Okunma: 3430 kez
Descartes’a göre doğruyu keşfetmenin yolu matematikten geçer. Hiçbir alanda bulunmadığı kadar aklı doğru yönetmenin kuralları matematikte bulunur.[106] Descartes’ın sisteminde, geometri, en zor ispatlara ulaşabilmek için başvurulacak en güvenli yoldur.[107] Descartes Tanrı’nın varlığını kanıtlamada matematiksel yöntemini kullandığı gibi,[108] matematik, doğa bilimlerinde de onun yönteminin temelidir.
Descartes’a göre doğruyu keşfetmenin yolu
matematikten geçer. Hiçbir alanda bulunmadığı kadar aklı doğru yönetmenin
kuralları matematikte bulunur.[106]
Descartes’ın sisteminde, geometri, en zor ispatlara ulaşabilmek için
başvurulacak en güvenli yoldur.[107]
Descartes Tanrı’nın varlığını kanıtlamada matematiksel yöntemini kullandığı
gibi,[108]
matematik, doğa bilimlerinde de onun yönteminin temelidir.
Francis Bacon gibi Descartes da bilimsel
araştırmalarda gayesel nedenlerin araştırılmasına gerek olmadığını
düşünmektedir. Gayesel nedenlerin bilimden dışlanmasının dine karşı bir hakaret
olmadığını, tam tersine Tanrı’nın evrendeki gayelerini bilme iddiasının bir
kibir ve Tanrı’ya karşı hürmetsizlik olduğunu düşünmektedir.[109]
O, evrendeki gayeselliği inkar etmemekte, fakat bilimin araştırmalarının,
sadece sonuçları nedenlerle açıklaması gerektiğini, nedenleri sonuçla
açıklamaya çalışmamasını söylemektedir.[110]
Bilimdeki mekanist anlayışın Tanrı inancına zıt bir
görüş olduğu söylenmiştir. Oysa görülüyor ki Descartes gibi mekanist evren
görüşünün yaygınlaşmasında etkin birçok kişi, Tanrı’ya inanmaktadır ve mekanist
yaklaşımın dine zıt olmadığını ifade etmişlerdir. Descartes, Tanrı’nın
doğasında değişim olmamasını evrendeki mekanizmin (doğa kanunlarının
işlemesinin) garantisi olarak görür ve Tanrı’nın evrenin varlığını sürekli
olarak muhafaza ettiğini savunur.[111]
Descates’ın bu izahları, Tanrı’nın rolünü, sadece evrensel oluşumları
başlatmakla sınırlı deist bir çerçevede değerlendirdiği iddialarının
haksızlığını göstermektedir.
Teleolojik yaklaşımda sonuçların gerçekleştirilmesi
için nedenlerin işletildiği söylenir. Örneğin evin oluşması için tuğlaların
üstüste konduğunun söylenmesi veya Dünya’nın Güneş’e mesafesinin bu şekilde
ayarlanmasının canlıların varolabilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için
olduğunu söylemek teleolojik açıklamalardır. Fakat tuğlaların üstüste konması
süreciyle evin yapımını anlatmak veya Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin
mevcut şekilde ayarlanmasıyla canlıların oluşumu için gerekli ortamın
oluştuğunu söylemek mekanist açıklamalardır.
Teleolojik açıklamada amaç açıklanır. Teleolojinin
sorusu “niçin”dir. “Niçin tuğlalar birleşir?” veya “Niçin Dünya Güneş’e bu
mesafededir?” gayesel nedeni öğrenmeyi amaçlayan sorulardır. Mekanist
açıklamanın sorusu ise “ne” ve “nasıl”dır. Tuğlaların nasıl birleştiği veya
Dünya’nın Güneş’e uzaklığının nelere yol açtığı mekanist açıklama ile
anlatılır.
Mekanist açıklamayı benimseyen ilkçağın atomcuları
gibi ateistler olduğu gibi Descartes ve Francis Bacon gibi teistler de vardır.
Teleolojik açıklamayı yaygın olarak kullanan pek çok teist olduğu gibi,
biyolojide teleolojik açıklamadan kaçınmanın zorluğu karşısında birçok ateist
biyolog da teleolojik terminolojiyi kullanmaktadır. Sonuçta kritik nokta
mekanist veya teleolojik süreci gerçekleştiren bilinçli bir Güc’ün (Tanrı’nın)
varlığının kabul edilip edilmemesidir.
Teist ile ateist arasındaki karşıtlık, bilinçli müdahale
ile tesadüf karşıtlığında aranmalıdır; farklılığı mekanizm ile teleoloji
karşıtlığında aramak bizi hatalı sonuçlara götürür. Teistler evreni, Tanrı’nın
yarattığı bir varlık olarak gördükleri için, evrendeki sebeplerin bilinçli bir
şekilde bir sonuç için çalıştırıldığını kabul ederler. Bu yapacağı evin
tasarımı zihninde olan bir kişinin, tuğlaları üstüste zihnindeki ev tasarımına
(gayeye) göre yerleştirmesine benzer. Kısacası teist, evrenin ve canlıların
Tanrı’nın planına (gayesel nedene) göre yaratıldığını kabul ettiği için,
mutlaka evrende bir teleolojinin varlığını kabul eder. Fakat bu, teistin,
bilimde teleolojik yaklaşımı mekanist yaklaşıma karşı tercih ettiği anlamını
taşımaz. Çünkü teist mekanizmi de reddetmez, fakat evrendeki mekanizmin arkasında
Tanrısal bilincin olduğunu kabul eder. Özellikle biyolojide teleolojik açıklama
ile mekanik açıklamalar çok içiçe geçer. Örneğin gözdeki her tabakanın
fonksiyonlarıyla görme işlevinin nasıl gerçekleştiği (mekanist açıklama) ile bu
tabakaların hangi işe yaradığı (teleolojik açıklama) göz ile ilgili bir konu
işlenirken ayırt edilemeyecek kadar içiçedir
Bir teistin mekanist açıklamalardan rahatsızlık
duyması için hiçbir sebep gözükmemektedir. Bilakis mekanist açıklamalar sonucu
elde edilecek veriler canlıların bilinçli bir tasarımın ürünü olduğunu ortaya
koymakta kullanılmaktadır. Bir teist nedenlerden sonuca giden bilimsel bir
yaklaşımı (mekanist yaklaşımı) benimseyebilir, nitekim Descartes gibi bunun
örneği birçok ünlü teist vardır. Bir teistin kabul edemeyeceği, evrenin veya
canlıların tesadüfen oluştuğu iddiasıdır.
Mekanizm ile teleoloji arasındaki zıtlığın
bazılarınca teizm ile ateizm arasındaki zıtlığa eşitlenmesinin sebebini
düşündüğümüzde şu sonuç karşımıza çıkmaktadır. Teist, Tanrı’nın iradesini kabul
ettiği için, Tanrı’nın mekanist süreçleri takip etmeden bir anda sonucu
(gayeyi) yaratmasını da mümkün görebilir. Kısacası teist, evrendeki mekanizmi
reddedebilir, ama evrendeki bilinçli yaratılışı kabul ettiği için evrendeki
teleolojiyi reddedemez. Aslında büsbütün mekanist süreçleri reddeden bir teist
bulmak oldukça zordur. Hiç kimse sağduyuyu reddetmeden annesi doğurmadan
(sebep), çocuğun dünyaya geldiğini (sonuç) söyleyemez; demek ki teistler ya
tamamen, ya büyük ölçüde, ya da kısmen mekanizmi kabul etmektedirler. Fakat
evrendeki tüm oluşumları maddenin çeşitli kombinizasyonları sonucu, bilinçli
bir müdahale olmaksızın oluşmuş gibi gören materyalist-ateistler kendilerini
mekanizmi kabule mahkum görmüşlerdir (biyoloji gibi alanlarda teleolojik
terminolojiyi kullansalar da). Çünkü mekanizmin dışına çıkmak, maddenin ve doğa
kanunlarının dışına çıkmak demekti; bu ise ontolojilerinde madde dışı hiçbir
töze yer olmayan materyalist-ateistler açısından mümkün değildir.
Kısaca özetlersek teistler ister teleolojik, ister
mekanist açıklamayı benimsesinler, ontolojileri gereği evrende Tanrı’nın
planının (teleolojinin) varlığını kabul etmek durumundadırlar.
Materyalist-ateistler ise ister teleolojik, ister mekanist terminolojiyi
kullansınlar, varlıktaki her tür oluşumun bilinçli bir gücün müdahalesi olmadan
mekanist bir süreçle oluştuğunu ontolojilerinin gereği olarak kabul etmek
durumundadırlar. Teistlerin çoğu, teleolojik gayenin mekanist süreçlerle
oluştuğunu kabul ettikleri için, bir teistin mekanizmi kabul etmesi mümkünken,
bir ateistin teleolojik yaklaşımı bir terminoloji olarak kullanmanın ötesinde
kabul etmesi mümkün değildir. Ateistlerin biyolojinin gereklerinden dolayı
teleolojik terminolojiyi kullanınca Ernst Mayr gibi “telenomi”[112],
Ayala gibi “doğal teleoloji” kavramlarını kullanmaları[113],
içine düştükleri sıkıntıyı göstermektedir.

Etiketler:
Bilimler
Matematik
Matematik
Mekanizm ve Descartes
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |