Biyolojide yaratılış, Jeolojide dünya düz, astronomide astroloji, kimyada da simya mı okutulmalı! Sağduyu ve akıl için ana tavır, şüphe etmektir Evrim teorisi, bir fikirler bütünü olup bu gezegendeki yaşamın tarihini anlama ve açıklama yollarını arar. Evrime inanmayanların pek çoğu bu fikri dinsel inançlarına ters düştüğü için reddeder. Hıristiyan, Müslüman ve bazen Musevi kökten dincilerin pek çoğu kutsal metinlere bağlı kalarak itirazlarda bulunurlar. Kimi dinsel gruplar yerin ve tüm evrenin çok eski yaşını kabul ederler.
Tüm bu dinsel evrim inanç çeşitliliği arasında yaratılış bilimi ve son olarak ta bilinçli (akıllı) tasarım gibi akımları da sayabiliriz. Son zamanlarda yurdumuzda yaygın olarak gündeme gelen akıllı tasarım görüşünü ileri sürenler, bunu dinsel değil de, bilimsel olarak tanımlasa da, tasarımcı maddesel değil bir doğaüstü kimlik olarak algılanmaktadır. Evrim, bir gerçek mi ya da bir teorem midir? Başlangıçtaki hipotez, tüm türlerin türeyişi ortak atalardan modifikasyonla olmuştur şeklindeydi. Bu görüş yaklaşık son 150 yıldır çok sayıdaki kanıtla desteklenmiştir; tüm karşı koymalara başarı ile direnmiştir ve böylece teori bir gerçeğe dönüşmüştür
Biyolojide yaratılış, Jeolojide dünya düz, astronomide astroloji, kimyada da simya mı okutulmalı!Evrim teorisi, bir fikirler bütünü olup bu gezegendeki yaşamın tarihini anlama ve açıklama yollarını arar. Evrime inanmayanların pek çoğu bu fikri dinsel inançlarına ters düştüğü için reddeder. Hıristiyan, Müslüman ve bazen Musevi kökten dincilerin pek çoğu kutsal metinlere bağlı kalarak itirazlarda bulunurlar. Bilindiği üzere İncili yorumlarken (özellikle genesis in ilk bölümlerini) cennetin, yerin, bitkiler, hayvanlar ve insanların 6 günde yaratıldığı yorumu ile evrim bilimi birbiri ile uyuşmaz (1). Ne ilginçtir ki birçok koyu dindar insan da evrimin doğal bir mekanizma olarak yaratılışın ilerlemesi için tanrı tarafından var edildiğine inanır. Aynı şekilde, kimi din adamları evrim gerçeğini benimsediklerini açıklamışlardır. Örneğin, Papa John Paul II 1996′da evrimin geçerliğini kastederek Katolik kilisenin teolojik doktrini ile evrim arasında çatışma olmadığını vurgulamıştır. Papanın bu mektubu tanınmış bir uluslararası bilim dergisinde yayımlandı. Yaratılışçı inançta olanların görüşleri de birbirine uymaz. Kimisi yerkürenin ve evrenin yaşının genç olduğuna (10.000 yıldan daha küçük), ve özel yaratılış a inanırlar. Buna göre özetle, yaşayan veya ortadan kalkmış her tür ayrı ayrı tanrı tarafından yaratılmıştır. (Hazreti Nuh la birlikte anılan tufan ve gemisine alınan her canlı türünün birer çifti, bu inanışın en önemli kanıtı olarak değerlendirilir). Bu temele dayanılırsa, yalnız biyolojik evrimi değil, jeoloji yi ve fiziği de (radyoaktif yaş saptanması ve yerin yaşına ait astronomik kanıtlar dahil) reddetmiş olurlar. Kimi dinsel gruplar yerin ve tüm evrenin çok eski yaşını kabul ederler. Tüm bu dinsel evrim inanç çeşitliliği arasında yaratılış bilimi ve son olarak da bilinçli (akıllı) tasarım gibi akımları da sayabiliriz. Son zamanlarda yurdumuzda yaygın olarak gündeme gelmiş olan akıllı tasarım görüşünü ileri sürenler bunu dinsel değil de, bilimsel olarak tanımlasa da, tasarımcı maddesel değil bir doğaüstü kimlik olarak algılanmaktadır. (Ayrıntıları bu yazının dışında ele alınması gereken bir konudur). ABD nin Kansas senatosunda 2003′ te kabul edilen bir yasa ile okulların yaşamın kökeni ve çeşitliliğini destekleyen bilimsel kanıtlarını nesnel olarak, dinle ilişkisiz, doğal ve filozofik ikilemden uzak olarak verilmesini zorunlu kılıyor.
HİPOTEZ, GERÇEK VE TEORİ Bilimsel araştırma, hipotezleri deneysel ve gözlemsel verilere dayanarak test etme yollarına sahip olmayı gerektirir. Bilimsel hipotezin (önerme, varsayım) en önemli niteliği, ilke olarak test edilebilir olmasıdır. Doğal olanlar hakkında dinin evrimsel mekanistik açıklamalar sağlamadığını bilmek yanında, bilim de doğal olay olmayan sorulara yanıt bulamaz. Bilim, neyin güzel ya da çirkin, iyi yada kötü, ahlaki ya da ahlak dışı olduğunu bize söylemez. Bilim aynı zamanda yaşamın anlamını, doğaüstü yaratıklar bulunup bulunmadığını bize söylemez. Bilim insanları, özel yaratılış a ait bazı iddiaları test edip yanlışları ortaya çıkarabilir; örneğin dünya çapında bir tufan olup olmadığını ya da yerkürenin ve tüm organizmaların ortaya çıkışının 10.000 yıldan daha genç olup olmadığını kanıtlayabilir. Fakat tanrının varlığı ya da her şeyi yarattığı hakkındaki bir hipotezi test edemez. Gerçek basit olarak bir hipotezin yeterli kanıtlarla desteklenerek onun doğru olduğuna güven duymamızı sağladığı aşamadır. DNA nın kalıtsal madde olduğu 1944′ten önce bir hipotezdi. Şimdi eldeki kanıtlarla bir gerçek olarak kabul edilir. Oxford İngilizce sözlüğüne göre bir teori nin tanımı: Bir grup fikirleri ya da olayları açıklamak ya da bunlar hakkında yorum yapmak için ileri sürülen fikirler ve ifadelerin şeması ya da sistemidir. Neyin genel yasalar ve ilkeler olarak bilindiğinin ifadesi yada herhangi bilinen veya gözlenen bir şeyin sebepleridir . Atom teorisi, kuantum teorisi ya da levha tektoniği teorisi yalnızca birer spekülasyon ya da düşünceler olmayıp, fakat güçlü fikirlerdir ve çok çeşitli olayları açıklar. Biyoloji de teoriler vardır; bunlar arasında kromozom teorisi gibi evrim teorisi de kesinlikle en önemli olanlarıdır. O zaman evrim, bir gerçek mi ya da bir teorem midir? Bu tanımlamalar ışığında evrim bir bilimsel gerçektir. Başlangıçtaki hipotez, tüm türlerin türeyişi ortak atalardan modifikasyonla olmuştur şeklindeydi. Bu görüş yaklaşık son 150 yıldır çok sayıdaki kanıtla desteklenmiştir; tüm karşı koymalara başarı ile direnmiştir ve böylece bir gerçeğe dönüşmüştür. Ancak, bu evrimsel değişim tarihi, evrimsel teori ile birlikte organizmaların ugradığı çeşitli değişimleri açıklayan birçok kavramla yorumlanır (mutasyon, seçilim, genetik sürüklenme, genomik, gelişimsel baskılar, ekosistem, vb.). Ünlü bilim dergisi SCIENCE 2005 yılının en önemli 10 bilim olayı arasında birinci sıraya evrimin mekanizması bulundu konusunu koymuştur. Genomların insan, şempanze ve Drosophila da (sirke sineği) açıklanması ile DNA daki nükleotid sıralanması ve genler karşılaştırılınca moleküler genetik veriler evrime ışık tutuyor. Darwin teorisini kuvvetle destekliyor. İnsan sağlığı açısından bu bulgular insanların AIDS, koroner kalp hastalığı, kronik viral sarılık gibi hastalıklara yatkın olurken şempanzelerin yatkın olmaması konusunda önemli genetik bilgilere erişmemize yol açabilecektir. Böylece Darwin tarafından ortaya atılan doğal seçilim teorisinin giderek genetik mekanizması daha netlik kazanıyor, teori gücüne güç katmaya devam ediyor.
YARATILIŞ VE EVRİME EŞİT ZAMAN MI? Biyolojik çeşitlilik ve canlıların karakteristik özellikleri için ileri sürülen yaratılışçı açıklamalar bilimsel yöntemle uyuşamadığından yaratılışcı görüş ile evrimsel teoriye eğitimde eşit zaman verilmeli midir? Nasıl ki bugün kimya derslerinde öğretmenler simyayı öğretmiyorlarsa, yerbilimi derslerinde yerkürenin düz (tepsi biçimli) olduğuna dair eski kaydı hiç zikretmiyorsa, biyoloji disiplini içinde de evrim dersini anlatırken de dinsel görüşlere eşit ağırlık verilmemelidir. Bu konular din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde anlatılmalıdır. Günlük yaşamda, bilim insanları olarak doğal olanı (doğaüstü olanı değil) üzerimize alırız ve ona bağlı açıklamalar yaparız. Bilimsel açıklamalara bağlıyız, çünkü bilim kudretini ispatlamıştır ve bilim ilerlemeye, işlemeye devam ediyor (1). İKİ HABERİN YORUMU Şimdi yeri gelmişken basından iki haberi anımsayalım: Mersin de bir mahalle imamının şikâyeti üzerine derste evrim kuramı anlattıkları gerekçesiyle sürgün edilen beş öğretmen (Cumhuriyet 29 Ocak 2005) söz konusu ediliyordu. Daha önce de Ankara da öğrencilerine Darwin ve evrim konularını anlattığı için soruşturma geçiren öğretmen haberlerini basında okumuştuk. İlgililer tarafından evrim dersi ile öğrencilerin beyinlerinde tahribat yapıldığı iddia edilmiştir. Evrim ve eğitim sistemimiz arasındaki bağnazlıkların yol açtığı çatışma bu kadar değil: Ders kitabı yerine hazırladığı notları okutan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin öğrencilere yönelttiği sorular laik eğitimi yok sayıyor (Cumhuriyet 5 Şubat 2006). Haberde öğretmenin evrenin varoluşu , Kuran da ilk insanın/insanların yaratılışı v.b. soruları sorarak, cevapları da kendisinin şeriata uygun tarzda öğrettiği anlaşılıyor. Nitekim daha sonra (12 Şubat 2006) Milli Eğitim Bakanlığı nın harekete geçerek şeriat sorununa soruşturma başlattığı haberini okuyoruz. Başka bir gazete haberinde (10 Şubat 2006) İstanbul daki Bahçelievler ve Zeytinburnu öğretmenevlerinde birer mescit bulunmasına karşın kütüphane olmamasından ; ayrıca Zeytinburnu Öğretmenevi nde her odanın duvarında asılı bulunan seccade ve tespihten söz ediliyor. Aynı yazıda öğretmenevlerinin; kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinliklerle öğretmenlerin dinlenebileceği kurumlar olması gerekirken, tarikatların örgütlendiği, bilimsel ve edebi içerikli yayınlar yerine ırkçı ve dinci yayınların bulunduğu kurumlar haline dönüştüğü kaydediliyor.
BİYOLOJİ KİTAPLARINDA YARATILIŞ VE EVRİM Yurdumuzda yaratılış görüşünün biyoloji müfredatına ve ders kitaplarına girişi 1985 yılına rastlamaktadır. 1962, 1968, ve 1982 yılında basılan biyoloji kitapları evrim konusunu genelde bilimsel ölçütler içinde vermiştir. Ancak 1985′ten 1998 yılına kadarki dönemde ise yaratılış görüşü evrim kuramına bir alternatif olarak sunulmaktadır. 1995 yılındaki hariç tutulursa (yaratılış görüşü yer almaz) 1985, 1992 ve 1998′de basılanlar, evrim kuramının eleştirisine ayrı bir başlık altında yer verirken, yaratılış görüşü eleştirilmemiştir. 2000 ve 2003 yıllarının kitaplarında yaratılış görüşü eleştirilerek sunulmuştur. 2004 yılında basılan ve öğrencilere bedava dağıtılan Fen Bilgisi 8. sınıf kitabında evrim teorisi ile ilgili bilgiler dengesiz olarak verilirken bu teorinin adı kullanılmamış, yalnızca üç kez evrim sözcüğü kullanılmıştır. Lise 3. sınıf biyoloji kitabında ise, önce Yaratılış Görüşü anlatılmıştır: Tüm canlı ve cansız varlıklar Tanrı tarafından yaratılmıştır. Evrendeki her bir varlık bir amaca yönelik olarak yaratılmıştır. Bu amacı belirleyen de Tanrı nın kendisidir denerek daha sonra yer alan canlıların evrimi ile ilgili görüşler zayıf düşürülmüştür. Net olmayan ve zayıflatılmış ifadeler kullanılmıştır. Bu noktada Charles Darwin in torunu Matthew Chapman ın dedesi ile ilgili olarak söylediklerini hatırlayalım (Hürriyet Pazar, 25 Aralık 2005, s:10): Kökten dinci Hıristiyan Amerikalılar, Darwin i maddecilikle suçluyor İddiaları doğru olsa bile, bilim adamının doğayla ilgili gerçekleri saklaması beklenebilir mi? Gerçek sonunda ortaya çıkar. Bilimsel verilerle dinsel veriler gittikçe birbirinden uzak noktaya sürükleniyor. Dinle bilimi çatıştırmak doğru değil, 11 Eylül e bakın. Din hep iyiyi temsil etmez. O uçakları düşürenler, ödülün cennet olacağına inanmasa bu işi yapar mıydı?
ÜNİVERSİTELERİMİZDE EVRİM DERSLERİ Bilime ve dolayısıyla evrim teorisine karşı çıkanlar, yalnızca ilköğretim ve lise düzeyinde kalmıyor, doğal olarak bu üniversitelerde de yer yer kendini gösteriyor. Öncelikle, üniversitelere yeni gelen öğrenciler (genellikle) bu eğitim sistemi içinde bilgisiz, düşünce olarak bağnazlaşmış ve evrime tepkili olarak yetiştirilmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bunun yanında, üniversiteler son çeyrek yüzyıldır hızla çoğalınca, evrim gibi üst düzeyli sentez gerektiren bir dersi verebilecek öğretim üyesi sayısı yetersiz olduğundan, eğitsel anlamda evrim bilimi desteksiz kalmıştır. Üniversitelerimizin bazılarında eski metin, risale ve tarikat görüşlerinden yararlanarak evrim dersleri verildi. Bu dersi veren çağdışı zihniyetle yaklaşık 20 yıldır ya ciddi bir denetleme yapılmadı, ya da yapıldı ise etkisini göstermedi. Yalnızca 2005 yılında, evrim dersini yazdığı çağdışı kitabından okutan bir öğretim üyesi hakkında Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının inceleme başlattığını duyduk. Kimi TV programlarında belgesel çevirilerinin yanlış-yönlendirici- olarak yapıldığı ve böylece halkımızı yanıltarak sunulduğunu izliyoruz. Uyduruk ve meslek dışı kimi sözde- uzmanların evrim konusu hakkında açık oturumlarda saatlerce konuşturulduğunu, konuyu bilmeyen ve çoğu eğitilmemiş halkımıza yanlış ve saptırılmış bilgiler verdiğini, yalnızca evrim teorisinin kimi eksik kanıtlarını, bilir-bilmez üslupla anlattıklarına ne yazık ki hep birlikte tanık oluyoruz.
