Okunma: 3018 kez
"İyileşeceğine gerçekten inanan kişi iyileşir" derler. Öyle ki pek çok kanserle savaşım hikayesi vardır sonunda hastaların hayatı yeniden sağlıkla kucakladıkları. Nice ölümlerden dönenler, ölümle burun buruna gelip en amansız hastalıklardan zaferle sıyrılanlar... Günlük hayatta buna kimileri beyin gücü der, kimileri moral, kimileriyse inanç. İsmi her ne konulursa konulsun çoğu zaman kişi bir neden arar "moral" ya da "inancını" yüksek tutmaya. Kendisini iyi edecek bir neden. Bir ilaç. Peki ya bu ilaç bir şekerden ibaretse?
Bugün herhangi bir hastalığın tedavisi sırasında
moral ya da olumlu beklentilerin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek
süreci hızlandırabildiği biliniyor. Gerek tedavi süreci sırasında
doktor ve hemşirelerden gördüğü ilgi, gerekse tedavi gördüğü düşüncesi
hastaya aldığı ilaçların biyolojik etkilerinden bağımsız olarak güç
kazandırabiliyor. Bu nedenle de biliminsanları herhangi bir ilacın
kimyasal etkilerini sınarken ilaç görünümündeki şekerlemelerle
ilaçların ayrı ayrı etkilerini gözlemleyip iki etkinin farkından ilacın
iyileştirici gücüne dair çıkarımlarda bulunuyorlar. Eğer ki sıradan bir
şeker bile yalnızca "ilaç" adı altında sunulduğu için aynı seviyede bir
iyileşme gözlemleniyorsa ilaç başarısız kabul ediliyor. İşte, ilaç
görünümündeki bu şekerlemeler "plasebo" adını alıyor. Plasebolar salt
biyolojik hastalıklara çare ararken yapılan araştırmalarda değil
depresyon gibi psikolojik etmenlerin rol oynadığı hastalıkların tedavi
araştırmalarında da etkili bir yöntem olarak ortaya çıkıyor. Bazı
araştırmacılar plasebo etkisini klasik koşullanmayla açıklarken
diğerleri "mutluluk kimyasalı" olarak bilinen endorfin salınımının rol
oynayabileceğini düşünüyor:
Klasik Koşullanma ve Plasebolar
Klasik
koşullanma sırasında organizmanın belli uyaranlara belli yanıtlar
vermeyi öğrendiğine değinen biliminsanları plasebonun da tıpkı bir ilaç
uyaranı olarak algılanabileceğini ve bedenin ilaca verdiği biyolojik
yanıtların aynılarını tetikleyebileceğini varsayıyorlar. Plasebo
aldıktan sonra beyin işleyişi tıpkı ilaç almışçasına değişim gösteren
hastalar bu görüşün doğru olabileceğini gösteriyor. Ancak varsayım
plasebo etkisini üst seviye bilişsel nedenlerden uzak tutarak otomatik
bir koşullanma sürecine bağlıyor. Oysa sözünü ettiğimiz duygular,
beklentiler, umut gibi daha zihinsel süreçler olduğundan yalnızca
klasik koşullanmayla açıklamaya çalışmak yetersiz kalabiliyor.
Endorfin Salınımı ve Plasebolar
Plasebo etkisini endorfin salınımıyla açıklayan biliminsanlarıysa ilaç
alarak iyileşeceğine inanan hastaların içlerinde korudukları umudun
duyguları ve bedensel işleyişleri üzerinde olumlu etki yaratabileceğini
vurguluyor. Bu etkileşim sırasındaysa "mutluluk kimyasalları" olarak
bilinen ve kişinin duygudurumu ve acı algısını düzenleyen endorfinlerin
rol oynadıklarını düşünüyorlar. Nitekim plasebo verildikten sonra
bedenlerindeki endorfin salınımı engellenen hastaların acı algılarının
tekrar yükseldiğini rapor eden çalışmalar bu görüşü destekliyor.
Plasebo genellikle öyle kayda
değer etkiler gösterebiliyor ki bazı biliminsanları psikoterapinin de
yalnızca plasebo etkisinden ibaret olduğunu, farklı psikoterapi
yöntemlerinin bir anlamda "aynı kapıya çıktıklarını" iddia ediyorlar.
Ancak bilimsel çalışmalardan da bilindiği üzere hastanın tedaviye olan
inancı her koşulda önem gösteriyor. Tedaviye umutla bağlanan hastalar
daha çabuk iyileşiyor. Özellikle de psikolojik rahatsızlıklar söz
konusu olduğunda terapinin işe yarayacağına gönülden inanan hastalar
terapi sürecine daha aktif katılımda bulunup daha hızlı ilerleme
kaydedebiliyorlar. Bu gerçek psikoterapinin yalnızca plasebo etkisinden
ibaret olduğu anlamına gelmiyor.
Kuşkusuz
plaseboların kullanımı etik sorunları da beraberinde getiriyor.
Geçmişin aksine bugün hastalar yeni bir ilacın etkisinin sınandığı
çalışmalarda plasebo verilen gruba da düşebilecekleri olasılığı
bulunduğu konusunda uyarılıyorlar. Bunun yanısıra eğer ki herhangi bir
hastalığın standart tedavisi bulunuyorsa yeni tedavinin plaseboyla
değil bu standart yöntemle karşılaştırılması, hiçbir hastanın biyolojik
tedaviden mahrum bırakılmaması gerekiyor. Her ne kadar yalnızca plasebo
etkisine güvenerek bir hastayı biyolojik tedaviden mahrum bırakmak
etiğe aykırı düşse de plasebo etkisi bir hastalıkla savaşımda büyük
ipuçları veriyor. Olumlu beklentiler ve tedaviye güven iyileşme
sürecini kısaltıyor.
Kaynaklar:
http://www.psy.gla.ac.uk/~steve/hawth.html Atkinson RL, Atkinson RC, Smith EE, Bem DJ & Hilgard ER. Introduction to Psychology. 10. Baskı (1990).

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Beklentilerin Gücü ve Plasebo Etkisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |