Okunma: 95 kez
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Başuzmanı Dr. Tuncay Özışık, ışık kirliliğinin zararlarına işaret ederek, ''Çocuklar ve gençler, astronominin doğal laboratuvarı olan geceleri, gökyüzünün nasıl bir şey olduğunu bilmiyor'' dedi.
Özışık yaptığı açıklamada, ışık kirliliğinin, "yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış miktarda ve yanlış yönde ışık kullanılması olduğunu" belirterek, bunun en büyük nedeninin, alışılmış ışıklandırma yöntemlerinin hem çevresel hem de ekonomik zararlarının bilinmemesi olduğunu vurguladı.
Işık kirliliği kaynaklarını, "yol, cadde ve sokak aydınlatmaları, park,
bahçe ve spor alanları aydınlatmaları, turistik tesislerin ve binaların
dış cephe aydınlatmaları, reklam panoları, güvenlik amaçlı
aydınlatmalar ve evlerden taşan ışıklar" şeklinde sıralayan Özışık,
"Işık üretilirken kömür, petrol ve su gibi doğal kaynaklar kullanıldığı
için, boşa giden ışık doğal kaynakları da boşa harcamak demektir" diye
konuştu.
Özışık, ışık kirliğinin birçok olumsuz etkilerinin olduğuna dikkat
çekerek, "Yanlış yönde aydınlatma sonucu gökyüzüne kaçan ışık
dolayısıyla gece gökyüzünün parlaklığı artar. Bu da gözlemevlerinde
yapılan astrofizik çalışmaları son derece olumsuz yönde etkiler.
İnsanlar da, şehirlerden gece gökyüzüne baktıklarında artık yıldız
göremiyorlar. Oysa normal bir gecede bin adet yıldız sayabilmeliler.
Çocuklar ve gençler, astronominin doğal laboratuvarı olan geceleri,
gökyüzünün nasıl bir şey olduğunu bilmiyor" dedi.
Canlılar için yeni bir tehlike
Tuncay Özışık, kötü aydınlatmanın devlet bütçesi ve gece gökyüzünü
izlemek isteyenlerin yanı sıra doğal hayata da olumsuz yansımalarının
olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gece, gökyüzünü ve karanlığını kullanarak yaşamlarını düzenleyen
birçok canlı, yeterince karanlık bir gökyüzü bulamamaktadır. Örneğin
gece seyahat eden göçmen kuşlar için ışık kirliliği yeni bir
tehlikedir. Kimi türler milyonlarca kilometre yol kat ederler.
Kısmen takım yıldızlardan yön bulurlarken, gökdelenler, deniz fenerleri
gibi yüksek yapılardan yayılan ışıklar onlar için çekici olur. Bunun
sonucu, kuşlar ya yorulup düşünceye kadar ışık etrafında dönerler ya da
doğrudan binaya çarparlar. Bu şekilde bir gecede binlerce kuşun öldüğü
biliniyor.
Kimi deniz hayvanlarının yuvalama alışkanlıkları da ışık kirliliği
ya da yapay aydınlatma yüzünden tehlikede. Deniz kaplumbağalarının
binlerce yumurtasından çıkan yavrulardan yalnızca birkaçı denize
ulaşabilmektedir. Denize ulaşmak için deniz ile kara arasındaki
aydınlık farkını kullanan kaplumbağalar yapay ışıklandırmalarla karaya
yönelince ölüyorlar."
İnsan sağlığına etkisi
Tuncay Özışık, ışık kirliliğinin insan sağlına da olumsuz etkileri
olduğunu vurgulayarak, insan gözünün çok parlak ve çok zayıf ışık
kaynaklarına ve karanlığa hızlı bir şekilde adapte olabildiğini söyledi.
Ancak son zamanlarda şehirlerde, iş ve eğlence yerlerindeki aşırı
ışık kullanımının, gözün bu yeteneğinde azalmaya sebep olduğunu
belirten Özışık, "Fazla ışıklı ortamlarda özellikle insan gözünün görme
yeteneğinde azalma olduğu biliniyor" dedi.
Özışık, gözü en çok etkileyen ışık kaynağının ani ve parlayan
yüksek güçteki ışık kaynakları olduğunu anlatarak, bunlardan kaçınmak
gerektiğini bildirdi.
Eğlence mekanlarındaki güçlü spotların, flaşların ve lazer ışıklarının
göz sağlığını tehdit edebilecek ışık kaynakları olduğuna işaret eden
Özışık, aşırı ışık kullanılan ortamların gürültü ile birleşmesinin
insanlarda huzursuzluk yarattığını dile getirdi.
Özışık, sözlerine şöyle devam etti:
"Bazı çalışmalar, geceleri aşırı ışıklı ortamlarda çalışan
kadınlarda meme kanseri görülme sıklığında artışlara işaret etmektedir.
Gece ışıklı ortamların çocuklarda uyku bozukluklarına sebep olduğu,
biyolojik ritmlerinde bozulmalara yol açtığı kanıtlanmıştır.
Uzmanlar özellikle çocukların uyudukları odalarda herhangi bir suni
ışık kaynağının kullanılmamasını öneriyor. Çocuğun karanlık kavramını
bilmesi ve yaşamı bir parçası olduğunu öğrenmesi önemlidir."
Önlemlerle yüzde 30 tasarruf sağlanabilir
Işık kirliliğinin son yıllarda Türkiye'nin yanı sıra tüm dünya için
önemli bir problem olduğunu ifade eden Özışık, "doğru armatür
kullanımı, ışıklandırmanın doğru yönde yapılması, klasik ampuller
yerine ekonomik gaz esaslı lambaların tercih edilmesi, aydınlatılması
gereken yerlerin aydınlatılması, evde gerektiği zaman ışık yakılması
gibi önlemlerle", elektrik enerjisinden en az yüzde 30 oranında
tasarruf sağlanabileceğini kaydetti.
Özışık, ışık kirliğinin farkında olan ülkelerin, yerel
yönetimlerini harekete geçirdiğini ve birçok organizasyon, dernek ve
ulusal komiteler kurularak ışık kirliliği ile yasal yollardan
mücadelelere başlandığını, İspanya, Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa
ve ABD'deki birçok eyaletin ışık kirliliğiyle ilgili yasalar
çıkardıklarını söyledi.
Tuncay Özışık, Türkiye'de ise konuyla ilgili olarak şu ana kadar
bir yasal uygulama başlatılamadığını, bir süre önce TUG, İstanbul
Teknik Üniversitesi (İTÜ), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİEİ), Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş
(TEDAŞ), Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ve Karayolları Genel
Müdürlüğü çalışanlarından oluşan bir komite ile "Elektrik Dış
Aydınlatma Yönetmeliği Taslağı"nın hazırlanarak Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı'nın onayına sunulduğunu, ancak bunun halen
yasalaşmadığını bildirdi.

Etiketler:
Haberler
Bilimsel Haberler
Büyüyen tehdit: Işık kirliliği
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |