Kas
29
2008
|
Dünyanın Kalan Zamanı |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
GenBilim Editorial
|
|
Cumartesi, 29 Kasım 2008 |
Okunma: 2408 kez
Küresel ısınma ve küresel iklim değişimi süreci, şimdiye kadar gerçekleşmiş ve gerçekleşmekte olan ekolojik afetlerin en tehlikelisi bir şekilde kabul edilmektedir. Bu olayın önüne geçmek sebebiyle gereken önlemlerin bugün alınması halinde dahi, doğacak zararların önüne geçilemeyeceği hususunda bilim insanlarının düşünce birliğine varmış olmaları, bu olaya ait potansiyel tehlikelerin ne kadar büyük olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu konuda yıllarca çalışmış bilim insanları ve uzmanların kanaat ve
düşünceleri şöyle ifade edilmektedir: Küresel ısınmaya niçin olan sera
gazları salınımı hemen durdurulsa dahi gezegenimiz 10 yıllarca ısınmaya
sürek edecek ve bu ısınmanın etkileri 50 – yüz sene boyunca sürecektir.
İngiltere’deki milletler Arası İklim Konferansı’na sunulan raporda,
geri dönülmez noktaya yaklaşan küresel ısınmada meydana gelecek
1-3?C’lik sıcaklık artışlarının gelecek yüz sene içinde yapacağı
tesirler şöyle sıralanmaktadır... (2005 Şubat – Dış Basın)
* 2025 yılına kadar Avustralya ve Güney Afrika Tropikal Ormanları
yok olacak. Akdeniz bölgesinde orman yangınları artacak, gıda üretimi
ve su kaynakları azalacaktır.
* 2050’de Avustralya’daki mercan resifleri yok olacak. Alpler’deki
bitki ve hayvan türleri azalacak, Çin’in büyük ormanları hızla ölecek,
suların yükselmesiyle verimsiz ve kurak hale gelen topraklardan
göçedecek insan sayısı 150 milyona ulaşacak.
* 2070’te Kuzey Buz Denizi bütün canlıları birlikte yok olacak,
Amazon Ormanları’nda ziyan geri dönülemez noktaya ulaşacak, 5.5 milyar
insan besin sıkıntısı çekecek.
Bu afetler dizisi, aşağıda belirtilen gerçeklere dayalıdır (Flavin and Dunn 1998)...
1) İnsan aktivitesinden kaynaklanan ve atmosferde biriken en kritik
sera gazlarından karbondioksit, fosil yakıt kullanımı birlikte artmış
ve gittikçe artmaya sürek etmektedir.
2) 1 karbondioksit molekülünün atmosferdeki ömrü 50 – yüz sene bi şekilde tahmin edilmektedir.
3) Küresel Karbon yayılımı 1996 yılında 6.iki milyar ton birlikte
rekor düzeye çıkmıştı. Bu miktar 1950 yılına ait CO2 yayılımının
yaklaşık 4 katıdır.
4) Sanayileşmiş ülkeler, 1950 yılından günümüze atmosferde biriken
karbon salınımının % 76’sından sorumludur. Ulaşım sektörünün süratli
gelişim göstermesi, bu konuda büyük 1 paya sahiptir. Çünkü 1950 yılında
50 milyon olan motorlu vasıta sayısı, günümüzde 500 milyonun üzerine
çıkmıştır. eşdeğer gelişim ülkemiz içinde geçerlidir.
5) Gelişmekte olan ülkelerde de elektrikli konut aletleri kullanımı
artmış, motorlu ve diğer teknik vasıta sayısı gittikçe çoğalmış ve bu
yolla da karbon yayılımı katlanarak büyümüştür.
6) Kyoto protokolünü hazırlayan bilim insanları, şimdiye kadar
yapmış oldukları araştırmalara dayanarak 3 esas ilke üzerinde durmuşlar
ve bu ilkelerin benimsenerek uygulamaya konması sebebiyle büyük gayret
harcamışlardır.
Küresel ısınmayı ve buna bağlantılı bi şekilde küresel iklim
değişimini 1 dereceye kadar engelleyebilecek strateji bi şekilde kabul
ettikleri bu 3 esas ilkeyi şu biçimde belirlemişlerdir:
* her dünya sebebiyle yaklaşık 200 milyar dolar tutarındaki
geleneksel güç üretim kaynaklarını destekleme fonu azaltılmalı, karbon
vergisi fonları, temiz güç üretimi sebebiyle harcanmalıdır.
* güç kullanımında verimlilik ve tasarruf önlemleri alınmalı ve yaygınlaştırılmalı.
* Temiz güç kaynakları bulunması ve kullanılmasını destekleyecek
önlemler alınmalıdır. mesela güneş, rüzgar, üstelik deniz dalgaları
enerjisinden yararlanılmalıdır. Bu hususta Japonya’nın “Güneş Enerjisi
Damlar Projesi” misal bi şekilde verilebilir. Kyoto protokolünün
uygulanması birlikte bu 3 esas ilkeye dayanan sera gazları salınımı
kritik ölçüde azalacaktır. Onun sebebiyle bu protokol bütün insanlığın
umut kaynağı olmuştur. Rusya’nın bu protokole 2004 yılında taraf
olmasıyla, küresel ısınmaya karşı alınabilecek önlemlerin önündeki
engellerin kalkması nedeniyle, 2004 yılına bu potansiyel tehlike
sebebiyle dönüm noktası bi şekilde bakılmaktaydı. Kyoto protokolünün
yürürlüğe girmesiyle insanlık küresel ısınma sonucunda meydana
gelebilecek ekolojik afetlerin 1 dereceye kadar azaltılabileceğini ümit
etmektedir. yalnız alınan önlemlerin müspet etkisi epey uzun seneler
sonraları ortaya çıkabilecektir. buna ilave olarak dünya üzerindeki her
ülkelerin kendine düşen sorumluluk ve yaptırımları ne dereceye kadar
yerine getireceğini de vakit gösterecektir. Çünkü hükümetler, Kyoto
Protokolünde taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmekte,
birtakım sosyal engeller (çarpık kentleşme, toplumun hayat düzeyini
devamlı bi şekilde yükseltme eğilimi, etraf tahribinin 1 türlü
önlenememesi, ekonomik kâr ve fayda hırsının ağır basması vb.)
nedeniyle zorlanmaktadır. birtakım bilim insanları ayrıca, ABD’nin bu
protokolü imzalamamasının, başarı umutlarını azalttığını ifade
etmektedirler. Bu umutsuzluklarını “Küresel ısınma sorununun çözümü
sebebiyle birçok jenerasyonların çalışması gerekecektir.” şeklinde dile
getirmektedirler. Çözüm içinde şu anahtar bilgileri vermektedirler:
“Sorunun çözümü sebebiyle yalnızca 1 adet sihirli değnek yoktur. Çok
yönlü siyasi önlem ve yaklaşımlar bu sorunun çözümü sebebiyle
uygulanacak en doğru yoldur.” Bu yolda başarılı olabilmek sebebiyle
aşağıda açıklanan gerçeklerin hiçbir vakit gözden ırak tutulmaması
gerektiğini vurgulamaktadırlar.
* Küresel ısınma ve iklim değişikliği olayını bundan sonra geri
çevirme olanağı yoktur. Yapılabilecek tek şey, değişim hızını kesip
ekstrem derecede zararlı etkilerden kurtulmak olacaktır.
* Küresel ısınma olayının en tehlikeli yanı, bunun süratli
ilerleyen 1 trene benzemesidir. Frene ne kadar çabuk basarsanız basın,
treni hemen durduramazsınız. Ne kadar geç basarsanız o kadar epey yol
alır.
* lazım önlemleri almada ve isteksiz davranışlarda, bütün ne kadar
ekonomik fikir ve çıkarlar rol oynamakta ise de, bu tutum ve
davranışların temel nedeni şudur; İnsanların olayları kavrayabilmesi
sebebiyle mevcut veri düzeyleri ve yeteneklerinin, ekolojik afetlerin
gelişme hızının epey gerisinde kalmasıdır. Bunun da temelinde şu
hakikat yatmaktadır: bütün canlılar sebebiyle son aşama tehlikeli
meseleler, farkına varılması çoğunlukla en kuvvet olan sorunlardır. her
güçlüklere ve olumsuz tutum ve davranışlara karşın, insanoğlunun
geliştirdiği teknoloji birlikte yarattığı bu potansiyel ekolojik
tehlikeleri, yine kendi yaratacağı teknolojisi birlikte
önleyebileceğine olan inancımızı koruyarak, bu konuda beliren umut
ışıklarının büyümelerine yardımcı olmak, en doğru yol bi şekilde
görünmektedir.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Dünyanın Kalan Zamanı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editorial Yazar Hakkında:Türkiye Bilim Sitesi
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
Sponsor Bağlantılar

|
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı. |
|