Okunma: 1425 kez
Avrupa çok farklı bir iklimdir. ABD’nin kurulduğu günden beri liberal bir anayasa ile korunan demokrasi.”eski Dünya” (Avrupa) İngiltere’si, Fransa’sı, İtalya’sı, İspanya’sı, Portkiz’i, Hollanda’sı, Belçika’sı, Avusturya- Macaristan’ı ile ayakta kalmaya çalışan bir imparatorlar manzumesi.
( www.genbilim.com )
Avrupa imparatorlukları denince ilk akla gelen emperyalizmdir. Nitekim, Yirminci Yüzyılın başlarında Asya ve Afrika kıtalarının % 85 ‘i Avrupa imparatorluklarının hakimiyeti altında. Çin, Mısır, Sudan, Avusturya, Güney Afrika, Uganda, Kenya, Gambia, Sierra, Leone, Gana, İngilizler hemen her yeri tutmuşlardı.
Sömürge sahibi olmak güçlü olmayı gerektirir. Bu güç çelik endüstrisinin, modern gemilerin, demir yollarının, silahların sağladığı türden güçtür. Avrupa’da bu güç 1870’den itibaren hızla artmaktaydı. Dahası, Avrupa emperyalizmi haklı ve doğru kılan söylemler geliştirmişlerdi. Meselâ, Darwin’den yola çıkarak, güçlü ülkelerin zayıf ülkeleri boyunduruk altına alıyor olmalarının doğal olduğunu düşünmek gibi. Kimi bu yolla Tanrı’nın dinini- Hristiyanlığı yani- yayarak sevap kazanmaktadır. Kimileri de ticaret yapabildikleri, fabrikalarına ucuz ham madde, ucuz işgücü sağlayabildikleri için mutluydular. Orta sınıf, yani öğretmenler, profesörler, memurlar bir ülkenin diğrini sömürmesini gayri ahlâkî bir tutum olarak görmezler. Hal böyle olunca silâhlanmaya kimsenin itirazı yoktur. Tersine, herkesin maddi ya da manevi çıkarı orduların güçlenmesinden geçer.
Öte yandan kapitalizm karşıtıları, sosyalistler. Örneğin, Vladimir Lenin’e göre, emperyalizm, kapitalizmin vardığı en üst noktadır.bütün bunların konumuzda anlamı şu; 19. y.y. emperyalizmi ve dünya liderleri olmak hırs- müdahalecilik- 20. yy. başlarında Avrupa’yı sağ ve sol kamplara böldü. Bu da, çok çeşitli dünya görüşleri demekti. Çoğu kez birbirine düşman, sayısız siyasi parti oluştu. Sayısız siyasi parti, sayısız çözüm önerileri demekti.
İngiltere; Oysa ülkenin adı Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı. İngiltere, Büyük Britanya adasındaki ülkelerden birisi, diğer ikisi İskoç ve Gal.
15. yy’da başlayan Sanayi Devriminin beşiği, Büyük Britanya. Fabrika sisteminin yaratıcısı ( 19. yy’ın son çeyreğinde amerika devreye girinceye kadar), aynı zamanda dünya ticaretinin lideri. İyi bir iklim, zengin madenler, gelişmiş deniz ticareti- buna bağlı olarak dünya denizlerinin kontrolu. Deniz aşırı fetihle, sömürge pazarları, Büyük Britanya’nın ekonomisini güçlendiren unsurlar arasında sayılır. Bunlar kadar önemli başka husus da, Büyük Britanya’lıların kıta Avrupasını sarsan dini savaşlara bulaşmamış olmaları. Sınıf çatışmaları var, ancak çözümler kıta Avrupa ülkelerine kıyasla daha hızlı.
İniltere, Amerika’da yaşanan 1929 krizinin bir benzerini 1720’de yaşamış olan bir ülke. Dönem devletin iç borçlarınının neredeyse ödenmeyecek kadar arttığı bir dönem. 1720’nin parası ile 150 milyon dolar,
“Merkantilizm” 17- 18.yy’ların baskın ekonomik teorisi. Bu teoriye göre, bir ulusun bütün olarak çıkarları o ulusu oluşturan bireylerin ya da zümrelerin çıkarlarından önde gelir. Endüstri, tarım, ulusun çıkarları doğrultusunda yönlendirilir ve desteklenir. İthalat kısıtlanırken, ihracat teşvik edilir. Dış ticaret fazlası devletin altın stoğunun artması demektir. Büyük Britanya devleti, denizciliğin ve ticaretin gelişmesi için ne mümkünse yapar.
Sömürgelerde büyük çapta hayvancılık yapılır. Yün, anavatana ihraç edilir., tekstil, Büyük Britanya’nın önde gelen endüstrisi olur. İki büyük keşif, 1765’de buharla çalışan maden çıkartma makinası, 1815’de buharlı lokomotif, Büyük Britanya’yı tekstile ilaveten demir-çelik üretiminde de dünya lideri yapar. Ülke demir ağlarla örülür.
Kapitalizmde adet kalkınmanın yükünü işçi sınıfının çekmesidir. Çocuk işçiler, çok uzun saatle, çok düşük ücretler, sefil yaşam koşulları. Richard Llewellyn’nin “Vadim O kadar Yeşildi ki!” romanı Galler’deki madencilerin yaşamını anlatır.
19. yy’da görkem ve sefalet bir arada yürür. İngiliz sermayesi iyi gelir getiren Amerika’ya aktığından, işsizlik zaten yüksektir. Buna bir de kuraklık eklenip, yiyecek fiyatları yükselince işçi sınıfı perişan olur. 1836-1838 yılları arasında İngiltere’de tam 63 banka batar. Binlerce kişiyi işsiz bırakır, “fakir evleri” denilen nefret edilesi barınaklarda yaşamaya zorlar.
İlk örgütlü işçi hareketlerinin başladığı yıllar da bu yıllar. İşçi Partisi, 1900’de, işçi sendikalarının siyasi kolu olarak kurulur. Ancak görülmedik bir entelektüel desteği vardır. Ulusun üretim kaynaklarının ve araçlarının ortak sahipliğine ve kullanımının demokratikleşmesine inanırlar. Barışçıl ve evrimsel değişimden yanadırlar. Fabius, düşmanla doğrudan karşılaşmaktansa, yorarak yenmekten yana olan bir askerdi.
MacDonald, 1929 krizi patlağında başbakan olan adam! MacDonald, İskoç kökenli, İşçi Partisinin kurucularından. Ayrıca İşçi Partisinin ilk iktidarının lk başkanı. 1924’de on-onbir ay süreyle başbakanlık yapmışlığı var.
İngiltere’de zaten yüksek olan işsizlik, 1923-1933 yılları arasında ikiye katlanmıştı. Sanayi üretimi % 25 düşmüştü, ürün fiyatları da öyle. İngiltere ekonomisinin bel kemiği gemi inşa endüstrisi tamamen çökmüştü. Herkes gibi İşçi Prtisinin de çözüm önerileri vardı.Ancak MacDonald ilginç bir adam, başkanı olduğu partinin çözüm önerilerine itibar etmedi.
Sonrasında gelen Bardwin, ilk başkanlığı sırasında, 1926’da , genel greve giden işçilerin taleplerine kulak tıkamasıyla tanınıyor. Dahası, 1927’de sendikaların gücünü budamak üzere önlemler almaya da kalkıştı.
Koalisyon hükümetlerinin ilk icraatlarından birisi, sterlinde altın esasını lağvetmek oluyor. Ve bu bir muhafazakar için gerçekten de ilerici bir atılım sayılır! Neden çünkü klasik iktisatçılara göre bir ülkenin altın standartlarından vazgeçmesi “iflas” etmesi anlamına gelir.
Para arzını böylece arttıran hüküme, gümrük duvarlarını yükseltiyor, inşaat sektörünü destekliyor. Bu tedbirle, başta inşaat, otomobil ve elektrik sektörlerinde iyileşme getiriyor. Bu sektörler lokomotif oluyor, ekonomi 1933-1937 yılları arasında düzelme yoluna giriyor. İşsizlik, İskoçya ve kuzey İngiltere’de ciddiyetini muhafaza temekle birlikte, Birleşik Krallık halkı çöküntüden kıta Avrupa’sı kadar etkilenmedi. Almanya’da görünen kanlı ideolojik çatışmalar İngiltere’de görülmedi.Kanada ve Avusturya’ya eşit hakların verilmesi hariç, İmparatorluk’a dokunulmadı.
Kaynak:
Alev Alatlı ‘nın 2001 yılında TRT-2 de yayımlanan konuşmalarından özettir.

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler (İngiltere)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |