Tem
23
2006
|
Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler (Hitler) |
|
|
|
Birgül Çelebi
|
|
Pazar, 23 Temmuz 2006 |
Okunma: 694 kez
Almanların büyük çoğunluğu, Birinci Dünya Savaşına girmesini destekledi. Hızlı ve kesin bir zafer bekliyorlardı ama öyle olmadı. Ağır ve kesin bir yenilgiye uğradılar. Almanlar bir somun ekmek alabilmek için fırına bir el arabası dolusu para götürüyorlardı. Alman ekonomisi tamemen çökmüştü. Düşünün enflasyon ne durumdaydı!
Ama durdurmayı başardılar. Enfalsyon düştü, 1924’de altın esasına dayalı Reichsmark çıktı. Savaş tazminatı ödemelerinin daha makul bir düzeylere çekilmesini sağladı. Alman ekonomisi nefes almış, dengesini bulmak üzereymiş gibi dururken, buyurun Kara Perşembe! Hiç beklenmedik bişey oldu, New York Borsası çöktü.
1929 Krizi almanya’ya anında sıçradı çünkü Alman sanayi ihracatla ayakta duruyordu ve ihracat kesilince sanayi durdu.
Almanya’da okadar çok siyasi parti ortaya çıktı ki,parlamenterler bir hükümet kurmak düpedüz imkansızlaştı. İki kişi bir araya gelip tek bir ortak karar alamıyor gibiydi. 1930 dan itibaren hükümet ülkeyi kanun hükmünde karranamelerle yürütmek durumunda kaldı.
Siyasi Kaos bir süre komünistlerin işine yarar gibi göründü, ama kargaşadan esas faydalanan Hitler’in Nasyonel Sosyalist Partisi oldu. Brünning hükümeti ekonomik kriz ve işsizlikle uğraşa dursun Naziler, olmadık radikal çözümler önerirken, öte yandan da Almanların milli duygularına hitap eden söylemler geliştiriyorlardı. Savaş mağlubiyetinin ve ekonomik krizin faturalarını “çözülmüş” gruplar dedikleri, komünistlere, yahudilere, hatta çingenelere çıkartan “ırkçı” söylemler dile getirdiler. Öyle abarttılar ki, müziğin bile Almanya’ya uygun olanı, olmayanı ortaya çıktı!
Brünning arada krizden kurtulabilmek için çırpınıyordu. Yeni vergiler ihdas edildi. Buna rağmen hazine gelirleri % 30 düştü. Devlet harcamalarında tasarrufa gidildi, memurların maaşları ve emekli ödemeleri azaltıldı. Bu arada kendi işsizlik sorunlarıyla uğraşan Amerika, yanlış bir kararla sanayisini gümrük duvarları ile koruma yolunu seçip, Alman mallarına kapatınca, kemer sıkma politikaları da boşa gitmiş oldu.
Brünning Klasik iktisat teorileri uyguluyordu, oysa Keynes’in ileri sürdüğü gibi klasik iktisat teorisi ekonomik çöküntü durumlarında işlemiyordu.
Ve tabii Almanlar 1923’de yaşadıkları korkunç enflasyonu unutamıyordu. Sıkı para politikasına razı olmalarının bir nedeni de buydu. Ama sıkı para politikaları işsizliği azaltmıyordu. Roosevelt’in* Keynes’in haklı olduğunu teslim etmesi için İkinci Dünya Savaşına girmesi gerekmişti. Brünning’in sandalyesini Hitler’e bırakması gerekdi.
1932 de parlamentodaki en çok koltuk nazilerindi. Gerek generaller gerekse sağcı politikacılar, düzeni bir tek Nazilerin sağlayacağını söylüyorlardı. Sonunda, 1933’de Cumhurbaşkanı Hitler’i şansölyeliğe getirdi.
Kapitalizm ile ekonominin bürokratikleştirilmesininin özde çakışmayacağı, bir arada yürümeyeceği yaygın bir kanıdır. Ama derler ki, bu doğru olsaydı, Hitler rejiminin kapitalizmin sonunu getirmesi gerekirdi. Tersine, 1933 sonrası meydana gelen gelişmeler kapitalizmle bürokrasinin birbirlerini pek güzel tamamladıklarını gösterdi. Hitler Almanyasında özel mülkiyete dokunulmadı ancak kullanım kesin olarak yönlendirildi. Diğer bir deyişle, özel mülkiyet kaldı, serbest piyasa ortadan kalktı.
Ağır sanayinin hareket alanı Nazi rejimin iç ve dış politikalarını etkilemeyecek şekilde kısıtlandı. Endüstri çok daha küçük ve birbirlerine bağlı bir grup tarfından yönetildi. Hitler kapitalistleri, kapitalistlerde Hitler’i kullandılar.
Hitler benzeri bir ilişkiyi Junker’lerle de geliştirdi, Junker; Alman toprak ağaları. Naziler güvenebilecekleri yeni bir ağa sınıfı yaratmaya giriştiler. 700.000 çiftçiden oluşan güçlü bir ordu kurdular. Junkerlerin arazilerine ipotek konamıyordu.
Amerika’da yürürlüğe koyduğu alt-yapı inşaatı atağını Hitler’in daha etkili bir biçimde gerçekleştiğini görüyoruz. Öyle ki, 1933 de işsizlik sorunu hemen tümüyle çözülmüştü. Buna karşın Hitler enflasyonu başgöstermesini önleyemedi. Baktı olmuyor, 1936 da fiyatları dondurdu. Hemen ardından sıkı bir planlama ve denetim mekanizması yürürlüğe koydu.
Ham madde Hükümetin düzenlediği öncelik listesine göre taksim edildi. Listenin başında ulusal güvenliğe yönelik faaliyetlerin gerektirdiği ham maddeler vardı, en sonunda da tüketim malları. Benzin meselâ öncelikle Alman ordusunun tahsis edildiği için, fabrikalara ham madde nakledilmez oldu. Fabrikalar birbiri ardına kapanmaya başladılar. Hükümetin öncelikli listesini değiştirmesi de işe yaramadı. Sonunda savaşın ortasında hükümet listeyi iptal etmek zorunda kaldı.
Kârlılık bir malın üretilip üretilmemesinin kıstası kavram haline gelir. Almanya’da da böyle oldu Hitler daha da ileri gitti işçi sendikalarını kapattı. Gençliğe yılda altı ay çalışma mecburiyeti getirdi.
Silâhlanma, özellikle hava silâhlanması 1933 den beri sürüyordu Hitler süregelen ekonomik kaosa bir açıklama getirdi: ülke toprakları Almanya’ya dar geliyordu. En müsait topraklarda Polonya ve Rusya’daydı.
Kadim mütefikleri Avusturya’yı Almanya’ya kattılar. Aynı yıl, Çekoslovakya’yı parçaladılar. 1941 de Amerika savaşa girince işler iyice çığrından çıktı. Üç sene sonra 1944 Almanya çözünmeye başladı.
Nisan 1945 de Hitler intihar ettiğinde Almanya bir baştan öteki başa viraneye dönmüştü. Mütefikler doğu Almanya’nın çoğunu Polonya ve Sovyet Rusya’ya verdiler. Geri kalan Alman toprakları İngiliz, Fıransız, Sovyet ve Amerikan olmak üzere dört bölgeye bölündü.Sovyet bölgesinde Alman komünistlerinin oluşturduğu rejime doğu Almanya dendi. Amerikan, İngiliz ve Fransızların bölgeleri birleşti, Demokratik Alman Cumhuriyeti böyle kuruldu.
Şansölye Alman ekonomisini diriltir, göz alıcı bir ilerlemenin mimarı olurken, kurallarıyla biraz oynanmış, duruma uyarlanmış kapitalist yöntemleri kullandı. Alman ekonomisi ayrıca Batı Almanya’ya Polonya, Çekoslovakya gibi Doğu Avrupa ülkelerinde yaşamakta olup da geri dönen 10 milyonu aşkın Alman mültecisini de barındırdı.
Muhafazakar ekonomi politikaları kendisinden sonra gelen iki Hristiyan Demokrat Şansölye, Ludwig Erhard ve Kurt Georg Kiesinger, tarafından başarı ile sürdürüldü.
*Roosevelt; Amerika’da 1932 de oyların % 57,4 ünü alarak başa gelmiş kişi.
Kaynak:
Alev Alatlı ‘nın 2001 yılında TRT-2 de yayımlanan konuşmalarından özettir .

Etiketler:
Bilimler
İktisat
Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler (Hitler)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
Birgül Çelebi Yazar Hakkında:Bir şüphe-i hissiye ile dalgalanır dil;
Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde
İnsan bütün ahzân u meserrâta muâdil
Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|