GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow İktisat arrow 1939-1945 Türkiye Para Politikası Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Eyl 28 2008

1939-1945 Türkiye Para Politikası Yazdır E-posta
(4 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

GenBilim Admin   
Pazartesi, 29 Eylül 2008
Okunma: 3814 kez

Savaşa katılmadığı halde, doğrudan ve dolaylı nedenlerle ülke ekonomisi savaştan kötü etkilendi. Bir milyon insanın askere alınması, hem bu insanlara yapılan askeri harcamalar nedeniyle, hem de çalışma yaşındaki bunca insanın çalışmadan alıkonulmasından dolayı, harcama artışları gelir düşüşleriyle birlikte yaşandı. Devletçi sanayileşme uygulaması kesintiye uğrarken, Milli Koruma Kanunu gibi yasal düzenlemelerle birlikte , hükümetin ekonomiye olağanüstü koşulların da etkisiyle daha fazla karıştığı bir dönem başladı.

Hükümet, piyasa işleyişini olağanüstü önlemlerle düzenlerken, doğrudan ve dolaylı vergileri arttırarak, milli gelirin önemli bir kısmına el koydu. Hızla büyüyen kamu harcamaları, yatırımlara değil de, bütçenin cari ve sermaye transferi harcamalarına gidince, süreç özel sermaye birikiminin hızla genişlemesine tanık oldu. Yasal düzenlemelerin fiyat sürecine etkili olamayışı, kamu harcamalarının artışına paralel olarak üretim düşüşleri ve dışalım güçlüklerinin ortaya çıkışının yarattığı mal kıtlıkları bir taraftan fiyatları arttırırken, diğer yandan özel sermaye birikimini hızlandırdı. Temel tüketim mallarının karneye bağlandığı bu yıllarda, fiyat artışları ve mal darlıklarından ortaya çıkan özel kesimin savaş karlarını vergilendirmek için Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi gibi toplumsal çalkantılar yaratan uygulamalara gidildi. Fiyat artışlarına etki yapan diğer bir unsur ise, savaş dönemi boyunca uygulanan bütçenin açık finansmanı ve para hacminin arttırılmasıdır. Savaş dönemi boyunca dış ticaret fazla vermiştir. (Kepenek/Yentürk, 2000).

1930ların sonuna doğru siyasal gerginliğin ve silahlanmanın artması, ülkenin savunma harcamalarını büyüttü. Silah ithalatını içine alan dış ticaret dengesi açık vermeye başlayınca, yeni krediler için girişimlerde bulunuldu. 1938 yılında yapılan bir anlaşma ile İngiltereden satın alınacak sanayi makine ve gereçleri için 10 milyon, silah ve askeri gereçler için 6 milyon sterlinlik İngiliz kredisi sağlandı. Sanayi kredisi 13 yıl vadeli ve %5.5 faizli iken, silah kredisinin faizi %3, geri ödeme dönemi ise 1951-1962 aralığıydı. İngiliz kredisinden rahatsızlık duyan Almanya ile 1939 yılında 55 milyon dolarlık bir kredi anlaşması imzalanmasına rağmen, aynı yıl içinde Türkiyenin İngiltere ve Fransa ile Karşılıklı Yardım Anlaşması imzalaması nedeniyle bu kredi Almanya tarafından iptal edildi. 1939 Karşılıklı Yardım Anlaşmasından sonra yapılan kredi anlaşmalarıyla İngiltereden 42 milyon, Fransadan 1.5 milyon sterlinlik (1940 resmi kuruyla toplam 228 milyon TL veya 203 milyon dolar) borç alındı. İngiltere ile ittifaka rağmen savaş dışında kalmak için Almanya ile sürdürülen iyi ilişkiler çerçevesinde 1942 yılında Almanyadan 35 milyon dolarlık kredi alındı. (Tezel, 1994)

ABDden Türkiyenin borç almasının tarihi de savaş yılları içinde başladı. Daha önceki borç başvurularını geri çeviren ABD, Ankaranın 1939 ve 1940daki kredi isteklerine de olumsuz cevap verdi. Savaşa katılmasıyla birlikte Türkiyeye 45 milyon dolarlık savaş malzemesi verdi. Türkiye, bu borcun 5 milyon dolarını geri öderken, geri kalanı 1946da yapılan bir anlaşma gereğince iptal edildi.(Tezel, 1994)

Savaş sonrasında dünyada ve Türkiyede yaşanan siyasal ve ekonomik değişimler, hem borç verecek durumda olan ülkelerin, hem de Türkiyenin konuya yaklaşımı ve uygulanan ekonomi politikalarında köklü değişikliklere neden oldu. Savaş sonrasında SSCB-Türkiye ilişkilerindeki gerginlik dolayısıyla ortaya çıkan güvenlik endişeleri Türkiyeyi ABDye yaklaştırdığı gibi, yeni ekonomi politikasının oluşumunda bu ülkenin belirleyici rol oynaması sonucunu da birlikte getirdi. Boratav (1989), 1946 yılını, 16 yıldır kesintisiz olarak izlenen kapalı, korumacı, dış dengeye dayalı politikaların adım adım gevşetilmesi, ithalatın serbestleştirilerek büyük ölçüde arttırılması, dış açıkların kronikleşmeye başlaması, dolayısıyla dış yardım, kredi ve yabancı sermaye yatırımları ile ayakta duran bir ekonomik yapının yerleşmesinin başlangıcı olarak hem ekonomik, hem de siyasal anlamda tam bir dönüm noktası olarak ele almaktadır.

Savaş yıllarında genişlemeye başlayan özel sermaye, savaş sonrası dönemde, iç ve dış etmenlerin katkısıyla, toplumsal ve ekonomik gelişmede, daha önceki dönemlerle kıyaslanmayacak bir şekilde etkinlik kazandı. Çok partili siyasal yaşama geçilmesi ve ekonominin dış yardımlara ve yabancı sermayeye açılması ile birlikte yaşanan kırsal kesimin pazara açılması, hızlı kentleşme yeni birikim olanakları sağladı. Çok partili siyasal yaşam, diğer iç ve dış gelişmeler, siyasal yönetimin sermaye birikiminden yana olması sürecini beraberinde getirdi. Siyasal yönetimi de yanına alan sermaye birikiminin, ekonomik ve toplumsal gelişmeyi tümüyle kavrayıcı bir nitelik kazandığı sürece girildi.(Kepenek/Yentürk, 2000).

II. Dünya Savaşı sonrasında tarıma yönelik uygulamalar toplumsal hayatı da etkiledi. Tarımın makineleşmesi, özellikle traktör sayısındaki patlama emek talebini düşürürken, emek fazlası kentlere göç etmeye başladı. Tarımdaki diğer girdilerin artması, karayolu yapımına verilen ağırlık, destekleme alımları, sübvasyonlar hem üretimi, hem verimliliği, hem işlenen toprak alanını arttırdı ve tarım piyasa için yapılmaya başladı. Kentlerin hızla büyümesi bir taraftan altyapı sorunları ortaya çıkarırken, diğer taraftan tüketim kalıplarını değiştirdi. Dayanıklı-dayanıksız lüks tüketim ürünlerinin istemi arttı.

1946 yılında %2 oranında fazla veren dış ticaret, bu yıldan sonra devamlı açık verdi. 1955 yılına geldiğinde dışsatım, dış alımın ancak %63ünü karşılayabiliyordu. Savaştan hemen sonra dışalım üzerindeki fiyat ve miktar sınırlamaları kalkınca dışalım hızla arttı. Bu artışın nedenleri tüketim artışı ile birlikte, daha sonraki yıllarda Türkiyeyi zora sokan üretimin ithalata dayalı olmasıdır. Dış girdiye dayalı bu bağımlı imalat biçimi bir sonraki alt başlık altında ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Savaş sırasında ekonomide yaşanan gerilemeler, savaş sonrası dönemde hızla telafi edilmeye başlandı. Ana ekonomik göstergeler 1946 sonrasında hızlı bir büyüme sürecine girildiğini göstermektedir. Ancak bu genişleme çok uzun ömürlü olamadı. 1954 yılından itibaren bir durgunluk başladı. İhraç mallarına yönelik talep düşerken, dış kaynakların belli bir düzeyi aşamamasından dolayı ithalata sınırlamalar getirildi. Bu bir taraftan mal kıtlıklarına yol açarken, öte taraftan KİTlerin özel kesime devrini amaçlayan iktidarın, tüketim mallarını ikame edebilmek için kamu yatırımlarını genişletmesine yol açtı. Ancak alınan önlemler dış ticaret açıklarını ortadan kaldırmaya yetmedi. Milli Koruma Kanununu andıran 4 yıllık uygulamalardan sonra 1958 yılında, IMF başta olmak üzere yardım çevrelerinin önerileri doğrultusunda, devalüasyona gidildi, iç ve dış ticaret üzerindeki sınırlamalar kaldırıldı. (Boratav, 1989).

Savaş sonrası döneme net borçluluğu sıfır olarak giren Türkiyenin bu durumu, savaş sonrasında değişmiştir.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
Sponsor Bağlantılar

Nbrsin: Ne yapıyorsun?

GenBilim
GenBilim
GenBilim
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı.
GenBilim