Tem
19
2008
|
George Sand |
|
|
|
GenBilim Editorial
|
|
Cumartesi, 19 Temmuz 2008 |
Okunma: 317 kez
Aurora, şafak kızılı - 19. yüzyıl başında yetişmekte olan bir genç kız için ne şiirsel bir isim! Genç Aurora aslında sevimli, uyumlu, toplumsal kuralların izin verdiği ölçüde zarif, çıtkırıldım ve aşırı süslü püslü olabilirdi. Fakat bu Fransız kızı; Aurora Dupin, sözü edilen bu özelliklerin hiçbirine sahip değildi.
DÖNEMİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR (1804-1876)
1805 1. Napoleon Avusturya ve Rusya'yı yener.
1810 1. Napoleon, yazar Germaine de Stael'in en önemli yapıtı Almanya Hakkındaki yasaklar ve yok eder.
1810 Kompozitör Frederic Chopin doğar.
1813 1. Napoleon'a karşı Alman Kurtuluş Savaşı.
1827 Goethe Dünya Edebiyatı kavramını ortaya atar.
1830 Paris'te Temmuz Devrimi.
1830 Fransa'da basına uygulanan sansür kaldırılır.
1832 Goethe'nin ölüm yılı. George Sand'ın ilk romanı (Indiana) yayımlanır.
1839 George Sand ve Frederic Chopin'in Mayorka gezisi.
1848 Paris'te Şubat Devrimi - George Sand bu devrime katılır. La Cause du Peuple dergisini kurar.
1855 Paris'te Dünya Sergisi.
1855 Paris'te ilk bonmarşe (süpermarket) açılır.
1855 George Sand, Balzac'ın ricası üzerine İnsanlık Komedyası'nın önsözünü yazar.
1857 Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlı yapıtının piyasaya çıkışı.
1863 Gustave Flaubert ile George Sand arasındaki mektuplaşmanın başlaması.
1867 Paris'te ilk pnömatik posta (hava basıncı ile borulardan mektup iletimi).
1876 George Sand'ın ölüm yılında Almanya'nın ilk kadın doktoru kendi muayenehanesini açar.
"EYLEMLERİ KONUŞTURABİLİRSİNİZ, AMA İNANÇLARI DEĞİL; DÜŞÜNCE ÖZGÜR OLMALIDIR."
Aurora, şafak kızılı - 19. yüzyıl başında yetişmekte olan bir genç kız
için ne şiirsel bir isim! Genç Aurora aslında sevimli, uyumlu,
toplumsal kuralların izin verdiği ölçüde zarif, çıtkırıldım ve aşırı
süslü püslü olabilirdi. Fakat bu Fransız kızı; Aurora Dupin, sözü
edilen bu özelliklerin hiçbirine sahip değildi.
"Beni çok tuhaf buluyorlardı," diye tanımlar kendisini, daha sonra genç
kızlık yıllarını anlatırken. "Körpe kemiklerim sertleşmişti. İradem,
bedensel yorgunluğu yenme gücüne erişmişti. Ne aptalca bir temizlik
tutkusu, ne de tüm erkeklerin hoşuna gitme arzusu egemendi mantığıma."
Paris'in güneyinde, Berry'deki Nohant çiftliğinde, büyükannesinin
yanında yaşayan 16 yaşındaki Aurora'nın, öyle "tuhaf" gelişmesi
nedensiz değildir.
Dört yaşındayken babası Albay Dupin'i kaybetmişti. Gelinini reddeden
büyükanne Dupin, küçük Aurora'yı yanına almış, 1817'de on üç yaşındaki
torununu, ölçülü bir eğitim ve itibarına uygun görgü kurallarını
edinebilsin diye Paris'teki İngiliz Augustin Manastırı'na göndermişti.
Öğrenci Aurora yaklaşık üç yıl manastır kurallarına uygun olarak
yaşayacaktı.
"Her gün belirli bir saatte uyanacağım... sadece sağlığımı korumak için
gerekliyse uykuya zaman ayıracağım ve hiçbir zaman tembellikten yatakta
kalmayacağım... Kendimi faydasız düşlere ve verimsiz düşüncelere
kaptırmaktan özellikle kaçınacağım. Yüreğimde ne olduğuna bakılacak
olsa, yüzümü kızartacak fantezilere kapılmayacağım. Karşı cinsten
kişilerle yalnız kalmaktan hep kaçınacağım... En saygıdeğer niyetle de
olsa bana herhangi bir teklif yapılacak olursa, bunu en kısa zamanda
ebeveynlerime bildireceğim..."
