Okunma: 5857 kez
Bilim geliştikçe geçmişimizle alakadar çarpıcı buluşlarla karşılaşıyoruz. İnsanlığın geçmişinde yitik vakitler var. 50.000 sene öncesini biliyor fakat 8.000 sene öncesini bilmiyoruz, 35.000 sene öncesinin kanıtlarını buluyor ve bu kanıtların 6.000 sene öncesinden daha ileri 1 uygarlığı ima ettiğini görüyoruz ama nedenlerini bulamıyoruz. fakat en azından bundan sonra atalarımız maymundu demiyoruz...
İnsanlığın geçmişi aşağı yukarı 8.000-10.000 sene arasındadır, bu periyod Buzul Çağı öncesine götürülerek arttırabilir fakat Buzul Çağı´ndan ve öncesinden kalan izler kafamızı daha epey karıştırabilir. Bilim "Homo Sapiens" in yani bugünkü insanın geçmişini arkeolojik bi şekilde 6 bölüme ayırmaktadır;
Tarih Çağı Bugün-Milat/1. sene
Demir Çağı Milat-MÖ bir.000
Bronz Çağı MÖ bir.000-MÖ iki.000
Neolitik Çağ MÖ iki.000-MÖ 4.000
Mezolitik Çağ MÖ 4.000-MÖ 8.000
Geç Paleolitik Çağ MÖ 8.000-MÖ 12.000
Ama bu ayırım yalnızca 1 genellemedir, tarihsel deneyseldir ve
bölünmeler yapaydır, öte yandan buluşlara ve bilimsel gelişmelere göre
de değişkendir. mesela Bronz Çağı´ndan önceki döneme 1 vakit evvel Taş
Devri deniyordu ve bu tarif epey hatalıydı. Çünkü Taş Çağı ya da devri
günümüzde de sürmektedir, Avustralya Aborjinleri, yepyeni Gine
yerlileri, Amazon içlerinde yaşayan kabileler, Afrika Kalahari
Çölü´ndeki Buşmenler 20. Yüzyıl´da yaşamalarına rağmen Taş Çağı
kültüründedirler. muhtemel 1 nükleer cenk sonrasında belki de beş ya da
10 1000 yol sonraları onlar yine varolabilirler ve yaşamlarını bugünkü
gibi sürdürebilirler.
Onbin sene önceki çiçekli cenaze töreni;
Bilindiği kadarıyla Homo Sapiens yani bizler son büyük buzlanma
döneminin ortalarında ortaya çıktık ve bu sezon yaklaşık on.000 sene
önce sona ermişti. hakikat insanın izleri bugün genellikle Avrupa´da,
İskandinavya, Fransa ve Almanya´da bulunmuştur ve birtakım aktüel
kuramlara göre ise, Artrik Bölgesi yani Kuzey Kutbu buzlanmanın
merkeziydi, epey sert kışlar, rutubetli, karlı soğuk yazlar
yaşanıyordu. Yaşamak sebebiyle öncelikle soğuktan korunmaya
çalışılıyor, örtünme güdüsü gelişiyor ve daha sıcak yerlere ulaşılmaya
çalışılıyordu. Zekanın gelişmesi sebebiyle sıcak iklimler şarttı, açık
havada yaşamak, tarım yapabilmek sebebiyle gerekliydi. Neandertal
insanın Homo Sapiens insanın ilk döneminde yaşadığı düşünülmektedir,
mitik 1 iman bi şekilde Neandertal insanın Sapiens´in atası olduğu da
varsayılmaktadır. Orta Doğu, Cebelitarık ve Kuzey Afrika´da bulunan
Neandertal insan kafataslarının kapsamlı bi şekilde, alınları çıkıntılı
ve çeneleri sivridir fakat kafatası kapasiteleri yüksektir; 1300-1500
cm3 arasındadır buna karşın Avrupalı Homo Sapiens´lerinki 1100-1700 cm3
arasında değişmektedir. ama kafatası büyüklüğünün yani beynin
büyüklüğünün zeka birlikte alakadar olduğu bundan sonra kabul
edilmemektedir yani beynin büyüklüğü üstün zekayı göstermez. Burada
asıl kritik olan Neandertal insanın davranış biçimidir, Neandertaller
ölülerini gömecek üstelik 1 cenaze töreni yapacak kadar bilinçliydiler,
Irak´da Şanidar´da Mağarası´nda bulunan 1 mezarda ölünün çevresi yaban
çiçeği kalıntılarıyla doluydu; bu 1 insan davranışıdır ve maymunsu 1
hayvanı göstermemektedir.
Cro-Magnon insanların giyim modası;
Eğer Neardertal insanı 1 maymunsu insan türü bi şekilde
varsaymazsak, Homo Sapiens´in yani bizlerin atası olduğunu daha kolay
kabul edebiliriz. bütün 2 grup da, Kuzey Yarımküre´de yaşamışlar, Güney
İngiltere´den Missisipi Deltası´na kadar yayılmışlardı fakat karanlık 1
nokta daha vardır; niçin bütün 2 grup buz kütlelerinin daha az olduğu
batı Avrupa´yı tercih etmemiştir? Acaba Kuzey Kutup noktasının daha
güneyde bulunduğu varsayımında yanılıyor mümkün miyiz? Homo Sapiens´in
ilk örneklerini Cro-Magnon diye tanımlıyoruz, Güney Fransa´da bulunan
iskeletler bize onların tipik Avrupalı olduklarını gösteriyor, ortalama
boy bir.80´dir ve kafatasları bugünkü insanlardan daha büyüktür.
birtakım antropologların entresan 1 iddiası vardır; 1 toplum bi şekilde
yaşamayı bilen Cro-Magnon insanların zekasının bugünkü insanın
zekasından daha yüksek olduğunu öne sürerken misal bi şekilde da o
dönemin hayat koşullarında yalnız üstün 1 zekanın yaşamını
sürdürebileceğini sav ediyorlar. Örnek bi şekilde da, mağara duvar
resimlerini gösterirken, resimleri 1 sanat eseri bi şekilde
tanımlıyorlar. Cro-Magnon ressamlar gördükleri hayvanları kusursuz
resmederken, insanları da çizmişlerdi ve resimlerde bu insanların
giyimli oldukları görülüyordu. Gerçekten de, Rusya´da bulunan 1
Cro-Magnon kalıntısının üzerinde kürklü 1 pantalon, işlemeli 1 gömlek,
boynunda 1 kolye vardı. Takılar, deniz kabuklarından ve hayvan
kemiklerinden yapılmıştı. Antropologlar, kalıntıların 33.000 sene
öncesinden kalmış olduğunu belirlediler.
Ya 30.000 sene önceki beyin ameliyatı gerçekse?
Bu tarihleme, diğer geleneksel görüşlerin epey ötesine taşmaktadır.
Kaya resimleri daha birçok yerde bize yüksek 1 kültürün izlerini
gösteriyorlar; insanlar giyimlidir, kadınları etekleri bulunur,
pantalonlu erkeklerin yanısıra şortlu olanları da bulunur üstelik
kundura ve bot giymektedirler. İnsan yüzleri daha da şaşırtıcıdır;
erkeklerin yüzleri traşlıdır ve saçları kesilmiştir, bunu nasıly
yapıyorlardı? Demir Çağı öncesinde metalik aletler yoksa, neyle traş
oluyorlardı? Ve en garibi aralarında ak uzun saçlı olanları
görülüyordu. Neolitik ve Mezolitik insanın giyimli ve traşlı olduğunu
biliyoruz fakat onların hayat dönemi MÖ 8.000 birlikte 4.000
arasındadır, oysa biz burada 30.000 sene evvel yaşayan insan türünden
söz ediyoruz. Cro-Magnon insanların hayat merkezlerinde kemik ve
fildişinden yapılmış çok güzel iğneler ve düğmeler bulunmuştur. eşdeğer
çeşit düğme ve iğnelerin Avrupa kültüründe birkaç 1000 öncesinde yalnız
kullanıldığı 1 diğer gerçektir. fakat inanılmaz 1 hakikat daha var;
birtakım Neolitik kafataslarında düzgün delikler bulundu. Kafatasını
delme operasyonu gönümüzde 1 tümörü ya da kan pıhtısını almak sebebiyle
veya kafatası kırılmalarında çökük parçayı düzeltmek sebebiyle
yapılmaktadır. kuvvet 1 operasyon olduğu kadar, büyük 1 dikkat, ustalık
ve performans gerektirir. Neolitik insanların bunu yapabildiklerine
inanmak epey güçtür. şayet yaptılarsa ilkel aletlerin epey ötesinde
aletleri olması gerekirdi, çakmaktaşından bıçaklarla, anestezi olmadan
ve hijyenik kurallar bilinmeden böyle 1 beyin operasyonu nasıl
yapılırdı? Ve günümüzün Neolitik toplumlarında böyle 1 veri ve hadise
yoktur. Öyleyse, insanlığın ilkel dönemi bi şekilde kabul ettiğimiz
çağlarda yaşayan atalarımızın ulaştığı medeniyet düzeyi sandığımızın
veya bildiğimizi zannettiğimizin epey üstündedir. Eski Mısır ressamları
Ebu Simbel Tapınağı´nda görüldüğü gibi karanlık koridorlara ve yeraltı
odalarının duvarlarına fotoğraf yapabilmek ya da makale yazabilmek
sebebiyle, yağ kandilleri kullanıyorlardı, kandillerin bıraktığı is
lekeleri halen görülmektedir. fakat gerek Cro-Magnon´ların, gerekse de
Neolitik insanların mağaralarında bu çeşit izler yoktur. Fransa,
Cabrerets´de bulunan labirent türü dev mağara sisteminde yüzlerce
metrelik kısa koridorlar bulunmaktadır ve o karanlık koridorların
duvarlarına muhteşem bizon resimleri yapılmıştır. Peki, ilkel insanlar,
hangi teknikle karanlık mağaraları aydınlatıyorlardı? Bizim halen
bulamadığımız 1 teknikleri mi vardı? şayet böyleyse, Eski Mısırlılar bu
tekniği niçin bilmiyorlardı? Kısacası, ilk insanlar bizlerden daha
akıllı mıydılar? Eidetik belleklerinin yani önceden algılanan objelerin
zihinde epey net 1 biçimde canlandırılması yeteneklerinin epey gelişmiş
olduğu kesindir. Gördükleri bütün detayları duvar resimlerine
aktarıyorlardı.
Mağaralarda ne arıyorlardı?
Ve şu an 1 paradoksumuz var; bizler Paleolitik insanın Cro-Magnon
insan tarafından karakterize edildiğini söylüyoruz, fiziksel
üstünlükleri, geniş beyin kapasiteleri ve zekaları ortadadır, eidetik
belleklerini de biliyoruz fakat onları en ilkel koşullarda buluyoruz.
niçin ve nasıl? Neolitik dönemden kalma 1 şehir, köy veya büyük 1
yerleşim merkezi henüz bulunamamıştır, niçin mağaralarda yaşıyorlardı?
Buna karşın, Paleolitik insanların yaşadıkları ufak köylerin Avrupa´da
kalıntıları bulunmuştur. Arada neler oldu? Paleolitik dönemden
sonraları yaşayan Neolitik insanların yerleşim merkezleri niçin
bulunamıyor? Ya daha da öncesi? 30.000 sene önce üstün 1 medeniyet var
olduysa, 12.000 sene önceki Paleolitik Çağ´da bu medeniyet yok olduysa
ve sonraları yine Neolitik Çağ´da yükseldiyse, iniş ve çıkışların
nedeni nedir? Gerçeği nasıl öğreneceğiz? Güney İspanya Sierra
Morena´daki mağara duvarlarında bulunan 1 grup sembol bizlere 1 makale
türünü göstermektedir ve 20.000 sene öncesine aittir, benzerleri
Brezilya ve İzlanda´da bulunmuştur. Homo Sapiens birlikte yani bizim
geçmişimizle alakadar 2 bulmacayı çözmemiz gerekiyor; şayet Homo
Sapiens´in gelişmiş yeteneklerinin tarihi 12.000 yıllıksa, Taş Çağı
insanının yeteneklerini nereye koyacağız? Ve şayet ciddi kanıtlara
göre, insan zekasının geçmişi 35.000 sene öncesine kadar gidiyorsa
niçin yerleşik düzeni gösteren medeniyet izlerini bulamıyoruz? Önümüzde
yalnızca 6.000 yıllık 1 uygarlığın kalıntıları duruyor. 30.000 yıllık 1
boşluktan sonraları, nasıl oldu da topu topu 5.000 sene içinde
kentleşmeye ve teknolojiye ulaşıp, matematiği, tarımı, tıbbı birdenbire
öğrendik? Aradaki dev boşluğu açıklayabilecek hiçbir bilimsel görüş
yoktur. Aranan açıklama, Daniken türü uzaylılar yaklaşımı şeklinde
değildir fakat dünyadışı 1 ilişki olasılığı da hemen reddedilemez
sebebi mantıklıdır.
Efsaneler bizi gerçeğe götürebilir...
Sayısız mitolojik anlatı, hep göklerle ilgilidir ve daima uçan
insandışı yaratıklardan söz edilir. şayet 1 vakitler dünyadışı canlılar
buradaysalar, acaba Cro-Magnon insanlara birşeyler öğretmiş ya da
bırakmış olamazlar mı? ırak geçmişin medeniyet düzeyinin nedeni bu
mümkün mi? Aranan ve lazım olan ispatlar milyonlarca tonluk buz
kütlelerinin altında yani kuzey yarımkürenin kuzeyinde mümkünler ve
bizler onlara ulaşıncaya kadar orada duracaklar. Tarih öncesi insanlar
bundan sonra ilgimizin odağıdır, Erken Paleolitik Çağ´ın başlangıcı üç
milyon sene öncelere ulaşır yani karşımızda kapkara dev vakit dilimleri
bulunur. Taş Çağı´nın ufak insan toplulukları bize bütün öyküyü
anlatmıyorlar, elimizde milyonlarca insanın yokolduğunu anlatan
efsanelerden farklı birşey yok. şayet bu efsanelerin temelinde hakikat
saklıysa, geçmişimizde zeki insanlar, kültür ve üstelik medeniyetler
varolmuş mümkün. Onları neyin yok ettiğini bilmiyoruz? Doğa mı niçin
oldu yoksa birbirini mi yok ettiler? ama topyekün yokuluşu ve yıkımı
gösteren kanıtların azlığı nedeniyle doğasal facialer olasılığı daha
fazladır. Vardığımız netice açıktır; insan 1 hayvanın sonucu değildir
yani 1 maymundan insan ortaya çıkmamıştır, Prehistorik insanların
zekasını 1 maymunun düzeyine indirmek insanın kendisini küçümsemesidir.
Maymunlar 50.000 yıldan günümüze henüz akıllanıp, zeka sahibi
olamadılar. Aksi halde, "Maymunlar Cehennemi" nin gerçekleştiğini
gerçekten görürdük...

Etiketler:
Bilimler
Arkeoloji
30.000 Yıl Önce Daha mı Uygardık?
|
| 1 | merhaba 
bahadır kanak 2009-03-13 04:35:22 insanlık bana göre hiçbir zaman ilkel olmadı(mecburiyet dışında)arkeolojik kalıntılara bakıldığında şu an bildiğimiz çoğu alet o zamanlardada vardı
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |