Ameliyathanede çekeceği fotoğraflar için cerrahlar gibi giyinmek
zorunda olan Tuna, "Doktorlar soğukkanlılığım nedeniyle benim iyi
cerrah olabileceğimi söylüyor. Ama bebek ve çocuk ameliyatları benim
için en zor vakalar, bu vakalara girmek istemiyorum, zorunlu kaldığım
da onlarla birlikte acı çekiyorum" dedi.
Dokuz
Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü mezunu olan
Yeliz Tuna, 9 yıl önce öğretim görevlisi olarak Ege Üniversitesi
Bilgisayar ve İletişim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde
(BİTAM) çalışmaya başladı.
Rektörlüğe bağlı olan bölümde
üniversitenin tanıtımlarının da yapılacağı filmler, fotoğraflara imza
atan Tuna, hastanedeki merkezde, objektifini farklı bir alanda
kullanmaya başladı.
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo
TV Bölümü'nde yüksek lisansını tamamlayıp doktora eğitimi süren Tuna,
aykırı fotoğraflara olan ilgisini medikal alana çevirdi.
Fotoğrafçılıkta
sürrealist akımı benimsediğini, içinde insan olan, ancak psikanalitik
açıdan incelenecek, mesajlar verecek fotoğraflar çekmeyi sevdiğini,
ancak kendini farklı bir alanda bulduğunu belirten Tuna, alanında tek
olduğunu söyledi.
Medikal fotoğrafçılığı akademisyen olarak
yapan, ister kadın ister erkek tek kişi tanımadığını belirten Tuna,
öyküsünü şöyle anlattı:
"BİTAM'da işe başladığımda ilk çekim
isteği Nöroloji Kiliniği'nden bir hocadan geldi. Baş ağrılarıyla
ilgili, kadavralar üzerinde çalışma yapıyordu. Çok önemli bir
çalışmaydı ve yurt dışında bir kongrede bildiri olarak sunacaktı. İlk
kez ölü bir insan görecektim. Anatomi bölümüne ilk girdiğimde
kadavraları karşımda görünce kötü oldum, duraksadım.
Çok sık
baş ağrısı çeken birisi olduğum için çalışmanın önemini hatırladım, bu
işi başarmam gerektiğini kendi kendime telkin ettim. Ve hocamızın
kadavralar üzerindeki çalışmalarını fotoğrafladım. Nöroloji profesörüne
konuyla ilgili sorular sordum. Ameliyathanede çekilecek vaka
fotoğrafları da benim için ilginç bir deneyim oldu.
Pek çok
hekim bile kan görmeye dayanamazken, ben bu sınavı da başarıyla
atlattım. Ameliyathanede fotoğraf çekmenin heyecanı başka. İlk defa
önemli bir vakayı ben görüp çektiğim için heyecan duyuyorum, kalp,
böbrek nakli gibi yeniden hayata dönüş fotoğraflarında özellikle.
Ameliyat
sırasında tek düşüncem ortamı bozmadan, steril ortamı koruyarak en
güzel kareyi yakalayabilmek. Sadece bebek ve çocuk ameliyatlarına
giremiyorum. Ancak, çok önemli bir vakaysa ve mutlaka çekilmesi
gerekiyorsa kaçışım yok.
Empati kurduğum için onlarla aynı
acıyı çekiyorum, çok üzülüyorum. Ama doğum fotoğraflarında duygularım
farklı. Bunları hobi olarak çekiyorum. Anne ile bebeğin ilk
buluşmasında kalbim yerinden çıkıyor gibi oluyor. Medikal fotoğraf,
bilimsel, duygusal yönden çok önemli. Hocalarımızın hem yurt içi hem
yurt dışında tıp dünyasına sunacakları bilimsel çalışmalarını en iyi
şekilde destekleyecek vaka fotoğraflarını çekip onların bu emeklerine
katkıda bulunmak beni mutlu ediyor."
Öte yandan Tuna, medikal
fotoğrafçılıkla ilgili bir sergi açmak istediğini, embiryodan
başlayarak doğumdan ölüme bir hikayeyi fotoğraflamak istediğini söyledi.