Kızlar yatılı okulda çok sıkı gözetim altında yaşadıkları için "karşı
cinsten biriyle yalnız olmalarına" zaten hiç olanak yoktur. Aurora
manastır hayatının etkisi altında İncil'i, azizlerin ve din
şehitlerinin yaşamlarını okumayı tutku haline getiren bir genç kız olur
ve en büyük hedefi rahibeliktir.
Aslında büyükanne Dupin bu tür etkileri hiç hesaba katmamıştır.
Aurora'nın bu niyetini öğrendiğinde derhal onu manastırdan alır. 1820
Şubat'ında Aurora Nohant'a geri döner. Bu aşırı koruma altında kalmış,
en katı kurallarla eğitilmiş kız, birdenbire özgürlük ve bağımsızlığı
yaşar. Bu herhalde Aurora'nın kendisine de "tuhaf gelmiştir. Gene de
çok kapalı giyinmek zorundadır ve yalnız başına tek adım bile atmasına
izin verilmez. Şimdi artık hiç kimse onunla ilgilenmemektedir: "Her
konuda kendi başımın çaresine bakmaya terk edilmiştim."
Büyükanne hastalanır. Şimdiye dek hep erkek çocukları eğiten ev
öğretmeni Dechartes, Aurora'nın da bir erkek gibi giyinmesini tavsiye
eder. O da "erkek giysisi, kasket ve tozluk" giyip, öğretmeni ava
çıktığında ona eşlik eder. "Bana gelince, yeni giysilerimi durmadan
çalılıklara takılı kalan işlemeli eteklerimden daha rahat ve kullanışlı
buluyordum," diye belirtir o zamanı anlatırken.
İmkân buldukça bundan böyle de pantolon giyme olanağı yaratacaktır.
Paris'i erkek giysileri ve çizmeleriyle, merakla ve öğrenme hırsıyla
bir baştan ötekine dolaşacaktır. Tiyatroda, kabarede, müzelerde ve
kahvelerde erkek giysileriyle oturacaktır -çünkü ilgi çekmeden ve
refakate gereksinme duymadan istediği her yere bu giysilerle
gidebilmektedir. Herkes onu üniversiteli bir genç sanmaktadır. "Hiçbir
şey beni yapmak zorunda olduğum ve yapacağım şeylerden alıkoyamaz,"
diye yazar.
"Kalbim bana adalet duygusu ve cesaret veriyorsa, önyargılara aldırmam
bile." Ve: "Dünya ile ilgim zaten çok az." Evet, yazmaya başlamıştır.
İlk taslakları yastığının altında saklar. 17 yaşındadır şunları
yazdığında: "Ahlaki konularda adaletin cinsiyeti olmaz. Erkektir veya
kadındır, Tanrı nasıl istemişse; fakat O'nun yasası hep aynıdır. İster
bir çocuğun annesi olsun, ister bir ordunun generali; insanın vicdanı
tek yargı organı olduğu için, eğer istersem, ihtiyatı elden bırakıp tüm
azarları ve koğuşturmaları göze almak pahasına tehlikeli ve güç
görevleri üstlenebilecek yeteneğim var."
Büyükannesi ölünce, 17 yaşındaki Aurora'ya Nohant çiftliği, Paris'te
özel bir ev ve Narbonne Oteli miras kalır. Ölümünden önce büyükannenin
torununa söylediği son cümle "En iyi arkadaşını kaybediyorsun," olur.
Kaçık tabiatlı öğretmeni Dechartes, Aurora'yı garip bir tören
düzenlemeye ikna eder. Büyükannesi gömülmeden önce Aurora onunla
babasının mezarına gidecek, mezar açılacak ve Aurora babasının
iskeletini öpecektir. Aurora bunu kabullenir ve hiç de garip bulmaz.
Aurora gerçekten güç ve tehlikeli
görevlerden korkmaz. Aslında garip olan şey daha 18'ini bitirmeden
gayet resmi bir şekilde evlenmesi ve sanki bir gecede "ruhani işleri"
bir yana bırakmasıdır. Hatta -en azından kendi iddiasına göre- "en ufak
bir pişmanlık" duymamasıdır. Aurora şimdi Madame Dudevant'dır ve
nikâhından tamı tamına dokuz ay sonra bir erkek çocuk annesi olur.
Madame Dudevant mutlu mudur? Birkaç ay için mutlaka. Ama sonraları...
Evli çiftin ortak yanlarının pek az olduğu ortaya çıkar. Bunun dışında
genç kadın yavaş yavaş evlilikte kadının haklarının ne kadar az
olduğunu anlamaya başlar: Romanında serbest aşk ve sevgisiz bir
evliliğin engellerini yıkmak için mücadeleye başlayıncaya kadar birkaç
yıl daha geçecektir. Daha sonraları kâğıda dökeceği düşünce ve
duyguları şimdiden kafasına yerleşmiştir ama.
Casimir Dudevant karısını kaçık ve delişmen olarak nitelemektedir. Daha
kötüsü, kocasının yazı masasında sakladığı, içinde bir tomar en kötü
bedduaların bulunduğu paketi Aurora'ya "vasiyet" olarak bırakmasıdır.
Aurora onu bulup okuyunca kesin kararını verir. Artık bir gün daha bu
adamla yaşayamayacaktır. "Aman Tanrım! Nasıl bir vasiyet bu! Bedduadan
başka bir şey yok! Bana karşı kötü, gerçek arzularının ve öfkesinin
tümünü biraraya getirmiş. Sapıklığım hakkındaki tüm düşünceleri,
karakterimi aşağılayan tüm duyguları... Bu ders beni nihayet uykudan
uyandırdı!"
Madame Dudevant kocasından yılda 3000 frank nafaka ister. Yılın 6 ayını
Paris'te, kalan zamanı Nohant'ta geçirmek istemektedir. İsteklerinin
hepsi hemen gerçekleşecek ve de en ufak bir tartışmaya girilmeyecektir.
Öylesine kararlıdır ki, kocasının bu isteklerini kabul etmekten başka
bir seçeneği kalmaz.
Paris, 1831: Dokuz yıllık bunaltıcı evlilikten sonra Aurora yeniden
kendini bulur. Kendi diktiği erkek giysileri, sağlam, demir ökçeli
çizmeleri ile kenti bir ucundan ötekine dolaşır: "Kendimi bir dünya
seyahati yapabilecek kadar güçlü hissediyordum. Giysimin şimdi
korunacak hiçbir şeyi kalmamıştı; her havada ve günün her saatinde
dışarı çıkabiliyordum... Basitliğiyle her türlü şüpheyi uzaklaştıran
giysimi çok büyük bir güvenle taşıdığım için ne kendim ne de giysim
dikkat çekiyordu."
Aurora Dudevant -hâlâ bu adı taşımaktadır- Paris'te bir çatı katında
genç yazar Jules Sandeau ile birlikte yaşamaktadır. İkisi birlikte daha
sonra J. Sand imzası ile yayınlanacak olan -Rose et Balance- adlı
kitabın yazımında çalışırlar. Günün birinde kayınvalidesi Aurora'yı
ziyarete gelir ve aralarında şu konuşma geçer: Madam Dudevant:
- Kitap yayınlama niyetinde olduğunuz doğru mu?
- Evet, Madam.
- Ah, çok tuhaf bir düşünce bu.
- Evet, Madam.
- Peki. Güzel hoş da, umarım taşıdığım adı basılmış kitap kapaklarına koymazsınız!
- Aaa, tabii ki hayır Madam, hiç endişelenmeyin.
Dudevant adını bir kitap kapağında okumak zorunda bırakmaz
kayınvalidesini. Dolayısıyla yazarlık kariyerine kendi seçtiği bir
takma adla başlar. George Sand adını alır.
Onu edebiyat dünyasına attığı ilk adımlarında izleyelim biraz da.
Geçtiğimiz yüzyılda bir kadın geçimini yazarak kazanmak isterse ne
olur? İlişkiler kurmaya çalışır, korunacağını umar. Bunu bir genç adam
da yapardı. Ama Aurora Dudevant'ın yaşadıkları erkek cinsiyetli
tanınmamış bir yazarın asla başına gelmezdi. George Sand daha sonraları
iki tipik olaydan söz eder.
Kuzeybatı Fransa'nın soylularından romancı Mösyö de Keratry'yi ziyaret
eder. "Açık konuşacağım," diye selamlar adam Aurora'yı, "Bir kadın
yazmamalı... Beni dinleyin: Kitap yapmayın. Çocuk yapın!" Bu sözler
üzerine Aurora yüksek sesle gülerek şu yanıtı verir: "Ama rica ederim
Beyefendi, bu reçeteyi siz kendinize uygulayın."
Buna benzer bir deneyim taslaklarını okusun diye verdiği yazar Henri de
Latouche ile yaşanır. Yazar sakin bir şekilde taslağa bakar, ardından
bilgi edinmek için "Çocuklarınız var mı Madame?" diye sorar. "Maalesef
var! ama ne onları yanıma alabiliyorum ne de onlara geri
dönebiliyorum." o "Ve siz Paris'te kalmayı ve geçiminizi kaleminizle
kazanmayı istiyorsunuz?" - "Bunu mutlaka yapmak zorundayım. " - "Bu hiç
de hoş değil, çünkü başarı şansınız olacağını sanmıyorum. İnanın bana:
En iyisi, tekrar kocanıza dönmeniz."
Ayrıca, demin anlatılan sahnede George Sand'a karşı öylesine itici
davranan Latouche, giderek onun en iyi arkadaşlarından biri ve
destekçisi olur. Mizah dergisi Figaro'nun yayıncısı olan Latouche onu
kendi redaksiyon ekibinin içinde çalıştırır. Bu, George'a öğrenme ve
aynı zamanda para kazanma olanağı verir. "Gazeteler Bav George Sand'dan
övgüyle söz ediyorlardı. Yazarın kalbinin ve ruhunun eğilimlerini
açması için bir yerlerde bir kadın parmağının işin içinde olabileceğini
fark etmişlerdi. Fakat tarzı ve yargıları ancak bir erkekten beklenecek
kadar erkeksi, diye açıklamada bulunuyorlardı." Tek başına çıkardığı
ilk romanı Indiana'ya (1832) basının tepkisini, Hayatımın Öyküsü'nds
böyle anlatır George Sand.
Ayrıca tarzının ve yargılarının "tipik erkeksi" olarak
değerlendirilmesi, onu hiç kızdırmaz. Önemli olan kitabıyla başarıya
ulaşmasıdır, hem de büyük başarıya. Şahsen tanıdığı Balzac onu "büyük
yetenek" olarak kutlar. Yazar ve eleştirmen Sainte-Beuve, "Söylemek
gerek, Madam, siz gerçekten ender ve güçlü bir yaratıksınız," der.
İlk romanlarındaki kadın tipleri, burjuva evliliklerinde
kelepçelerinden kurtulma çabasında olan kadınlardır. Bu okurlarının
çoğuna "dokunaklı" gelmiş olabilir; aslında mesele yazarla roman
tipleri arasında karşılaştırma yapmaktır. Lelia'da (1833) George Sand
kendisini anlatır.
"Ahlak dışı" olarak değerlendirilmesine rağmen bu kitabı ile de
inanılmaz bir başarıya ulaşır. Erkek takma adıyla bir kadın yazar,
çoğunlukla kadın ve erkek ilişkilerindeki ikiyüzlülükleri ortaya
koymaktadır. Rahatça uzun hikâyeler yazabilmektedir, kendisine eziyet
etmeden. Bir gecede rahatlıkla otuz sayfa kadar çıkarabilmektedir. Bir
kitabı bitirir bitirmez, yeni bir roman üzerine çalışmaya başlar.
1866'da yazar Gustave Flaubert ile sürdürdüğü mektuplaşmalardan birinde
cümlelerin kaleminden ne kadar rahat aktığını anlatır. Geceler boyunca
bir tek kelimenin arayışı içinde olan Flaubert ise ona hak verir:
"Aklınıza gelen fikirler bir sel gibi zengin ve canlı. Bende ise
incecik bir sızıntı gibi. Bir şelale oluşturabilmek için bir sürü hüner
göstermek zorunda kalıyorum."
Tüm yaşamı boyunca kalıcı olan bu büyük enerjiye sahip olmasaydı,
George Sand oynadığı farklı rollerin üstesinden gelemezdi. Bir yazar
olarak işini tutkuyla yapmıştır. 19. yüzyıl Fransa'sının en ünlü
erkeklerinin sevgilisi ve arkadaşıdır. Bir anne olması, kendisini diğer
kadın yazarlardan ayıran gerçektir.
1832 ilkbaharında George Sand üç buçuk yaşındaki ikinci çocuğa
Solange'ı Paris'te yanına alır. Hâlâ Casimir Dudevant ile evlidir.
Ancak 1836'da ondan boşanır. Fakat yalnız değildir. "Boşandıktan sonra
Alfred de Musset ve Frederic Chopin ile tutkulu aşk ilişkileri yaşadı."
(Yeni Brockhaus sözlüğünden bir alıntı.) Tabii (boşanmasından önce
başlayan) bu "maceralar" George Sand'ın özgeçmişinden soyutlanamaz.
Herhalde hiçbir aşk ilişkisi üzerine Sand/Musset üzerine olduğu kadar
çok yazı yazılmamıştır. En yalın edebiyat tarihlerinde bile "romantik
âşıkların modeli" olarak bu iki ozan çıkar ortaya.
22 yaşındaki "Weltsehmerz" ozanı ve o zamanlar Paris'te gündemde olan -
Goethe'nin Werther tercümelerinden de etkilenmiş bulunan- Musset, yirmi
dokuz yaşındaki George Sand ile tanışır. Birlikte Venedik'e giderler.
Daha yolda iken şiddetli tartışmalar başlamıştır. Barışmalar.
Kıskançlık sahneleri. Musset hastalanır. Sand, Musset'i tedavi eden
İtalyan doktora âşık olur. Musset yalnız başına Paris'e döner. Sand
doktor ile birlikte birkaç hafta sonra Paris'e dönüş yapar. Yeniden
barışırlar. Sonra da kesin olarak ayrılırlar.
Bu aşk dramı bir dizi kitaba konu olur. İlk olarak Alfred de Musset bu
mutsuz aşkını Zamanımızda Bir Çocuğun İtirafları (1836) kitabında
anlatır. George Sand bu kitaba Elle et Lui (Kadın ve Erkek) adlı romanı
ile karşılık verir. Şimdi de Alfred'in erkek kardeşi Paul'ündür söz
sırası ve Lui et Elle (Erkek ve Kadın) kitabını yayınlar. Daha sonra
Musset'in eski kız arkadaşının da bu konuda söyleyeceği olacaktır. Lui
(O) adını verir kısaca romanına.
George Sand'ın hareketli yaşamı, zamanının ileri gelenleriyle çok yönlü
ilişkileri aslında ciltler doldurabilir. Fakat bunun yanında bir
özelliği çoğunlukla görmezlikten gelinir: George Sand aynı zamanda bir
annedir. Ve bu görevini çok ciddiye almıştır. Yazar olarak yeteri kadar
para kazanır kazanmaz küçük kızını, daha sonra da büyük oğlunu yanına
alır.
Bugüne dek sayısı zaten az olan çocuklu kadın yazarların da çok azı
günlük yaşamlarını çocuklarıyla birlikte geçirdikleri için George
Sand'ın bundan yaklaşık 150 yıl önce bu "çifte yükü" nasıl
sırtlandığını duymak ilginçtir. Gün boyu küçük kızı ile Luxembourg
Parkı'na gezmeye gittiğini ve ancak akşamları kızı uyuyunca yazmaya
fırsat bulduğunu anlatır.
Tüm çalışan annelerin tipik vicdani rahatsızlıklarını da bilmektedir:
"Çocuklarımla birlikte olduğum zamanlar sadece onlar için ve onlarla
yaşamak istiyordum. Arkadaşlarım bana geldiklerinde onları yeterince
göremediğimi ve aralarında dağıldığımı belirterek kendimi suçluyordum.
Gerçek yaşamın bir düş gibi yanımdan gelip geçtiğini ve romanın hayal
dünyasının acı gerçekliğiyle ruhuma çöktüğünü hissediyordum."
İki çocuğu ve besteci Frederic Chopin ile 1838-39 kışını Mayorka
adasında geçirir. Daha sonra bu "aile gezisi" hakkında etraflı ve canlı
bir yazı yazar: Mayorka'da Bir Kış. Sık sık yeniden basılan bir
metindir bu. Oldukça dindar olan Mayorkalılar üzerinde bu dört gezgin
korkutucu etkiler uyandırmış olmalı. George ve kızı pantolon giyerler.
Ciğerlerinden ağır hasta olan Chopin (sadece bu nedenden ötürü zaten
yeterince şüphelidir) çocukların gözleri önünde George Sand ile
birlikte yaşamaktadır. Sand onun gözdesi gibidir. Ayrıca hiçbiri
kiliseye gitmez. 34 yaşındaki aile anası George kiliseye gitmek yerine,
soğukkanlılıkla kayalara tırmanır, yataktaki böceklere kızar, çorba
içindeki akreplere küfür eder ve bütün bunları daha sonra esprili,
renkli seyahatnamesinde dile getirir. Bu yapıtı 150 yıl önceki gibi
bugün de hâlâ aynı zevkle okunabilmektedir.
Yaşamı boyunca daha bir sürü gezi yapar ve bu gezileri yazıya döker:
"Gezi sanatı neredeyse yaşamın bilimidir. Bu gezi bilimiyle gurur
duyuyorum." Tozlu, güneşten yanmış, dağınık saçlarıyla etrafı inceler
ve kendisini "ip cambazı" sandıkları için keyiflenir. Dayanılmaz bir
güç vardır içinde. Özgürlüğünü kocasına karşı nasıl savunduysa,
sevgililerine karşı da savunur.
Honore de Balzac gibi çağdaşları, onun "erkeğin başat kişilik
özelliklerinin tümüne sahip olduğunu" kabul ederler. Fakat bu onun
edebiyat alanındaki başarılarının da aynı eşitlik anlayışı ile kabul
edileceği anlamına gelmez.
Ünlü bir roman yazarı olmasına rağmen Academie Française'e kabul
edilmez, örneğin. Bu şeref erkeklere aittir. Peki George Sand'ın buna
karşı tavrı ne olur? Bir yazısında düzene saygı duyduğunu ve üyelerin
erdemlerini kabul ettiğini belirtir. Fakat kendisinin eskimiş ve çağın
gerisinde saydığı bir kuruma üye olmaya da ihtiyacı yoktur. Tabii onun
bu açıklamalarını hemen hemen hiç kimsenin kabul etmemesi doğaldır.
Birçok insanın "Kedi erişemediği ciğere mundar dermiş" diye arkasından
konuştuğunu hisseder. Bu sözlere George Sand'ın yanıtı, "Tam aksine, bu
ciğer çoktan kokuşmuş," şeklinde olur. (Ayrıca Academie Française'e
Sand'ın ölümünden 102 sene sonra ilk kez bir kadın kabul edilecektir;
yazar Marguerite Yourcenar.)
George Sand 72 yaşında ölür ve Nohant'a, genç kız olarak baskısız ve
uzlaşmasız, "tuhaf biri olarak büyüdüğü yere gömülür. Cenaze törenine
Gustave Flaubert, Ernest Renan, Alexandre Dumas gibi Fransa'nın ünlü
yazarları gelir. Mezarı başındaki görkemli anma konuşmasını Victor Hugo
kaleme almıştır.
George Sand'ın son yıllarında onunla mektuplaşan ve düşünce
alışverişinde bulunan Gustave Flaubert, Sand'a karşı âdil olmaya
çalışan nadir kişilerden biridir. Rus yazar Ivan Turgenyev'e 1876
Haziran'ında şöyle yazar: "Gömüldüğünde bir çocuk gibi ağladım. Bu çok
değerli insanın içinde ne denli müthiş bir kadınlık duygusu; ve bu
dehanın içinde ne müthiş bir şefkat olduğunu bilmek için onu benim
tanıdığım gibi tanımak gerekir."

Etiketler:
Bilimler
Tarih
George Sand
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editorial Yazar Hakkında:Türkiye Bilim Sitesi
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|