Okunma: 601 kez
Hepimiz tarihte belli bir zamanda yaşar ve bu dönem süresince belli bir yerde (ya da belli yerlerde) bulunuruz. Peki niçin şimdi ve burası? Yanıt için sonuçlar yasasına, bir dünyevi ömrü, önceki bir dünyevi ömre bağlayan yasaya bakın.
Çevremiz tarafından yaratıldığımızı söylemek tamamen yanlış olur. Çevremiz tarafından koşullandırdığımızı, desteklendiğimizi ya da engellendiğimizi söylemek doğru olur ama, bu da yalnızca kısmen doğrudur.
( www.genbilim.com )
İçimizde, çeşitli noktalarda ve farklı özelliklerde, tüm çevresel
telkinlerden bağımsız, bazen de bunlara tamamen karşı olan bir bilinç
taşırız.
Çünkü, dünyadaki ilk günden itibaren, gizlice sevdiğimiz ve
sevmediğimiz belirli şeylere, belirli bir düşünce ve eylem çizgisi
boyunca yeteneklere sahibiz; bunların toplamı, kendilerini gösterip
sonra da kendilerinden geliştikleri gibi, kişiliğimizi oluştururlar.
Elbette, bu tür bir süreç ister istemez zaman alır. Biyolojik kalıtsal
katkılar bu sonuç doğrultusunda neredeyse tamamen belirli bir şeydir
ama önceki reenkarnasyonlar daha fazla katkıda bulunur.
Çevre, bir kişinin doğasında var olan nitelikleri meydana çıkarmaya ya
da bunların kendilerini göstermesini önlemeye yardımcı olur, ama bu tür
nitelikleri yaratamaz. Yaratmış olsaydı, dahiler her okuldan ve
stüdyodan sipariş edilebilirdi.
Kötü çevre, gerçekte kötü karakter oluşturmaz. Bunu açığa çıkarır ve
gelişimini destekler. Zayıflık orada zaten gizli olarak bulunmaktadır.
Güçlü ya da sağduyulu insanların yıldızlarına hükmedebildikleri ve
koşulların üstesinden gelebildikleri doğru olmakla birlikte, bunu
yapacak olan güç ve sağduyunun içeriden geldiği, sonradan kazanılmadığı
ve bu tür insanlarda doğuştan var olduğu da aynı derecede doğrudur ve
bu çoğu zaman gözden kaçırılır.
Sıradan insanlar, kahraman ya da melek gibi değillerdir ve kendi
ruhlarının, koşulların üzerine çıkamayacağını ve cesaretlerinin, kuşku
götürmez bir şekilde çevrelerinden etkilendiğini kısa sürede
öğrenirler.
Belli bir çevrede yaşamanız önceden kararlaştırılmış olabilir ama bu,
çevrenin sizi etkilemesine izin verme biçimi önceden kararlaştırılmış
değildir.
Karşılaşılan kişiler, karşı karşıya kalınan olaylar ve ziyaret edilen
yerler son derece önemli olabilir, ama sonuçta, kişinin onlar
hakkındaki düşüncesinden daha önemli değildir.
Bir zamanlar hayatımıza girmiş olan ya da bir noktada buna karışan
herkes, bize iyilik ya da kötülük, bilgelik ya da aptallık, şans ya da
bela getiren, farkında olunmayan birer kanaldır. Bunun olmasının nedeni
meydana gelmesinin -karşılık yasası yönetiminde- önceden takdir edilmiş
olmasıdır. Ama bizim dıştaki sorunlarımızı etkileme derecesi kısmen
bizim bunu yapmalarına izin verme derecemiz, davranışları, konuşmaları
ya da varlıklarının yaptığı telkinleri kabul etme ya da reddetmemizle
belirlenir. Sonucunda sorumlu olan bizizdir.
Bir kişi derme çatma bir yerin pisliği, rahatsızlığı ve
bilgisizliğinden temizlik, kültür ve zarif bir yaşam tarzına
çıkabiliyorsa, bunu ya karma ve yemden doğmanın uygun bir şekilde
işleyişi ya da o kişinin çevreyi zaptetmesi biçiminde yorumlayabiliriz.
Ama bunu başaramayanlar şansın kendilerine karşı olduğu inancı ya da
çevrenin üstesinden gelme kapasitelerinin olmadığı biçiminde
yorumlayabilirler.
Böylece, bazılarının bu tür insanların biyografilerini yorumlamadan bir
umut mesajı, bazılarının da hayal kırıklığı değilse bile yalnızca
engellenme duygusu aldıklarım görürüz. Her iki görüşte de bir gerçeklik
payı olabilir, ama bunun ne kadar olduğu kişiden kişiye değişecektir.
Zengin bir ailenin çocuğu olarak doğan bir kişinin büyük yetenekleri
olabilir, ama bunları asla kullanamayabilir. Yetenekleri kendileriyle
birlikte ölür, çünkü bu kişiler asla zorunluluğun teşvikini
hissetmezler. Yetersiz ya da orta düzey araçlar dürtü verebilir.
Yoksulluk ne kadar kötü olursa, dürtü de o kadar büyük olur. Bu katı
bir gerçek gibi görünebilir, ama bazı kişiler için geçerli olan bir
gerçektir.
İster aşırı yoksul bir sefalet içinde ister saraylara layık bir ihtişam
içinde dünyaya gelin, eninde sonunda kendi spiritüel düzeyinize yeniden
varacaksınız. Çevre, zaten kabul edildiği gibi, yardımcı olacak ya da
engelleyecek biçimde güçlüdür, ama Ruh'un ataları hala daha güçlüdür ve
sonucunda çevreden bağımsızdır

Etiketler:
Bilimler
Psikoloji
Özgürlük ve Çevre
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |