Okunma: 2353 kez
Ben bir Kürt aydını olsaydım, Türkiye'de, sosyalizme, ilk kez yasalar çerçevesinde meşru bir fikir akımı ve siyasî hareket olarak ortaya çıkma ve kendisini ifade etme fırsatı tanıyan 27 Mayıs Anayasası'nı yürürlüğe koyan ruhu doğru çözümlemeye çalışırdım.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, halkımın farklı bir nation/millet olduğu savını, Türk hükümetleri ve kamuoyuna kabul ettirmekte en büyük rolü, Türk sol hareketinin oynamış olmasının telmihlerini iyi değerlendirmeye çalışırdım.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, "Türkiye'nin doğusunda Kürt halkının
yaşamakta olduğunu; Kürt halkı üzerinde baştan beri hâkim sınıfların
faşist iktidarlarının zaman zaman kanlı zulüm niteliğine bürünen baskı
ve terör, asimilasyon politikaları uyguladıklarını... 'Doğu Sorunu'nu
bir bölgedeki kalkınma sorunu olarak ele almanın hâkim sınıf
iktidarlarının şöven-milliyetçi görüşlerinin ve tutumlarının
uzantısından başka bir şey olmadığını; ...Kürt halkının anayasal
vatandaşlık haklarını kullanmak ve diğer tüm demokratik özlem ve
isteklerini gerçekleştirmek yolundaki mücadelesinin, bütün
anti-demokratik, faşist, baskıcı, şöven-milliyetçi akımların amansız
düşmanı olan Partimiz tarafından desteklenmesinin olağan ve zorunlu bir
devrimci görev olduğunu, ...Kürt halkının gelişen demokratik özlem ve
isteklerini ifade ve gerçekleştirme mücadele/sinde... Kürt ve Türk
sosyalistlerinin Parti içinde omuz omuza çalışmalarının gerektiğini,
...kabul ve ilan"(1) eden Türkiye İşçi Partisi'nin Türk delegelerinin
haklarını teslim ederdim. Ben bir Kürt aydını olsaydım, 1969
Ağustos'unda alınan bu ortak karara karşın, Türkiye İşçi Partisi'nin
Kürt delegelerinin yönetimde görev almayı reddetmiş, hatta karar çıkar
çıkmaz ayrılmış olmalarının telmihlerini de doğru çözümlemeye
çalışırdım.
Tekerrür eden tarih
Ben bir Kürt aydını
olsaydım, "Her halkın ayrı devlet kurmak hakkı vardır. Kürt halkının
özgür iradesi ayrılma yönünde ise buna saygılı olmak zorundayız"
aşamasına kadar gelebilmiş Türk sosyalistlerinin,(2) "Son tahlilde
Kürdistan'da ya da Taksim'de Türk tankları yerine Sovyet tankları
görmeyi yeğleriz" buyuran Kürt dava arkadaşlarıyla ilişkilerinin
gelişim süreçlerini merak eder, sorgulamaya girişirdim. Ben bir Kürt
aydını olsaydım, Mahmut Baksi'nin(3) daha 1968'de "Türk solu bizi
kısıtlıyor. Eğer biz bir dönem Kürt kimliğimize sahip çıkamadıysak,
Türk solunun ideolojik baskısındandı. Türk solunun zayıfladığı
zamanlarda Kürt milliyetçiliği, Kürt yurtseverliği güçlendi" saptaması
üzerinde iyi düşünürdüm.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, 1969
seçimlerinde milletvekili adayı, 1975'te ikinci kez Behice Boran'ın
başkanlığında kurulan TİP'te görevli Mehdi Zana'nın "...Artık hiçbir
kuvvet Kürt halkının kurtuluş mücadelesini durduramaz. Ne tanklar, ne
askerler ne de uçaklar! Ayrılmayı kimse önleyemez!" şeklindeki
demecinin mesnetlerini doğru değerlendirmeye çalışırdım. Ben bir Kürt
aydını olsaydım, Mehdi Zana'nın eşinin "Nobel Barış Ödülü"ne aday
gösterilmiş olmasının perde arkasını önemle merak eder, irdelerdim. Ben
bir Kürt aydını olsaydım, Öcalan'ın Kürt sosyalistlerinin Türk
sosyalistlerinden ayrı örgütlenmesi çabalarının bir diğer ürünü olarak
ortaya çıkmasının telmihlerini de göz ardı etmezdim. Ben bir Kürt
aydını olsaydım, Stalin'in "Ölüm her sorunu çözer; adam yoksa, sorun da
yoktur" şeklindeki diskuru tüylerimi diken diken eder; 1965'te kurulan
Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP) ile Irak Kürdistan Demokrat
Partisi (I-KDP) arasında Sait Kırmızıtoprak, Sait Elçi, Mehemmede Bego,
Hikmet Buluttekin, Hasan Yılmaz gibi isimlerin ve diğerlerinin
birbirlerini katletmeleriyle sonuçlanan uzlaşmazlıkların neden ve
telmihleri üzerinde hassasiyetle dururdum. Ben bir Kürt aydını
olsaydım, 1974'ten itibaren Komal, ardından Türkiye Sosyalist Partisi,
ardından Kürdistan İşçi Partisi ve diğerlerinde onlarca bölünme ve
yeniden bölünmenin yaşanmış olmasının nedenlerini de iyi incelerdim.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, PKK'nın "ajan örgütü" olmakla suçladığı,
Kürt KUK ve Tekoşin'le çatışmasını ve daha o yıllarda örgütün kendi
soyundan en az iki yüz kişiyi katletmiş olmasının ardındaki zihniyeti
berraklaştırmaya çalışırdım. Ben bir Kürt aydını olsaydım, Barzani'nin
Suriye'ye geçmeye çalışan Talabani'nin Kürdistan Yurtseverler Birliği
peşmergelerine Hakkari'de pusu kurmuş, yüzlercesini öldürmüş olmalarını
unutmaz, güdümlü ittifaklara bel bağlamazdım.
Ben bir Kürt
aydını olsaydım, "Yüzyılın başlarında, İmparatorluk'ta 'Türk' kelimesi
'kaba saba köylülere tahsis edilmiş aşağılayıcı bir göndermeydi...
'Türk' kelimesi afaroz edilmişti... 'Türk' milliyetçiliğinin ortaya
çıkmasını sağlayan arkaplan, /Osmanlı İmparatorluğu'nda/ Türklere karşı
duyulan bu köklü nefrettir..."(4) gibisinden akıl yürütmelerin
işlevselliğini iyi değerlendirmeye çalışırdım. Ben bir Kürt aydını
olsaydım, Türklerin ne olmuş ne olmamış olduklarıyla uğraşmaz,
entelektüel donanımımı halkımı birleştirmekten çok ayrıştırıyormuş gibi
duran dil ve din gibi temel kültürel unsurlar üzerinde
yoğunlaştırırdım. Ben bir Kürt aydını olsaydım, Şafi'i Kürtler ile, Şii
Kürtler, Şii Kürtler ile Alevi Kürtler, Alevi Kürtler ile Ehli Hakk ya
da Irak'taki isimleriyle Kaka'i Kürtleri, Yezidi Kürtler, hatta Kürtçe
konuşan Yahudi ve Hıristiyan toplulukları arasındaki birlikteliğin
olası esasları ve fizibilitesi üzerinde kafa yorardım.
Ben bir
Kürt aydını olsaydım, ne "Kürdistan, onlara/Türk Devletlerine/ bol ve
ucuz işgücü sağlayan, çeşitli mineraller ve tarım ürünleri olan bir
sömürge/dir/... Kürdistan'ın ekonomik olarak sömürülmesi ve servetinin
Türk metropollerine transferi Kamu İktisadi Teşekkülleri aracılığıyla
gerçekleşir... Bugün Kürdistan'ın temel ve belirgin vasfı,
zenginliklerinin sistematik olarak Türk metropolleri lehine sağılıyor
olmasıdır..." diye sürdüren Nezan Kendal'ın(5) ne de "Kürdistan, dört
parçaya bölünmüş bir sömürgedir" diye ilân eden Abdullah Öcalan'ın
söylemlerini, titiz bir bilimsel çözümlemeye tabi tutup, nitelik ve
nicelik olarak doğrulamadan benimsemez; "Bilgi Çağı"nın tanım ve
kriterlerine sırt çevirmezdim.
Daha ehil önder ihtiyacı
Ben
bir Kürt aydını olsaydım, aslolanın bambaşka parametrelerle şekillenen
çağdaş dünyada yaşaya kalmak olduğunu teslim eder, halkımı Bilgi
Çağı'na yetiştirmeye çabalarken, ezilmişlik, Türk sömürgeciliği gibi
lumpenlik davet eden sakatlayıcı söylemlerin, 'Üçüncü Milenyum'un
gerçeklerini ıskalatmalarına razı olmazdım. Ben bir Kürt aydını
olsaydım, sömürgeciliğin "bilimsel gerekçesini" teşkil eden "ırkların
sınıflandırılması" olayının bu topraklarda asla yerleşememiş olmasının
nedenlerini doğru değerlendirmeye çalışır, Türklerin "üstün ırk"
kavramından nasibini almamış bir halk olduğunu hatırımdan çıkartmazdım.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, tam anlamıyla bir gâvur icadı olan bu
kavramın, Madame Mitterrand'ın hemşerileri tarafından
"mükemmelleştirildiğini" aklımdan çıkarmaz; Etiene ve Isidore Geoffroy
Saint Hilarie, Ernest Renan adlarını savalat getirmeden anmazdım. Ben
bir Kürt aydını olsaydım, Cuvier'in "Regene animal" (Hayvanların
saltanatı), Gobineau'nun "Essai sur les inegalite des races" (Irkların
eşitsizliği üzerine deneme), Robert Knox'un "The dark races of man"
(İnsanoğlunun karanlık ırkları) gibi sömürgeciliğe bilimsel gerekçeler
üreten iğrenç tezlerini dikkatlice irdeler; Doğululara yakıştırdıkları
"kul olmaya mahkûm halklar" tanımına, "Kürtler hariç!" diye dipnot
düşmediklerini gözden kaçırmazdım.
Ben bir Kürt aydını
olsaydım, emperyalizm tarihinde sömürdüğü halkı "din kardeşlerim,
ırkdaşlarım, akrabalarım" gibi ille de "bilimsel mesnedi" olmayan ama
gönül-işi olduğu muhakkak sıfatlarla bezeyen, kendisinden ayırmamak
için çırpınan bir millete rastlanmadığını teslim eder, "dağ Türk'ü,"
"kart kurt" gibi tanımlamaların mizahi olduğu kadar da sevecen tınısını
savsaklamazken, fazla naz âşık usandırır deyişinin gerçekçi olma
ihtimalini de göz ardı etmez; kader ortaklığımızın geleceğini,
Kürtlerin daha yüce, daha çelebi, daha inançlı, daha ehil önderlerine
teslim etmeye çalışırdım.
Alev Alatlı (Düşünür- Yazar)
(1) TİP, Mehmet Ali Aybar'ın istifaya zorlandığı Dördüncü Kongre
(2) THKP ve muhtelif Stalinci fraksiyonlar
(3) Batman TİP İlçe Başkanı, 1970'te İsveç'e kaçtı
(4) Nezan Kendal, "People Without a Country; The Kurds and Kurdistan" (Ülkesiz bir Halk; Kürtler ve Kürdistan)
(5) Paris Kürt Enstitüsü Başkanı

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Ben Bir Kürt Aydını Olsaydım...
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |