GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Felsefe arrow Evraka!.. Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ağu 06 2008
Evraka!.. Yazdır E-posta
(2 Oy)



Onur Dogan   
Perşembe, 07 Ağustos 2008
Okunma: 234 kez

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu. Antole France

Belki içimizden mağarada yaşama arzusuna sahip olanlar vardır. Şahsen benim yok. Tabii nasıl dekore edildiğinin, mağara kavramının sizde yaktığı ışığın aynısının bende de yanacak olmasının getirdiği düşük olasılığı göz önüne almazsak eğer. Diyebilirsiniz ki sadece “mağara” mı dikkatinizi çekti bu sözde, “o kadar mı mecazdan uzaksınız” diye. Aslında böyle demenizi sağlamak ve “yabani” kelimesinin üzerine bir ışık yakmak istedim tabii mağara örneğini vererek sizi bu ışığa çekmeye çalıştığımı da itiraf edersem birbirimize karşı olan dürüstlüğümüzü kaybetmemiş oluruz.

Söz konusu canlımız yani türünü temsil ettiğimiz “biz” lerin ilginç bir tarihi var. Yabanilikten çıktığımızı da hep dile getiririz bize göre binlerce yıl öncekiler “yabanidir”. Olsun! Ne de olsa binlerce yıl sonraki insanlar da belki de bize “ıyy” diyerek bakacak, “ne yabanilermiş hala dünya da yaşıyorlarmış” nidaları atarak.Tabii o zamanda dünya bir mağara gibi gözükebilir. Neyse bu kadar “Battlestar Galactica” kokan kelimelerden sonra ufak ufak yazımıza doğru yol alalım; eski tarihlere dönelim.

Doğada geziyoruz, canımız sıkılmış, “Hadi bugün de mağaraya gidip resim çizeyim, acıkırsam da ateşi bulur, üstüne ava çıkar, mangal yaparım” demişiz. Günü gelmiş, aklımızı kullanmışız, firavun olmuşuz, herkesi hizmetimiz altında çalıştırmışız, gün olmuş firavunun kölesi olmuş hizmet etmiş, gün olmuş özgürlük adına türümüzün üzerinden tanklarla, eF 16 değil f 16 larla geçmişiz ve birçok rol almışız şu tarih sahnesinde.

İnsanımız, yani yazımdaki ana karakter binlerce yıl önce elleri ile iş yapabildiği günden itibaren gelişmeye başlamış, önce ortak iş sahası yaratarak kendi çevresindekilerle sosyal bir alan yaratmış bunu anlaşmanın insancası diyebileceğimiz dilin bize özgü olan bir çeşidi izlemiş, peşinden doğaya olan ilginin resim olarak mağaralara çizilmesi gibi ilk sosyal dışa vurumlar -tabi içlerinden birisi ünlü olmak, kız tavlamak için de çizmiş olabilir. Ben burada yazı biraz entellektüel gözüksün diye ;

” doğasıyla olan etkileşiminin bir sonucu olarak mağaraya çizilen resimler ve insani düşüncenin getirdiği ilk ihtiyaç ”

kalıp tümcesini kullanacağım. Zamanla “dil,bilinç ve söylence” , “kültür” ü oluşturmuş vu bu birbiriyle ilişkili üç olgu zamanında insanların tek dayanağı olarak ortalıkda kol gezniyorken aralarından bazıları söylencelerin içindeki gizli soruları kullanarak bilimin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Ana karakterimiz olan insanın insanlaşma yolunda şu anki zamanımızda modernleşmeye yani bize, binlerce yıl sonrasında yaşayan birinin ise hala yabani diyeceği ama yine bize dönüşmesi için geçen süre zarfında her dönem sorunları olmuştur gerek ormanda gerek mağarada gerekse saraylarda yaşasın sorunları bitmemiş, sorunlar dağ gibi yığılmış, sorun varsa çözüm de olmalı denmiş, sorunluların sorunlarını çözecek aklını kullananlar çözüm üretmeye başlamış. Nasıl mı farklı şeyler düşünmeye başlamışlar? Sorular sormaya cevaplar vermeye - soru nedir cevap nedir sorduğumuz sorular doğru mu yanlış mı aldığımız cevaplara ne derece güvenebiliriz doğru nedir,neden birşeyleri tanımlamak istiyoruz - gibisinden ve daha fazlası şeklinde beyin fırtınaları kurmuşlar.

Ve bilimsel anlayış ve metodu doğurmuş bu süreç. Zamanla Evreka!… sözleri de daha fazla duyulur olmuş. Bu durumun getirdiği kararlılık da daha net kendini gösterir olmuş.

Bu yazıyı başladığı gibi bitireceğim …

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France

Size bütün yazı boyunca önce mağara sonra yabani yaşam sonra da bilim üzerine bir metin, yer yer dikkatinizin ana konudan uzaklaştırmak için farklı yöntemlere ve üsluba başvurdum aslında bunların hepsi birer yemdi eğer buraya kadar okuma sabrını gösterdiyseniz -muhtemelen oltamdasınız demektir- şimdi sizi sözün en dikkat edilecek noktası üzerine çekeceğim üstelik bu konu hakkında da hiç birşey yazmayacağım “Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı” kısmını görmenizi istemedim. Yazının tamamını sadece bu kısmın siz bu konu üzerinde düşündüğünüz zaman içerisinde üzerinizde yaratacağı etkiyi kendinizin de görmesi için yazdım.

“Deli dolu bir felsefeyi yaşamak deli dolu olmayı beraberinde getirir.”

Tekrar Görüşmek Üzere Hoşça ve Deli-dolu kalın ve deli-dolu olmayı asla küçümsemeyin ne de olsa ;

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France

Onur Doğan


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Onur Dogan

Yazar Hakkında:
Sigmund Freud,evrimin insan yaşamı ve düşüncesi üzerine geri dönüşü olmayan etkisni şöyle ifade etmiştir: Zamanın akışı içinde insanlık,bilimin elinden gelen darbelerle iki kez,naif öz sevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır.Birincisi Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığı,akıl almaz büyüklükte bir dünyalar sistemi içinde bir nokta olduğunu anladığında.(...)İkincisi,biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp soykütüğünü hayvanlar alemine düşürdüğünde. Bu düşüşün bilincinde olmamızın,kırılgan dünyamızın sürekliliği için en büyük umudumuz olduğuna inanıyorum.Umalım ki "yaşamın bu görünüşü" ikinci yüzyılında çiçeklensin ve -bizler Hardy'nin tarlaları ve ağaçları gibi burada ne işimiz olduğunu merak etmeyi sürdürürken-bilimsel aklın sınırlarını ve verdiği dersleri anlamamıza yardımcı olsun. STEPHAN JAY GOULD - Darwin ve sonrası -DOĞA TARİHİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim