|
GenBilim Editorial
|
|
Cuma, 01 Ağustos 2008 |
Okunma: 873 kez
Ay'ın kütlesi Dünya'nın 81'de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün'ün de Ay'ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay'ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor.
( www.genbilim.com )
Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce
yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken,
zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.
Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay'ın 17. yüzyılın
başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim
1969 yılında Ay'a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına
geldi.
Bütün bu gelişmelere rağmen Ay'ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor.
Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda
dışında ve içinde hiç bir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu,
Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını
yarattığı ve Dünya'nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama
nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul.
Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun
başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak
Ay'ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma
olayının meydana gelebilmesi için Dünya'nın o zamanlar kendi ekseni
etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel
verilere göre, bu, mümkün değildir.
Ayrıca Dünya'nın ve Ay'ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok
farklı olması ve bunun Ay'dan getirilen aytaşlarının analizleri
sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün
kılmamaktadır.
İkinci teori ise Ay'ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına
takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal
birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek,
yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç
bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.
Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük
taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu
oluşmuştur. Ancak bu da Ay'ın yörünge uzaklığım, neden büyük bir demir
çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiç
bir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.
Günümüzde Ay'ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları
arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya
örnekler getirmelerine rağmen Ay'ın nasıl oluştuğu halen büyük bir
sırdır.
Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki
gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize
açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak
dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Ay'ın Oluşumu Bilmecesi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |