Okunma: 472 kez
Weber'in Sosyoloji literatürüne kazandırdığı ve postmodern toplumları son derece aydınlatan "Bir Meslek Olarak Bilim" kavramsal tespiti, Türkiye toplumu açısından da son derece analitiktir. Bilimsel faaliyetin asli motivasyonu olan doğa ve toplumu anlamak ve kavramak, bilime verilen değer ve saygı (ki özellikle Rönesans döneminde göze çarpmaktadır) postmodern ve bürokratik toplumlarda, adeta ekonomik bir etkinliğe bürünen bir faaliyete dönüşmüştür.
( www.genbilim.com )
Bunun sonucu subjektif rekabet, bilime karşı uyanan güvensizlik, eğitimsel patronaj ve sosyo-kültürel parçalanma...
Türkiye'de bilim faaliyetinin "meslekleşmesi"
üniversitelerin aydınlatıcı ve eğitici misyonunun zayıflaması, bunların
ekonomik statü kurumları olarak görülmesine yol açmaktadır. Evrensel
bilgi sitelerindeki (üniversiteler) niteliksiz istihdam ve kitlesel
muamele "meslekleşmenin" yansıyan sonuçlarıdır. Bilime ve bireye saygı
ve değer verilmeksizin topluma hizmet etmeye açık ve idealist bir
üniversite ideal tipini gerçekleştirmemiz olanaksızdır...
Eğitim ve bilimin yüksek düzeyde kazanç ve geçim
kurumları olarak değerlendirilmesi yaygın bir sosyal eğilimdir.
Üniversiteye yönelimin yönlendirici motifleri olarak ortaya çıkan geçim
ve güç saikleri bilim ve bilimsel faaliyeti gölgelemektedir. Öyle ki
bilim için bilim, toplum için bilim anlayışı, yerini "güç için bilim",
"geçim için üniversite"ye terketmeye başlamıştır. Kitleselleşen bu
bilim anlayışı, bilimi tanımlayan "nesnel bilgi"ve "nesnel akıl"
kavramlarının içini de boşaltmıştır.
Gerek üniversite yönelimindeki gençlik gerekse de
bu gençliğe bilimsel aklı ve bilimsel çerçeveyi öğretmeye çalışan
öğretimciler üzerinde egemen olan bu anlayış, kültürel postmodernizmin
ülkemizi de içine aldığının göstergesidir. Ortaya çıkan pasif, yalnız,
bilime yabancı ve iktidarsız birey, bu anlayışın bir ürünüdür. Bilimin
referans olma özelliğini yitirmesi de bireyi düşünsel yalnızlığa
itmektedir. Sonuçta sosyal/kültürel yaşamın baş aktörleri sosyoekonomik
güç,iktidar ve statü bloklarına yanaşma politikası olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Toplumu ve bireyi özgürleştirmenin en önemli
koşulu, deyim yerindeyse Rönesans ruhunu ve aklını yeniden uyandırmak
(Yeni-Rönesans) ve siyasal demokrasiden kültürel demokrasiye geçişi
sağlayacak kurumsallaşmalara doğru yürümektir. Bilimin ve bireyin
saygınlığını yeniden kazanması ancak bu yolla mümkün olabilecektir.
Sözümü, bilimlerin esas varlığı ve işlevini
tanımlayan Augusta Comte'un şu sözüyle bitirmek istiyorum "Geçmişte
dikkate alındığında bilimler, insan düşüncesini teoloji ve metafiziğin
vesayetinden kurtarmıştır...Şimdi dikkate alındığında hem yöntemlere
hem genel sonuçlarıyla toplumsal kuramların yeniden düzenlenmesinin
belirlenmesine yardım etmelidirler. Gelecekte dikkate alındığında, bir
kere sistematize olduktan sonra, türümüzün etkinliği yeryüzünde
sürdükçe, toplumsal düzenin sürekli düşünsel temeli olacaklardır."

Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
Bir Meslek Olarak Bilim
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |