Okunma: 3450 kez
Bundan yaklaşık 50 yıl önce fizikçi Hendrik Casimir, mikro-makinelerden birleşik doğa teorilerine kadar her şeyi etkileyebilen, bir vakumda (boşlukta) iki yüzey arasındaki çekme kuvveti olabileceğini önerdi.
Boşlukta iki aynayı bir biriyle yüz yüze ve küçük aralıklı duruma getirirseniz ne olur?
İlk reaksiyonunuz “hiçbir şey” olabilir. Fakat gerçekte, her iki ayna, basit vakum sonucu birbirini karşılıklı olarak çekerler.
İşte bu
etkiyi Hollandalı teorik fizikçi Hendrik Casimir 1948 yılında,
Eindhoven’da Philips Araştırma Laboratuvarı’nda, tüm nesnelerde colloidal
çözeltiler üzerine araştırma yaparken bu fenomeni önerdi. Bu colloidal
çözeltiler; mikron boyutlu parçacıklar içeren bir sıvı karışımında, boya
ve mayenozda olduğu gibi, viskoz materyallerdir. Böyle çözeltilerin
özellikleri nötral atomlar ve moleküller arasında mevcut olan, uzun erimli
ve çekici Wan der Waals kuvvetleri tarafından belirlenir.
İki ayna arasındaki kuvvet
Casimir kuvveti olarak, bu fenomen ise Casimir etkisi olarak bilinir. Casimir etkisi yıllarca
teorik merak konusu oldu. Bu fenomene ilgi son yıllarda daha da arttı.
Deneyci fizikçiler, mikro-makinelerin çalışmalarını etkileyen Casimir
kuvvetini, çok duyarlı ölçüm aletleri geliştirerek, gözlediler. Bu konuda temel fizik
tarafından yeni atılımlar da yapıldı. Bir çok teoriysen, 10 veya 11
boyutlu temel kuvvetlerin bileşik alanlar teorisinde “büyük” fazladan
boyutların varlığını öngörmektedir. Onlar, bu boyutların, milimetrenin
altındaki uzaklıklarda, klasik Newton kütle çekimini değiştirebileceğini
söylüyorlar. Casimir etkisinin ölçümü, çok daha sonra, böyle radikal
düşünceleri test etmek için fizikçilere yardımcı olabilir.
Casimir kuvveti her ne
kadar tam bir karşı-sezgi gösterirse de, gerçekte iyi anlaşılır. Klasik
mekaniğin ilk zamanlarında vakum düşüncesi oldukça basitti. Vakum, bir
kabın tüm parçacıklarının (içindeki gazın) boşaltılıp sıcaklığının mutlak
sıfıra indirildiği durumdur. Kuantum mekaniğinin gelmesiyle vakum anlayışı
tamamıyla değişti. Belirli elektromanyetik alanlarda tüm alanlar
(parçacıklar) titreşim yaparlar. Bir başka deyişle, bir sabit etrafında
aktüel değeri değişen, verilen her hangi bir moment, bir ortalama değere
sahiptir. Mutlak sıfırda bile, kusursuz bir vakumda bile, bir fotonun yarı
enerjisine karşılık gelen ortalama enerjide, “ vakum salınımları
(titreşimleri) “ olarak bilinen salınımlar mevcuttur.
Bununla birlikte, vakum
salınımları bir fizikçinin zihninde soyut değildir. Onlar, makroskopik
ölçekli deneylerde doğrudan canlandırılabilen, gözlenebilir sonuçlara
sahiptirler. Örneğin, uyarılmış seviyedeki bir atom uzun süre uyarılmış
kalamaz, kendiliğinden foton salarak taban durumuna geri döner. Bu fenomen
vakum salınımlarının bir sonucudur. Bir kurşun kalemi parmağınızın ucunda
dik durdurmaya çalışın. Eğer eliniz tamamen kararlı ise kalem orada
duracak (kalacak), değilse denge bozulacaktır. Fakat çok-çok zayıf bozulma
(sapma), kalemi daha kararlı bir denge konumuna getirecektir. Benzer
olarak, vakum salınımları uyarılmış bir atomun taban durumuna inmesine
sebep olur.
Casimir kuvveti vakum
(boşluk) salınımlarının en çok tanınmış mekanik etkisidir. İki ayna
arasında bir boşluk olduğunu düşünün (şekildeki gibi). Tüm elektromanyetik
alanlar çok farklı frekansları içeren bir karakteristik “spektrum”a
sahiptir. Serbest bir vakumda tüm frekanslar eşit öneme sahiptir. Fakat
boşluk (oyuk) içerisinde, aynalar arasında ileri-geri yansıyan alanda,
durum farklıdır. Alan, boşluk içerisine, yarım dalga boyunun tam katları,
tam olarak uyabiliyorsa çoğaltılır. Bu dalga boyu “oyuk (boşluk)
rezonansına” karşılık gelir. Diğer dalga boylarında, aksine, alan
zorlanır. Vakum salınımları ya zorlanır ya da frekansın boşluk rezonansına
karşılık gelip gelmediğine bağlı olarak yükselir.
Casimir etkisinin
tartışmasında önemli bir fiziksel nicelik de “alan radyasyon basıncı”dır.
Her alan-vakum alanı bile-enerji taşır. Tüm elektromanyetik alanlar uzayda
yayılırken, akan bir nehrin etrafındaki ve önündeki şeylere basınç
uyguladığı gibi, yüzeylere basınç uygular. Bu radyasyon basıncı ve
elektromanyetik dalganın frekansı enerjinin artması ile artar. Oyuk
içindeki radyasyon basıncı, bir oyuk rezonans frekansında, dış
kısımdakinden daha güçlüdür ve bundan dolayı aynalar bir birinden uzağa
itilirler. Rezonans dışında, tersine, oyuk içerisindeki radyasyon basıncı
dışarıdakinden daha küçüktür ve bundan dolayı aynalar birbirine doğru
çekilirler.
Dengede, çekme bileşenleri
itme bileşenlerinden azıcık daha güçlü etkiye sahiptir. Kusursuz iki
paralel düzlem ayna için, Casimir kuvveti çekicidir ve bu yüzden aynalar
bir birlerini çekerler. Kuvvet, F; kesit alanı A ile doğu, aynalar
arasındaki uzaklığın dördüncü kuvveti (üssü) d4 ile ters
orantılıdır. Bu geometrik niceliklerden ayrı olarak kuvvet, ışık hızı ve
Planck sabiti gibi temel değerlere de bağlıdır.
Casimir kuvveti birkaç
metre uzaklıktaki aynalar için son derece küçük olarak gözlenirken,
uzaklık mikronluk düzeyde iken ölçülebilir basmaktadır. Örneğin, alanı 1
cm2 ve aradaki uzaklık 1 mm
olan iki ayna yaklaşık 10-7 N’luk bir Casimir kuvvetine
sahiptir, ki bu kuvvet çapı yarım milimetre olan bir su damlasının
ağırlığı kadardır. Bu kuvvet her ne kadar küçük gözükse de, bir
mikrometrenin altındaki uzaklıklarda, iki nötr obje arasında en güçlü
olur. Gerçekten de, 10 nm (nanometre) aralıklı, tipik bir atom boyutunun
yaklaşık 100 katı, Casimir etkisi 1 atmosfer basınsının eşdeğeri basınç
üretir.
Her ne kadar günlük
yaşamımızda böyle küçük uzaklıklar ile ilgilenmesek de, onlar “nano yapılı
ölçekler” ve “mikro-elektromekanik sistemlerde” önemlidir. Bunlar, mikro
boyutlu mekanik elemanlar ve hareketli parçalarda, bir silikon örneğini
küçük parçalara bölen akıllılıktadır. Elektronik bileşenler bilginin
ilerlemesi için cihaz üzerine bağlanır, ki o, mekanik parçaların
hareketini algılar ve sürdürmesini sağlar. Mikro-elektromekanik
sistemlerin bilim ve teknolojide mümkün bir çok uygulama alanı vardır.
Örneğin, bugün bunlar otomobillerde “air-bag basınç sensörleri” olarak
kullanılmaktadır.
Aralarındaki uzaklık d ve
yüzey alanı A olan iki plaka arasındaki Casimir kuvveti F=(πhc/480)(A/d4
) bağıntısıyla hesaplanır. Burada h Planck sabiti (
6,62.10-34J.s ), c ışığın boşluktaki hızı ( 3.108
m/s ) dır. Bu küçük kuvvet, 1996
yılında Steven Lamoreaux tarafından %5 deneysel hata ile ölçülmüştür.
Fotondan başka parçacıklar
da küçük bir etki ortaya çıkarır, fakat sadece foton kuvveti
ölçülebilirdir. Fermiyonlar itici bir etki oluştururken, fotonlar gibi tüm
bosonlar, çekici Casimir kuvvetini oluştururlar. Eğer elektromanyetizmada
süpersimetri olsaydı, o zaman fermiyonik fotonlar da var olacaktı. Bu
durumda fotonların itme çekme etkisi bir birini yok edecek ve Casimir
etkisi olmayacaktı. Gerçekte Casimir etkisinin varlığı gösterir ki; doğada
süpersimetrinin olması bir simetri kırılmasını gerektirir.
Teoriye göre; vakumda
“toplam sıfır nokta enerjisi, tüm olası foton modları üzerinden toplam
alındığında sonsuz olur. Casimir etkisi; sonsuzlukların götürülmesinde,
bir enerji farkından meydana gelir. Vakum enerjisi, gravitasyonel (kütle
çekim) etkileşmeden dolayı, “kuantum kütle çekim teorisinde” bir
bilmecedir. Kütle çekim teorisi uzay-zamanın eğriliğine sebep olan büyük
bir “kozmolojik sabit” ortaya çıkarır. Bu uyuşmazlığa çözüm, kuantum kütle
çekim teorisinden beklenmektedir.
Mehmet TAŞKAN
Kaynaklar:
1)H.B.G.
Casimir, Proc. Kon. Ned. Akad. Wetensch. B51, 793 (1948)
2)S.
Lamoreaux, Phys. Rev. Lett., 78, p5 (1996).
3)K
A Milton 2001 The Casimir Effect: Physical Manifestations of Zero-point
Energy (World Scientific, Singapore) Buy the book: Amazon UK/Amazon US .
Subscribe to Physics World << Previous Physics World September 2002 Next
>> physics world alerts .

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Casimir Etkisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |