevi hücrelerdeki önemli
antioksidan enzimler olan katalaz ve peroksidaz enzimleri yerine
getirir.
Hidroksil Radikali
Biyolojik ve kimyasal sistemlerde üretilen hidroksil radikali (.OH) canlılarda iki mekanizma ile oluşabilir.
1.)
İyonlaştırıcı radyasyonun etkisi ile sulu ortamda su moleküllerinin
iyonlaşması gerçekleşir.2H2O à H2O+ + e- + H2O* Uyarılmış su molekülü
(H2O*) homolitik yıkım ile; H2O+ ise bir su molekülü ile tepkimeye
girerek hidroksil radikali oluştururlar. Bu tepkimeler çok kısa sürede
gerçekleşir ve üretilen .OH, radyasyonun canlılardaki toksik etkisinden
sorumlu başlıca kimyasal türdür.
2.) Hidrojen peroksitin eksik
indirgenmesi ile .OH yapımı, vücutta bu radikalin en önemli kaynağıdır.
H2O2’nin iki elektron ile indirgenmesi ile su oluşurken, tek elektron
ile indirgenmesi .OH yapımına neden olur. bu tür indirgenme Fe, Cu gibi
metal iyonları tarafından katalizlenir. Askorbik asit, süperoksit gibi
indirgeyici bileşiklerin de bulunduğu ortamda oksitlenen metal iyonu
tekrar indirgendiğinden H2O2’den .OH yapımı sürekli bir duruma gelir.
Fe, Cu
H2O2 + Askorbat (veya O2-.) à .OH + semidehidroaskorbat
Haber-Weiss
tepkimesi ya da fenton tepkimesi olarak adlandırılan bu tepkime ile .OH
oluşacağı vücutta üretilen H2O2 derişimi ve serbest metal iyonunun
varlığına bağlıdır. Süperoksit hem H2O2’nin öncülü hem de metalleri
indirgeyici bir tür olduğundan; süperoksit proteinlere bağlı metallerin
indirgenip serbest kalmasına da neden olabildiğinden, biyolojik
koşullarda süperoksit oluşumunun arttığı ortamda .OH üretimi
kaçınılmazdır. Fenton tepkimesini katalizleyen en aktif metal iyonları
demir ve bakırdır.
Biyolojik sistemlerin tanıdığı en reaktif
tür olan .OH, su dahil ortamda rastladığı her biyomolekülle tepkimeye
girer. Hidroksil radikalinin tepkimeleri başlıca:
a) Elektron transfer tepkimeleri
b) Hidrojen çıkarma tepkimeleri
c) Katılma tepkimeleri
Bütün bu tepkimeler, .OH’ın paylaşılmamış elektron içeren dış orbitaline elektron alma ilgisinden kaynaklanır.
Katılma
tepkimeleri, özellikle elektronca zengin moleküllerle (pürin ve
primidin bazları, aromatik amino asitler gibi) gerçekleşir.
Hidroksil
radikalinin organik moleküllerden hidrojen atomu alarak suya
indirgendiği tepkime, hidrojen çıkarma tepkimesi olarak bilinir.
Hidroksil
radikali ile oluşan en iyi tanımlanmış biyolojik hasar, lipid
peroksidasyonu olarak bilinen serbest radikal zincir reaksiyonudur.
Her
tür biyolojik molekül .OH’ın bir hedefi ise de özellikle elektronca
zengin bileşikler tercihli hedeflerdir. Nükleik asitler, proteinler ve
lipidlerde başlatılan radikalik tepkimelerde binlerce farklı ara
ürünler oluşabilir.
DNA ile tepkimesi sonucu baz
modifikasyonları, baz delesyonları, zincir kırılmaları gerçekleşebilir.
İleri derecedeki DNA hasarları tamir edilemediğinden hücre ölümüne
neden olur.
Proteinler üzerinde oluşan oksidasyonlar yapı değişimine neden olacağından proteinleri proteolitik yıkıma götürür.
Hücre
zarı su içermediğinden .OH’ın başlıca hedefi yağ asididir. Zar
lipidlerinin peroksidasyonu zarın yapısını bozar ve geçirgenliğini
artırıp yine hücre ölümüne neden olabilir.
Özellikle .OH
yapımını katalizlemelerindeki etkileri nedeniyle, canlılarda metal
iyonların radikal hasarlarından birinci derecede sorumludurlar ve bu
etkiye sahip olamadıkları formda (proteine bağlı) tutulmalıdır.
SİNGLET OKSİJEN
Oksijenin
enerjetik olarak uyarılan bu formunda reaktivite çok yüksektir. Aldığı
enerjiyi çevreye dalga enerjisi şeklinde verip yeniden oksijene
dönebilir. Başlıca şu mekanizmalarla vücutta oluşabilir:
a) Pigmentlerin (örneğin flavin içeren nükleotidler, retinal, bilirubin) oksijenli ortamda ışığı absorblamasıyla
b) Hidroperoksitlerin metaller varlığındaki yıkım tepkimelerinde
c) Kendiliğinden dismutasyon tepkimeleri sırasında
d) Prostaglandin endoperoksit sentaz, sitokrom p450 tepkimeleri, myelo/kloro/laktoperoksidaz enzimlerinin etkileri sırasında
Oksijenin bu enerjetik reaksiyonu sonucunda iki tip singlet oksijen üretilir.
Sigma singlet oksijen : Enerjisi daha fazladır ve çok kısa ömürlüdür.
Delta singlet oksijen : Daha uzun ömürlüdür ve gözlenen kimyasal reaksiyonlardan esas sorumlu form olduğu kabul edilmektedir.
Singlet
oksijen diğer moleküllerle etkileştiğinde ya içerdiği enerjiyi transfer
eder, ya da kovalent tepkimelere girer. Özellikle karbon-karbon çift
bağları singlet oksijenin tepkimeye girdiği bağlardır. Doymamış yağ
asitleri ile de doğrudan tepkimeye girerek peroksi radikalin, oluşturur
ve .OH kadar etkin bir şekilde lipid peroksidasyonunu başlatabilir.
NİTRİK OKSİT
Nitrik
oksit, çok önemli biyolojik fonksiyonları yerine getirmek üzere
üretilen nitrojen merkezli bir radikaldir. Paylaşılmamış elektron
aslında nitrojen atomuna ait ise de, bu elektronun hem nitrojen hem de
oksijen atomu üzerinde delokalize olması nedeniyle tam radikal özelliği
taşımaz. Bunun sonucu, bilinen diğer radikallere göre reaktivitesi
baskılandığından oldukça uzun ömürlüdür.
Oksijen radikalleri
çok sayıdaki enzimatik ve enzimatik olmayan yollar ile
fiziksel/kimyasal mekanizmalarla oluşturulurlar. Oysa vücudumuzda NO
sentezini sağlayan mekanizmalar son derece kısıtlıdır. Vücuda giren
nitro bileşiklerinin metabolize edilmesi sırasında oluşan NO bir tarafa
bırakılacak olursa, endojen NO oluşturan tek kaynak nitrik oksit sentaz
(NOS) enzimidir. Bu enzimin nöronal, endOtelyal ve indüklenebilir olmak üzere 3 formu vardır.
Radikal
olarak reaktivitesi düşük olan NO, metal içeren merkezler ve radikaller
ile büyük bir hızla tepkimeye girer. Özellikle lipid radikaller ile
tepkimeye girmesi NO’e antioksidan bir etki de kazandırır.
Fizyolojik
değişimde üretilen NO esas olarak oksihemoglobin tarafından nitrata
(NO3-) oksitlenerek aktivitesi sonlandırılır. Oksijen radikallerindeki
durumun aksine, nitrik oksidi ortamdan temizleyen herhangi bir özel
enzim yoktur. Aerobik ortamda NO stabil değildir. Derişiminin artması
ile oksidasyonu hızlanır. Bu nedenle ortamdaki derişimi ile kendi ömrü
arasında ters bir orantı vardır.
v Radikalik tepkimeler şu durumlarda sona erer.
a) Oluşan radikallerin antioksidanlar ile indirgenmesi
b) Radikallerin birbirleri ile tepkimeleri
c) Ortamda tepkimeye girebilecek bileşik kalmaması
Buna
göre hücresel koşullarda, oluşan radikalin çok erken safhalarda
indirgenmesi biyomoleküllerin korunması bakımından hayati öneme
sahiptir.
ENZİMATİK ANTİOKSİDANLAR
NON-ENZİMATİK ANTİOKSDANLAR
Süperoksit dismutaz
Redükte glutatyon
Katalaz
Tioller
Glutatyon peroksidaz
Vitamin C
Glutatyon redüktaz
Vitamin E
b-karoten
Diğer non-enzimatik antioksidanlar
Serbest
radikaller çeşitli hastalıkların patogenezinde önemli rol oynarlar.
Diabet ve diabet komplikasyonlarının gelişimi, kanser, yaşlılık, Behçet Hastalığı gibi çok sayıda hastalıkta serbest radikal üretiminin arttığı ve antioksidan savunmaların yetersiz olduğu gösterilmiştir.
Ancak
bu hastalıkların çoğunda, serbest radikallerin hastalığın bir sebebi
mi, yoksa bir sonucu olarak mı meydana geldikleri bilinmemektir.
NE KADAR RADİKAL YAPIMI
Yaşam
için mutlaka gerekli olan oksijen, canlıların yaşamının sona
erdirilmesinde de etkili olan faktörlerin başında gelir. Canlıların
yaşlanması, radikallerin neden olduğu kalıcı hasarların bir birikimi
olarak değerlendirilmektedir.
Vücutta üretilen radikaller her
zaman tehlikeli kimyasal türler olarak değerlendirilmemelidir.
Oksijenin biyokimyasal tepkimelerde kullanılması için reaktif
formlarına çevrilmesi zorunludur. Örneğin:
Steroid yapıdaki çok sayıdaki bileşiklerin, eikozanoidler gibi biyolojik aktif moleküllerin sentezi
Ksenobiyotiklerin detoksifikasyonu
Çok sayıdaki oksidaz ve hidroksilaz enzimlerinin etkileri için
Sitotoksik etkilere sahip hücrelerin fonksiyonları için
radikal yapımı olmazsa olmaz bir koşuldur
Biyolojik
ihtiyacın üzerinde üretilen radikaller gözlenen toksik etkilerden
sorumludurlar. Çevresel faktörler (Örneğin: iyonlaştırıcı radyasyon),
vücuda alınan çeşitli kimyasal bileşikler, çeşitli enfeksiyonlar, doku
travmaları gibi patolojik durumlar vücutta radikal yapımında artışa
neden olurlar. Düşük derişimdeki radikal yapımının etkileri çok uzun
bir süreç sonunda örneğin yaşlanma sonunda görülürken; yüksek derişimde
ve yaygın radikal yapımının etkileri kısa sürede ve ciddi bir patolojik
durum olarak karşımıza çıkabilir

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Oksijen ve Canlılar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editorial Yazar Hakkında:Türkiye Bilim Sitesi
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
Sponsor Bağlantılar

|
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı. |
|