KİMİ TÜRK-İSLAM DÜŞÜNÜRLERİNDE EVRİM YAKLAŞIMI Bilimin karşısına dinimizi çıkarmak amaç olamaz, olmamalı. Öyleyse, bilimin gözlem ve deney sonuçlarını (bulgularını) ele alıp incelemeye ve öğretmeye hangi saikle karşı çıkılıyor? Bunun iyice anlaşılması gerekir. Bir doğal bilim olan fiziğin, kimyanın, yer bilimlerinin, astronominin kurallarını, bulgularını, teorilerini kabul edip biyolojininkini (siyasamıza aykırıdır diye) kabul etmemek bir çelişki değilmidir? Bilimsel yöntemle araştırılıp sınanan, gözlem ve deneylere dayanan ve onlarla desteklenen bir teori, başka başka soruları da açıklamaya katkıda bulunuyorsa, tüm biyoloji dünyasında evrim teorisi kabul görüyorsa biyolojinin eksensel bir teorisi olarak neden doğal seçilim teorisi ni biz de kabul etmeyelim? Biz tüm dünyadaki çağdaş bilimin gittiği yöne uygun şekilde yeni moleküler genetik bulgularla desteklendikçe giderek güçlenen evrim teorisine neden güvenmeyelim? Bu işin içinde başka şeyler var gibi görünüyor. ABD de son zamanlarda ortaya atılmış olan yaratılışçılık (creation science) ve devamı olan akıllı tasarım (intelligent design) akımı Hıristiyan dinci radikallerin geliştirdiği ve yatırım yaptığı akımlardır. Biz bu akımlara kanıp onların savunucusu, ya da yardakçısı olacağımıza kendi geçmişimizde iz bırakan (ancak çoğu deneye dayanmayan ve kimi gözleme dayalı) Türk ve İslam düşünürlerinin evrim için söylediklerine baksak ve bugünkü bilimsel görüşle karşılaştırıp varsa artılarını ve eksilerini anlamaya çalışsak daha isabetli olmaz mı? Bunlar arasında Nazzam (ölümü 835 veya 845), ve Cahız(776-869) dan başlayarak İbn-i Miskeveyh (970-1035), İbn-i Sina(980-1037), Mevlana(1207-1273), İbn-i Haldun(1332-1406), Kınalızade Ali Efendi(1510-1572) ve Erzurumlu İbrahim Hakkı(1703-1772) ye kadar birçok ismi sayabiliriz. Bu Türk ve İslam düşünürlerin her birisi değişik görüşlere sahip olsa da, büyük canlı grupları (alem) arasındaki evrimsel geçiş formlarını merak etmişler ve bazıları bu ara türleri vermişlerdir. Örneğin, madenler aleminden bitkiler alemine geçişte mercanlar, bitkiler aleminden hayvanlar alemine geçişte hurma ağacı, hayvanlar aleminden insanlar alemine geçişte maymun ara tür olarak kaydedilmiştir. Cahız ve Mevlana ya göre maymunun bizzat insana dönüşümü söz konusudur. Mevlana özümleme yoluyla evrim fikrini işlemiştir(2). Dünyayı bilimden ve teknolojiden aldığı güçle yönetmeye kalkan ABD nin ve onun Tanrı tarafında görevlendirildiğini iddia eden evangelist görüşteki Başkanının, bilim dışı Hıristiyan öğretilerini geri kalmış ülkelere ihraç etmesi eylemi sürüyor. Haçlı seferi diyerek uygarlıkların çatışmasını savunan bir liderin çağdaş, laik ve bilimi temel alarak kurulmuş Gazi Mustafa Kemal in Türkiye sine dinsel öğreti ihracı ve bunun boy sürmesi akılla bağdaşır mı?
ÖĞRENCİ ANKETİ SONUÇLARI 2005′te yapılan bir araştırmadan çıkan sonuç dikkat çekicidir: Öğrencilerin okullarına göre, insanın doğadaki (canlılar dünyasındaki) yerine ilişkin görüşleri karşılaştırıldığında çok çarpıcı bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Ankara Kurtuluş ta okuyan öğrencilerin %66.7 si insanı diğer canlılarla birlikte (memeli ve primatlar) sınıflandırırken, Mamak taki öğrencilerde bu oran %29.2′de kalmaktadır (bunlardan ilki bugünkü sınıflandırma-biyoloji- biliminin saptamasıdır). Öğrenciler, ilköğretimdeki kimi derslerden yada aile ve çevresinden bu konuyu öğrenmiş olmalıdırlar; ancak, Lise 3. sınıf Biyoloji de ÖSS sınav hazırlığı, konunun müfredatın sonunda olması vb. nedenlerle öğrenciler bu konuları okumadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca kimi kültürel farklar, okullardaki öğretmenlerin genel eğilimleri vb nedenlerle iki semt arasında önemli farklar ortaya çıkmış olabilir. Özetle ve genel olarak Mamak taki çocuklar yaratılış görüşüne uygun cevaplar vermişlerdir. Bu araştırma sonuçlarından çıkarılan sonuç şu olmaktadır: Eğitimin değişen ideolojik işlevlerini belirleyen unsur, ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik koşullar ile iktidar sahiplerinin hedefleridir (3). Oysa asıl eğitim, insanlara bilgi aktarmaktan çok onlara kafalarının içini aydınlatmaya, yani düşünme disiplini kazandırmaya yönelik eğitimdir.
Prof.Dr. Ali Nihat Bozcuk
Kaynaklar 1- Futuyma, J.D., (2005), Evolution, Sinauer Ass., Inc., Massachusets, U.S.A. 2- Bayrakdar, M., (2001), İslam da Evrimci Yaratılış Teorisi, Kitabiyat, Ankara. 3- R.Nazlı Öztürkler, (2005), Türkiye de Biyolojik Evrim Eğitiminin Sosyolojik Bir Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
MUKEMMEL BİR AÇIKLAMA yaşar kemal yılmaz 2008-08-29 15:22:24 GERCEKTEN SİZE YUREKTEN TESEKKÜRLER:::EVRİM TEORİSİNE BUDENLİ GENEL BİR YAKLASIM DÜŞÜNÜLEMEZDİ..ÖELİKLE ÜLKEMİZDEKİ BU EĞİTİMÇARPIKLIGINDAN KAYNAKLANAN EVRİM=DİNSİZLİK KONUSUNU BELİRTMENİZ TAM BİR İSABET..BENDE EK OLARAK SUNU SÖYLEMEK İSTİYORUKİ NEKDAR BUNU ÇARPITMAYA YADA KAMUFLE TEMEYE UĞRAŞIRLARSA UĞRAŞSINLAR GERCEK HER NEYSE SONUDA ORTAYA ÇIKACAKTIR...SAIRIM TEK KOKULARI EKMEKLERİNDEKİ YAGIN AZALMASIDIR AKSI DÜŞÜNÜLEMEZ....
2
inan mıyorum nihat aydın 2008-08-30 15:37:35 bunları yazan kişinin prof olduğuna inanasım gelmiyor. ufacık bir örnek yazının tamamına reddiye yazacak olur isek işimiz var misal : ''11 Eylül e bakın. Din hep iyiyi temsil etmez. O uçakları düşürenler, ödülün cennet olacağına inanmasa bu işi yapar mıydı?'' bunu anlamayacak kadar sığ kafalı olduğunu düşünemiyorum ABD politikalarını bilmeden!?? bu kadar şiddetle savunacağını , helede güzel yurdumun gözde bir üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan birinin, hayal bile edemezdim ama gerçek yukarıda. neye dayanıyorsun ilim ilim diyorsun ya çokcada delilleriniz var ya hani nerde bunlar. dur ben bir kaç tane yazim. 1 Hayatın İlkel Dünyada Tesadüfen Oluşabildiği İspatlanmıştır 2 Atın Evrimi Fosil Kayıtlarıyla İspatlanmıştır 3 Doğa Tarihi Hayat Ağacını Doğrulamaktadır 4 Archaeopteryx, Sürüngenler ve Kuşlar Arasındaki Kayıp Halkadır 5 İnsan Embriyosunda Solungaçlar Vardır 6 Canlılarda Körelmiş Organlar Vardır 7 Omurgalıların Beş Parmaklı El Yapısı Evrime Delildir 8 Sanayi Devrimi Kelebekleri, Doğal Seleksiyonla Evrime Delildi 9 Mutasyon Deneyleri Evrime Delildir 10 Fosiller, Yarı Maymun İnsanların Yaşadığını İspatlamaktadır yeter mi bu kadar ? http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/4620
3
ben bile beceremem ibrahim özcan 2008-08-31 14:50:22 yazıyı okurken kendimden şüphelendim. Dünyada neler olmuş senin haberin yok diye ? bu kadar taraflı bir yazı yazılabilirdi. Ben evrim teorisinin tatamına inanmasamda nispeten gerçekleşmiş olacağına hiç bir itirazım yok. Ancak siz bana DNA'nın zaman içinde değiştiğini söylerseniz orada size bunun bilimsel ispatını anlatmanızı isterim. Bilim adamları dine bakış açılarını neden düzeltmezler? dünyada bilim uzun zamandır din adamlarının çalışmaları sonucu ilerlemiştir. ancak 200 yıldır yumurtadan çıkanlar yumurtayı beğenmemektedir çok ilginç
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.