Dünya' da yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan bal arısı türü olan Apis mellifera (A.mellifera) ,
Apis cinsi altındaki 9 türden ekonomik olarak en fazla öneme sahip
olanıdır. Türkiye'de baskın ırk olan A. m. anatoliaca' nın yanı sıra
Kars ve Erzurum yöresinde Kafkas (A. m. caucasica), Batı Anadolu' da İtalyan (A. m. Ligustica), Karadeniz bölgesinde Karniol (A. m. Carnica), Orta Anadolu ve Elazığ bölgesinde Trans Kafkas arısı (A.m. remipes), Akdeniz bölgesinde Kıbrıs (A. m. Cypriaca), Doğu Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde Suriye (A. m. Syriaca) ırkı arıların saf ve melez tiplerine rastlamak mümkündür1,15,24,37,46,48,49.
Arıcılık, dünyada ve ülkemizde az topraklı veya
topraksız çiftçiler ile bitkisel üretimdeki tozlaşmaya milyarlarca
liralık katkı sağlamaktadır24,43,60.
Bal arıları tozlaşmaya olan katkıları yönünden ele alındığında dünya
üzerinde yetiştiriciliği yapılan en değerli hayvanlar olup tarımsal
üretime sağladıkları katkı, bal ve yan ürünlerinden sağladıkları
katkıdan daha fazladır28,37,43.
Türkiye sahip olduğu 4.4 milyon adet dolayındaki
kovan varlığı ile dünyada üçüncü, 67 bin ton bal üretimi ile 4. sırada
yer almaktadır. Kovan varlığı ve bal üretimi bakımından dünyanın önemli
ülkeleri arasına girmektedir. Türkiye' nin dünya bal ticaretinde %
1.87' lik bir payla 10. sırada yer alışı sahip olunan kovan varlığı ve
bal üretimiyle uyum sağlamamaktadır1,3,49,60.
Arı kovanının fazla olması ülkemizdeki arı ve
bitki florasının zenginliğinin bir ifadesidir buna rağmen ülkemizde
kovan başına ortalama bal üretimi 16 kg dolayında olup dünya ortalaması
olan 20 kg' ın altındadır. Hem dünya bal ticaretindeki payımız hem de
koloni başına bal üretimimiz dikkate alındığında ülkemizdeki mevcut
arıcılık potansiyelinden yeteri kadar faydalanamadığımız ortaya
çıkmaktadır. Türkiye'nin ekolojik yapısı her yerinde arıcılık
yapılmasına imkan vermekte ancak yoğun olarak sadece Ege, Karadeniz ve
Akdeniz bölgelerinde arıcılık yapılmaktadır. Bu zenginliğe rağmen
yeterli verim alınamaması hızla yayılan hastalıklar, koruyucu hekimlik
ve teknik eğitimin yetersiz oluşuna bağlıdır25,37,46,49,60.
Ani koloni sönmesi (AKS), kovan ve çevresinde ölü
arıların hiç bulunmadığı veya çok az bulunduğu genellikle tarlacı
arıların uçuş için kovan dışına çıkıp geri dönmemeleri ile karakterize
bir durumdur. Tarlacı arıların kraliçe arı, genç ve yavru arıları
kovana terk ederek ortadan kayboldukları bildirilmektedir. Az sayıda
genç arı, kraliçe arının ve yavruların bakımını üstlenmektedir. Sosyal
bir yaşam süren bal arılarının bu davranışının, viral enfeksiyonların
arılarda neden olduğu öğrenme ve hafıza kayıplarıyla ilişkili olduğu
düşünülmektedir. AKS gözlenen arılıklarda tüm koloni ölüp üzerinden 3-4
hafta geçene kadar yağma olayına rastlanmamakta, kovan zararlıları
böyle kovanlara yaklaşmamaktadır30,34,35,. Belirtilen bu gözlemler teşhis amaçlı önemli klinik bulgular olarak değerlendirilebilmektedir.
AKS birden fazla türde enfeksiyona yol açan
bakteri, parazit ve virüs, zirai kimyasalların usulsüz kullanımı, su ve
atmosfere yansıyan çevre kirliliği ile olumsuz iklim değişimleri,
radyoaktif ve manyetik kirlilik gibi dış etmenlerin varlığında daha
ciddi ekonomik kayıplarla ortaya çıkabilmektedir9,59.
AKS olaylarının çoğu klinik olarak ciddi semptomlar gözlenmeden
seyretmekte, kayıplar bir gün içerisinde meydana gelebildiği gibi
yukarıda anlatılan faktörlerin varlığına göre değişik sürelerde de
gelişebilmektedir. Böyle kolonilerin insektisit olarak kullanılan
imidaklorit gibi bazı ilaçlara (neonikotinikler) maruz kaldığı
durumlarda, termitlerde görülen hafıza kaybı sendromuna benzer bir
etkiye uğradıkları tahmin edilmektedir. AKS de ön plana çıkan hafıza
kaybı sendromunun viral enfeksiyonlar ve ilaç kullanımı ile birlikte
tetiklendiği düşünülmektedir30.
Araştırmacı ve yetiştiricilerin önemli bir sorunu
haline gelen beklenmeyen koloni kayıpları ciddi ekonomik boyutlara
ulaşmıştır. Örneğin, Hatay ili Arı Yetiştiricileri Birliğinin yaptığı
açıklamaya göre 2007 yılı içerisinde sadece Dörtyol ilçesinde 33.000
adet kovanda beklenmeyen koloni kayıpları gözlenmiştir. Hatay
bölgesinde 2008 yılı ilkbaharında devam eden yoğun koloni kayıpları
tespit edilmiştir. Giray27,
Adana' da meydana gelen beklenmeyen koloni kayıplarında mevsimsel
dengesizliğin önemli rolü olabileceğini bildirmektedir. 2004 yılında
Amerika' ya Avustralya'dan ithal edilen bal arılarının ülkenin farklı
coğrafik bölgelerine dağıtılmasından sonra dikkat çekmeye başlayan
beklenmeyen koloni kayıpları ilk defa İsrail'de tespit edilen ‘'Israeli
Acut Bee Paralysis Virus'' (IABPV) ile ilişkilendirilmiştir. Amerika'da
ani koloni sönmesi gözlenen kolonilerin %96' sında IAPV tespit
edilmiştir. Virüs ilişkili ani koloni sönmesi olayları Belçika, Fransa,
Almanya, Hollanda, Polonya, Yunanistan, İtalya, Portekiz, İspanya,
İsviçre ve Tayvan' da tespit edilmiştir. Araştırmalar AKS gözlenen bal
arısı kolonilerinin viral ve paraziter patojenlerle aynı anda enfekte
olma oranlarının diğer patojenlerle aynı anda birlikte bulunma
oranlarına göre daha yüksek olduğunu bildirmektedir8,9,11,55,58. Yaşanan kayıpları analiz eden Kandemir38,
Birleşik Devletlerde yapılan anket çalışmalarında arıcıların %53.5
‘inin çok ya da aşırı koloni kaybı yaşadığını, Türkiye' de ise
bahsedilen yeni patojenlerin kontrol edilebilmesi için Tarım
Bakanlığı'nın Arıcılar Birliği ile ortaklaşa bir çalışma yürüterek
bilimsel araştırmalar başlatması gerektiğini bildirmiştir.
AKS' de ki önemi ile dikkat çeken paraziter akar Varroa spp. 1977 yılından bugüne Türkiye'deki arılıklarda bildirilmektedir. Türkiye' de baskın tür olarak tespit edilen Varroa destructor, Kore genomunda yer almaktadır56. Bal arılarının en önemli ektoparazit akarı olan V.destructor ile doğal enfeste arı kolonileri normal şartlar altında 3-4 yıl yaşayabilmektedir2,8. Ancak, akar bal arılarının hemolenfinden beslenmesi esnasında açtığı yara odakları39 ile vektörlüğünü yaptığı viral58,59, bakteriyel18, mantar10 ve diğer patojenlere50-52
geçiş kolaylığı sağlamaktadır. Bal arısı kolonilerinde varroa
vektörlüğü yardımıyla gelişen miks enfeksiyon tablosu ani koloni
kayıplarıyla ilişkilendirilmiştir8,12,13,16.
Varroa mücadelesinde kullanılan çesitli akarasitlerin, bal arılarının
enfeksiyonlara karsı immün yanıtını engelleyebileceği, immün sistem
genlerinin ekspresyonunu baskılayabileceği düşünülmektedir.
Ektoparazitiklerin ve akarların diğer canlıların immün ve sinir
sistemlerine etkileri hakkında sınırlı bilgiler vardır. Ektoparaziter
ve pestisit olarak kullanılan imidaklorit ve benzer kimyasalların
arıların immün ve sinir sistemi üzerindeki etkisi henüz açıklanamamıştır23,57.
Birden fazla patojenin miks enfeksiyon tarzında ortaya çıkmasıyla dikkat çeken AKS' de ülkemizde de varlığı bildirilen Acarapis woodi
önem taşımaktadır. Akar torakstaki ana trakea kanallarını doldurarak
özellikle kanat kaslarının ihtiyacı olan gaz degişimine engel olmakta,
kovan içi hava değişimini engellemekte ve tarlacı arıların uçuş
mesafelerini kısaltarak koloniye geri dönüş problemlerine neden
olmaktadır31,36.
Akar arının trakea duvarını delip hemolenfi ile beslenirken çeşitli
viral, bakteriyel ve mantar hastalıklarına yol açabilmektedir19,47,54. Çakmak ve arkadaşlarının14,
10.200 adet arı üzerinde 4 farklı teşhis metodu ile araştırdıkları bu
akarı, Özkırım ve arkadaşları Adana bölgesi arı örneklerini inceleyerek
tespit etmişlerdir44,45.
Ülkemizde melez veya saf olarak farklı ırklarda arı yetiştiriciliği
yapılmakta olup, bu akar sınır komşusu olduğumuz İran ve Bulgaristan'
daki arılıklarda tespit edilmiştir.
Ani koloni sönmesi olayları için önem arz eden diğer bir etken Nosema apis ile enfekte arılar 18-54 gün yaşarken, Nosema ceranae
ile enfekte olanlar 8 gün içerisinde ölmektedir. Türkiye'de incelenen
arılıkların %60' ında mikroskobik araştırmalarla nosemosis (N. Apis)
tespit edilmiş, bu arılıklardaki kolonilerin %14' ü enfekte bulunmuş,
enfekte kolonilerin sadece %16' sında klinik semptomla
karşılaşılmıştır, Marmara ve Karadeniz bölgesindeki enfekte kolonilerde
aynı zamanda %38 oranında Malpighamoeba mellifica ve %64 oranında Ascospheara apis bildirilmiştir4. A. apis sporlarının varroa ile enfestasyon oranına paralel bir hızla yayıldığı bildirilmiştir51. Aydın ve arkadasları5 nosema pozitif kolonilerin %30' unda sekonder enfeksiyon olarak M. Mellifica1,7,25,29,50.
bildirmişlerdir. Ani koloni kaybı vakalarında her iki etkenin birlikte
bulunduğu kovanların daha fazla risk altında olduğu ancak tek etkenli
vakalarda bu riskin düştüğü gözlenmiştir
Nosema ceranae, Fransa' da 1999, Doğu ve
Güney Avrupa' da ise 2003 yılından bu yana sürekli artan düzeylerde
yayılım göstermektedir. Türkiye' deki arılıklarda N. ceranae' nin varlığı ve virülensi bilinmemekte olup N. Ceranae' nin Avrupa' da tespit edilmiş olması ülkemizde yetiştiriciliği yapılan A. Mellifera' nın N. Ceranae riski altında olduğunu göstermektedir26,32,33. Avrupa ve Anadolu'daki bal arılarında varlığı tespit edilmis olan V. Jacobsoni' nin yerini, daha patojen tür olan V. Destructor un almasına benzer sekilde, N. ceranae' nın da hızla N.apis' in yerini almakta olduğu düşünülmektedir40,42. N. ceranae'
nin ülkemizdeki erken tanısına yönelik yapılacak acil araştırmaların
varroa ve virüs çalısmaları ile kombine edilerek ani koloni
sönmelerindeki ilişkisi belirlenmelidir.
Bal arılarının beklenmeyen koloni kayıplarında etkisi olduğu düşünülen Cryptococcus neoformans fırsatçı maya enfeksiyonu etkeni, özellikle immün sistemi zayıflayan canlılar için yüksek patojeniteye neden olabilmektedir41.
Maya hava yolu ile yayılabilmektedir. Aslında insan patojeni olan
kapsüllü maya farklı hayvanlarda da patojeniteye neden olabilmektedir. Cryptococcus gattii ‘ye ökaliptus ağaçlarında daha sık rastlanabileceği, C. Neoformans
‘a ise güvercin gibi kanatlılar ile çoğu memeli hayvanın dışkısında ve
acarina sınıfı artro-podlar da rastlanabileceği bildirilmektedir. Etken
subtropik bölgelerdeki Eucalyptus20,22. Ülkemizdeki ökaliptus türlerinden C. Neoformans izole edilmiştir. C. Neoformans
'ın toprakta, özellikle kanatlı dışkıları ile kirlenmiş toprakta yoğun
olarak bulunabileceği gösterilmiş, ülkemizin değişik bölgelerinde
farklı oranlarda saptanmıştır. İzmir'de güvercin kümeslerinde %14,
Bursa'da %13,9, İstanbul' da %1,2 oranlarında C. neoformans saptanmıştır6. Ergin ve Kaftanoğlu21, 2004 yılında bal arısı kovanlarında C. neoformans
var. grubii tespit etmişler, ökaliptus ağaçlarının çiçeklenme
zamanlarında bal arılarının polen ve nektar arayışında olduklarını, bu
dönemlerde bulaşma riskinin arttığını bildirmişlerdir. Cryptococcus
spp., özellikle Akdeniz Bölgesinde bulunan ökaliptus ağaçlarından
faydalanan bal arılarının, farklı patojenler ile enfekte halde ve
zayıflamış immün sistemlerine karşı fırsatçı patojen bir ajan olarak
risk oluşturabilir20,41.
spp. (ökaliptus ağaçları) florasından izole edilebilmektedir
Amerika Birleşik Devletleri' nde koloni çökme
bozukluğu gözlenen arılıklardaki şüpheli kovanların arıları, yeni bir
kovana alındıktan sonra eski kovanları yüksek dozda radyasyon altında
bekletilmiş, arıların steril hale getirilmiş olan eski kovanlarına
tekrar alınmasını takiben öncesine oranla çok daha rahat bir çalışma
düzenine kavuştukları bildirilmiştir. Bilim adamları bu durumu, koloni
çökme riski taşıyan arılıklardaki kovanların hatalı bakım veya besleme
eksikliklerinden ziyade radyasyona tabi kaldığında yıkımlanabilen yeni
bir patojenin tehdidi altında oldukları yönünde yorumlamışlardır17.
Sonuç olarak, Doğu Akdeniz'de Suriye sınırındaki
Hatay ili ve ilçelerinde yaygın şekilde bildirilen AKS olgularının, bal
arısı enfeksiyonları konusunda yetişmiş uzman Veteriner Hekim
yetersizliği başta olmak üzere gittikçe artan patojen çeşitliliği,
dirençli arı ırkı yetiştiriciliğinin yaygınlaşmaması, gezgin
arıcılıktaki eğitim eksikliği ve küresel iklim değişimlerinden
etkilenmiş olabileceği düşünülebilir. Hatay bölgesi gezgin arıcıların
yoğun olarak tercih ettikleri bir kışlatma alanı olması yönünden
bahsedilen sendrom için ulusal bir önem taşımaktadır. Türkiye'de AKS
patolojisi hakkında yapılmış bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır.
Yukarıda ifade edilen hususlar dikkate alındığında ortaya çıkan tablo,
ülkemizdeki AKS olaylarının patolojik boyutlarının ivedilikle
saptanarak, stratejik planlama ile acil önlemlerin tespit edilmesi,
ulusal risk haritalarının oluşturulmasını gerektirmektedir.
1) Akkaya H, Vuruşaner C, 1995. Bal arısı ve zararlıları, ders notları. İstanbul.
2) Aydın L, 1994. Nosemiasis. Türkiye Parazitol Derg, 18: 224-228.
3) Aydın L,
2005. Arıcılık potansiyeli yüksek ama Türkiye, avan-tajlarını
değerlendiremiyor. Dünya Gıda Derg, Şubat sayısı. Dünya yayıncılık A.Ş
Bağcılar, İstanbul, s. 57-58.
4) Aydın L, Çakmak İ, Güleğen E, Wells H, 2005. Honey bee nosema disease in the Republic of Turkey. J Apicul Res, 44: 196-197.
5) Aydın L,
Güleğen E, Çakmak İ, Girişgin O, Wells H, 2006. Relation between Nosema
and chalkbrood and its implication for an apiary management model. Bull
Vet Inst Pulawy, 50: 471-475.
6) Aygün G,
1998. Investigation on the occurrence of Cryptococcus neoformans in
natural habitats in İstanbul. Cerrah J Med, 29: 18-22.
7) Bailey L, Ball BV, 1991. Honey Bee Pathology. 2nd edition, Academic Press, London.
8) Bakonyi
T, Farkas R, Szendroi A, Dobos-Kovacs M, Rusvai M, 2002. Detection of
acute bee paralysis virus by RT-PCR in honey bee and Varroa destructor
field samples: rapid screening of representative Hungarian apiaries.
Apidologie, 33: 63-74.
9) Bakonyi
T, Grabensteiner E, Kolodziejek J, Rusvai M, Topolska G, Ritter W,
Nowotny N, 2002. Phylogenetic analysis of acute bee paralysis virus
strains. Appl Environ Microbiol, 68: 16446-16450.
10) Benoit
JB, Yoder JA, Sammataro D, Zettler LW, 2004. Mycoflora and fungal
vector capacity of the parasitic mite, Varroa destructor (Mesostigmata:
Varroidae) in honey bee (Hymenoptera: Apidae) colonies. Int J Acarol,
30: 103-106.
11)
Berenyi O, Bakonyi T, Derakhshifar I, Koglberger H, Nowotny N, 2006.
Occurrence of Six Honey bee Viruses in Diseased Austrian Apiaries. Appl
Environ Microbiol, 72: 2414-2420.
12)
Bowen-Walker PL, Gunn A, 2001. The effect of the ectoparasitic 1 mite,
Varroa destructor on adult worker honeybee (Apis mellifera) emergence
weights, water, protein, carbohydrate, and lipid levels. Entomol Exp
Applic, 101: 207-217.
13)
Bowen-Walker PL, Martin SJ, Gunn A, 1999. The transmission of deformed
wing virus between honey bees (Apis mellifera L.) by the ectoparasitic
mite Varroa jacobsoni Oud.
J Invertebr Pathol, 73: 101-106.
14) Çakmak
İ, Aydin L, Güleğen E, Wells H, 2003. Varroa (Varroa destructor) and
tracheal mite (Acarapis woodi) incidence in the Republic of Turkey. J
Apic Res, 42: 57-60.
15) Cengiz
H, Ayag M, Çitrazoğlu M, 2005. Arıcılık. T.C Bursa Valiliği Tarım İl
Müdürlüğü, Çiftçi eğitim ve yayım şube mü-dürlüğü. Yayın no:Çey
08.2005./III.O11. Bursa.
16) Chen
YP, Pettis JS, Collins A, Feldlaufer MF, 2005. Prevalence and
Transmission of honey bee viruses. Appl Environ Microbiol, 72: 606–611.
17)
Cox-Foster D, Lipkin WI, Cui L, Geiser DM, 2008. U.S. National center
for biology information, national institutes of health.
(http://live.psu.edu/story/25747).
18) De
Rycke PH, Joubert JJ, Hosseinian SH, Jacobs FJ, 2002. The possible role
of Varroa destructor in the spreading of American foulbrood among
apiaries. Exp Appl Acar, 27: 313-318.
19)
Delfinado-Baker M, Baker EW, 1982. Notes on honey bee mites of the
genus Acarapis Hirst (Acari: Tarsonemidae). Int J Acarol, 8: 211-226.
20) Ergin
Ç, İlkit M, Hilmioğlu S, Kaleli İ, Gülbaba AG, Demir-ci M, Kaya S,
2004. The first isolation of Cryptococcus neoformans from Eucalyptus
trees in South Aegean and Mediterranean regions of Anatolia in Turkey
despite Taurus mountains alkalinity. Mycopathologia, 158: 43-47.
21) Ergin
Ç, İlkit M, Kaftanoğlu O, 2004. Detection of Cryptococcus neoformans
var. grubii in honeybee (Apis mellifera) colonies. Mycoses, 47:
431-434.
22) Ergin
Ç, Şengül M, Kaleli İ, Mete E, 2007. The growth dynamics of
Cryptococcus neoformans and Cryptococcus gattii serotypes on South-West
Anatolian\'s Eucalyptus-based broths. Türk Mik Cem Derg, 37: 94-97.
23) Evans
JD, Aronstein K, Chen YP, Hetru C, Imler JL, Jiang H, Kanost M,
Thompson GJ, Zou Z, Hultmark D, 2006. Immune pathways and defence
mechanisms in honey bee Apis mellifera. Ins Mol Biol, 15: 645-656.
24)
Fıratlı Ç, Karacaoğlu M, Gençer HV, 2004. Türkiye' de paket arıcılık
sisteminin geliştirilmesi olanakları. Proje resmi sonuç raporu. Proje
no: TOGTAG/TARP-1819. Ankara.
25) Fries I, 1993. Nosema apis-A parasite in the honeybee colony. Bee World, 75: 5-19.
26) Fries
I, Martin R, Meana A, Garca-Palencia P, Higes M, 2006. Natural
infections of Nosema ceranae in European honey bees. J Apicult Res, 45:
230-233.
27) Giray T, 2007. Arıcılık dünyasından haberler ‘'Koloni Çökme Hastalığı''. Uludağ Arıcılık Derg, 7: 6.
28) Gordon
J, Davis L, 2003. Valuing honeybee pollination. Rural industries
research and development corporation. Publication No. 03/077, Project
No CIE-15A. Australia.
29) Grobov
OF, Bondarenko OI. 1975. A study of the interaction of Malpighamoeba
mellificae and Nosema apis in the honey bee. Trudy Vsesoyuznogo
Instituta Eksperimental\' noi Veterinarii, 43: 268-272.
30) Hayes J, Williston FL. 2007. Florida workshop discusses colony collapse disorder. American Bee J, s.295-297.
31)
Harrison JF, Camazine S, Merden JM, Kirkton SD, Rozo A, Yang X, 2001.
Mite not make it home: Tracheal mites reduce the safety margin for
oxygen delivery of flying honeybees. J Exp Biol, 204: 805-814.
32) Higes
M, Martin R, Meana A, 2006. Nosema ceranae, a new microsporidian
parasite in honeybees in Europe. J Invertebr Pathol, 92: 93-95.
33) Huang WF, Jiang JH, Chen YW, Wang CH, 2007. A Nosema ceranae isolate from the honey bee Apis mellifera. Apidologie, 38: 30-37.
34) Hung
ACF, Adams JR. Shimanuki H, 1995. Bee parasitic mite syndrome (II) The
role of mite and viruses. American Bee J, 135: 702-704.
35) Iqbal
I, Mueller U, 2007. Virus infection causes specific learning deficits
in honeybee foragers. Proc R Soc B, 274: 1517-1521.
36) Joos
B, Lighton JRB, Harrison JF, Suarez RK, Roberts SP, 1997. Effects of
ambient oxygen tension on flight performance, metabolism and water loss
of the honeybee. Physiol Zoo, 70: 167-174.
37)
Kaftanoğlu O, Kumova U, 1989. Çukurova bölgesi koşulların-da ana a 1 rı
(Apis mellifera L.) yetiştirme mevsiminin, ana arıla-rın kalitesine
olan etkileri üzerine bir araştırma. Proje resmi so-nuç raporu. Türkiye
Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Ve-teriner ve Hayvancılık Grubu.
Proje no: VHAG-688. Ankara.
38) Kandemir İ, 2007. Amerika Birleşik Devletlerin' de toplu arı ölümleri ve koloni çökme bozukluğu üzerine bir derleme.
Uludağ Arıcılık Derg, 7: 63-69.
39) Kanbar
G, Engels W, 2005. Communal use of integumental wounds in honey bee
(Apis mellifera) pupae multiply infested by the ectoparasitic mite
Varroa destructor. Genetic Mol Res, 4: 465-472.
40) Klee
J, MBesana A, Genersch E, Gisder S, Nanetti A, Tam DQ, Chinh TX, Puerta
F, MariaRuz J, Kryger P, Message D, Hatjina F, Korpela S, Fries I,
Paxton RJ, 2007. Widespread dispersal of the microsporidian Nosema
ceranae, An emergent pathogen of the western honeybee, Apis mellifera.
J Inverteb Pathol, 96: 1-10.
41) Linn X, Heitman J, 2006. The Biology of the Cryptococcus neoformans species complex. Ann Rev Microbiol, 60: 69-105.
42) Malone
LA, Gatehouse HS, Tregidga EL, 2001. Effects of time, temperature and
honey on Nosema apis (Microsporidia: Nosematidae), a parasite of the
honey bee, Apis mellifera (Hymoneptera: Apidae). J Inverteb Pathol, 77:
258-268.
43) Morse RA, Calderon NW, 2000. The value of honey bee pollination in the United States. Bee Culture, 128(18): 1-15.
44) Ozkirim
A, Keskin N, 2003. The occurrence of Varroa jacopsoni (Acari:
Varroidea) and Acarapis woodi (Acari: Tarsonemidae) in Ankara and its
surroundings. Hacettepe J Biol Chem, 32: 7-13.
45)
Ozkirim A, Keskin N, 2005. The determination of Tracheal mite Acarapis
woodi incidence in the Republic of Turkey. Scientific programme of
Apimondia, abstract book, abstract no: 90: 47-48, Ireland.
46)
Özbilgin N, Alatas İ, Balkan C, Öztürk A, Karaca Ü, 1999. Ege bölgesi
arıcılık faaliyetlerinin teknik ve ekonomik başlıca
karakteristiklerinin belirlenmesi. Anadolu, J AARI, 9: 149-170.
47) Pettis
JS, Wilson WT, 1996. Life History of the honey bee tracheal mite
(Acari: Tarsonemidae). Ann Entomol Soc America, 89: 368-374.
48) Ruttner F, 1988. Biogeography and Taxonomy of Honeybees. Springer, Verlag, Berlin
49) Saki CE, 1999. Arıcılık Ders notları. Fırat Üniversitesi Veteri-ner Fakültesi, Elazığ.
50) Sammataro D, Avitabile A, 1998. The Beekepers Handbook. Cornell University Press. USA.
51)
Sammataro D, Finley J, 2004. Observations of the ectoparasitic bee mite
Varroa destructor in honey bee (Apis mellifera) cells infected with
chalkbrood (Ascosphaera apis). J Apicul Res, 43: 28-30.
52)
Sammataro D, Gerson U, Needham G, 2000. Parasitic mites of honey bees:
Life, history, implications and impact. Ann Rev Entomol, 45: 519-548.
53) Shimanuki H, Calderone NW, Knox DA, 1994. Parasitic mite syndrome: the symptoms. American Bee J, 134: 827-828.
54) Şimsek
H, 2005. Elazığ yöresi bal arılarında bazı parazit ve mantar
hastalıklarının araştırılması. Ankara Üniv Vet Derg, 52: 123-126.
55) U.S
Army News Release, 2007. Scientists identify pathogens that may be
causing global honeybee deaths. Edgewood Chemical Biological Center.
A.U.S Army-Rdecom Laboratory.
56) Warrit
N, Hagen TAR, Smith DR, Çakmak İ, 2004. A survey of Varroa destructor
strains on Apis mellifera in Turkey. J Apic Res, 43: 190-191.
57)
Yangand X, Cox-Foster DL, 2005. Impact of an ectoparasite on the
immunity and pathology of an invertebrate: Evidence for host
immunosuppression and viral amplification. Proceedings of the National
the Academy of Sciences of the USA, 102: 7470-7475.
58) Yue C,
Genersch E, 2005. RT-PCR analysis of Deformed Wing Virus in honey bees
(Apis mellifera) and mites (Varroa destructor). J Gen Virol, 86:
3419-3424.
59) Yue C,
Schroder M, Gisder S, Genersch E, 2007. Vertical-transmission routes
for deformed wing virus of honeybees (Apis mellifera). J Gen Virol, 88:
2329-2336.
60) Yücel A, 2000. Yumurta ve Bal. Uludağ Üniversitesi, Ziraat Fakültesi yardımcı ders notları. No: 4. Bursa.