|
GenBilim Editorial
|
|
Cuma, 01 Ağustos 2008 |
Okunma: 583 kez
Kış aylarında güneş ışınları çok güçlü olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0. l milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar.
( www.genbilim.com )
Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene
kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuksa yere kadar kar
tanesi olarak inmeyi başarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o
kadar yavaş inerler ki 3000 metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen
bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur
damlası halinde düşerler, biz buna 'sulu sepken' diyoruz. Yani yağmur
veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava
sıcaklığıdır.
Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava
karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi
daha azdır. İçine alamadığı su ya 'don' şeklinde yeryüzünde kalır ya da
'kırağı' oluşur. Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece
gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok
yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı
meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi
algılarız.
Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı
kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar
üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin
ortasında çekirdek olarak toz parçacıklarının olduğunu biliyoruz. Eğer
bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.
İlk olarak 1975 yılında Berkeley, California Üniversitesinden Prof.
Steve Lindow 'snomax' denilen bir proteini toz parçacıkları yerine
kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve
kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç'te yapılan 1994 kış
olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı.
Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve
12'li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş
şekli olduğu sanılıyor.
Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülür.
Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da
yükselerek 12.000 metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz
kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz
kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.
Bu buz taneleri ağırlıkları nedeni ile o kadar hızlı düşerler ki bulut
ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar.
Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında
tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem
çok az görülür, hem de çok kısa sürer.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Niçin Kar Yağıyor?
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |