GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow İktisat arrow Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler (ALMANYA) Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Tem 18 2006
Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler (ALMANYA) Yazdır E-posta
(0 Oy)



Birgül Çelebi   
Salı, 18 Temmuz 2006
Okunma: 1206 kez

20li yılların “kükreyen” Amerikası’nı dize getiren, Amerikanın çehresini değiştiren 1929 Krizi ve onu izleyen Büyük çöküntü* gezegenimizin en büyük ekonomik buhranı olmakla kalmadı, bir de “faşizim” namındaki uğursuz uygulamayı sardı dünyanın başına.Büyük çöküntü olmasaydı, Almanlar Hitler’e mahkûm kalmayabilirdi. ( www.genbilim.com )

Almanya Amerikadan çok farklı bir ülkeydi. Amerika dünyanın demokratik bir anayasa ile kurulan ilk devleti, Almanya ise  1918’e kadar bir imparatorluk. Mutlakiyetçi-muhaazakâr Bismarck tarafından özenle yönetilen bir imparatorluk.

New Deal** programına kadar Amerika’da siyasi güç, özel sektörün tekelindeydi; hükümeti sanayiciler ve iş adamları yönlerdirirdi. Washington’un ekonomi yönetimine ağırlığını koyması Büyük Çöküntü’den  sonra. Oysa Berlin, başkent olduğu  1871’den itibaren, II.Reich’ın siyasi ve iktisadi merkezi. Alman ticaret ve bankacılığının beşiği. Ayrıca, Alman milliyetçiliğinin, Alman aydınlarının en önemli entelektüel kalesi.

Liberalizimden komünizme kadar hemen her ekonomik sistemi tartışan, hemen her ekonomik sistemi benimsemeye hazır kesimlere bölünmüş bir halk.Büyük düşünürler ülkesi. Karl Marx’ın vatanı Almanya.

Alman geleneği ekonominin merkezden yönetilmesine yatkındı. Yine Amerikadan farklı olarak, Almanya’da demiryolları,posta, telefon,-telgraf ve enerji kuruluşları devlete aitti. Meselâ, Alman ulusal bankası Reischbank,  şahıs malıydı ancak başkanı ve yönetim kurulu  üyelerini imparatorun Bizzat kendisi atıyordu. Şirket sahiplerinin yönetimde söz hakkı yoktu.

Öte yandan, ekonominin merkezden yönetilmesinin yararları da var, zararları da.yararlarından birisi kriz dönemlerinden kaynakların hızla harekete geçirilebilmesini mümkün kılması, ikincisi, dev yatırım projelerini  devreye sokarak işsizliği kısa sürede önleyebilmesi. Zararları ise merkezden verilen kararların çoğu kez politik mülahazalarla, ekonomik olmayan kriterlere  göre verilmesi, kaynakların doğru kullanılmaması, ziyan edilmesi.

Almanya, dünyanın en büyüğü, en güçlüsü olmak hususunda Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’ndan  itibaren iddalıydı. Almanya’nın keskin milliyetçiliği böylece “bilimselleştirilmiş” oldu.1910 yılına gelindiğinde İngiltere’nin iki katı çelik üretiyordu.İngiliz-Alman teknolojik rekabetin kökenleri de o yıllara dayanır. Hatta, ortada dolaşan fıkraya göre, Almanlar’a marifetlerini gösteren İngilizler saç teli inceliğinde bir çelik parçası gönderirler. Almanlar’ın İngilizlere cevabı saç teli inceliğindeki bu tele bir delik açmaktır!

Çelik demiryolları yapımında kullanıldı…demiryolları, güçlü bir ticaret filos, makinalar... ve tabii silah cephane. Almanya kısa sürede dünyanın en iyisi olarak anılmaya başlandı.

Mükemmel bir yüksek öğrenim sistemi, Alman bilim ve teknolojisinin sırrı buydu. Üniversiteler, teknik okullar araştırdı, sanayi uyguladı. Elektrik ve kimya endüstrisi Almanya’nın en çok gurur duyduğu iki sektördü.

Alman bankalarının kuruluş amaçları endüstriye finansman sağlamaktı, kamuya kredi açmak değil. Bankalar sahip oldukları hisseler ve bonolar aracılığı ile sanayi kruluşlarına ortaktılar. İşletmede söz sahibi idiler.

Alman bankaları yasalara tabidiler. Amerika’da Büyük Krizle sonuçlanan yolda günde iki banka batıyordu. Almanyada böyle bir şey yaşanmadı. Tersine Alman bankaları birleşerek büyüdü.

Yirminci yüzyılın başında, Almanya ihracatta dünya ikincisiydi. Alman bankaları Avrupa, İngiltere, ve Amerika’da açtıkları şubeler ile o ülkelerdeki  demir yollarını finanse ettiler. Alman sermayesi ayrıca Latin Amerika, Orta ve Uzak Doğu Asya, Bankalar özellikle de Romanya ve Türkiye- ile Kuzey Afrika’ya yayıldı. Almanya, sermaye ihraç eden bir ülke oldu.

Holywood’un, ses tekniğini, ışıklandırmayı, set düzenini hatta senaryo uslübunu Almanlardan  aldığı ve geliştirdiği söylenir.

Olağanüstü romanları, Rosshalde, Siddhartha, Steppenwolf, 1914-1922 yılları arasında geldi. 1946 Nobel ödülü aldı.

Büyük düşünür,büyük yazarlar, büyük filozoflar, müzisyenler, sanatçılar...


Bünyesinde bunca dehayı barındıran Almanya’nın toplumsal ve siyasi sorunlarını barışçıl yöntemlerle çözebilmeleri beklenirdi. Ama olmadı.

Ülkenin Birinci Dünya Savaşı’nda uğradıkları ağır yenilgi izin vermedi

Avusturya-Macaristan Almanya’nın , Sırbistan Rusya’nın  kadim müttefikleridir. Olay, iki büyük devleti karşıkarşıya getirir. Almanya, hem Rusya’ya hemde Fransa’ya savaş açar.

Hızlı ve kesin bir zafer bekliyorlardı ama öyle olmadı. Savaş yayıldıkça yayıld, uzadıkça, uzadı. İşçilerin, özellikle de  maden işçilerinin silah altına alınmak zorunda kalınması üretimin düşmesine neden oldu. Ambargo durumu daha da zorlaştırdı. 1917’de ciddi yiyecek sıkıntısı başgösterdi. Aynı yılın sonlarında Berlin’de grevler başladı. Rus sovyetlerini örnek alan komiteler kurdular.

1918 sonbaharında  İmparator’un tahtını bırakması ile sonuçlandı. Sosyal Demokratlar başa geçtiler. Aynı günlerde kadınların da katıldığı geniş kitle tarafından  seçilen ve çoğunluğu sosyalist olan Kurucu Meclis Weimar’da toplanarak cumhurbaşkanını seçti.

Almanya’nın  demokrasi ile tanışması bir yenilgi ve sefalet ortamında gerçekleşti. Almanya topraklarının % 13’ünü, nüfusunun %10’unu, tarım arazisinin %15’ini, demir madenlerinin % 75’ini, kömür madenlerinin %26’sını  ve Alsas’taki potasyum ve tekstil endüstrilerinin tümünü kaybetti.

Bunlara ilaveten Almanya  çok ağır savaş tazminatı ödemek zorunda bırakıldı. Ünlü iktisatçı Keynes’in*** bir araştırmasına göre 1921’de Almanya’ya yüklenen tazminat ödeyebileceğinin tam üç katıydı.

Ne ki, Müttefiklerin de Almanya’nın  borçlarını silmeye niyetleri yoktu. Almanya’nın savaş tazminatı ödemekten kaçınmasıyla durum ağırlaştı, sonuçta Fransa Ocak 1923’de Ruhr havzasını işgal etti. 1922’den itibaren ağırlaşan buhran, Marka olan güvenin tamemen kaybolması ile sonuçlandı.

Fiyatların saat başı- sahiden saat baş!-arttığı Eşi görülmemiş bir enflasyon patladı. Almanlar bir somun ekmek alabilmek için fırına bir el arabası dolusu para götürüyorlardı. Alman ekonomisi tamemen çökmüştü.

Ve, Hitler sahnede!...

*=Büyük çöküntü;1929’da ABD’de yaşanan ekonomik krize verilen ad.

**=New Deal;1929 ABD krizine karşı uyugulanan ekonomik programa verilen ad.

***=Keynes;1883-1946 yılları arasında yaşamış İngiliz asıllı iktisatçı.

Kaynak: Alev Alatlı ‘nın 2001 yılında TRT-2 de yayımlanan konuşmalarından özettir .


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Birgül Çelebi

Yazar Hakkında:
Bir şüphe-i hissiye ile dalgalanır dil; Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde İnsan bütün ahzân u meserrâta muâdil Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim