|
GenBilim Editorial
|
|
Pazar, 30 Kasım 2008 |
Okunma: 2934 kez
Erasmus Darwin (1731-1802), ‘Evrim Teorisi’ ile adı özdeşleşmiş olan Charles Darwin’in dedesidir ve eserlerinde, torunundan önce canlıların evrim geçirdiğini savunmuştur. Onun eserleri, kendi döneminde özellikle Alman doğa felsefecilerinin ilgisini çekmiştir. Ama modern zamanlarda, Charles Darwin’in dedesi olması onun asıl ilgi çekme sebebi olmuştur. Erasmus Darwin, Lamarck ile aynı dönemde, hatta ondan birkaç yıl önce, onunkilere çok benzer fikirleri savunmuştur.
O da, Lamarck ve 18. yüzyılın birçok düşünürü gibi daha basit olan
canlıların ‘kendiliğinden türeme’ yoluyla oluştuklarını savunuyordu.
Lamarck ile asıl önemli benzerliği, canlıların çevreyle etkileşim
sonucunda yeni özellikler kazandıklarını ve bu özellikleri sonraki
nesillere kalıtım yoluyla aktardıklarını söylemesidir. Erasmus’un 1794
yılında yazdığı ve en önemli eseri olan ‘Zoonomia’da, ‘sonradan
kazanılan özelliklerin aktarılması’nın evrimdeki rolüne ilişkin
sözlerini Osborn, bu yaklaşımın ilk ifade edilmesi olarak
göstermektedir.
Erasmus’un yaklaşımında, canlının evriminde kendi çabası önemlidir.
Açlık, susuzluk ve benzeri durumlara karşı gösterilen tepkilerle, zevk
ve acı gibi unsurlardan doğan çabalar canlının gelişmesini ve yeni
özellikler kazanmasını sağlar; sonra bunlar yeni nesillere aktarılır.
Erasmus’un fikirleri, canlıların ortak bir atadan gelmiş olabileceğini
söylemesi açısından önemlidir. O, insanın maymunla ortak bir atadan
gelmiş olabileceğini de söylemiştir. Ancak torunu gibi, ortak atadan
sonra dallanan soy ağacından bahsetmemiştir.
Erasmus Darwin’in, Lamarck ile benzerlikleri dikkat çekicidir ve bu
benzerlikler birçok kişinin aklına birinin diğerinden alıntı yapıp
yapmadığı sorusunu getirmiştir. Bu iki bilim adamının hiçbirinin
eserinde diğerinden bir bahis yoktur. Konuyu detaylıca inceleyenler, bu
iki düşünürün birbirlerinden bağımsız bir şekilde aynı fikirlere
ulaştıkları sonucuna varmışlardır. Erasmus bir
fizikçiydi ve Lamarck’ın biyolojiyle ilgili geniş kapsamlı yayımlarına
karşı onunkiler çok sınırlıdır; eğer Charles Darwin onun torunu
olmasaydı, evrim konusundaki ilginç yaklaşımlarının unutulmuş olacağı
düşünülmektedir. Erasmus ile Lamarck’ın arasındaki ilginç
benzerliklerin sebebi her iki düşünürün de Buffon’dan etkilenmesi
olabilir. İlk olarak Buffon, ‘ortak ata’, ‘evrim’ ve ‘maymundan
insanların türemesi’ ihtimalleri üzerinde durmuş ve tüm bu fikirleri
reddetmiştir. Buffon’u okuyan her iki düşünürün, onun gündeme getirip
reddettiği bu fikirleri, kabul ettikleri için birbirlerine benzedikleri
bence en mantıklı açıklamadır.
Erasmus, canlıların daha kompleks bir yapıya doğru
evrimleşmelerinin, Tanrı tarafından canlılara içkin yaratılan
özelliklerle mümkün olduğunu savunuyordu.
Yazılarında savunduğu fikirlerin Kitabı Mukaddes ile uyum içinde
olduğunu göstermek için Kitabı Mukaddes’ten alıntılar yapıyordu.
O, Tanrı’nın, araçsal sebeplerle -doğa yasaları içinde kalarak ve bu
yasaları kullanarak- canlıların yaratılışını gerçekleştirdiğini
savunuyordu. Aslen fizikçi olan ve Newton ile Leİbniz’den etkiler
taşıyan Erasmus’un yaşadığı çağda birçok düşünür benzer bir yaklaşım
gösteriyordu. Her ne kadar Ernst Mayr gibi bazı önemli evrimciler
Erasmus’un torununa etkisini küçümsüyorlarsa da23
dedesinin kitaplarını okuduğu bilinen Darwin’in, dedesini okumasaydı
aynı teoriyi ortaya koyup koyamayacağı şüphelidir. Anlaşılıyor ki
Charles Darwin, gözlemlerine başlamadan önce de zihninin bir köşesinde
bu teoriyi biliyordu. Yani ‘tabula rasa’ (boş) bir zihinle gözlemlerini
yapıp da sonradan teorisini oluşturmuş değildir. En azından bu teori,
Charles Darwin için test edilmesi gerekli bir hipotez niteliğindeydi;
üstelik bu hipotez aile mirasından geliyordu.

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Erasmus Darwin
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |