GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Sosyoloji arrow Ortadoğunun İç Sorunları Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Tem 18 2006
Ortadoğunun İç Sorunları Yazdır E-posta
(0 Oy)



Birgül Çelebi   
Salı, 18 Temmuz 2006
Okunma: 777 kez

Ortadoğu, Türiye kendi iç kurumlarını, sorunlarını doğru dürüst ele alarak sağlam bir sonuca bağlamazsa ne istikrar ne modernleşme olur. Osmanlı devleti içinde bütün olan Arap birliği hiçbir zaman Osmanlı içinde olduğu kadar bir birlik oluşturamamıştır.Suriye ve Irak’ta Baasçılar bir diğer ana amacı gerçek manada bir yaşam kazandırmakdı. Gerçekden onlar da halkçıydılar ve bazıları büyük işler başarmışlardı.

Fakat netice ne olmuştur; halk ile idareciler arasında yakınlaşma, birleşme gerçekleştirmek yerine halk ile idarecileri birbirinden ayırmışlardır. Çünkü kurumsal müsseseleri kuramamışlardır. Kurumsal müesseseleri kurmuş toplumlar istikrara kavuşur, modernleşir.

Bu bakımdan Ortadoğu’da maalesef kişisel alan bir dereceye kadar kurulmakla beraber bu alan tam manası ile otonomik kurallara riayet ederek hareket etmemiş, tek şahsın emri ile idaresine düşmüştür.

Halkın özüne, kültürüne, geleneğine, hürmet edecek ve bu arada modernliğide gerçekleştirecek yani halkın yaşamını daha yüksek bir seviyeye çıkaracak yeni kuruluşlar ortaya çıkarmaya başlanmıştır.İşte bunun ilk örneği; Mısır, 1928 de İhvanı Müslimini kurulmuştur.Daha henüz Mısır cumhuriyet olmamıştı ve halkla ilgilenecek müslüman birliği gibi bir kurum kurulmuştu.

Müslüman birliği; dini kisve altında tamamı ile pratik gayelere yönelmiş, dispanser kurmuştu. Devletin yapmadığını yerine getiren bir teşkilat olarak ortaya çıkmıştır. Ancak siyasallaşması çok daha sonra olmuştur.
Avrupa bugün İslam’a şüphe, korku ve hatta kinle bakmaktadır. Ne Avrupa ne müslümanlar birbirlerinden vazgeçebilirler. Birarada yaşamaya, birbirlerini anlamaya mahkumdurlar, eğer buna mahkumiyet diyebilirsek.Globalleşme, yeni dünya yaşamı bunu gerektirmektedir.

Yakın zamanda yapılan araştırmada Avrupalıların önemli bir kısmı müslümanlarla bir arada yaşamaktan memnundurlar. Demek ki, Avrupalıların müslümanlarla  bir araya gelememeleri çoğunlukda değil, aşırı düşünceye bağlı gerek Avrupalı gerek Ortadoğulu bazı kimselerdir.

Ama şüphesizki Avrupada yaşayan müslümanlar Irk, din, dil açısından aşağılanmaktadırlar.Avrupa bundan vazgeçmezse gerekli istikrar temin olunamaz. Ama bunu yalnız Avrupalıdan istemek doğru olmaz. Müslümanların da Avrupa’ya yeni gözlerle bakması gerekmektedir. Ben Amerika’da yaşamakla beraber bir ayağım Ortadoğu’dadır. Eğer dünyaya açılacaksak çok kültürlü dünyada yaşamayı öğrenmeliyiz.Büyük laflar arkasına sığınarak yaşayan gerçekleri görmemezlikten gelemeyiz. Gerçekten yeni bir Ortadoğu düşünüyorsak Ortadoğu’yu yeni ölçüler içinde düşünmemiz gerekmektedir.

Peki Ortadoğu’nun ana meseleleri nedir? Dışişleri Komitesi’nin Washington’da Arap ülkeleriyle daha birkaç Müslüman ülkede yürütülmüş bir anketi var. Bu ankette halkın ne istediği sorulmuştur. Mısır, Fas esas alınmak üzere halkların  istekleri; Eğitim, siyasi değişim (demokrasi), İş imkanı, Rüşvete son vermek.

Ortadoğu’nun baş problemi eğitimdir,  Türkiyenin sorunu da eğitimdir.Ama ne eğitimi? Okul kurmak, öğretmen yetiştirmek midir? Hayır, değildir.

Halkının 80-90% eğitimlidir yaş gruplarına göre değişir. Arap ülkelerinde de durum çok aynı.. Fakat değişmeyen bişey vardır; okul kitaplarının muhtevası. Aynı ezbercilik, tepeden inme fikirler, aynı geçmiş asırlar özlemi, İslam altın çağı, Asr-ı Saadet gibi özlemler, evet bunlar çok güzel olmakla beraber oraya dönemeyiz. Onlar çok güzeldir; ama İslam’ın altın devrinin nasıl kurulduğunu anlamamız gerek. Onu okutup da biz böyleydik, şöyleydik demek değil, o altın devri incelediğiniz zaman bugün modern çağın pek çok şartlarını o gün orada yerine getirildiğini görüyorsunuz. Fikir hürriyeti, serbest tartışma fikirlerinden dolayı kimseyi mahrum etmeme gibi birçok fikrin bir arada yaşadığını görüyoruz. Yani demokrasinin esası olan tüm önemli tecrübeleri ve altın çağı yaratan nedenlere bakmıyoruz, biz okulda bunları okutmuyoruz. İşte bu çağda bilmem şu filozof yetişmiş, filan adam yetişmiş, işte bir Farabi gibi nice değer ortaya çıkmış gibi.

Evet bunlar yetişmiştir fakat Farabi hangi okuldan yetişmiş, onun düşüncesini oluşturan temel unsurlar nelerdir, bunlar araştırılmamıştır. Bugün hayata dönük pratik güncel meselelerle de ilişkisi olan eğitime; insanların daha iyi yaşamasına, diğerlerini eşit şartlar halinde kabul etmesine imkan veren bir eğitime ihtiyacımız var. Yani özlediğimiz toplumu ilkokulda gerçekleştirecek bir hayat tarzı verebilecek bir eğitim ve Türkiye’de de bu böyledir. Ben Türkiye’nin pek çok üniversitesinde ders verdim. Evet, üniversitelerimizde daha büyük gelişmeler olmuştur, fakat yine de halktan kopukluk, hâlâ ezbercilik, hâlâ kendini dev aynasında görmek berdevamdır. Toplumdan kopmuş, toplumun hislerine uymayan bir eğitim sistemi başarı sağlayamaz. İleriye dönük, içeriği gerçek manada dinamik, modern bir eğitim olmadan ne ilerleme ne gerçek manada modernleşme mümkündür.

Bugünki Ortadoğu’nun muhtaç olduğu en büyük reform eğitimin içeriğidir. Hayata dönük, pratik,güncel meselelerle ilişkisi olan bir eğitim.Yani özlemini duyduğumuz toplumu gerçekleştirecek bir eğitim sistemi gerekmektedir.
Demokrasi; Tecrübelere ve yaşam şartlarına bakarak konuşuyoruz.

Hep tartışıla gelmiştir; İslam demokrasi ile bağdaşır mı, bağdaşmaz mı?

Hristiyanlıkda demokrasi ile bağdaşacak pek fazla bişey yoktur. Batı cemiyeti de bin yıl karanlık bir dönem içinde yaşamıştır. Demokrasiyi, Batı, İncil’e dayanarak yaratmamıştır.

Ortadoğuya gelince;ve demokrasinin bir kökünü dinde bulmak isterseniz , bulabilirsiniz. İcma’dan tutunuz, meşverete, şûraya kadar bu ana mefhumlar demokratik mefhumlardır. İlla bu mefhumları dinde, kültürde arayacaksanız, bunları İslam’da bulabilirsiniz. Fakat bu umdeler ve bu prensipler yüzlerce seneden beri İslam’ın bünyesinde yaşamasına rağmen, buna dayanarak bir demokrasi kurulmamıştır. Bunlarla, yani bu prensiplerin, kendiliğinden harekete geçerek bir demokrasi kurmasına imkan yoktur.

Demokrasi nihayet insanların ileriye dönük isteklerinden, vizyonlarından, insan anlayışından, toplum anlayışından doğan ve bunu kendi kültürüyle, geleneğiyle birleştiren bir düşünceden, bir histen doğar. Yani benim söylemek istediğim şudur: Modernite, ileriye dönük bir yaşam şartı, geçmişi, geleneği unutmak manasına gelmez. Gerçek manada ileri bir yaşam, tarihî geçmişi, bugünle yarınla birleştirebilen bir yaşam biçimidir. İşte, içinden baktığımız zaman, Ortadoğu’nun ileriye dönük gelişmesi, her şeyden evvel kendini yoklaması, özlüğünü, işin özünü bulması ve ileriyi doğru dürüst tanıması ve bugün dünyaya hakim olan değerleri paylaşmasıyla mümkün olacaktır.

Türkiye bunların bir kısmını yerine getirdiği için, bugüne gelmiştir. Ama Türkiye bugüne geldiği için mutlaka bunu Avrupa’nın tanıması, AB’nin Türkiye önünde diz çökmesi manasına gelmez. Aman bakın size benzedik, sizin gibi olduk deyip de her şeyi oradan beklemesi de asla beklenemez. Bu kadar büyük bir geçmişi olan, bu kadar büyük bir mazisi, bir kültürü, bir ruhu olan, bir toplumun illa ben Avrupa kültürünün bir parçası olacağım diye, gidip de onun önünde diz çökmesi beklenemez.

Avrupa’dan vazgeçer miyiz? Vazgeçemeyiz. Ama Avrupa’ya eşit şartlarla girmemiz gerek. Ancak eşit şartlarla giren, alnı yukarıda, her zamanki gibi kendine güveni olan bir Türkiye, AB’yi kuvvetlendirir. Ben bütünleşmiş bir dünyayı, kendi dilini, dinini ve özünü koruyan toplumlardan oluşacak yeni bir dünyayı böyle görüyorum ve Ortadoğu’da böyle bir dünyanın kurulması için Türkiye’ ye büyük bir yer ayırıyorum.

Kaynak:
Prof. Kemal Karpat’ın (Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi) 14-15 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştrilen 11. Abant toplantısı’nın "Küresel Politikalar ve Ortadoğu’nun Geleceği" konulu abant platformunda yaptığı konuşma metninin özetidir.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Birgül Çelebi

Yazar Hakkında:
Bir şüphe-i hissiye ile dalgalanır dil; Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde İnsan bütün ahzân u meserrâta muâdil Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim