GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Biyoloji arrow Dünya ve Yaşamın Kökeni Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Haz 26 2008
Dünya ve Yaşamın Kökeni Yazdır E-posta
(0 Oy)



Onur Dogan   
Perşembe, 26 Haziran 2008
Okunma: 464 kez

Bu bölüm,yaşam tarihine genel bir bakış ile başlamaktadır.Daha sonra yaşamın kökeninin yakından inceleyeceğiz.Bu tartışma,yaratıcı olay ile ilgili fosil kanıt olmadığı için,tüm bölümler içerisinde en tartışmaya açık olanıdır.

Bu bölüm,yaşam tarihine genel bir bakış ile başlamaktadır.Daha sonra yaşamın kökeninin yakından inceleyeceğiz.Bu tartışma,yaratıcı olay ile ilgili fosil kanıt olmadığı için,tüm bölümler içerisinde en tartışmaya açık olanıdır.

YAŞAM TARİHİNE GİRİŞ

--Yeryüzünde yaşam 3.5-4.0 milyar yıl önce başladı. -Prokaryotlar,geçmişteki 3.5-2.0 milyar yıllık evrimsel süreçte baskın durumdaydı.
-Oksijen,günümüzden yaklaşık 2.7 milyar yıl önce atmosferde birikmeye başladı.
-Ökaryotik yaşam 2.1 milyar yıl önce başladı. -Çok hücreli ökaryotlar,1.2 milyar yıl önce ortaya çıktı.
-Hayvanlardaki çeşitlilik,erken Kambriyen periyodu boyunca patlarcasına artış gösterdi.
-Bitkiler,mantarlar ve hayvanlar yaklaşık 500 milyon yıl önce karasal ortamlara yerleştiler.

YAŞAMIN KÖKENİ

-İlk hücre,genç dünya üzerinde kimyasal evrim sonucunda ortaya çıkmış olabilir:
-Organik monomerlerin abiyotik olarak sentezi,test edilebilir bir hipotezdir.
-İlkin dünya koşullarının laboratuvarda taklit edilmesiyle organik polimerler üretildi.
-RNA,ilk kalıtsal madde olabilir.
-Protobiyontlar,kendi kendine bir araya gelerek oluşabilir.
-Doğal seçme,kalıtsal bilgi taşıyan protobiyontları saflaştırmış olabilir

ANA CANLI SOYLARI

-Beşli kingdom (alem) sistemi,canlıların çeşitliliği ile ilgili bilgi artışının olduğunu yansıtmaktadır.
-Çeşitlilik gösteren canlıları,daha yüksek taksonlar içerisinde sıraya koyma,devam etmekte olan bir eylemdi .
Alıntı Kaynağı : Campbell-Reece Biyoloji,Altıncı Baskıdan Çeviri,Sayfa 510,Bölüm 26


Etiketler:  



1tür, kök, evrim...
nihat aydın 2008-08-30 16:37:15
Bilim ve Gelecek dergisinin Ocak 2007 tarihli sayısında, Charles Darwin'in yaptığı çalışmaları ve Türlerin Kökeni kitabını öven, bir yazı yayınlandı. Son dönemlerde Darwinizm'e karşı sergilenen ve Yaratılış Gerçeğini açıkça destekleyen somut bilimsel kanıtlar karşısında büyük panik ile yazılmış olduğu belli olan yazıda, Darwin'in Yaratılış Gerçeğine karşı mücadelesi övülüyor ve amatörce yaptığı çalışmalar bilimsel delillermiş gibi gösterilmeye çalışılıyordu. 
 
Bu çabanın sebebi kuşkusuz ki, materyalistler için Darwin'in ve onun ortaya attığı doğal seleksiyon ile evrim teorisinin son derece büyük bir önem taşımasıdır. Çünkü teori materyalistlere, kendilerinin ve tüm canlıların nasıl var olduklarına dair Yaratılış Gerçeği dışında sahte senaryolar üretme imkanı verir. Söz konusu yazıda, teorinin çıkmazları ve imkansızlıklarını itiraf eden sözlere rağmen Darwin'in övülmesinin en büyük nedeni işte budur. 
 
Öncelikle şunu belirtmekte fayda vardır: Darwin'in teorisi 19. yüzyılın ilkel bilimsel ortamında geliştirilmiş hayali spekülasyonlar üzerine kuruludur. O dönemdeki kısıtlı olanaklarla Darwin'in iddialarının geçersizliğini kanıtlamak -her ne kadar akla ve mantığa aykırı gelse de- pek mümkün olmamıştır. 
 
Darwin döneminde, bilim o kadar geriydi ki, canlı hücresi, içi su dolu bir torbadan ibaret sanılıyordu. Dönemin bilim adamları, hücrenin organellerinden ve DNA'dan haberdar değillerdi. Yaşamın, ciltler dolusu ansiklopediyi dolduracak miktarda bilgiye dayandığı bilinmiyordu. Anormal doğan bebekler, annelerinin doğum sırasında kapıldığı korkuların bir sonucu zannediliyordu. Darwin döneminde, bir bölgede toprağın sabanla dövülmesinin, o bölgenin iklimini değiştireceğine inanılıyordu. Uzayı ise, renksiz bir sıvı olan eterin kapladığı zannediliyordu. Birkaç nesil boyunca elleri kesilen kişilerin çocuklarının elsiz doğacağına inanılıyordu. Bu birkaç örnekte bile görüldüğü gibi günümüzde çok iyi bilinen gerçekler hakkında geçmişte çok yanlış iddialarda bulunulabiliyordu. 
 
Darwin döneminde (1859), elektron mikroskobu henüz icad edilmemişti. Elektron mikroskobu bir yana, insanlık henüz buzdolabı (1938), telefon (1876), daktilo (1867) ve hatta tükenmez kalemle (1863) bile tanışmamıştı. Dönemin araştırmacıları, pergel, pusula, termometre ve benzeri basit araçlar kullanarak doğada olup biteni anlamaya çalışıyorlardı. Bunlar evrim teorisinin iddialarının ortaya atıldığı dönemdeki cehaletin boyutlarını görmek açısından oldukça önemlidir. 
 
İşte Darwin, Galapagos adalarını da kapsayan deniz yolculuğuna böylesine ilkel bir ortamda; yaşamın kompleksliği ve genetik kanunlarından tamamen habersiz şekilde çıkmıştı. Burada daha önce görmediği canlıların kaydını tuttuktan sonra evrimsel hayallere dalmıştı. Darwin, yaşamın basit olduğunu iddia etmişti. türlerin çeşitliliğinin mantığını açıklayamamıştı. Açıklayamazdı da, çünkü Darwin'in DNA'dan haberi yoktu. Darwin ne genetik, ne biyomatematik, ne de mikrobiyoloji biliyordu. Darwin, sahip olduğu kısıtlı imkanlar ile canlılardaki benzerliklere dayanarak hayali çıkarımlar yapmıştı. Bu düşüncelerinin bilimselliği hakkında ise "Oldukça iyi biliyorum ki spekülasyonlarım meşru bilimin sınırlarının oldukça ilerisine uzanmıştır" diyerek teorisinin bilimdışı yönlerini kendisinin dahi kabul ettiğini göstermişti. (Scott Gilbert, John Opitz, and Rudolf Raff, "Resynthesizing Evolutionary and Developmental Biology", Developmental Biology 173, Article No. 0032, 1996, s. 361) (Konuyla ilgili detaylı bilgileri buradan okuyabilirsiniz.) 
 
Burada önemle vurgulanması gereken nokta ise şudur: Darwin, teorisini ortaya atarken herhangi bir bilimsel delilden yola çıkmamış ve hipotezini hiçbir bilimsel bulgu ile delillendirmemiştir. Yaptığı çalışmalar yalnızca bazı basit deney, gözlem ve araştırmalardan ibarettir. Bütün bunların sonucunda evrim hipotezini doğrulayacak tek bir delil bile elde edememiştir. Bu çaba Darwin'den sonra da devam etmekte ve Darwinistler, bilimsel delillerle değil çeşitli psikolojik telkinlerle evrim aldatmacasını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Haluk Ertan'ın söz konusu yazısı da bunun örneklerden biridir. 
 
Darwinistlerin yapmaları gereken şey; geçmişi anmak, Darwin'in herhangi bir bilimsel sonuç getirmemiş çalışmalarını yad etmek, evrimi kanıtlanmış bir teoriymiş gibi göklere çıkarmak yerine, iddialarını somut, bilimsel delillerle ortaya koymalarıdır. Eğer hala evrim teorisinin savunuculuğunu yapıyorlarsa, bilim adına beklenen ve yapılması gereken budur. Bunun dışındaki spekülasyonları, 19. yüzyılın köhnemiş bilim anlayışını ısrarla günümüze taşımaya çalışmaları boşunadır. Evrim aldatmacası konusunda tam anlamıyla bilinçlenmiş olan halkımız üzerinde evrimci telkinler artık hiçbir etkiye sahip değildir. Bilim ve Gelecek dergisinin bu gerçeği kabul etmesi ve bu doğrultuda Türk halkına gerçekleri anlatması gerekmektedir. Akla ve sağduyuya en uygun olan budur. 


2tür, kök, evrim
nihat aydın 2008-08-30 16:39:18
bu saçmalıklarda bi görüşü empoze etmek için canlı tutuluyo olabilir...

3Sayın Nihat Aydın
 Turan Okumuş 2008-09-04 06:31:38
Öncelikle 19. yy. bilimini bu kadar küçümseyecek bilgiler veren kaynaklar vardı da onları mı okudunuz? yoksa bu düşünceler sizin dar görüşlülüğünüzün bir yansıması mıdır? orasını bilmem. İnsanlık ortaçağın karanlığından yaklaşık 400 - 500 yıl önce sıyrılmaya başladıktan sonra bilim ve teknoloji o kadar hızlı bir şekilde ilerledi, evreni ve yaşamı kavrayış o kadar çok değişime uğradı ki; 19. yy. da Darwin gibi bir büyük bir insan, yaşamın ortaya çıkışına ilişkin bir gerçeği gösterebildi.  
 
Günümüzün gelişmiş teknolojisi Darwin'in haklı olduğunu ortaya koydu. Darwin'in yaşadığı dönemin teknolojisi günümüzünkinden geri olmasına rağmen Darwin'in bu büyük buluşu O'nun gerçekten ne kadar büyük bir insan olduğunu gösterir. Darwin bugün yaşasaydı acaba neler olurdu. Galileo, Hubble uzay teleskobundan evrene baksaydı neler hissederdi acaba... 
 
Unutmamak gerekir ki; insanlık, bilim ve teknoloji, uygarlık ilk ortaya çıktığı zamandan beri nesilden nesile aktarılarak ve katlanarak ilerlemektedir. Her nesil bir önceki neslin devamı, her bilimsel buluş ve kavrayış bir önceki neslin kavrayışlarının bir sonucudur. Yaradılış teorisi artık çok eskide kaldı. Çünkü o zamanlar evrim gerçeğini anlayacak kavrayış düzeyine gelmemişti insanoğlu.  
 
Bugün insanlık çok büyük bir geçiş dönemini yaşamaktadır. Bir yandan hızla ilerleyen bilim ve teknoloji, bir yandan eskinin bağnaz hikayelerine hapsolmuş beyinler. İnsanlığın yaşadığı bu büyük ikilem ve yakın geçmişteki değişim ve gelişim, evrimin en büyük kanıtıdır bence. 
 
İnsanoğlu, beynine yerleşmiş parazitlerden kurtulduğu zaman, bilimle bir düşmanlığı kalmayacak... 
 


Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

Onur Dogan

Yazar Hakkında:
Sigmund Freud,evrimin insan yaşamı ve düşüncesi üzerine geri dönüşü olmayan etkisni şöyle ifade etmiştir: Zamanın akışı içinde insanlık,bilimin elinden gelen darbelerle iki kez,naif öz sevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır.Birincisi Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığı,akıl almaz büyüklükte bir dünyalar sistemi içinde bir nokta olduğunu anladığında.(...)İkincisi,biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp soykütüğünü hayvanlar alemine düşürdüğünde. Bu düşüşün bilincinde olmamızın,kırılgan dünyamızın sürekliliği için en büyük umudumuz olduğuna inanıyorum.Umalım ki "yaşamın bu görünüşü" ikinci yüzyılında çiçeklensin ve -bizler Hardy'nin tarlaları ve ağaçları gibi burada ne işimiz olduğunu merak etmeyi sürdürürken-bilimsel aklın sınırlarını ve verdiği dersleri anlamamıza yardımcı olsun. STEPHAN JAY GOULD - Darwin ve sonrası -DOĞA TARİHİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Yazar Şuan Çevirim İçi
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim