GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow İktisat arrow Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler - 2 Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Tem 13 2006
Tarih Tekerrür ve Ekonomik Krizler - 2 Yazdır E-posta
(0 Oy)



Birgül Çelebi   
Perşembe, 13 Temmuz 2006
Okunma: 1024 kez

Tek başına alındığında borsanın çöküşü ekonomiyi çökertmeye yetmemeliydi. Ancak, borsa Amerikan ekonomisinin sağlığının en iyi işareti olarak algılanıyordu. Ortalık yatıştıktan yıllar sonra yapılan araştırmalar gösterdi ki, meselâ, yolsuzluk ve yasa dışı işler var olmasına vardılar, ama sanıldıkları kadar çok ve belirleyici değildiler. Aynı şekilde kredili satışlar da olayın nedenini açıklayacak boyutlarda değildi. Buna karşın, yatırımcıları sahtekarlıktan koruyacak yasaların olmadığı da bir vakıaydı. ( www.genbilim.com )

Meselâ, şirketlerin mali tablolarının güvenilirliğini sağlayan yasalar olmadığı için, yatırımcı senedini aldığı firmanın iddia ettiği kadar sağlam olup olmadığını bilemezdi. Kısaca SEC diye bilinen Menkul Kıymetler Alım-Satım Komisyonu, Kriz'den sonra kuruldu. Ticari bankaları, yatırım bankalarından ayıran Glass-Steagall yasası da Kriz'den sonra geldi. Ama Badel harab-ül Basra. Basra harap olduktan sonra. 

1929 Krizi Amerikan halkını fiziksel ve ruhsal olarak yaraladı. 17 milyon aile reisi depresyona girdi. 1929-1939 yılları arasında çok sayıda intihar girişimi oldu. Birden fazla ailenin birlikte oturmak zorunda kaldıkları evler gettoya  döndü. Evlilikler azaldı ama boşanmalar da öyle... Çünkü insanların gidip oturabilecekleri ev yoktu. On yıl içinde Amerika'nın çehresi değişti.   

Büyük Çöküntü'nün nedenleri hakkında, yüz binlerce tez, tebliğ, kitap yazıldı. Dönemin psikolojisi, sosyolojisi, ekonomisi, hukuk sistemi araştırıldı. Çöküntünün nedenleri, alınabilmesi mümkün iken alınamayan önlemler tartışıldı. 

Kütüphaneler dolusu bu çalışmaların üzerinde birleştiği beş, altı ortak nokta var;

1) Gelir dağılımı dengesizliği, 
2) Şirketlerin mali durumları arasındaki dengesizlik, 
3) Bankaların yapılanmalarındaki bozukluk, 
4) Dış ödemeler dengesindeki bozukluk, 
5) Ekonomi yönetiminde tecrübesizlik, 
6) Parada altın standardında ısrar. 

Ulusal geliri bir piramit gibi düşünürsek, en yukarıdaki %1, en aşağıdaki %11'in kazandığının tam 650 katı para kazanıyordu. Bu ülke servetinin az sayıda kişinin elinde toplanması demek. Bu durumun ülke ekonomisi açısından anlamı, iktisadi faaliyetin az sayıdaki zenginlerin lüks tüketimi ve yatırımları üzerine kurulmuş olup, her an değişebilir olmasıdır.

Amerikan ekonomisinin %50sini 200 holding kontrol ediyordu. Bunun anlamı, tek birinin iflâsı halinde koca bir ekonominin sarsılmasıydı. 

'20li yıllarda Amerika'da günde 4-5 banka açılıyordu. Bunların sermaye esaslarını, rezerv ve kredi oranlarını belirleyen yasalar yoktu. 1923-1929 arasında günde iki bankanın batıyor olmasının endişeye neden olmamasının başlıca nedeni ekonominin iyi gitmesiydi.

Birinci Dünya Savaşına kadar Amerika, Avrupa'ya borçlu bir ülkeydi. Birinci Dünya Savaşından sonra, savaşın hem galiplerinden, hem de mağluplarından alacaklarını tahsil etmeye çalışan, 'alacaklı' ülke oldu. Herbert Hoover başkanlığındaki Amerikan hükümeti, borçlarını altın olarak tahsil etmek konusunda ısrarlıydılar. Ancak, hem dünya altın stoku yetersizdi. Amerika ne borçlarını tahsil edebildi, ne de borçlu ülkelere mal satabildi. 

Ekonomi yönetiminde tecrübesizlik, '20 yıllarda Amerikan politikacılarının ve ekonomistlerinin büyük çoğunluğu, liberal ekonominin, en iyi ekonomik sistem olduğuna inanırlardı. "Laissez-faire"/ "Müdahale etmeyin, rahat bırakın!" politikasını benimsemişlerdi. '29 Krizi, ekonominin kendi yolunu bulmasını beklemenin toplumsal maliyetinin kaldırılamayacak büyük olabileceğini gösterdi.

Sıkı para politikası. Hükümet, altına bağlı olmayan para basmayı, paranın değerini düşürmeyi reddetti. Piyasada para olmayınca ekonomik faaliyet mümkün olmadı. Sıkı para politikası ve izleyen faiz artışı reel sektörün daha da küçülmesine neden oldu. 1929-1933 arası üretim yarı yarıya düştü, işsizlik daha da arttı. Gelir hızla azalırken, fiyatlar (-) %30 düştü.

Sonra başa gelen Franklin D. Roosevelt, farklı bir kişilikti. Dindar bir adamdı. Zenginle fakirin arasındaki uçurumdan içtenlikle rahatsızdı. Birşeylerin mutlaka değişmesi gerektiğine inanıyordu. Pragmatik idi. Değişimden, çözümler denemekten korkmadı. Eksiğini telafi etmek için, etrafına nitelikli entelektüelleri ve birinci sınıf iş adamlarını topladı.

"Beyin Tröstü" denilen bir grup oluşturdu. Bu program paketine "New Deal" denildi - "Kartları yeniden dağıtmak" anlamında. İyi bir isimdi, çünkü ekonomide kartlar yeniden dağılacaktı, Amerika'nın buna ihtiyacı vardı.

Kaynak: Alev Alatlı ‘nın 2001 yılında TRT-2 de yayımlanan konuşmalarından özettir.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Birgül Çelebi

Yazar Hakkında:
Bir şüphe-i hissiye ile dalgalanır dil; Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde İnsan bütün ahzân u meserrâta muâdil Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim