GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | GenKampüs | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Felsefe arrow Evraka Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ağu 06 2008

Evraka Yazdır E-posta
(2 Oy)



 Facebook'ta Paylaş

Onur Dogan   
Perşembe, 07 Ağustos 2008
Okunma: 2600 kez

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu. "Antole France" Belki içimizden mağarada yaşama arzusuna sahip olanlar vardır. Şahsen benim yok. Tabii nasıl dekore edildiğinin, mağara kavramının sizde yaktığı ışığın aynısının bende de yanacak olmasının getirdiği düşük olasılığı göz önüne almazsak eğer.

Diyebilirsiniz ki sadece “mağara” mı dikkatinizi çekti bu sözde, “o kadar mı mecazdan uzaksınız” diye. Aslında böyle demenizi sağlamak ve “yabani” kelimesinin üzerine bir ışık yakmak istedim tabii mağara örneğini vererek sizi bu ışığa çekmeye çalıştığımı da itiraf edersem birbirimize karşı olan dürüstlüğümüzü kaybetmemiş oluruz.

Söz konusu canlımız yani türünü temsil ettiğimiz “biz” lerin ilginç bir tarihi var. Yabanilikten çıktığımızı da hep dile getiririz bize göre binlerce yıl öncekiler “yabanidir”. Olsun! Ne de olsa binlerce yıl sonraki insanlar da belki de bize “ıyy” diyerek bakacak, “ne yabanilermiş hala dünya da yaşıyorlarmış” nidaları atarak.Tabii o zamanda dünya bir mağara gibi gözükebilir. Neyse bu kadar “Battlestar Galactica” kokan kelimelerden sonra ufak ufak yazımıza doğru yol alalım; eski tarihlere dönelim.

Doğada geziyoruz, canımız sıkılmış, “Hadi bugün de mağaraya gidip resim çizeyim, acıkırsam da ateşi bulur, üstüne ava çıkar, mangal yaparım” demişiz. Günü gelmiş, aklımızı kullanmışız, firavun olmuşuz, herkesi hizmetimiz altında çalıştırmışız, gün olmuş firavunun kölesi olmuş hizmet etmiş, gün olmuş özgürlük adına türümüzün üzerinden tanklarla, eF 16 değil f 16 larla geçmişiz ve birçok rol almışız şu tarih sahnesinde.

İnsanımız, yani yazımdaki ana karakter binlerce yıl önce elleri ile iş yapabildiği günden itibaren gelişmeye başlamış, önce ortak iş sahası yaratarak kendi çevresindekilerle sosyal bir alan yaratmış bunu anlaşmanın insancası diyebileceğimiz dilin bize özgü olan bir çeşidi izlemiş, peşinden doğaya olan ilginin resim olarak mağaralara çizilmesi gibi ilk sosyal dışa vurumlar -tabi içlerinden birisi ünlü olmak, kız tavlamak için de çizmiş olabilir. Ben burada yazı biraz entellektüel gözüksün diye ;

” doğasıyla olan etkileşiminin bir sonucu olarak mağaraya çizilen resimler ve insani düşüncenin getirdiği ilk ihtiyaç ”

kalıp tümcesini kullanacağım. Zamanla “dil,bilinç ve söylence” , “kültür” ü oluşturmuş vu bu birbiriyle ilişkili üç olgu zamanında insanların tek dayanağı olarak ortalıkda kol gezniyorken aralarından bazıları söylencelerin içindeki gizli soruları kullanarak bilimin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Ana karakterimiz olan insanın insanlaşma yolunda şu anki zamanımızda modernleşmeye yani bize, binlerce yıl sonrasında yaşayan birinin ise hala yabani diyeceği ama yine bize dönüşmesi için geçen süre zarfında her dönem sorunları olmuştur gerek ormanda gerek mağarada gerekse saraylarda yaşasın sorunları bitmemiş, sorunlar dağ gibi yığılmış, sorun varsa çözüm de olmalı denmiş, sorunluların sorunlarını çözecek aklını kullananlar çözüm üretmeye başlamış. Nasıl mı farklı şeyler düşünmeye başlamışlar? Sorular sormaya cevaplar vermeye - soru nedir cevap nedir sorduğumuz sorular doğru mu yanlış mı aldığımız cevaplara ne derece güvenebiliriz doğru nedir,neden birşeyleri tanımlamak istiyoruz - gibisinden ve daha fazlası şeklinde beyin fırtınaları kurmuşlar.

Ve bilimsel anlayış ve metodu doğurmuş bu süreç. Zamanla Evreka!… sözleri de daha fazla duyulur olmuş. Bu durumun getirdiği kararlılık da daha net kendini gösterir olmuş.

Bu yazıyı başladığı gibi bitireceğim …

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France

Size bütün yazı boyunca önce mağara sonra yabani yaşam sonra da bilim üzerine bir metin, yer yer dikkatinizin ana konudan uzaklaştırmak için farklı yöntemlere ve üsluba başvurdum aslında bunların hepsi birer yemdi eğer buraya kadar okuma sabrını gösterdiyseniz -muhtemelen oltamdasınız demektir- şimdi sizi sözün en dikkat edilecek noktası üzerine çekeceğim üstelik bu konu hakkında da hiç birşey yazmayacağım “Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı” kısmını görmenizi istemedim. Yazının tamamını sadece bu kısmın siz bu konu üzerinde düşündüğünüz zaman içerisinde üzerinizde yaratacağı etkiyi kendinizin de görmesi için yazdım.

“Deli dolu bir felsefeyi yaşamak deli dolu olmayı beraberinde getirir.”

Tekrar Görüşmek Üzere Hoşça ve Deli-dolu kalın ve deli-dolu olmayı asla küçümsemeyin ne de olsa ;

Düşüncelerin deli dolu felsefeleri olmasaydı insanoğlu hala binlerce yıl öncesindeki gibi mağaralarda yabani bir şekilde yaşıyor olurdu.

Antole France

Onur Doğan


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

apoptozis

Yazar Hakkında:
"Bir bilimci için kendisine ve mesleğine güvensizlik getirmenin en kestirme yolunun-özellikle de gerekmediği halde-bilimin bütün sorulara yanıt verdiğini veya yakında verebileceğini,bilimsel yanıtları olmayan soruların ise soru olmadığını veya ‘uyduruk sorular’ olduğunu;bunları da ancak ahmakların sorup budalaların cevapladıklarını ilave etmektir. Bu şekilde düşünen bilimcilerin sayısı ne olursa olsun,artık çok azının bunları açıklayacak kadar akılsız ve kaba olduğunu görerek seviniyorum.Felsefi konularda deneyimli olan kişiler şunu iyi bilirler :Dinsel inançların ‘bilimsel’ açıdan eleştirilmesi,inançların ‘bilimsel’ açıdan savunulmasından daha az yanlış değildir. Sayfa 35-36 Öyleyse bilimci gerçeği arayandır.Gerçek, ulaşmaya çalıştığı şey,yüzünün dönük olduğu yöndür.Ancak, kesinlik onun erişimi dışındadır;yanıtlamak istediği sorunların bir çoğu doğal bilim dünyası dışında kalır.Yirminci Yüzyılın en büyük bilimcilerinden Jacques Lucie Monod’nun,bu bölümün başına koyduğum sözleri,bir bilimcinin her zaman gerçekleştireceği bir tutkuyu dile getiriyor;anlamaya çalışmak". Sayfa 104 Genç Bilim Adamına Öğütler
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
Untitled 1
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
Sponsor Bağlantılar

Nbrsin: Ne yapıyorsun?

GenBilim
GenBilim
İlgili Makaleler İlgili makale bulunamadı...
GenBilim
Son Etkinlikler
Yakın tarihte gerçekleşecek etkinlik bulunamadı.
GenBilim