Okunma: 2810 kez
Allerji vucudumuzun bağışıklık sisteminin çevremizde bulunan ve zararlı olmayan bazı maddelere karşı, ki bunlara allerjen denir, aşırı şeklide ve anormal bir reaksiyon vermesidir.Bu aşırı reaksiyonun neden vucud tarafından verildiği hala tam ve kesin olarak bilinmemektedir ve zaten alerji teriminin iatince de ki anlamı “tuhaf, anlaşılmaz, anormal” olarak kullanılmaktadır. Bağışıklık sistemimiz çevremizde bulunan ve vucudumuza burun, nefes yolları, barsaklar ve deriden giren yabancı ve zararlı maddelere karşı yaşamı devam ettirmek için engelleyici reaksiyonlar verir.
Bu reaksiyonla bağışıklık sistemi hücreleri zararlı
maddeleri ortadan kaldırır yada girmelerini engeller. Alerjide ise
bağışıklık sistemi bundan bir miktar farklı bir yolla ve vucud için
zararlı olmayan maddelere karşı ancak vucud için zararlı olan aşırı bir
reaksiyon verir. Bu reaksiyon allerjinin görüldüğü organda kronik bir
yangı şeklinde devam eder ve bazen geriye dönüşümsüz değişikliklere yol
açabilir.
Her ne kadar alerji denilince akla deride kaşıntı,
burun akıntısı ve hapşırma gelse de allerjenin etkilediği organa göre
bir çok farklı alerjik hastalık vardır. Bunların başında allerjik bronş
astımı, alerjik burun ve göz nezlesi (saman nezlesi, bahar nezlesi ve
tibbı adıyla alerjik rinokonjoktivit), besin alerjisi, ilaç alerjisi,
deri alerjisi (bebeklik egzeması, egzema ve tıbbi adıyla atopik
dermatit), hayvan alerjisi,böcek alerjisi ve çalışılan ortamdaki
maddelere karşı olan mesleki alerjiler gelmektedir. Buna neden olan
çevrede bulunan allerjen genelde ev içi allerjenler ve ev dışı allerjen
olarak ikiye ayrılır. Bu ayırımın nedeni allerjen tipine göre alerjik
hastalığın tipinin ve bulgularının değişmesidir. Örneğin en sık ev içi
allerjen olan ev tozunda bulunan ve akar denilen böcekciklerdir.
Akarlar tüm yıl, dört mevsim boyunca alerjiye neden olurlar. Buna
karşın ev dışı allerjenlere en iyi örnek ot, ağaç ve çiceklerin
polenleri olup daha çok bahar mevsimlerinde alerjiye neden olur. Tabiki
besin, ilaç ve böcek gibi bu sınıflamaya tam girmeyen allerjenlerle de
karşılaşma değişik zamanlarda ve ortamlarda olabilir.
Yukarıda anlatıdığı gibi alerji vucudun bağışıklık
sisteminin çevrede bulunan allerjen denilen maddelere karşı anormal ve
aşırı bir şekilde reaksiyon vermesiydi. Bureaksiyon alerjik bünyeye
sahip kişide allerjen ekarşı verilirken, aynı ortamda aynı amdde ile
aynı miktarda karşılasa bile alerjik bünyeye sahip olmayan bir kişi bu
reksiyonu vermemektedir. Bunu temel nedeni allerjen akrşı verilen
reaksiyonda anne babadan gelen kalıtsal bir allerjik yatkınlığın
olmasıdır. Bu yatkınlığın olması nedeniyle bebeklik döneminde itibaren
çevredeki allerjenlere karşı vucud duyarlı ve reaktif hale gelmekte ve
daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle alerjik hastalık
gelişimini tamamlamaktadır. Ayrıca tabiki hastalığın gelişmesi ve
doğasını tamalaması için çevrede yeterli allerjen konsantrasyonu
bulunmalıdır. Bu nedenle alerjik hastalıklara genetik yatkınlık ve
çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik
hastalıklardır. Bu nedenle insandan insana bulaşmazlar ve taşınmazlar.
Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge allerjik hastalığa sahip olan
anne babanın çocujlarında llerjik hastalığın normal toplumdaki
çocuklara göre daha yükseksıklklta görülmesidir. Örneğin genel olarak
bir toplumdaki alerjik hastalık sıklığı ve riski toplam olarak (alerjik
astım, saman nezlesi….) ortalama % 20 olarak gözlenirken, alerjik
hastalığa sahip olan çocuğun riski % 45’ e, eğer hem anne hem de baba
alerjik hastalığa sahip iken bu risk % 70’ e çıkmaktadır. Ayrıca
bilinmesi gerekirki bir kişi ev tozu akarına karşı alerjik iken diğer
bir kişinin niçin sadece polene karşı alerjik olduğunun nedeni de
genetik yatkınlıktır.
Genetik yatkınlık ve çevredeki allerjenin bir araya
gelmesi ile önce vucudda bebeklik döneminden ititbaren bir duyarlılaşma
oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi normalde bu maddeye
karşı salgılmaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor
kan dolaşımı ile vucudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi
hücrelerine yapışır. Eğer allerjen vucuda bir daha ulaşırsa hemen onu
tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon esnasında
bağışıklık hsisteminden salgılanan binlerce madde allerjenin etki
yarattığı organda anormal şiddette bir alerjik yangı oluşturur ve
hastalığın bulgularının çıkmasına neden olur. Bu eğer alerjik yangı
burunda ise hapşırma, burun akıntısı, burun kaşıntısı, gözlerde yanma
sulanma ile karakterli olan saman nezlesine, akciğerde bronşlarda ise
hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı ve koyu balgam çıkarma ile
ortaya çıkan alerjik bronş astımına, deride ise kaşıntı, kızarıklık ve
kuruluğa neden olan alerjik egzemaya, barsakda ise karın ağrısı, ishal,
kusma ve barsaklar dışında bir çok bulguya neden olan besin alerjisine
vs neden olur alır. Alerjiye neden olan bağışıklık sistemimizin
çevremizdeki allerjenlere olan anormal ve şiddetli reaksiyonu olduğu ve
bağışıklık sistemi hücreleri vucudumuzda kan dolaşımı olan her yerde
olduğu için alerji bulguları yalnızca o oarganda değil bir çok ayrı
organda görülebilir. Örneğin sadece migren tipi başağrıları, göğüs
ağrıları, hareketesiz yaşama isteği, inatçı öksürük, sık sık ve uzun
süreli nezle olma, çocuklarda büyüme de gerilik gibi bulgular da alerji
nedenli olabilir.
ALLERJEN NEDİR ?
Çevremizde bulunan, yukarıdaki anlatılan neden ve
mekanizmalarla vucudumuzda alerjik reaksiyon oluşturan maddelere denir.
Bağışıklık sistemimiz eğer alerjik reaksiyon yapmaya eğilimli ise
allerjenin ulaştığı organda alerjik bulguları oluşturur. Bu maddeler
bağışıklık sisteminin kolayca tanıyabileceği “protein” yapısındaki
organik materyallerdir. Ancak hem bebeklikte bu allerjene karşı
duyarlılık kazanmada hemde alerjik şikayetlerin çıkmasında vucudumuzun
dışa açılan yerlerine (mukoza); örneğin deri, burun, bronşlar, barsak;
veya direk olarak vucumuza; örneğin injeksiyonla; bir yolla ulaşmaları
gerekir. Çevremizde en sık bulunan ve alerjik hastalığa neden olanlara
“aeroallerjen” denir. Bunlar “ev içi” ve “ev dışı” allerjenler olarak
temelde ikiye ayrılır. Ev içi allerjenlere en iyi örnek ev tozu
akarlarına karşı olan allerjidir. Ev dışı allerjenlere en iyi örnek
polen alerjisidir. Bu allerjenler vucuda değişik yollarla ulaşır ve
organa ulaşır. Örneğin ev tozu akarı allerjenleri çok ufak çaplı olduğu
için nefes alma ile burunda tutulmadan bronşlara kadar ulaşır ve
bronşlarda meydana getirdiği alerjik reaksiyon ile “alerjik bronşiyal
astım” a neden olur. Polenler ise daha büyük çaplı ve ağır oldukları
için nefes alırken burun bir hava filtresi görevi gördüğü için burunda
tutulurlar ve buradaki mukozada alerjik reaksiyona yol açarak alerjik
nezleye yola açarlar. Aynı şekilde göz de bir mukoza olduğu için,
buraya ulaşan allerjenler alerjik konjoktivite (göz alerjisi) neden
olurlar. Çevrede bulunan hayvan, böcek, küf mantarı, besinler, ilaçlar
ve üretim sektöründe kullanılan bir çok made de (mesleki allerjenler)
allerjen olabilir. Hepsi etkiledikleri organa göre alerjik bulgulara
neden olur.
EN SIK RASTLANAN ALLERJENLER NELERDİR ?
Allerjenler 5 ana grupta toplanabilir:
i. Çevresel (aero) allerjenler
a. Ev tozu akarları
b. Polenler
c. Küf mantarları
d. Hayvan allerjenleri
ii. Böcek allerjenleri
iii. Besin allerjenleri
iv. İlaç allerjenleri
v. Mesleki allerjenler.
Bunlar içinde en sık rastlanan ve en sık alerjik
hastalığa yol açanlar çevresel allerjenlerdir. Bunlar da yukarıda
belirtildiği gibi bulundukları ortama göre ev içive ev dışı olarak
ikiye ayrılır. En sık rastalanan ev içi çevresel allerjen ev tozu akarı
allerjenleri, daha sonra küf mantar ve hayvan allerjenleri gelir. En
sık rastlanan ev dışı çevresel allerjenleri ise polen ve daha sonra küf
mantarlarıdır.
Ev tozu akarları tıbbi adıyla “mite” olarak
adlandırılmaktadır. En sık rastlanan tipi de “dermatofagoid” olarak
anılmaktadır ki deri yiyen anlamına gelmektedir. Bu parazit
niteliğindeki böcekcikler normalde halı, klim, yorgan, yastık, tüylü
eşyalar ve oyuncaklarda yaşarlar. Yaşamaları için gerekli besini insan
deri ve tüy döküntülerinden karşılarlar. Su ihtiyaçlarını ise havadaki
nemden elde ederler. Bu nedenler insanın olduğu yerde, nemli ortamda ve
tüylü zeminde yaşayıp ürerler. 30-40 mikron (1 mikron milimetrenin
binde biridir) çapında bir büyüklüğe sahiptir. Yumurtlayarak
çoğalırlar. Yumurtadan çıkan yavru 3 haftada erişkin hale gelerek
çoğalmaya başlar. Ev tozu akarının en sık allerjeni dışkılarıdır.
Yaşadıkları halı, klim, perde vs ye bıraktıkları dışkıları üzerinde
yürüme, silkme ve benzeri hareketlerle çevre havaya karşır ve buradan
kolayca burundan da geçerek solunum yollarına ulaşarak en sıklıkla
alerjik astıma yol açar. İnsanın ev içinde geçirdiği en uzun süre yatak
odaları olduğu için en sık akar allerjeni ile karşılaşma yeride yatak
odasıdır. Burada yatak, yorgan, yastık, yerdeki halı, klim, perde ana
kaynaklardır. Akarların nemin % 50 nin altında olduğu yerlerde ve 60
derece ısının üzerinde yaşama şansları azalır. En sık ev içi
allerjenleri oldukları için ve her zaman ortamda bulundukları için yıl
boyu alerji yaparlar. Tabiki ev içinde ve kapalı ortamda geçirilen
birim zamanın arttığı kış mevsimlerinde daha çok alerjik hastalık
bulgusuna yol açarlar.
Polenler ot, ağaç ve çiçeklerin üremelerinde görevli
olan çapları ortalam 5-40 mikron arasında değişen erkek gametlerdir.
Bilindiği gibi bu erkek gametlerin bitkilerin dişi organına ulaşması
gerekir. Bu ya rüzgarla hava yoluyla olur yada böcek ve sinekler
aracılığı ile olur. Bu nedenle polenlere ait klinik bulgular bu
bitkilerin çiçeklerini açtığı üreme mevsimi olan bahar aylarında olur.
Rüzgarla etrafa yayılan polenler alerjiden sorumludur ve daha hafif
olanlardır. Bunlar sadece bitkinin bulunduğu yerde değil kilometrelerce
uzağa bile rüzgarla yayılabilir. Böceklerler aktarılan polenler ise
daha ağırdır ve havada asılı bulunmadıkları için pek alerjiye neden
olmazlar. Örneğin çayır, çimen ve ağaç polenleri rüzgarla taşınan ve
havada dolanan polenler olduğu için alerjik nezleye (saman nezlesi)
neden oldukları halde, ev içi ve dışında bulunan süs bitki ve
çiçeklerinin poleni daha ağır bir yapıya sahip olu böceklerle
taşınırlar ve alerjiye pek neden olmazlar. Ot, ağaç ve diğer polene
sahip olan bitkilerin dağılımı ve çiçek açma zamanları yetiştikleri
toprak ve mevsimsel özelliklere göre değişir. Her yerde aynı bitki
yetişmez. Bu nedenle alerjik olan polen tipi o yöredeki bitki örtüsü
(flora) ile ilgilidir. Örneğin sıklıkla Amerika’da olan amerikan nezle
otu bizim ülkemizde alerjik etken olarak rastlanmaz. Ancak özellikle
Akdeniz bölgesinde sık bulunan zeytin sık bir saman nezlesi etkeni iken
bu Afrika ve benzeri ülkelerde bir alerji etkeni olarak saptanamaz.
Ayrıca bahar mevsiminin başlangıç zamanı, havanın yağmurlu olması vb
nedenler de havada bulunacak olan polenin çıkma zamanı ve yoğunluğunu
etkileyecektir. Bu da klinik bulguların çıkma zamanı ve şiddetinin
değişmesine neden olacaktır. Polenler büyük partikül yapısına sahip
oldukları için sıklıkla nefes alırken burunda tutuldujları için alerjik
saman nezlesine neden olurlar. Partikül çapı daha küçük olanlar yada
ağızdan soluma ile bronşlara ulaşanlar ise daha az oranda alerjik
astıma yol açarlar.
.
Küf mantarları ev içi ve ev dışı allerjen olma
özelliğine sahiptirler. Bunlar sıklıkla ev içinde organik eşyaların,
yemeklerin, ev dışında ise bitki ve hayvanların üzerinde yaşayan
mikroplardır. Yenilen mantarlarla herhangi bir ilgileri yoktur. Küf
mantarları nemli, organik besin artığı bulunan ortamlarda ürerler.
Buradan da havaya bol m,ktarda üremelerini devam ettiren mantar
sporlarını bırakırlar. Bunlar polenlerden çok daha küçük 3-5 mikron
çapındaki hücrelerdir. Havaya kolayca karışır ve taşınırlar. Üredikleri
yerde sarı, yeşil vs renk oluştururlar. Üremeleri ve etrafa spor
bırakmaları yıl boyu olabilse de en sık havaların ısındığı ve orta
şiddette rüzgarın olduğu bahar ve yaz aylarında üremeleri en üst
düzeyde olur. Kışın düşük dereceli ısıda ve hele karlı ortamda üreyemez
ve alerjiye neden olan sporlarını bırakamazlar. Yani üremelri ve etrafa
spor yayabilmeleri hava sıcaklığı, nemi ve diğer iklim koşulları ile
ilgilidir. Bu nedenle polen alerjisi ile karışabilen alerjik bulgulara
neden olabilirler. Çok küçük yapıya sahip oldukları için hem alerjik
nezle hem de alerjik astıma neden olurlar.
.
Hayvan allerjenleri de sıkça rastlanan çevresel
allerjenlerdir. Bunlar arasında en sık görüleni kedi ve köpek
alerjisidir. Kedinin deri döküntüsü, tüyü, salyası, idrarı ve dışkısı
alerjik olabilir. Bunlar alerjik nezle, egzema ve bazen de astıma yol
açabilir. Bulgular sıklıkla kedi ile ev içinde yakın temasla olmakla
birlikte, dış ortamda da olabilir. Kedi evden uzaklaştırılsa bile
allerjenleri 6 ay ve daha uzun süre ile aynı ortamda kalabilir. Köpek
de aynı şekilde ve benzeri materayalleri allerjikdir. Ayrıca kümes
hayvanı, kuşlar, koyun ve bir çok hayvana karşı, hatta laboratuarda
deney yapmada kullanılan hayvanlara karşı da laboratuar çalışanlarında
alerji saptanabilir.
Böcek allerjenleri içinde en sık rastlananı arı
alerjisidir. Arının zehirinin içindeki bazı protein yapısındaki
maddelere karşı alerji gelişir. Bunun gelişmesi için kişinin önce bu
zehir ile karşılaşılıp duyarlı hale gelmesi ve daha sonra tekrar
karşılaşması gerekir. Arı alerjisinin en korkulan yönü, allerjen arının
sokması ile direk olarak vücuda girdiği için anaflaksi denilen ölümcül
bir alerjik şoka neden olabilmesidir. Tüm arı tiplerine karşı alerji
gelişebilir. Ayrıca sivrisinek ve diğer sokucu tüm hayvanların çıkartı,
zehir ve salyalarına karşı da alerji gelişebilir. Gelişen alerjik
reaksiyon sadece deride geniş bir kızarıklıktan ölüme kadar değişebilen
yelpazede olabilir. Ayrıca bu grupta hamamböceği alerjisi de
sayılabilir. Hamam böceğinin ise dışkısı allerjikdir. Henüz ülkemizde
yayagın olmamakla birlikte, özellikle kapalı oartamda yaşamın uzun
olduğu Amerika başta olmak üzere sosoyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde
daha sık rastlanır. Astım, alerjik nezle ve egzemaya neden olabilir.
İlaç allerjenleri içinde en sık bilinen
penisilindir. Ancak bilinmelidir ki en sık ilaç allerjeni penisilin
değildir. Tüm ilaçlar en az penisilin kadar alerjiye neden olabilir.
Kullanılan antibiyotikler, ağrı kesiciler, insülin, hormon preperatları
bunların başında gelmektedir. İlaç allerjenleri içinde en korkulan
durum yukarıda bahsedilen ölümcül reaksiyon olan anaflkasiye neden
olabilmelidir. Ancak bu çok sık rastlanan bir durum değildir.
Besin allerjenleri içinde en sık rastlananı çocuklar
için inek sütüdür. Bunun nedeni de inek sütünde anne sütünde bulunmayan
“beta-laktoglobulin” isimli bir proteinin bulunmasıdır. Ayrıca yumurta,
deniz ürünleri, fındık-fıstık, tahıllar, et, muz, kivi, vs diğer besin
alerjisi nedenleridir. Bazen besinler üzerinde bulunan çevresel
allerjenlerin alınmasıyla yanlışlıkla o besinin alerjik olarak
algılanmasına enden olabilir. Örneğin domates üzerindeki polen o
domates yenilince alerjik bulgular neden olabilir. Besin alerjisi
bulguları genelde karın ağrısı, ishal, kusma, ağız da şişme ile gelir.
Ancak sadece gelişme geriliği, kilo alamama, alerjik astım, egsersiz
şoku, saman nezlesi yada özellikle çocuklarda alerjik egzema bulguları
ile de gelebilir. İnek sütü, yumurta ve bazı besin allerjenlerine karşı
reaksiyon çocukluk döneminde sonra görülmezken diğerleri ömür boyu
devam eder.
Kaynak:Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği/Doç.Dr.Hasan YÜKSEL
Atopi;
normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen
bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.
Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır.
Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine
neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle
almaktadır. Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere
bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde
önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Tek yumurta ikizleriyle ilgili
çalışmalar bu "genetik olmayan" faktörlerin güçlü rolünü çok iyi ortaya
koymaktadır. Genetik yapılarının aynı olmasına rağmen tek yumurta
ikizlerinin sadece % 25-50'sinde aynı allerjiler veya aynı allerjik
hastalıklar gözlenmektedir.
Belli bir zaman süresince belli bir
allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı
duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır.
Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın,
daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak
arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.
Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere
bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol
oynamaktadır.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Alerji Nedir?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |